Kılıçdaroğlu: Kültür Bakanlığı suç işlemiştir

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Olağan kongresini yapmadan Kültür Bakanlığı MESAM’a kayyım atadı. Kanun önce uyaracaksın diyor. Hiçbir uyarı yapılmadan MESAM Yönetim Kurulu, Kültür Bakanlığı yazısı ile değiştiriliyor. Kültür Bakanlığı burada suç işlemiştir” dedi. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Gayet açık ve net başta Recep Bey, Binali Bey olmak üzere soru soruyorum; hangi uluslararası kuruluşlarla oturup bir anlaşma yaptınız ve bu metni neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından gizliyorsunuz?” diye sordu.

Konuşmasına eskrimde Avrupa şampiyonu olan Deniz Selin Üstündağ’ı kutlayarak başlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Demokraside iktidarı yönetenler hukuka uygun davranmak zorundadırlar. MESAM diye bir örgüt var, bir tüzüğü var. Yasal dayanağı var ve kurulur. Sanatı ve sanatçıyı desteklemeyen hiçbir iktidar yoktur dünyada. Darbe dönemleri hariç sanat ve sanatçıya her ortamda önem verilmiştir. Yüceltmek her toplumun ortak amaçlarından birisidir. Sanatçı özgür olmalı, özgürce düşüncesini dile getirmeli. Sanatın 7 dalını da desteklememiz gerekir. Elbette sanatçının da hakları vardır. Mart ayında olağan kogresini yapacaktı. Kongresini yapmadan Kültür Bakanlığı MESAM’a kayyım atadı. Kurala uyarsanız atayabilirsiniz. ‘Verilen görev ve yükümlülüklerin yerine getirilmediği ya da tarifelerin esaslera göre düzenlenmediği durumlarda ben önce bir uyarı yazısını yazarım’ diyor bakanlık. ‘Ve 30 gün beklerim. Kural yerine gelmemişse ikinci bir yazı ile tekrar uyarırım. Yine 30 gün beklerim, kural yerine gelmemişse kayyım atarım’ diyor. MESAM yönetim kurulu görevden alındı. Telefon ettim, size uyarı yazısı geldi mi? Hiçbir yazı gitmemiş. Yani, kanunu takmıyor. Kültür Bakanlığı yasaya uymazsa ne olacak?

Bütün bunlar sanatı ve sanatçıyı korumak içindir fakat hiçbir uyarı yapılmadan MESAM yönetim kurulu bir yazı ile değiştiriliyor. Sordum, dava açacak mısınız diye ‘Tabii ki’ dediler. Bugün dava açacaklar. Kültür Bakanı’na sormak isterim. Sen sanatı ve sanatçıyı korumakla görevlisin. Yasanın dışına çıkmazsın. Kültür Bakanlığı açıkça suç işlemiştir.”

“Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi toplumun her kesiminin karşı çıktığı bir uygulama. Hangi gerekçe ile özelleştiriyoruz? Herkes kazanıyor. Bu üretimin kaybedeni yok. Herkesin kazandığı bir ortama siz dinamit koyuyorsunuz. Büyük bir kısmı sonra kapanacak. Kapanmayacak diyorlar. Biz birçok fabrikanın nasıl kapandığını gördük. Amaç, nişasta bazlı şeker tüketimini teşvik etmek. Şeker fabrikalarını ziyaret ediyoruz. İşçilerle beraberiz. Mutlaka ve mutlaka korunması gerektiğine inanıyoruz.

1926’da ilk fabrika Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün döneminde kuruldu. Osmanlı’da 1 kilo şeker üreten fabrika bile yokken. Daha sonra atılan temeller var. Özelleştirerek siz aslında bir anlamda cumhuriyetten intikam almaya çalışıyorsunuz. Şeker fabrikalarına sahip çıkmak, cumhuriyete, emeğe, alın terine sahip çıkmak demektir.

Bu süreci başlatan olay yeni değil. Şeker kanunu çıktı. Geçici 8. maddesi vardı. Uluslararası kuruluşlar ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde Bakanlar Kurulu görev ve yetkilerini yeniden belirler. Hangi uluslararası kuruluşla hangi anlaşmayı yaptılar? Bugüne kadar bu konuda yapılmış tek cümle yok. Ben başta Recep Bey, Binali Bey olmak üzere soru soruyorum. Hangi uluslararası kuruluşlarla bir anlaşma yaptınız ve anlaşma metnini neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından gizliyorsunuz? Çıkın açıklayın.

Bu madde Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. AYM bu maddeyi iptal etti. Dayandığı argüman ne? Yasama yetkisi Türk milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez diyor. Siz yaptığınız anlaşmaya göre düzenlemeler yapıyorsunuz. AYM diyor ki, burada yetkili TBMM’dir. O nedenle ben bu maddeyi iptal ediyorum diyor. O uluslararası sözleşme yürürlükte biz merak ediyoruz. Kiminle oturdunuz şeker politikasının geleceğini belirlediniz.

