Seul’deki Seodaemun Hapishane Müzesi

                                                                                                                    Prof.Dr. Mutlu Binark, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
Binark’ın tüm yazılarına buradan ulaşılabilir

Seul’de Japonya’nın Kore yarımadasını işgalinden kalan önemli bir yapı var: Seodaemun Hapishanesi. Lee JaeSeong ile birlikte şimdi Müze olarak hizmet gören bu yapıyı gezme olanağı buldum. Aslında bu yapıyı ziyaret etmeye Tokyo’da Yushukan’ı görmeden önce karar vermiştim. Ama ancak Temmuz ortası Seul’e gitme olanağım oldu. Bucheon Fantastik Film Festivalinden Seul’e geçerek saha çalışmam için ziyaret edilmesi gereken yerlerin dışında, görülecek ilk yer Seodaemun Hapishane Müzesi idi. Japon mimarlar tarafından planı tasarlanan yapı, ilk olarak 1908 yılında Gyeongseong Gamok (경성감옥) adıyla açılmıştır. Japonca adı Keijo’dur (京城監獄). Yapının adı, 1923 yılında şu anki adına Seodaemun HyongMuso’ya (서대문 형무소) (Japonca西大門刑務所) a çevrilmiştir.

 

Hapishanenin Haritası -Fotoğraf: Mutlu Binark

Hapishanenin Haritası -Fotoğraf: Mutlu Binark

Bugün Müze olarak kullanılan yapı, Japon sömürgeciliğine, Japonya hükümetinin Kore kültürünü ve halkını “hwanggukshumin”, diğer bir deyişle Japon İmparatorluğunun yurttaşları olarak, asimile etme  politikasına karşı verilen ulusal mücadelenin simge mekanlarından biridir. Özellikle Seodaemun HyongMuso 1 Mart Olayı’ndan (삼일 운) sonra, Japon işgaline karşı mücadele veren direnişçilerin tutuklanarak, çeşitli işkencelere maruz kaldıkları bir mekana dönüşmüş, 1910 yılından 1945 yılına değin yarımadada süren işgal sırasında tutuklu sayısının giderek arttığı bir toplama kampı olmuş. Kore’nin Çin egemenliğinden çıkması, Joseon Krallığının yıkılması ve Japon sömürgesi haline gelmesi 19. yüzyılın sonunda gerçekleşen bazı önemli olaylara müteakip gerçekleşmiştir. Dong Kwan Kong’un Josen Hanedanlığını incelediği yazısında, Hanedanlık 1592 de ilk kez Japon işgali ile karşılaştığı belirtilir (2014:68-69). Hideyoshi Toyotami döneminde Japon shogunluğu Kore yarımadasını işgal eder.

Avlu -Fotoğraf: Mutlu Binark

Avlu -Fotoğraf: Mutlu Binark

Ancak, İmjin Savaşı’nı kaybederek, Japon güçleri tekrar kendi adlarına çekilirler. Ancak Joseon Krallığı Çin’in Ming hanedanlığı ile işbirliği yapan Mançulara karşı giderek güç kaybeder. Japonya’nın Meiji Reformları ile bürokrasi, ordu ve eğitim kurumlarını yeniden yapılandırmasının sonucu, Birinci Çin-Japon Savaşı (1894-1895), Rus-Japon Savaşının (日露戦争, NichiroSensou) (1904-1095) kazanılmasıdır. Bu her iki savaşta, Japonya’nın ana kıta ve Kore üzerinde egemenlik mücadelesiyle ilişkili olup, Japonya lehine sonuçlanmıştır. Örneğin, Birinci Çin-Japon Savaşı’nın sonucunda Shimonoseki Anlaşması yapılmış, bu anlaşma ile Kore Qing Hanedanlığının egemenliğinden bağımsızlaşmıştır. Ancak Kore’nin bağımsızlaşması kağıt üzerinde olup, yarımada üzerinde Japonya’nın egemenliği giderek artmıştır. 1905 yılında Ilsa Anlaşması ile ( 을사보호조약) Kore’nin kontrolü Japonya’ya geçmiştir. Kore limanları Japon ordusuna açılırken, Kore’nin dışişleri de Japon devletine bırakılmıştır. Müzenin girişinde bu süreç, panolarda sergilenen resimler ile ziyaretçilere açıklanmaktadır. 29 Ağustos 1910 yılında son Kore Kralı ile Japon İmparatorluğu arasında Japon Kore İlhak Anlaşması ( 한일합방늑약) imzalanmıştır.

