Queer Sinema rehberi

Bugünlerde “queer”in sinemadaki yerini merak ediyorsanız, geçmişe baksanız iyi olur. 1992 yılında Village Voice’da yazan film eleştirmeni B. Ruby Rich queer yönetmenlerin çektiği vahşi, provokatif, seksi filmlere Yeni Queer Sinema adını verdi. Bu tanım tuttu ve film tarihçileri ile queer kuramcılar tarafından nihayetinde biçemsel olarak deneysel, zengin ve hepsinden öte cüretkar olan bir hareketi adlandıracak şekilde genişletildi. Yeni Queer Sinema, tarihsel açıdan AIDS krizine ve ondan çıkan aktivizm ile topluluğa ayrılmaz şekilde bağlıydı; filmler kıyıda köşede kalmış kişiler tarafından, kıyıda köşede kalmış kişiler için yapıldı. Fakat bu filmlerin ciddi ve karamsar olduğunu söylemek tam bir yanlış anlama olacaktır: Bu filmler genellikle eğlenceli, zeki ve inanılmayacak kadar canlıdır.

Şimdi ise bu filmlerin bazılarına erişmek güç. Birçoğu kütüphane kartıyla ücretsiz izleyebileceğiniz (!) Kanopy’de ya da Fandor ve FilmStruck gibi diğer abonelik merkezli ufak ve özel bir kitleye hitap eden streaming sitelerde mevcut. Bir kısmını iTunes, Amazon ve Google Play aracılığıyla satın alabilirsiniz. (Denenmiş-ve-gerçek “Google’da aratma” yöntemine de başvurabilir ve başka yayınlar da bulabilirsiniz.) Aşağıda yer alan YQS listesi kesinlikle kapsamlı değildir, bunu yeni başlayanlar için queer sinemanın geniş dünyasına açılan bir rehber olarak düşünün.

Born in Flames (1983), Lizzie Borden

Kanopy, Fandor’da izlenebilir

Queer sinema patlamasından önce, Lizzie Borden’ın Born in Flames’i vardı. Radikal, bağımsız bir film olan yapım Sosyal Demokrat Kurtuluş Savaşı’ndan on yıl sonra feminist bir isyan meydana geldiğinde devrim içindeki devrimi tahayyül ediyordu. Olay örgüsünün katalizörü, siyahi bir feminist liderin polis gözaltısında ölmesinin çeşitli feminist grupları harekete geçirmesiyle başlar. 70,000$ bütçe ile çekilen film radyo propagandasından Afrofütürizm izlerine birtakım çağdaş yansımalarla birlikte brikolaj gibidir.  (İlginç gerçek: filmde Kathryn Bigelow da var!)

Mala Noche (1986), Gus Van Sant

Kanopy, FilmStruck’da izlenebilir

Gus Van Sant daha sonra Harvey Milk’in yaşamı ve suikaste kurban gitmesini anlatan Milk gibi önemli uzun metrajlı filmler çekecekti, fakat ilk uzun metrajı Mala Noche Walt adında genç, beyaz bir market çalışanının gözlerinden tutkuyu ve onun Johnny adındaki genç bir kaçak göçmene olan saplantısını keşfe çıkıyordu. 16 mm film üzerine siyah beyaz çekilen film erkek fahişeler, kanunsuzluk ve sınıf dahil olak üzere izleyicilerin My Own Private Idaho’da işlendiğini göreceği Van Sant’ın erken dönem takıntılarının çoğunu içermektedir.

Chinese Characters (1986), Richard Fung

Richard Fung sevimli Sea in the Blood (2000) ile Steam Clean (1990) adında Gey Erkeklerin Sağlık Krizi üzerinden korunmalı seks için büyüleyici bir kamu spotu dahil olmak üzere gey tutku ve AIDS hakkında birkaç video daha çekecekti, fakat bu erken dönem video beyaz erkeklerin pornografik görüntüleriyle aracılık edilen gey tutkunun doğası hakkında halen vurucu sorular sormakta. Video, porno izleyen gey bir Asyalı erkek olmanın gerilimlerini keşfe çıkmak için belgesel ile performans sanatı ve arşiv görüntülerini harmanlayarak türe meydan okur.

