Photo Credit To Tüm fotoğraflar Mutlu Binark'a aittir

Bellek Kurgulamalarından Biri Yushukan ve Japon Militarizmi

Prof.Dr. Mutlu Binark, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
Binark’ın tüm yazılarına buradan ulaşılabilir

Japonya’da Tokyo’da bulunan Yasukuni Tapınağı’na devlet görevlilerinin üst düzeyde ziyaretleri özellikle Çin ve Kore’de halkın tepkisini çekmekte, bu ülkelerin dışişleri bakanlıkları tarafından bu ziyaret kınanmakta, medyalarında tartışmalara yol açmaktadır. Neden bu Tapınağı’nın ziyareti bu kadar tartışmalara yol açmaktadır? Asya ülkelerinde bu tartışmalı Tapınağı ziyaret etmek ne anlama gelmektedir?

Yushukan Binası

Yushukan Binası

Yasukini Tapınağı (靖国神社 veya 靖國神社) (Yasukuni Jinja) Japon İmparatorluğu’nun simgesi olan Shinto Tapınağı olup, İmparator Meiji tarafından 1868-1869 Boshin Savaşında Japonya adına ölenlerin anısına 1869 yılında inşa edilmiştir. Tapınağın ilk adı Tōkyō Shōkonsha (東京招魂社) olup, anlamı “ruhları rahatlama tapınağı”dır.  Daha sonra Japonya’nın tarih içindeki tüm savaşlarındaki kayıplarının anısını kapsayacak şekilde Tapınağın işlevi genişletilmiştir. 1879 yılında Tapınak bugün yaygın olarak bilinen adını, “Yasukuni Jinja” adını almıştır. “Yasukuni” adı, Zuo Zhuan adlı klasik Çin metninden alınmış ve “ulusu teskin etmek” anlamına gelmektedir. Tapınakta Japonya’nın çeşitli savaşlarındaki 2,466,532 kadın, erkek ve çocuk kayıplarının ismini listelenir. Bunlar arasında II. Dünya Savaşı son erdiğinde -A-Tipi 14 savaş suçlusu dahil olmak üzere- savaş suçlusu bulunan 1068 kişinin de adı yazılıdır. 1950’lerin sonunda B ve C Tipi savaş suçluları da daha sonra Tapınağa gömülmüşlerdir.

Yasukuni Tağınağı

Yasukuni Tağınağı

Japonya’da 1930’lardan itibaren Japon militarizmi, Yasukuni Tapınağına milliyetçi ideolojinin, Japon emperyalizminin yayılmasını meşrulaştırmak,  Japon gençlerinin Japonya adına ölmelerine ilişkin aşkınlaştırılan “samurai ruhunu” –II.Dünya Savaşında özellikle bu ruh “kamikaze” olarak kurgulanmıştır- pekiştirmek için özel önem vermiştir. Örneğin, Resmi Gazete’de Yasukuni Tapınağı’na gömülen ruhların ulusal kahraman statüsünde olacağı belirtilmiştir. Shinto inancına göre, her ölü Tanrıya (“kami” anlamında) dönüştüğü için, buraya gömülen Japon askerleri de bir tür Tanrı-kahraman statüsünü elde ediyordu. Savaşın son günlerinde kamikaze görevlerine gönderilen askerler arasında “ruhlarının Yasukuni’de buluşacağına” ilişkin vedalaşmalar ortaya çıkmıştır. Japonya’nın savaşın sonunda teslim olması ile tüm Shinto Tapınaklarının idaresi kamu erkinden bağımsızlaştırılmıştır. Yasukuni Tapınağı da 1946 yılından bu yana bağışlarla idare edilmektedir. İmparator Showa’dan sonar, hiç bir İmparator Tapınağı resmi olarak ziyaret etmemiş olsa da, Başbakanlar Nakosene, Hashimoto, Koizumi ve Abe Tapınağı ziyaret ederek, Japon savaş kayıplarının ruhlarına saygılarını sürekli dile getirmişlerdir.

Yasukuni Tağınağı ve Tori.

Yasukuni Tağınağı ve Tori.

