Bol övgü alıyor, ama ağır yergi de geliyor: Bisiklet

Atila Alpöge*

Övgüler Kopenhag’dan geliyor.  Yergiler ise Çin’den.  Birinde eşi görülmemiş başarı var.  Ötekinde ise akıl almaz bir rezillik.  Hem de başka ülkelere bile yayılıp duran tatsız bir durum.  Bisiklet hep daha sağlıklı, daha çevre dostu diye bilinirdi.  Şimdi kötü kullanımları, zararlı yönleri, hatta çevre düşmanı hali ortaya çıkmaya başladı.  Övgülere de, yergilere de bir göz atalım.

Kopenhag.  Bisiklet cenneti.

 

Geçenlerde bu kentte yapılan bir araştırmadan ilginç sonuçlar elde edilmiş.  Bunlardan biri, kent içi ulaşımda yıllar boyu yaşanan değişimi yansıtıyor.  Aşağıdaki grafik Kopenhaglıların son 45 yıl içinde bir yerden bir yere neyle, nasıl gittiklerini yansıtıyor.  Burada kent merkezine giren otomobil ve bisiklet sayıları veriliyor.

Bir de yollar nasıl kullanılıyor, ona bakalım.

Peki, bisikleti niye tercih ediyorlar?  Bunun belirgin bir nedeni var mı?  Yürütülmüş kamuoyu araştırmaları şöyle bir sonuç vermiş.

Bu yaklaşımın mantıklı olduğu anlaşılıyor.  Çünkü kent merkezinin bir ucundan öteki ucuna otomobille ya da bisikletle gitmek arasında önemli bir fark var.  Bu yolculuk otomobille 37 dakika sürüyor.  Bisikletle 13 dakika.

Çin.  Bir zamanlar bisikletin baş tacı edildiği ülkeydi.  Sonra birden otomobil bastırdı ve yolları tıklım tıkış doldurdu.  Hava kirliliğini de, ulaşılmazlığı da getirerek.  Bu kez bisiklet yeniden gündeme gelmeye başladı.  Ülke bisiklete dönüş dönemine girdi.

Ama bu kez bisiklet sahibi olmanız gerekmiyor.  Büyük, dev bisiklet şirketlerine üye oluyorsunuz.  Onların hemen her köşe başında bulduğunuz bisikletleriyle elektronik haberleşme yoluyla temas kuruyorsunuz.  Bunlara atlıyor, istediğiniz yere gidip bisikleti oralarda, gelişi güzel bir yerde bırakıyorsunuz.  Şirket kullanma sürenize bağlı bir ücreti banka kartı hesabınızdan çekip alıyor.  Sistem Çin’de çok yaygın.  Ama Batı Avrupa kentleri ile Kuzey Amerika’ya da sıçrayıp yerleşti.

Ama ne var ki sahiplik duygusunun olmaması bisikletin hor kullanılmasına yol açıyor.  Bunların orası burası kırılıyor.  Kazaya uğrayıp parçalanıyorlar; ya da uygunsuz yerlere bırakılıyorlar.  Halka da, belediyelere de büyük zorluklar yaratarak.  Bitmek tükenmek bilmeyen bir çabayla işe yaramaz bu atıklar toplanıp bir araya konuluyor ve kocaman bisiklet çöplükleri oluşuyor.  İşte bir bisiklet yığını.

Ya da atılmış, kırık dökük bisikletler otoparkları işgal edivermiş.

Yol kenarlarına, ormanlık araziye sere serpe yayılmışlar.

Ya da nerede boş alan varsa orası bisiklet çöplüğü olmuş.

Bu tür bisiklet olgusunun elbette ki çevrecilikle, doğaseverlikle, atıklara sahip çıkma duygusuyla, tüketim çılgınlığına karşı olmakla hiçbir ilgisi yok.

Atila Alpöge, Ekogazete, 14.6.2018 / Yararlanılan kaynaklar: The Guardian, 11.6.2018 – The Guardian, 1.5.2018

https://ekogazete.wordpress.com/

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.