“Türkiyeyi geriye götüren faktörler: Kurumsal yapı ve teknoloji”

Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl ülkelerdeki iş insanları ve uzmanlara dayanarak hazırladığı Küresel Rekabet Raporu (The Global Competitiveness Report) 2018 sayısı geçtiğimiz ay yayınlandı.

 

Türkiye, “Küresel Rekabet Endeksi”nde 137 ülke içinde 53. sırada kendine yer bulabilirken iken İsviçre ve ABD uzun yıllardır olduğu gibi başı çekmeye devam ediyor.

Çin ise rekabetçilik sıralamasında üst lige tırmanmaya devam ediyor.

Kaynak: Global Competitiveness Index Dataset 2008-2018

2013 yılında en rekabetçi 43. ülke olan Türkiye bu yıldan sonra irtifa kaybedip 2018’de 53. sıraya gerilerken, adı ucuz ve kalitesiz işçilikle beraber anılan Çin en rekabetçi 27. ülke olmayı başarmış.

Küresel rekabet sıralaması, ekonomik büyümenin ne derece sağlıklı bir patikada izlediğinin bir göstergesi olarak alınıyor. Listede üst sıralara çıkmak ülkelerin daha yüksek katma değerli ürünlerle daha yüksek ve sürdürülebilir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ediyor. Ekonomi büyürken küresel rekabet sıralamasındaki düşüş ise “hormonlu büyüme” olarak tabir edilen duruma karşılık geliyor.

Rapor, sıralamadaki değişimlerin kaynağı olarak kurumsal yapı, eğitim, teknolojik hazırlık, iş yapma becerisi gibi 12 saç ayağı tanımlanmış. Rekabet sıralaması da bu faktörlerin ağırlıklı ortalaması olarak belirleniyor. Kimi faktörler sıralamayı yukarı çekerken kimileri ise düşürüyor.

2018 yılında Türkiye’nin rekabet endeksinde sıralamasını yükseltmiş faktörler ve onların sıralaması şu şekilde: makroekonomik ortam (50); yüksek eğitim (48); pazar büyüklüğü (10).

Türkiyeyi sıralamada geriye düşüren faktörler ve sıralamaları ise şu şekilde gerçekleşiyor: emek piyasaları verimliliği (127); finansal piyasaların gelişmişliği (80); kurumsal yapının niteliği (71); iş yapma sofistikasyonu (67) ve inovasyon (69).

80 milyonluk bir iç pazara sahip olan Türkiye haliyle pazar büyüklüğü açısından avantajlı bir konuma sahip ve en iyi 10. ülke durumunda. Ne var ki, sıralamada Türkiye’yi geriye götüren faktörlerin kurumsal yapı ve teknoloji başlıklarında yoğunlaştığı göze çarpıyor.

Bu durum raporda ‘yükselen piyasalar arasında yer alan Brezilya ve Türkiye 2000’li yıllarda yüksek potansiyele sahip ülke görünümüne sahipken 2013 sonrası dönemde bu konumlarını hızla kaybederken Çin, Hindistan ve Endonezya ilerlemeye devam ediyor’ şeklinde özetleniyor.

Rapor, ülkelerin küresel piyasada rekabet ettikleri ürünlerin niteliklerine de ışık tutuyor.

Iphone gibi başkaları tarafından taklit edilmesi çok zor ürünlerle mi yoksa çimento gibi hemen her ülkenin kolayca üretebileceği ürünler mi küresel piyasada ülkelerin kendine yer buldukları ‘nitelikli rekabet gücü’ başlıklı gösterge ile ölçülüyor ve ülkeler sıralanıyor.

 

Kaynak: Global Competitiveness Index Dataset 2008-2018

Küresel piyasalara benzersiz ürün ihraç edebilen ülkeler haliyle daha az rekabetle karşılaşıyor, ürünlerini daha yüksek fiyatlara satabiliyor. Buna karşın, harcı-alem ürün ihracat edenler ise sayıları her geçen yıl artan rakiplerle mücadele etmek, yerlerini korumak için çeşitli tavizler vermek zorunda kalıyorlar. İlk grup ülkede ekonomik büyüme kalkınmayı da beraberinde getirirken, düşük katma-değerli ülkelerde ise ekonomik büyüme ancak maliyetleri (çevre ve emek standartlarının getirdiği maliyetleri) ve demokratik kazanımları düşürerek sağlanabiliyor. Yani ekonomik büyüme insan ve doğa hakları pahasına gerçekleşebiliyor.

Türkiye, 2009 yılından bu yana rekabet gücündeki nitelik düzeyini hızla kaybederken aynı dönemde Çin küresel piyasalarda rekabet ettiği ürünlerin teknoloji içeriğini (yani benzersizliğini) yükseltmeyi başarıyor.

Bunun en acı sonucu ülkeyi bir üst lige taşıması beklenen nitelikli iş gücünün çalışmak için başka ülkelere yönelmesi yani beyin göçü olarak ortaya çıkıyor. Ülkelerin nitelikli iş gücüne dair performansları raporda iki gösterge ile ölçülüyor, varolan yerli nitelikli iş gücünü ülkede tutma ve dışarıdan çekebilme kapasitesi.

Türkiye nitelikli iş gücünü ülkede tutma üzerinden yapılan sıralamada 2014’te 78. sırada iken 2018’de 83. sıraya gerilemiş. Aynı dönemde Çin 31.sıradan az bir düşüşle 34. sıraya inmiş. Yurt dışından nitelikli iş gücü çekebilme kapasite üstünden yapılan sıralama da ise Çin 2014’te en iyi 26. ülke iken 2018’de iyi bir performans göstererek 23. sıraya kadar yükselmiş. Aynı dönemde Türkiye’nin gösterdiği performans ise 89.’luktan 2018’de 103. sıraya düşmek olmuş.

Uzmanlar, yüksek katma-değerli ürün üretemeyen ülkelerin büyümelerini sürdürülebilir kılamayacaklarını belirtiyor. Yüksek katma-değerli, teknoloji düzeyi yüksek üretimin gerektirdiği insan gücü ve ARGE içinse yüksek demokrasi standardı, insan haklarına saygılı bir yönetim ve nitelikli bir kurumsal yapı gibi makro faktörlerin belirleyici olduğunun altını çiziyorlar.

Kaynak: Global Competitiveness Index Dataset 2008-2018

Teknoloji üreten sermaye ve iş gücü için bu faktörlerin ekmek/su kadar elzem olduğu vurgulanıyor.

Siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar bu kaynakların başka ülkelere kaçmasına sebep oluyor ve ülkelerin geleceğini karartıyor.

Türkiye 2018 itibariyle kurumsal kalite sıralamasında halen 70’li sıralarda yalpalarken, Çin istikrarlı biçimde kurumsal yapısının niteliğini yükseltmeye devam ediyor.

Yorumlar

yorumlar

Post source : (Yeşil Gazete)

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.