Tokyo’daki doktora eğitimim sırasında ne de daha sonraki Japonya seyahatlerimde Yasukini Tapınağı’nı ziyaret etmediğimi, bu ziyareti de siyasal olarak doğru bulmadığımı belirtmeliyim ilk olarak. Ancak, neden bu kez Tapınak bünyesinde bulunan bir Müze’yi görmeye gittiği açıklayarak başlamalıyım yazıya. Kore yarımadası ve Çin ülkesinin Japon sömürgeciliği altında, özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında neler yaşadıklarına ilişkin belleği inşa eden çeşitli anlatılarla haliyle Kore’de yaşarken daha fazla karşılaştım. Geçen yıl Çin’de Guangzhong bölgesinde yaz okulundayken de Çin resmi televizyon kanallarında Çin ulusunun Japon ordusuna karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini anlatan tv. dizileri izlemiştim. Kore’ye gelince tesadüfen Busan Cinema Center’de izlediğim ilk film Chuan Lu’nun yönettiği City of  Life and Death:Nanjing Nanjing (2009) adlı film olmuştu (https://www.imdb.com/title/tt1124052/videoplayer/vi3417376537?ref_=tt_ov_vi). Film Japon ordusunun Nanjing savunmasını kırdığı zaman kentte yaptığı toplu katliamı anlatmaktaydı. Kore Tarihi üzerine buradaki saha çalışmam dolayısı ile epey bir kitap okuma, okumalarımda 1900-1945 yılları arasına yoğunlaşma olanağı buldum. Busan Art Center’de 1900-1940’lı yılların Busan’ında  Japon sanatçıların etkisini anlatan bir sergiyi ziyaret ettim. Seul’de Seodaemun Hapishane Tarihi Müzesi’ni  (서대문형무소역사관) ziyaret edeceğim için, bu kez Tokyo ziyaretimin yarım gününü Yasukuni içinde bulunan Müze’ye ayırmaya karar verdim.

AntiHallyu Mangalardan biri.

AntiHallyu Mangalardan biri.

Yasukuni Tapınağı içinde bulunan Müze “Yushukan”nın (遊就館) ve 2002 yılında yenilendiğini belirtmeli. Müzenin de adı “öğrenmeyi teşvik etme” anlamına gelmekte. Bu adın verilmesinin nedeni, Müzeyi ziyaret edeceklerin canlarını Japonya için feda edenlerin öykülerinin ve arkasındaki tarihsel ve siyasal koşulların öğrenilmesini sağlamak olarak açıklanmaktadır. Müzenin yenilenmesi ve Japonya’da son dönem hükümetlerde artan Japon milliyetçiliği ile birlikte Müze’nin nasıl bir bellek anlatısı kurguladığını görmek için gri bir Cumartesi Tokyo öğleden sonrasını Yushukan’ı görmeye ayırdım.

Geniş bir arazi içinde bulunan Yasukuni Tapınağı’na, etkileyici Ana Kapıdan  (鳥居) yönelmek mümkün. Ben Yasukuni Tapınağı’na gitmeden, Müzeye doğru olan düz yolu takip ettim. Yasukuni Tapınağı’nı ziyaretini Şavkar Altınel Kwanghwamun Kavşağı adlı (2013) gezi anılarında şöyle anlatmakta: “Tapınağın yedi-sekiz katlı bir apartman yüksekliğindeki, çelikten yapılmış gibi duran dev “tori”sinin ötesinde iki sıra kiraz ağacının arasından yokuş yukarı çıkan geniş yolda pek kimse yoktu. Birkaç yüz metre gittikten sonra bu sefer bronzdan yapıldığı yeşillenmiş olmasından belli olan ikinci bir torinin altından geçtim ve karşımda tapınağı gördüm. Önü açık tek katlı yapı, yalın kıvrık bir dama sahipti. Yaldızlı saçaklardan, iki yanında Japonya’nın simgesi olan krizantemin çizili olduğu büyük beyaz bir bez sarkıyordu.” (160). Yasukuni Tapınağı’na sapmadan düz devam ettiğinizde, Müzenin oldukça büyük binasını görüyorsunuz. Giriş kapısı Binanın solunda. Müzede “samurai ruhunu” rahatsız etmemek için fotoğraf çekmenin kesinlikle yasak olduğunu belirtelim. Buna rağmen dayanamayarak cep telefonuyla özellikle Kore’ye yönelik anlatının kurulmaya başladığı bölüm ile görece samurai ruhunun rahatsız olamayacağını düşündüğüm savaş uçağı “Zero”ların fotoğrafını çektiğim. Müzedeki tarih yazımı ve bellek inşaası Japonculuğu merkeze alarak kurgulanmış durumda. Japonya’nın Asya yayılmacılığındaki tarihi nedenler ve olaylardan ön plana çıkartılacak olanlar itinayla seçilmiş, diğerleri de ayıklanmış.