Looking for Langston (1989), Isaac Julien

Isaac Julien, Yeni Queer Sinema’nın zirveye çıktığı dönemde Young Soul Rebels (1991) adında daha ticari bir film yapacaktı ama bu kısa film – Langston Hughes’un yaşamına ve eserlerine övgü – güzel ve hayat dolu bir ağıt niteliğindedir. Julien, Harlem Rönesansı’ndaki Hughes’dan başlayarak James Baldwin ile Essex Hemphill’den Hilton Als ve çağdaşlarına kendisi için queer siyahi atalardan bir soy oluşturur. Film, aktardığı şiir gibi bakışla ve çeşitli gözlerin siyahi erkek bedenini nasıl gördüğüyle  oynayarak ilerler.

Tongues Untied (1989), Marlon Riggs

Kanopy’de izlenebilir.

Marlon Riggs’in deneysel filminin merkezinde tutkunun politik bir edim olup olmadığı sorusu yer alır. Yazar Joseph Beam’in “Siyahi adamların siyahi adamları sevmesi devrimci bir edimdir,” sözünden yola çıkan Riggs, queer siyahi kişilerden oluşan bir topluluk bulmak için diğer siyahi kişilerin homofobisi ve ardından gey camiada ırkçılığa dair kendi yolculuğundan bol bol faydalanır. Film boyunca serpiştirilmiş, bir BGA (Black Gay Activist = Siyahi Gey Aktivist) aradığı çöpçatanlık yardım hattı gibi oyunbaz interlüdler var.

Poison (1991), Todd Haynes

Fandor’da izleyebilirsiniz

İlk gösterimi 1991’de Sundance Film Festivali’nde yapılan Poison, Rich’in Yeni Queer Sinema’nın dönüm noktası olarak belirttiği öncü filmlerden biridir. Filmin üç bölümünden her biri toplum dışına itilme, şiddet ve marijinallik ile ilgili bir hikaye anlatır: annesini korumak için babasını vurduktan sonra sözümona kaçıp giden zorbalığa uğramış çocuk (“Hero”), kazara kendi yaptığı serumu yutup “cüzzamlı seks katili” olan parlak zekalı bir bilim insanı (“Horror”) ve hapishanedeki iki adam arasındaki cinsel ilişki (“Homo”). Haynes, Far From Heaven ve Carol gibi prestijli filmler çekmeye devam etse de bu film onun en açıkça politik ve deneysel filmidir.

Paris is Burning (1991), Jennie Livingston

Netflix’de izlenebilir.

Paris Is Burning anlatı sahipliği etrafında sorular yöneltirken (daha önce Yale öğrencisi olan Jennie Livingston parçası olmadığı bir grubun belgeselini yapmalı mı yapmamalı mı?), şüphesiz New York City balo sahnesinin (yok denecek kadar az sayıda belgeselden biri olması sebebiyle) en önemli tarihsel belgelerinden biridir ve queer toplulukların sanat ve kimlik etrafında yakınlık kurdukları dünyanın gücüne, zarifliğine ve trajedisine hayran olmamak mümkün değildir. Dorian Corey, Venus Xtravaganza, Willi Ninja ve diğerleri her daim efsanevi çocuklar olarak hatırlanacak.

The Living End (1992), Gregg Araki

Kanopy, Sundance Now’da izlenebilir.

Ne gamsız film ama! Araki bu nihilistik yol filmini 20,000 dolarlık küçük bir bütçeyle çekti. The Living End, tişörtlerden (Araki gibi) hazzetmeyen katil ruhlu seksi bir serseri olan Luke ile Los Angeles’da hırslı bir film eleştirmeni olan Jon’u takibe alır.  Her ikisi de HIV-pozitiftir ve ilişkileri yavaş yavaş geliştikçe John’un saygı duyulan bir gey olma güdüsü ile Luke’un kabul etmek gerekirse daha cazip isteği olan polisi iplememek ve arabayla ücra bir yere gitmek arasında bocalarlar.

Swoon (1992), Tom Kalin

Siyah beyaz bir Calvin Klein reklamı gibi güzelce çekilen filmde, Tom Kalin Leopold ve Loeb cinayet vakasını kurguluyor: Şikagolu zengin aşıklar cinayet işlemek için yeterince zeki olup olmadıklarını görmeyi istedikleri için Bobby Franks adında 14 yaşındaki oğlanı öldürürler. Alfred Hitchcock’un Rope’da cinayeti yeniden aktarmasının aksine, Kalin’in versiyonu sevgililerin ilişkisiyle daha çok ilgilenir – hatta cinayeti işlemeden önce ikisini terk edilmiş bir evde evlendirir. Loeb’in seksi Leopold’u kontrol etmek için silah olarak kullanması ile cinayet daha çok ikisi arasında bir iktidar oyunudur.

