Dersim Katliamı tanığı Emoş Bakıray katliamla yüzleşilmesini istiyor

Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin yıl dönümünde anıldı. Katliamın son tanıklarından Emoş Bakıray devletin katliamla yüzleşmesini istiyor.

Dersim Katliamının hayatta kalan sayılı tanıklarından Emoş Bakıray, ilerleyen yaşına rağmen yaşananların sürekli aklında olduğunu belirterek, “Katliamı kemiklerime kadar hissediyorum. Ölmeden önce son isteğim ve talebim, devletin Dersim Katliamı ile yüzleşmesidir” dedi.

Evrensel’de yer alan haberde, 1937-38 yıllarında Dersim coğrafyasında yaşanan acıların üzerinden 81 yıl geçmesine rağmen yaşananlar hala unutulmazken, katliama ilişkin devlet nezdinde bugüne kadar bir soruşturma yürütülmedi. Katliamda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin nerede olduğu bilinmezken, katliamın tanıkları da yıllar içinde yaşları itibariyle bir bir yaşamını yitirdi. Katliamın hayatta kalan sayılı tanıklardan olan 96 yaşındaki Emoş Bakıray, katliam sırasında 15 yaşındaydı. Ailesi ile birlikte Dersim merkeze bağlı Turişmek köyü Robaik mezrasında yaşayan Bakıray, anne, baba ve kız kardeşi ile mağaralara sığınarak katliamdan kurtulabildi. Şu anki ismi Meytan olan köyde kızı ile birlikte oturan Bakıray, yaşamı boyunca kentte yapılan tüm eylem ve etkinliklerin en ön safralarında yerini alarak o dönem yaşananlarla yüzleşilmesini talep etti. Bakıray, son 2 yıldır sağlık sorunları nedeniyle köyünden çıkamıyor.

Dersim Katliamını anlattığında etkisinde kaldığı için kızı röportaj vermesi taraftarı olmasa da Emoş Bakıray, Mezopotamya Ajansından Semra Turan’a konuşarak, “Anlatacaklarım bir gün sözlü tarih olacak. Ölmeden önce son bildiklerimi anlatayım” diyerek, çocuğuna karşı çıktı.

Bakıray, şunları anlattı: “1937’de 15 yaşındaydım. Bizim köyde 80’e yakın hane vardı. askerler katliam öncesi köyümüze gelerek silahlarımızı istiyorlardı. Bu dağ başlarında ne yapıyorsunuz? Sizleri daha güzel yerlere götüreceğiz diyerek, aslında katliam hazırlıklarını yapıyorlardı. O dönemde bizim tarafta 12 aşiret silahların toplanılması ve devlete verilmesi için halka çağrılar yaptı. Halk çağrılara uyarak silahlarını devlete verdi. Silahlar verilir verilmez, birçok bölgeden yüzlerce insanı toplayıp, Robaik de bulunan beyaz dağa götürüp birbirine bağlayarak çoluk çocuk katlettiler. Kadınlar askerler tarafından tecavüz edilerek katlediliyordu. Ancak ismini hatırlamadığım bir kadın, güçlü olmasından kaynaklı karşı çıktı. Ona da önce tecavüz ediliyor, daha sonra çırıl çıplak edilerek ağaca bağlıyorlar. Kadın açlıktan ve susuzluktan ölüyor. O katliamdan sonra kimse teslim olmadı ve mağaralara sığındı. Biz de aylarca mağaralarda yaşadık. Öylece kurtulduk.”

O dönem bir diğer katliamın Laç Deresi’nde yapıldığını belirten Bakıray “400’e yakın insan oradaki mağaralarda gizleniyordu. Devlet oraya giremediği için önce oradakilerle görüşmeler sağladı. Mağaradakileri temsilen ilk olarak bir kişi gönderildi. Ancak o bir kişi aradan geçen günlere rağmen bir daha geri gelmedi. Ardından mağaralara zehirli bombalar atılarak, oradaki bütün insanlar katledildi. Daha sonra da aynı yöntemi Kutudere bölgesinde uyguladılar. Deman ve Haydaran aşiretleri orada gizleniyordu. Orada bulunan herkesi de kıyımdan geçirdiler.”

Yaşananları “insanlık dışı” ve “vahşet” olarak tanımlayan Bakıray, “Dersim Katliamı gece gündüz aklımda, katliamı kemiklerime kadar hissediyorum. Ölmeden önce son isteğim ve talebim, devletin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi, hesap vermesidir. Topraklarımızda barışı görmek tek dileğimdir.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.