Zero kamikaze uçağı

Müzenin en etkileyici kısmı ama bir o kadar da militarizmi aşkınlaştırdığı için ürkütücü bölüm giriş lobisi. Girişte “jisei”ler (辞世), diğer bir deyişle “ölüm şiirleri” yer alıyor. Özellikle kiraz çiçeklerinin düşüşü çağrışımlarına yer verilerek, askerlerin Japon İmparatoru adına kendilerini feda edişlerindeki estetik onanıyor. Japon tarihi ve mitolojisiyle örgü de bu odada kuruluyor: “samurai ruhu” isim tamlamasıyla.

 

Müzede sergilenmekte olan C56-51 nolu lokomotif, Tayland ve Burma arasındaki Taimen Demiryolunu geçen ilk lokomotif olup, Japon Tren Birliği tarafından satın alınarak müzeye bağışlanmıştır. Altınel bu lokomotifi gördüğünde yaşadığı şaşkınlığı şu şekilde anlatır: “Her parçası dikkatle temizlenip parlatılmış; altındaki levhaya da “Büyük Güneydoğu Asya Savaşı” sırasında yapılan Tayland-Birmanya Demiryolu’ndan geçen ilk lokomotif olduğu….yazılmıştı. İnanamadan bunları baştan okudum. İlk defa gerçekten irkildiğim bir şeyle karşılaşmıştım. Japon ölülerin hatırlanması gibi Japon silahların sergilenmesine de özel bir itirazım yoktu. Ama burada gururla sözü edilen demiryolu binlerce İngiliz, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı savaş esirine zor kullanılarak yaptırılan “Ölüm Demiryolu”ydu….”(162).

 

Müzede Japonya’nın Çin işgali “Çin olayı” olarak anlatılırken, Japonya’nın Asya’da Batı emperyalizmine karşı verdiği mücadele yüceltilmekteydi. Kore bölümünde yapılan yorumda bu şekildeydi. Japon emperyalizminin kendisi sorgulama dışı bırakılmakta, II. Dünya Savaşı tarihi olarak Batılı ülkelerin sömürgeciliğine, savaş severliklerine ve Çinli komünistlere karşı verilen Japon mücadelesi ve askerlerinin fedakarlık anlatıları üzerine kurulmuştu. Örneğin, Shimonoseki Anlaşması (1895) ile, Japonya’nın uzun süreden beri arzuladığı gibi Kore bağımsızlığı kavuştu denmekteydi. Oysa Joseon Devleti, Çin Hanedanlığının etki altından kurtulurken, ileride aslında bölgede yeni bir güç olan Japonya’nın egemenliği altına girecekti. Nanjing Katliamının da Müzedeki bellek kurgusunda yeri yoktu. Nanjing’de öldürülen insanlar sivil kılığına girmiş Çinli askerler olarak  anlatılmaktaydı. Üstelik bu anlatı kurgusuna göre Japon ordusu kente barış ve dirlik götürmüştü.