Nişasta bazlı şekerin sağlık için ne kadar zararlı olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Binali bey kota getireceğiz demiş. Zaten var kota. Dünyanın en yüksek kotası. Bazı ülkelerde de yasak. Kansere, şeker hastalığına yol açıyor. Nişasta bazlı şekerin insan sağlığına zararları konusunda çalışmaları var. Yüzde 15 oranını uygulayan dünyada bir ülke var mı? Bizim insanımızın hayatı bu kadar mı ucuz? Biz şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşıyız. Herkesin kazandığı bir düzeni sonuna kadar savunacağız.”

“Anayasaya göre Türkiye, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Eğer hukuk devletini yok ederseniz, baskıcı bir dikta yönetimini getirirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti şu anda bir hukuk devleti değildir.

Neden değildir? 15 Temmuz darbe girişiminden sonra BM’ye bir yazı gösterildi. İkisi çok önemli. Tutulanlara insanca davranmayacağım diyor. Adil biçimde yargılamayacağım diyor. Darbe girişiminden sonra pek çok insan mağdur edildi. Bütün mağdurların sesi olmaya özen gösterdik. Gökhan Açıkkollu, bir öğretmen, 15 Temmuz’dan sonra tutuklanıyor. Gözaltı sırasında hayatını kaybediyor. Gözaltındayken ilaçlarının verilmediği bize gelen bilgiler yönündeydi. Hasta ise insülini vereceksiniz, nitekim bu adam öldü. Şimdi bu vatandaşın işkence sonucu öldüğü ortaya çıktı. Eşi Mümine Açıkkollu ile arkadaşlarımız konuştular. ‘Hainler mezarlığına gömülecekse cenazeyi vereceğiz’ demişler. Diyanet fetva veriyor, ‘hainlerin namazı kılınmaz’ diyor. ‘Mezarlığa defnedemedik, bahçemize defnetmek zorunda kaldık’ diyorlar. Bu bir dram değil midir? İşkence sonucu hayatını kaybediyor. Tazminat davası açma hakkı var. Biz de o ailenin sonuna kadar yanında olacağız. Yargılanmadığı için suçlu mu değil mi belli değil. Bir tek Allah’ın kulu çıkıp ‘bu ülkede adalet vardır’ diyemez?”

“Uluslararası bir toplantıda konuşuyor Adalet Bakanı. Türkiye’de yargı bağımsız ve tarafsızdır HSK bunun sigortasıdır diyor. Erdoğan, Yargıtay’ın 150. yılı sempozyumunda bir konuşma yapıyor. ‘Eğer bir ülkede halk bunalmış ve ellerini semaya açarak, adalet çığlığı atar hale gelmişse, oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir’ diyor. Günaydın Recep Bey günaydın… Nihayet öğrenebildin. Yargı sisteminde bir sorun değil, çok sorun var. Yargı yok adalet yok neden bahsediyorsun sen?”

“Yargıç tek adam rejiminin olduğu yerde vicdanı ile karar veremez hale geldi. Sarayın bazı avukatları, saray adına hakimlere, savcılara talimat veriyorlar. “Kültablasını getirir misiniz, sigaramın külünü dökeceğim” diyorlar. Açıkça talimat veriyorlar.”

“Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın kararı var. YPG terör örgütüdür diye. Karar çıktıktan sonra siz Salih Müslim’i Ankara’ya davet ediyor, oturup konuşuyorsunuz. Yemek ısmarladılar gönderdiler, şimdi Avrupa’dan istiyorlar. ‘Düne kadar zaten sizdeydi’ demezler mi? ‘Üstelik sizde mahkeme kararı var, bizde yok demezler mi?’ Ardamarı olmayan hükümetin Türkiye’yi getirdiği nokta budur.”

Saraydaki zat da faizden şikayet ediyor. Yükselten zaten sensin. 15 yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz. Vatandaşım söylediği söz faizci Tayyip. Son 15 yılda bir grup yabancıya Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin ödediği faiz 149 milyar dolar. 149 milyar doları çiftçiye mi emekliye mi verdiniz? Bir grup tefeciye veriyorsun. Vatandaş tefeci Tayyip demekte haksız mı? Haklı. Faiz sorununu çözemezler, çünkü yakayı tefeciye kaptırmışlar. Faizi düşür, doları, parayı getirmem diyor. Yakayı tefeciye kaptırmış vaziyette. Türkiye Cumhuriyeti devletini faizcilerden kurtarmak bizim boynumuzun borcudur. Bunu yapacağız.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir