Kılıçdaroğlu: Bir yabancı gazeteciyi bile koruyamıyorsun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu konuşmasında kayıp Suudi gazeteciyi hatırlatarak “Bir ülke düşünün kendi ülkesinde yaşayanların can güvenliği yok yabancıların da yok. Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na gidiyor gazeteci. Gidiş o gidiş. Bir gazeteciyi sen koruyamıyorsan Türkiye Cumhuriyeti devletinden söz edilebilir mi?” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan kısımlar şu şekilde: “Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili kanun teklifini verdik. İlgili komisyonun olağanüstü toplanmasını istedik. Ak, kara her şey ortaya çıkacak. Emeklilikte yaşa takılanlar yüz binleri buldu. Hangi parti samimiyse göreceksiniz.

Siyaset niye vardır? Ülkeyi kalkındırmak için siyaset yaparız. Büyütmek için yaparız. Evde, mahallede, sokakta huzur olsun diye yaparız. Zamanı gelir eleştirir, destek oluruz. Amacımız daha saygın bir Türkiyeyi inşa etmektir. Bir memlekette adalet varsa orada barış da vardır. Gencecik çocukları hapse atıyorsanız orada adalet yoktur. Avukatı bile neden böyle savunma yapıyorsun diye hapse attılar. Tam bir zorba devlet. Yaptıklarının farkına varıp sabaha karşı serbest bıraktılar.

Bir ülke düşünün avukatı, gazetecileri, gencecik çocukları, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri, akademisyenleri hapiste. Türkiye’de bir dikta yönetimi vardır. Dikta yönetiminin başındaki zat Saray’da oturmaktadır.

Harp Okulu öğrencilerine ‘terör saldırısı var’ diyerek 14 Temmuz’da binin otobüse deniyor. İstanbul’a geldikten sonra müebbet hapse mahkum ediliyor. Komutanlar gelip şahit olarak ifade versinler diyorlar. Hiçbir komutan gelmiyor. Gencecik çocuklar ömür boyu hapse mahkum ediliyor.

‘Bir üst emir vermişse yorum getiremezsin’ askerlikte kural budur. Bir emri alırken mırıldanmak ceza gerektirir diyor. Komutanlar dışarıda öğrenciler içeride bunun hukukla alakası var mı? Öğrenci bunlar.

Darbecilerin yakınları Büyükelçi, Genel Başkan, TBMM’de üst görevlerde, komutan. Bu öğrencilerin paraları yok bunlar gariban. Yoksul Anadolu çocukları bunlar. Bunlara adalet adına biz sahip çıkıyoruz. Hak Hukuk Adalet adına biz sahip çıkıyoruz.

Bir ülke düşünün kendi ülkesinde yaşayanların can güvenliği yok yabancıların da yok. Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na gidiyor gazeteci. Gidiş o gidiş. Bir gazeteciyi sen koruyamıyorsan Türkiye Cumhuriyeti devletinden söz edilebilir mi? Cemal Kaşıkçı’nın akıbetini kimse bilmiyor. Öldürüldüğü konusunda kesin rivayetler var deniyor. Başkonsolosluğa gidiş fotoğrafını yabancı bir ajans servis ediyor.

‘Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı’ diyorlar ya 16 yıldır iktidarda. Ne zaman yalan söylediğini ispat etsem ‘Eyy Kılıçdaroğlu sen SSK’yı batırdın’ der. Sen 16 yıldır neden düzeltemiyorsun?

Kızılcahamam’da bir toplantı. Erdoğan ‘özel sektörümüzün bu krizi fırsata çevireceğine inanıyorum’ diyor. 18 dakika sonra aynı Erdoğan aynı salonda ‘Türkiye’de ekonomik kriz yok, manipülasyon var. Fırıldak bile bu kadar hızlı dönemez. Manipülasyon varsa sen Saray’da pişbirik mi oynuyorsun?

Kriz yokmuş. Burası doğru. Saray’da kriz yok. Soruyordur; Ejder meyvesi? Var efendim. Badem sütü? o da var efendim. Saray’da kriz yok. Erdoğan vatandaşın mutfağını biliyor mu? Hayır bilmiyor. Benim saygı duyduğum Erdoğan seçimi kazandıktan sonra Keçiören’de mütevazı daireye oturan Erdoğandır. Saygı duymadığım Saray’da oturandır.

8 ayda milyoner sayısı 53 bin 439 kişi artmış. Krizi fırsata çevirmişler. Doğrudur. Kim bunlar? Emekçi mi, işçi mi? Tefeciler, rantiyeciler ve stokçular.

‘Dış güçler ezanımıza bayrağımıza saldıranlardır’ diyor. Sen gittin McKinsey ile masaya oturdun, anlaşma yaptın. Sen bunlarla neden anlaşma yaptın dedim. Ben busoruyu sordum cevabını bir köşe yazarından aldım. Benim bildiğim gazeteci o sorunun cevabını merak eder. Soruların yanıtlanmasını engellemeye çalışıyorlar. Kızılcahamam’da Erdoğan konuşuyor. ‘Bu zat ekonomi yönetimimize hizmet vermek üzere ücretiyle tutulmuş bir danışmanlık firması üzerinden sorduğu sorularla bizi güya sorularla köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Geçen gün bakan arkadaşlarıma söyledim bunlardan fikri danışmanlık hizmeti almayacaksınız, biz bize yeteriz dedi. Demek ki 10 soru hedefini buldu. Bilal’in oku değil bizim okumuz. Türkiye Cumhuriyeti ve 16 bakanlığını Amerika şirketine teslim edecekti.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.