Müzenin Hatıra Eşya bölümde satılan bazı mangalar

Müzenin Hatıra Eşya bölümde satılan bazı mangalar

Müzede ölen askerlerin siyah-beyaz vesikalık fotoğraflarının, son mektupları ile eşyaları sergilendiği, ailelerin evlenmeden genç yaşta ölen bu erkeklere oyuncak bebekleri gelin olarak sundukları bölümden sonra, Hatıra Eşya kısmına çıkıyorsunuz. Fotoğraflardaki gençlerin donmuş imgeleri ve “hanayomeiningyo”ların (花嫁人形) tekinsizliğinden sonra, Hatıra Eşya bölümü pek bir sesli ve tüketim kültürünün içinde çelişkili bir alan olarak konumlanıyor. Japonya’yı simgeleyen “HinoMaru”lar  (日の丸) veya çizgili “yükselen güneş” bayraklarının, rozetlerinin yanısıra çok sayıda kitap ve manga dikkat çekiyor. Bu kitapların çoğu II. Dünya Savaşını Japon militarizmi ve milliyetçiliği temelli yeniden kurguluyor. Özellikle mangaların hızlı ve keyifle okunmasındaki iletişim gücünden yararlanan bazı yayınevleri Anti-Hallyu (Kore Dalgası Karşıtlığı) temalı mangalar basıyorlar. Müzede bu tarzda II.Dünya Savaşını yeniden Japon bakış açısıyla anlatan mangalar da dikkat çekiyordu.

Savaşa giden askerlerin imzaladığı HinoMaru

Yushukan Müzesini gezen Ulaş Başar Gezgin de Müze ye ilişkin şu yorumda bulunuyor: “Japonya üstündeki Amerikan işgali de, Japon sağcılarının ölüler üstüne kurulu tarihi kutsaması da, Japon genç kuşağının ilgisizliği, umursamazlığı, bilinçsizliği (buraya bir sürü –sızlık, -sizlik eklenebilir) düşünüldüğünde, böyle onyıllarca sürecek gibi görünüyor.” (2010). Gezgin bu saptamasında haklı; Müze çocuklarını gezdiren ebeyenler ve Zero’lara, katanalara, wakizashilere ilgiyle bakan, Japonya’nin “Çin Olay”ı, Pasifik Savaşları panolarını sorgulamaksızın öylece okuyan çocuklarla dolu. Müzeden çıktığımda buradaki kurgunun Japon Ulusal Tarih Yazım’ında en azından hakim anlatı olmadığını bilmek bir nebze rahatlatıcıydı. Yushukan’dan çıktığımda II.Dünya savaşında Japon militarizminin ölüme sürdüğü Japon askerlerinin ve işgal edilen topraklarda öldürülen ve ulusal kurtuluş mücadelesinde ölen milyonlarca insanın ağıtı, farklı dillerdeki acı sözcükleri yüreğimde ve zihnimde takılı kalmıştı…Tokyo’da gökyüzü hala griydi. Ama sanki daha bir karanlık giydi…

Fotoğraflar Binark’a aittir.

Kaynakça:

Altınel, Ş. (2013). Kvangvamun Kavşağı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Gezgin, U. B. (2010). “Asya-Pasifik’te Bu Hafta (117): Yasukuni: Ölüler üstüne kurulu tarih… (2 bölüm olarak).” Evrensel Gazetesi, 14 Şubat 2010; 21 Şubat 2010.

1-http://www.yasukuni.or.jp/english/
2-Bu noktada Türkçe’ye çevrilen ve pek bilinmeyen bir kitabı önermek istiyorum. Kamikaze günlüklerinde  araştırmacı Emiko Ohnuki-Tierney üniversitede okurken ya zorla ya da gönüllü kamikaze görevlerine gönderilen bir grup seçkin Japon gencin günlüklerini savaşseverlik ve Japon milliyetçiliği söylemlerini görmek için inceler. Bazı pilotların göreve direndiklerini, sorguladıklarını bu nedenle vatan haini ilan edilme pahasına görevlerini başarısızlıkla sonuçlandırdıklarını saptar. Dolayısı ile Batı medyasında tek bir imgeyle üretilen “intihar bombacısı” kamikaze pilotları homojen bir bütün değildir.  Emiko Ohnuki –Tierney (2016). Kamikaze Günlükleri. Cümle Yayınları.
3-https://www.imdb.com/title/tt1124052/
4-Çin kaynaklarına göre Nanjing’de 13 Aralık 1937’de Japon ordusu tarafından yapılan katliamda 300.000 e yakın insan katledilmiştir.
5-http://english.visitkorea.or.kr/enu/ATR/SI_EN_3_1_1_1.jsp?cid=268143

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir