Busan’da Gezerken V: Hava Kirliliğinin Sınır Ötesi Taşınımı Sorunu

Mutlu Binark, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi

ı.ıı.ııı.ıv Bölümler

Kore’deki günlerimin ikinci ayında bu sefer özel bir etkinliği veyahut yeri tanıtmak için yazmıyorum. 1 Nisan’da hava bana bir şaka yaptı ve bu şaka halen devam ediyor diyebilirim. Gökyüzüne baktığınızda pırıl pırıl bir gökyüzüne sahipsiniz ve üstelik Üniversitenin konumlandığı Namsan ve Geumjeong mahallesi dağlık ve ormanlık bir alan. Ancak işte havanın şakası tam da bu noktada başlıyor. Göğe bakıldığında masmavi görünen gökyüzü, aslında nefes almak için son derece zararlı, hatta sağlığı tehdit eden sınırda.

1 Nisan’da Üniversitede Türkoloji Bölümünde bana Korece-Türkçe çeviri konusunda yardımcı olan son sınıf öğrencisi Lee JaeSeong ile çalışmak üzere sözleşmiştik. Sabah yurdun önünde buluştuğumuzda onun bana verdiği “Yellow Dust Mask” filtre no 94 ile buradaki gündelik yaşantımdaki rutinlerime yeni bir olgu eklendi: hava kirliliği ve hava kalitesi. Onun telefonundaki uygulama미세미세 (Misemise) anlık olarak hava kalitesini konum bazlı göstermekte. Havada bulunan kirlilik oranını bu uygulamadan görünce, ben de her gün anlık olarak hava kalitesini takip edebileceğim bir web sayfası buldum kendime:http://aqicn.org/city/busan/

Bu web sayfasından bulunduğunuz kentte mahalle bazı hava kalitesi araması da yapabiliyorsunuz.  Şu anda bu yazıyı yazarken tekrar anlık duruma baktığımda, Busan’da hava kalitesi ortalama görünürken, Shanghai ‘de çok tehlileli olup, Seul’de de sağlığa zararlı durumda. Özellikle Shanghai da PM2.5  oranı maksimum sınırda.  Anlık aldığım ekran görüntüsünde PM2.5  oranının maksimum sınırının 824, minumumum ise 82 olduğuna bakıldığında Shanghai’de canlı sağlığına yönelik tehdidin boyutu gözler önüne çıkıyor. Özellikle bu partiküller çapları çok küçük oldukları ve ancak elektron mikroskoplarında görülebildikleri için solunduklarında doğrudan akciğerlere yerleşerek kansere yol açabiliyorlar.  

 

Aslında hava kirliliğinin sınır ötesi taşınımı sorununa Türkiye’de çok da yabancı değiliz. Ukrayna’da   26 Nisan 1986 tarihinde  Çernobil nükleer felaketi olduğu zaman, radyoaktif partikül taşıyan bulutların Karadeniz sahillerine olumsuz etkisini Türkiye’de o bölgede artan kanser oranlarından biliyoruz. Kore’de de son 5 yıldır İç Moğolistan ve Çin’den gelen sarı toz bulutları nedeniyle hava kirliliği sorunu yaşanmakta. Hatta bu toz bulutları Japonya’da Kyushu bölgesini ve özellikle Fukuoka kentini yoğun olarak etkilemekte. Nobuhiro Tanabe “Transboundary Air Pollution from China: Possibilities for Cooperation with Japan” adlı yazısında belirttiği üzere, sınır aşan hava kirliliği sorunun çözümü için “Uzun Menzilli Sınırlar Ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesi” (UMSHAK) bir başarı olarak görmekle birlikte, Asya kıtasında Avrupa Birliği üyeleri gibi çevre sorunlarına duyarlı olunmadığını belirtmektedir. Özellikle Japon medyasında Çin’in agresif kalkınma politikalarının ve kentleşme hızının hava kirliliğini tetiklediği ve hava kirliliğinin sınır ötesi taşınımına yol açtığı gündeme getirilmektedir. Gerçi  Çin Komünist Partisi Genel Sekteri Xi JinPing’in 19 Ekim 2017’deki 19.ÇKP Genel Toplantısı açılış konuşmasında sürdürülebilir kalkınma ve çevre sorunlarına duyarlı politikası vurgu yaptığını da burada anımsatalım. Kore’de bu yıl hava kirliliğinin sınırlar ötesi taşınımı nedeniyle geçen yıllara göre daha fazla düşük   düzeyde hava kalitesi var. Bu nedenle bu ülkede yaşayanların geçen yıllara göre daha fazla hava kalitesi sorununa dikkat etmesi gerekli. Seul’ü, Busan’ı veya diğer kentleri turistik amaçlı ziyaret edenlerin ya da her hangi bir nedenle bu coğrafyada yaşayanların düzenli olarak http://aqicn.org web sitesinden hava kalitesini izlemelerini öneririm.
 