Mahkumların Kayıtlanması -Fotoğraf: Mutlu Binark

Mahkumların Kayıtlanması -Fotoğraf: Mutlu Binark

Hapishane Müze’yi gezmeye başladığınızda ilk binanın girişinde kısaca bu bilgiler gezene aktarılmakta.  Koreli bağımsızlık aktivistlerinin ve siyasi mahkumların yazdıkları ölüm şiirleri ve mektuplar da Müzede yer almakta. Ancak bu anlatıların İngilizcesi çevrilmemiş durumda. Yine hapishaneden sağ kurtulan Korelilerin tanıklıkların gösterildiği mekanda, Korece-İngilizce tercüme desteği bulunmamakta. Oysa sanırım sözlü tanıklıklar o dönem yaşananları, Müzede sergilen bir çok korkunç işkence aygıtı ve canlandırması yerine daha en iyi aktarmakta. Keza Japonların tutukladığı bağımsızlık savaşçılarının mahkumiyet belgelerinin sergilendiği mekan da gözetim ve kayıtlama rejiminin ürettiği tahakkümü göstermekte bir çok panoya göre daha etkileyici. Her tasnif edilmiş belgede dilleri, özgürlükleri ve yaşamları ellerinden alınmış her direnişçi aslında yüzümüze tek bir şeyi haykırmakta: her türlü zulüm rejimine karşı mücadelenin ahlaki vicdani sorumluluğunu ve onurunu. Mahkumların fiziki özelliklerinin günümüzde dijital kayıtlama sistemlerini aratmayacak şekilde detaylı kayıtlandığını ve tasnif edildiğini görmek faşizmin ve militarizmin insan bedeni ve ruhu üzerinde kurduğu yok edici ezici tahakkümü göstermesi açısından korku verici. Günümüzde dijital gözetim ve tasnif sistemleri ile bioiktidarın gücünü düşünmek bile bu nedenle daha da kaygı verici.

Koğuşlar -Fotoğraf: Mutlu Binark

Koğuşlar -Fotoğraf: Mutlu Binark

Yapının fiziki özellikleri üzerine de kısaca bilgi vermeli. Kırmızı tuğladan inşa edilmiş hapishanenin oldukça büyük bir alan yayılmış durumda, yarım yelpaze şeklinde panoptikon mekan tasarımı gerek koğuşlar ve  hücreler gerekse mahkumların hava alma avlusu için de tasarlanmış. Kadın koğuşu ayrı bir yapı olup, orjinali yıkıldığı için yeniden inşa edilmiştir. Aslında yapının tarihi sadece Japonya’nın Koreli kurtuluş direnişçilerine yönelik işkence ve eziyetleri ile sınırlı değil; Güney Kore’nin askeri diktatörlük rejiminde özellikle Park Chun Hee rejiminde hapishanenin siyasi tutuklulara ev sahipliği yaptığını, Japonlar kadar olmasa da kötü şöhretli bir hapishane olduğunu belirtmeli. Hapishane 1987 de kapatılmış ve daha sonra sergi mekanları tasarlanarak 2007 yılında Müzeye dönüştürülmüştür. 2010’da şu anki hali gezmek için açılmıştır. Son olarak, Müzede her ayın bağımsızlık savaşçısının yaşamının ayrıntılı tanıtıldığını ve koğuşların buna göre düzenlendiğini  belirtmeli.

İçeriden Dışarıya -Fotoğraf: Mutlu Binark

İçeriden Dışarıya -Fotoğraf: Mutlu Binark

Tokyo’da Yushukan’da belleğin nasıl militer ve emperyalist bir bakış açısı ile kurgulandığını görünce, bu Müzeyi gezmek daha da anlamlı ve gerekli oldu. Asya’yı gezen ve gezmeyi seven, merak eden Türkiyeliler tarafından Asya’da yaşanan emperyalizmin, militarizmin ve can kıyımlarının tarihinin, siyasi ve ekonomik ardyörelerinin daha fazla bilinmesi, Çin’de Kore’de ve diğer Güney Asya ülkelerinde savaş tanıklıklarının, demokrasi mücadelesinin kavranması gerekli.  Belki böylece dünyaya bakış açımızı genişletebilir, farklı ülke deneyimlerinden yeni görüşler kazanabiliriz.

Kaynakça:

1-Kendisine Müze’yi gezerken yaptığı çeviri desteği için teşekkür ederim.
2-http://www.sscmc.or.kr/foreign/eng/introduction.html
3-https://en.wikipedia.org/wiki/March_1st_Movement
4-https://dagmedya.net/2018/07/11/bellek-kurgulamalarindan-biri-yushukan-ve-japon-militarizmi/

Kong, Dong Kwan (2014), “Choson Dynasty to 1945”, Essentials of Korean Culture. Seul: Korean University Press.59-82.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.