“İklim davaları çoğalıyor, mahkemeler yaptırımları artırıyor”

Dünyanın farklı yerlerinden altı iklim davasını temsil eden davacı, avukat ve kampanyacılar, hükümetlerin iklim değişikliğini durdurması için acil emisyon azaltımını amaçlayan yasal girişimleri görüşmek üzere Polonya’nın Katowice şehrinde devam eden Birleşmiş Milletler İklim Müzakereleri’ne (COP24) katıldı.

İklim davalarının görüldüğü ülkeler arasında Hollanda, Almanya, Kanada, İrlanda, Kolombiya, ABD ve İsviçre bulunuyor. Avrupa Birliği’nden 9 ailenin ve Fiji’nin de AB’ye açtığı bir dava var.

Urgenda davası iklim davaları açısından bir emsal oluşturdu

Bu davaların arasında, 2015’te Hollanda hükümetine açılan ve mahkemenin Hollanda’nın 2020’ye kadar emisyonlarını önemli oranda azaltmasına karar verdiği ve bir dönüm noktası niteliğindeki Urgenda davasında, Hollanda hükümeti kararı temyize götürmüştü. Ekim ayında hükümetin temyiz davasını kaybetmesiyle birlikte, Urgenda davası iklim davaları açısından çok önemli bir emsal oluşturdu.

Ekim ayında Almanya’da üç aile, Almanya’nın ulusal 2020 iklim koruma hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli önlemleri almayarak yaşam, sağlık, mal varlığı edinme ve meslek seçme özgülüğü konularında anayasal haklarını ihlal ettiği iddiasıyla hükümete dava açtı.

Kanada’da bir grup genç, hükümetlerinin daha iddialı bir emisyon azaltım hedefini uygulamaya geçirmeyerek ve mevcut zayıf hedefi gerçekleştirmek için gerekli adımları bile atmayarak, nesillerinin temel haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yasal işlem başlattı.

Mayıs ayında Avrupa Birliği’nden 9 aile ve Fiji, AB’nin 2030 emisyon azaltım hedeflerinin yaşam, sağlık, meslek seçme ve mal varlığı edinme hakları dahil olmak üzere temel haklarını ihlal ettiği iddiasıyla AB’ye dava açtı.

Kolombiya’da ise bir grup genç Nisan ayında Kolombiya hükümetine karşı çok önemli bir iklim davasını kazandı ve Yüksek Mahkeme hükümetin Kolombiya Amazon bölgesi için bir nesiller arası anlaşma hazırlamasına karar verdi.

Sırada hangi davalar var?

Ocak 2019’da Friends of the Irish Environment tarafından İrlanda’nın Ulusal İklim Değişikliğiyle Mücadele Planı’nın meşruluğu konusunda İrlanda hükümetine açılan dava Dublin Yüksek Mahkemesi’nde görülecek.

ABD hükümetine karşı kapsamlı “iklim tedbirleri” talep eden 21 genç tarafından açılan ve simgesel önem taşıyan dava ise, Trump yönetiminden kaynaklanan birçok ertelemenin ardından, nihayet görülmeye başlanabilecek.

39 binden fazla Belçika vatandaşı tarafından açılan iklim davasında ise, Belçika hükümetinin uzun süredir beklenen savunmasını nihayet yapması bekleniyor.

2019 yılında ayrıca, binden fazla İsviçreli kadın tarafından İsviçre’nin ulusal iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki yeterliliğinin sorgulandığı davada karar çıkması bekleniyor.

Ne dediler?

Urgenda Direktörü Marjan Minnesma:

 “9 Ekim’de elde ettiğimiz zafer, Hollanda hükümetinin dünyaya bu kadar ilham ve umut vermiş bir davaya karşı mücadele vermek yerine, iklim değişikliğine karşı eyleme geçilmesi konusuna odaklanması gerektiğini kanıtlıyor. IPCC Özel 1,5°C Raporu, emisyon azaltımı için çok daha acil şekilde harekete geçmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Hollanda hükümeti, düşük rakımlı bir ülke olarak Hollanda’nın iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin başında geldiğini biliyor. Kendi kamu kurumlarımız en kötü senaryoda bu yüzyılın sonuna kadar deniz seviyelerinin 2,5-3 metre yükselebileceği sonucuna vardı. Üst mahkemenin kararı tüm hükümetlere bir uyarı niteliğinde. Hükümetler hemen harekete geçmelidir, aksi takdirde olacaklardan sorumlu tutulacaklar.”


ABD hükümetine karşı açılan davada davacı Vic Barrett:

“Hükümetim gelecek nesillere karşı sorumluluk almayı reddetti ve üç yıldır bu davadan kaçmaya çalışıyor. Dava başladığında 16 yaşındaydım. Hükümet, kanıtların sunulmasını engellemek için sıkı önlemler aldı. Bu davanın iki kere Yüksek Mahkeme’ye dört kere de Temyiz Mahkemesi’ne taşınması da prosedür açısından ABD’de bir ilktir. Özgür, cesur ve güçlü olmakla övünen bu ülke, gerçeklerle kuşanmış bir grup genç insandan kaçıyor.”

EnvironmentJEUnesse Genel Direktörü Catherine Gaultier:

“İklim değişikliği bir gerçek ve şimdiden etkilerini hissetmeye başladık. Aynı sonucu işaret eden çok sayıdaki bilimsel çalışmanın aksine, Kanada hükümeti iklim değişikliğine karşı harekete geçme sorumluluğunu yerine getirmiyor. Kanada, yeşil dönüşümü hızlandırmak yerine petrol şirketlerine teşvik sağlıyor ve bizim adımıza bir boru hattı satın alıyor.”

Dünyada mahkemeye taşınan iklim davaları sayısının binin üzerinden olduğu tahmin ediliyor. Mahkemeler emisyon azaltımları konusunda her gün daha fazla yaptırım uygulamaya devam ederken, 2019 yılında da bu tür davalarının artması bekleniyor.

Fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkileriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı iklim değişikliğine yol açıyor. ( Yeşil Gazete)

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.