Seul’ün Kapılarından Ankara’ya…

 

Mutlu Binark, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi

 

Güney Kore’deki saha çalışmam nedeniyle Busan-Seul arasında trenle mekik dokumaya başlayınca, Seul’deki bir görüşmenin akabinde kentin belli başlı önemli  tarihi ve kültürel mirasını tanımak için de kendime zaman ayırdım. Yaratılan bu zaman aralığının hedefi Seul kentinin kapılarını görmek ve Leeum Samsung Art Müzesi’ni gezmekti. Kent kapıları, o kentlerin hangi coğrafyalarla nasıl ilişkileri olduğunu simgeleyen, kentlerin iktidar yapılarıyla kurdukları ilişkilerin de gösterenleridir. Örneğin, İstanbul’da Bâb-ı Âlî, yani Yüce Kapı ise Osmanlı İmparatorluğu’nun simgesiydi.  

Kent kapıları sadece somut yönetsel iktidarın sınırlarını çizmezler, ayrıca mekanın kendisini de bir anlamda içerimlerken, içerimledikleri ile dışarıda bıraktıkları arasında bir geçiş alanı oluştururlar. Bu geçiş alanı farklı dünyalara açılabilir, kabul edilen ve onanan dünyadan, dışlanan ve gayri meşru bulunan bir alana. Kutsal Kitaplardan İncil’de bu nedenle kapı metaforuna oldukça sık yer verilmiştir. Kapının açıldığı ve kapandığı dünyalar arasında geçici bir alan oluşur. Burada sanki yaşam bir anlığına askıya alınır.

Kent kapıları bize belki de bu geçici zaman aralığında sınır olgusu üzerine düşünme olanağı tanır. Seul’de Sungnyemun (숭례문) u izlerken, bir gün sonra Kuzey ve Güney Kore’nin iki siyasal liderinin DMZ’de yani Askerden Arındırılmış Bölge’de buluşturan “Inter Korean Summit” vardı. Bir sınırın veya eşiğin geçilmesi  anlamına gelen bu tarihi siyasal buluşma ileride iki ayrı ülkenin aynı halklarının nasıl kapıları birlikte geçmelerine yol açacaktı?

ee

 

Seul’de Joseon Hanedanlığı döneminde inşa edilen 8 Kapının olduğu biliniyor. Ancak günümüzde sadece 6 Kapı mevcut. Sekiz kapıdan 4 ü ana yönleri simgeleyen Büyük Kapılar (사대문) iken, 4 ü ara yönleri gösteren Küçük Kapılar (사소문) imiş. Günümüzde Batı ve GüneyBatı Kapısı artık mevcut değil. 2008 Şubat ayında da Kore Ulusal Hazinesi içinde dökümlenen  Güney Kapısı ateşe verilerek yakılması ile oldukça büyük hasar görmüş. Ancak bu Kapı restorasyonu tamamlanıp, ziyarete açılmış. Bu kapılar dışında, Seul’de sarayların ve yahut önemli olayların gerçekleştiği yeri simgeleyen kapılar da bulunmakta. Örneğin, Gyeongbokgung Sarayını girişinde Gwanghwamun Kapısı,  Deoksugung Sarayının girişinde Daehanmun Kapısı, Bağımsızlık Kapısı olarak bilinen Dongnimmun gibi. Bu arada tüm kapıların isimlerinin sonunda “mun” ( ) sözcüğünün olduğuna dikkat çekelim, bu sözcük Korece “kapı” anlamına gelmekte ve kapının adının ya solunda ya da sağında yazılıdır.  Ana Kapılar, Sukjeongmun (숙정문; Hanca 肅靖門) (Kuzey Giriş Kapısı) ( 北大門) olup, Gyeongbokgung Sarayının arkasındadır. 1396 yılında inşa edilmiştir. İnşa edildiği tarihte daha çok devlet törenleri için kullanılmıştır. Heunginjimun  (홍인지문) (Korece olarak da bilinir) (Hanca,  )  (Doğu Giriş Kapısı) ( ) Kral Taejo dönemininde, 5.tahta çıkış yılı vesilesiyle 1398 de inşa edilmiştir. Sungnyemun (숭례문) (Hanja  崇禮門) 1398 de inşa edilmiş olup, 2008 deki yangında zarar gören bir kapıdır. Seul İstasyonundan 5 dakika yürüme mesafesindedir. Güney Giriş Kapısı olarak ta bilinen bu Kapı, ( 남대문,  Hanja: 南大門) Çin’e giden heyetlerin yolcu edildiği kapı olarak bilinmektedir. Kapı ayrıca Joseon Hanedanlığı döneminde kuraklık zamanlarında şamanların “gut” (kut) ayinlerinin gerçekleştirildiği bir mekan işlevi görmüştür. Donimun (돈의문, Hanja 敦義門) 1396 yapılmış olan Batı Giriş Kapısıdır ve Japon sömürgesi döneminde Kapı yıkılmıştır. Changuimun(창의문, Hanja 彰義門) KuzeyBatı Kapısı olup, küçük kapılardandır.  Hyehwamun (혜화문, Hanja 惠化門) KuzeyDoğu Kapısıdır. Gwanghuimun (광희문, Hanja 光熙門) GüneyDoğu Kapısıdır. Souimun  (소의문, Hanja 昭義門) GüneyBatı Kapısı olup, artık mevcut değildir. 1396 yılında inşa edilen kapı Japon sömürgesi döneminde 1914’de yıkılmıştır. Kapıların altlarında genelde güç ve iktidarı simgeleyen ejderha figürleri bulunmaktadır.  Bu ana figüre eşlik eden yan figürler (bulutlar vb.) de bulunmaktadır. Seul’ü ziyaret ettiğinizde yukarıda kısaca bahsettiğim gibi Sungnyemun, ya da diğer bir deyişle Namdaeumun’u görmeniz en kolaydır.

 

Anadolu coğrafyasında da farklı uygarlıklarda kent kapıları her zaman önemli bir yere sahip olagelmiştir. Behçet Necatigil, Yedikule şiirinde, kent kapılarını şu şekilde betimler:

“Küçük kent kapıları, sur dibi dükkanlar 
Her zaman olmalıdır. 
Yolları nasılsa oralara düşenler 
Eskilerin durduğu bir zaman olmalıdır…”



Günümüz Türkiye’sinde, özellikle başkentin kent kapıları nasıl bir uzamsal sınır çizer? zamanı nasıl askıya alır? Seul’ün kapılarıyla karşılaştırıldığında. Ankara’yı sanki yüzyıllardır Belediye Başkanı olarak yöneten Melih Gökçek’in son dönem icraatlarından olan Ankara Kent Kapıları üzerine Seul’ün Kapılarını izlerken düşünmeden edemedim. Ankara’nın bu kitch ve parodi kapılarından nereye girilir? nereye çıkılır? Sanırım Ankara’ya bu kapılardan girerken, dışarıda bırakılan “Eski Ankara”, simgesel olarak umut edilen başka demokratik bir Türkiye inşaası.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.