Edward II (1992), Derek Jarman

Edward II’da kral ile talihsiz aşkı Piers Gaveston’un pijamalar içerisinde Annie Lennox’un “Ev’ry Time We Say Goodbye” şarkısını söyleyerek birlikte dans ettikleri bir sahne var. Koyu, canlı renklerle filme çekilen bu Christopher Marlowe adaptasyonun kasten anakronistik hissiyatı bu şekilde özetlenebilir. Film, AIDS salgınına ve aldırışsız bir hükümete karşı savaşa yönelik tarihsel bir kuirlik köprüsü kuruyor. Ha, bir de incilerle kaplı Tilda Swinton var.

Rock Hudson’s Home Movies (1992), Mark Rappaport

YouTube’dan (ücretsiz), Amazon Prime’dan izleyebilirsiniz.

Laura Mulvey bize erkek bakışını öğretti ise, Yeni Queer Sinema izleyicilere queer bakışın ne olduğunu göstermek ile ilgilendi. Rock Hudson’s Home Movie, Hollywood’un Altın Çağı’nın bu cazibeli jönünün açılmamış bir gey olduğunu gösteren, Rock Hudson külliyatından bakış atmalar ve üstü kapalı sözlerden oluşan bir belgeseldir.

Fast Trip, Long Drop (1993), Gregg Bordowitz

Radikal AIDS ile mücadele örgütü ACT UP’ın üyesi olan Gregg Bordowitz, bu filmi – çok sayıda diğer YQS filmi gibi – türleri harmanlayarak çekti: protestolardan arşiv görüntüleri ile hiciv niteliğinde haber unsurları (Andrea Fraser Charity Hope-Tolerance (Yardımseverlik Umut-Hoşgörü) adında bir karakteri canlandırır),  Evel Knievel dublörlerine ayrılmış görüntüler, video günlükler ve hem erkeklerle hem de kadınlarla ilişkisi olduğu halde gey olarak açılmaya neden karar verdiğine dair anne ve babasıyla yapılmış büyüleyici bir sohbet var.

Zero Patience (1993), John Greyson

YouTube’dan izlenebilir.

John Greyson’ın bu müzikali, medya ve bilim insanları tarafından AIDS salgınının “sıfırıncı hasta”sı (AIDS’in yayılmasını ilk başlatan kişi) adı verilen Kanadalı uçuş görevlisi Gaetan Dugas’ın yeniden tasavvur edilen öyküsünü anlatmakta. Zero Patience, Dugas’ın adını temize çıkarmasını sağlarken onu şeytanlaştırma arayışı içerisindeki Sör Richard Burton’ın hayaletini de yeniden hortlatıyor. Filmin bir de şarkı söyleyen anüslerle birlikte kusursuz bir John Waters göndermesi var.

The Watermelon Woman (1996), Cheryl Dunye

Kanopy’de izlenebilir.

The Watermelon Woman, Cheryl Dunye’nin onyılın başlarında “Dunyesel” – öz-düşünümsel tarzda bir belgesel – adını verdiği biçimde yapmış olduğu video çalışmalarının büyük bir kısmını biraraya getirdi. The Watermelon Woman, protagonist Cheryl’ın (Dunye tarafından canlandırılır) daha sonra Fae Richards adında lezbiyen bir aktör olduğunu öğreneceği the Watermelon Woman (Kavun Kadın) olarak bilinen eski bir film yıldızının geçmişinin izini sürmesiyle beraber gerçek ve kurgu ile oynamaya devam eder.

MURDER and murder (1996), Yvonne Rainer

Deneysel yönetmenliği ve koreografisi ile bilinen Yvonne Rainer nevroz ve göğüs kanserinden mustarip Doris adlı geç yaştaki bir lezbiyen hakkında bir anlatı film – döneminin ticari filmlerine kıyasla biçimsel olarak halen zorlayıcı olan bir film – çekti. Queer bir akademisyen olan partneri Mildred, ihtiyar kadınlar olarak aşk maceralarının hikayesini anlatır. Rainer, mastektomi yarası olan  çıplak göğsünü göstererek kendini beğenmiş, homofobik ebeveynler hakkında atıp tutarken film boyunca smokin içerisinde arz-ı endam eder.

Kaynak:Özde Çakmak, E. Alex Jung’ın vulture.com’daki yazısını KaosGL.org için Türkçeleştirdi:

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.