Hükumetler imzaladıkları antlaşmanın gereğini yapmıyor

OECD, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ortak bir rapor hazırlayıp geçen hafta dünya kamuoyuna sundular.  Bunda ülke yönetimlerini suçluyorlar.  2015’teki Paris Çevre Konferansında 180 ülke yaşamakta olduğumuz çevre krizine karşı bir antlaşma imzalamışlardı.  Bunun ilk adımı, etken strateji planı hazırlayıp hızla ilan etmekti.  Bu yükümlülüğü şimdiye kadar yalnızca 9 ülke yerine getirmiş.

Bu strateji planlarının ülkelerin, kendi sınırları içinde, sera gazı salımını nasıl, hangi yöntemlerle ve ne zaman azaltacaklarını yansıtması gerekiyordu.  Planlar kısa süre içinde hazırlanıp Birleşmiş Milletlere sunulacaktı.

Gözlemciler, raporun ortaya serdiği genel umursamazlığı eski Yunan trajedisi seyretmeye benzetiyorlar: “Sahnede sergilenecek ağır dramı önceden çok iyi biliyoruz; ama gelip, oturup sakin sakin izliyoruz.  Aslında sahnede olan ve trajediyi yaşayan bizleriz.”

Rapor umursamazlığın başka bir boyutunu da sergiliyor: Ülkeler her yıl toplamı 500 milyar dolara varan bir parasal kaynağı petrolü, kömürü ve gazı desteklemeye harcıyorlar.  Ayrıca fosil kaynaklı enerjinin sağladığı gelirleri azaltmaya çoğu ülke yanaşmıyor.  Dolayısıyla düşük karbon üretecek bir topluma yönelme görülmüyor.  OECD’nin genel sekreteri Angel Gurria, “Bu gidişle küresel ısınmayı 2 derece ile sınırlama hedefini gerçekleştirmek mümkün olamayacak.” diyor.

Şu anda dünyanın çeşitli yerlerinde inşa edilmeye devam edilen ya da planlanan enerji tesisleri karbon salımını neredeyse iki katına çıkarma durumunda.  Buna karşılık yeşil yatırımlara yönelik güçlü bir çaba da fazla görülmüyor.  Oysa bu yeni politika ekonomik sıkıntı yaratma yerine, gelişmeyi açık biçimde pompalayacak nitelik taşıyor.  Öte yandan iklim değişiminin neden olduğu deniz yükselmesi, fırtınalar, kuraklık, orman yangınları, su baskınları, alışılmadık iklim koşulları gibi olayların yaratmakta olduğu ekonomik zararların aşırı yükünü de unutmamak gerekiyor.

Bu rapor geçtiğimiz hafta sonu Güney Kore’de toplanan IPCC (Uluslararası İklim Değişimi Paneli) için hazırlanmıştı.  Bu panel belli sürelerde oluşan çok önemli bir çalışmadır.  İklim değişimi ve küresel ısınma konusunda politikalar oluşturmaya yetkiyle destek veren, yol gösteren temel oluşum.

Bu seferki 5 günlük dev toplantıdaki çalışmaları 44 ülkeden 94 uzman yönetti ve son özet raporu hazırladı.  Bilimsel veriler ise 133 bilginden geldi.  Bunlar katkılarında 6.000 araştırmaya gönderme yaptılar.

Panel çalışmaları sonunda IPCC’nin dünya kamuoyuna ve ülke yönetimlerine sunduğu nihai rapor alarm zillerini daha da kuvvetle çalıyor.  Bunda küresel ısınmayı mutlaka 1,5 dereceyle sınırlamak gerektiğine vurgu yapılıyor.  Daha ötesinin ağır yükü üzerinde ısrarla duruluyor.  Bu hedefe varabilmek için daha hâlâ zaman olduğu da belirtiliyor.  Ancak zaman hayli sınırlıdır.

Ancak bazı ülkelerde Paris antlaşmasının öngördüğü hedefleri elinin tersiyle iten ve tam anlamıyla ters bir yönde ilerlemeyi tercih eden politikacılar işbaşında görülüyor.  ABD’de Trump gibi.  Ya da Brezilya’da başkanlığı kazanacağı kesinleşen aşırı sağcı politikacının Amazon ormanlarını endüstriye açma niyeti gibi.

Paris antlaşması ısınmayı 2 dereceyle sınırlama hedefini saptamıştı.  Bununla birlikte 1,5 derece yolunda çaba gösterilmesinden de bir iyi niyet olarak söz etmişti.  IPCC, ilk bakışta çok ufak bir fark taşıyor gibi duran bu iki hedefin arasında yaşamsal bakımdan çarpıcı farklılık olduğunu saptamış.  Örneğin, 1,5 derecenin aşılması halinde milyonlarca kişinin arazisini sulamak bir yana, içme suyu bile bulamayacağını belirtiyor.  Böyle bir gelişmenin iç savaşlara, ülkeler arası kanlı çatışmalara, milyonlarca kişinin bir yerden başkasına göç etmesine neden olacağı aşikâr.

IPCC beklemeden, gecikmeden yapılması gerekenlere de işaret ediyor.  Dev ağaçlandırma projeleri gibi…  Elektrik temelli ulaşıma geçmek gibi…  Karbon yakalama ve yok etme teknolojilerine ciddi yatırım yapmak gibi…

Uzmanlar bilimsel açıdan yapılması gerekenleri uygulamaya koymanın tamamen mümkün olduğunu, bilimin bu olanağı eksiksiz sunduğunu belirtiyorlar.  Ancak, ekliyorlar, bundan sonrası politik sisteme, o yapının isteğine ve tercihine kalmıştır.

İşaret etmek gerekir ki, binlerce bilim insanının çizdiği tabloya göre, şu andaki rahat ve umursamaz gidiş insanlığı 3 dereceye doğru sürüklemektedir.  Bu bakımdan ciddi ve ivedi bir atılım söz konusudur.

OECD’nin raporuna buradan ulaşılabilir.  IPCC raporu ise şurada.

Atila Alpöge, Ekogazete, 8.10.2018 / Yararlanılan kaynaklar: Jonathan Watts, The Guardian, 8.10.2018 – Frédéric Joignot, Le Monde, 6.10.2018

Yorumlar

yorumlar

Post source : https://ekogazete.wordpress.com/2018/10/08/hukumetler-imzaladiklari-antlasmanin-geregini-yapmiyor/

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.