Günümüzde hava kirliliği önemli küresel bir çevre sorunu. Havanın içinde bulunan birinci kirleticiler olan zararlı gazların (karbonmonoksit (CO), sülfürdioksit (SO2), azotoksit (NOx), kurşun, hidrokarbonlar, partikül maddeler (PM veya toz) ve ikincil kirletici olan ozon (O3) miktarının belli bir sınırı aşması canlı varlıkların yaşamasını olumsuz etkilemekte. Hava kirliliğinin yol açtığı çeşitli nefes alma bozuklukları, astım, ileri durumlarda akciğer kanseri vb. çeşitli sağlık sorunları insanın yaşam kalitesini olumsuz etkileme potansiyeli barındırmakta. Üstelik son kertede ozon tabakasının incelmesi ve küresel ısınma sorunlarına da bir tuğla daha ekliyor bu sorun. Aysun Sofuoğlu’nun “Hava Kirliliği” adlı yazısında, “…bu kirleticilerin emisyonlarının büyüklüğü yanında, özellikle şehirlerde yarattıkları problemler, topografya, nüfus, meteoroloji, sanayileşme seviyesi ve hızı ile sosyo-ekonomik gelişmeden oluşan bir dizi faktör sebebiyle birbirinden oldukça farklılık gösterir. Ayrıca, şehir nüfusundaki büyüme ile hava kirliliğine maruz kalan popülasyonun artması bu problemi daha ciddi bir hale getirmektedir. Direkt olarak atmosfere gönderdiğimiz bu kirleticiler atmosferde çeşitli reaksiyonlara maruz kalarak başka problemlere sebep olurlar. NOx ve SO2 asit yağmurlarını, yine NOx ve VOC (uçucu hidrokarbon) vd. güneşten kaynaklanan UV etkisiyle fotokimyasal oksidasyon sonucu ground level ozon oluşumunu ve smog oluşumunu tetikler ve atmosferde kimyasal olarak aktif maddeleri zincir reaksiyona sokabilirler. Örnek olarak, kanserojen ve toksik organiklerden olan ve yanma sırasında açığa çıkan Poliaromatik hidrokarbonlar (PAH) fotokimyasal olarak daha kalıcı veya zararlı türevlere dönüşebilir. Ayrıca sera gazları olarak bilinen CO2, CH4, N2O, O3, CFC yanma, endüstriyel emisyon veya anaeorobik bozunma yoluyla atmosfere atılmakta, ısı tutma kapasitelerinden dolayı yeryüzü sıcaklığının değişmesine neden olmakta ve sürdürülebilir kalkınma açısından en temel çözümlenmesi istenen iklim değişikliği sorununu doğurmaktadır.” demektedir.

Sınırsız kentleşme, nüfus artışı, çevre dostu olmayan sanayileşme ve tüketim kültürü odaklı yaşam tarzı hava kirliliğinin temel nedeni. Hava kirliliğine karşı ilk önce duyarlı bir kamu bilincinin oluşması en önemli gerek. Özellikle ülke yönetimlerin her düzeyde şeffaf ve bilgi verici olması, hava kirliliği izleme sistemlerinin kurulması, küresel olarak ülkeler arası  işbirliklerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma/gelişme politikalarının izlenmesi ve uygulanması da diğer gerekler. Dünya nüfusunun hızla kentsel alanlara doğru hareketi, büyük kentlerin ulaşım ağları, tüketim ve ticaret bölgeleri ve yerleşim alanları açısından akıl dışı bir şekilde daha da büyümesi düşünülecek olursa, her türlü canlı varlık için ekolojik krizin eşiğinde olduğumuzu bir kere daha kavramak mümkün.

1 Nisan şakası hala devam ediyor. Yeni bir olgu yaşamımda: 94 no’lu filtresi olan maske…Markanın üstünde yazdığı gibi moda mı değil mi bilemeyeceğim, ama özellikle havada bulunan gözle görülmeyen partiküllere karşı gerekli…

Kaynaklar:

1)Bu yazının konusunu fark etmeme ve akıllı telefon uygulama görüntülerini paylaşan Lee JaeSeog’a teşekkür ederim.
2) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0021850297000177

3)https://www.epa.gov/international-cooperation/transboundary-air-pollution
4)https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ernobil_reakt%C3%B6r_kazas%C4%B1
5)http://www.ecology.com/2013/11/22/transboundary-air-pollution-china/
6)Convention on Long Range Transboundary Air Pollution (LRTAP) (1979).  Türkiye 1979 tarihli Cenevre Sözleşmesi olarak bilinen Uzun Menzilli Sınırlar Ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesine 1983 yılında taraf olmuştur (R.G. 23.3.1983, Sayı 17996).
7)Xi, J. (2017). “Full text of President Xi’s speech at opening of 19th Chinese Communist Party General Meeting” http://live.china.org.cn/2017/10/17/opening-ceremony-of-the-19th-cpc-national-congress/.
8)http://www.koreatimes.co.kr/www/nation/2018/04/371_247019.html

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir