Meyveyi sebzeyi keyifle yerken kimyasal da yutuyoruz

Atila Alpöge*

Sağlığımızı yakından ilgilendiren önemli bir araştırma.  Çalışmanın kaynak bilgisi Fransa’nın resmi bir kurumundan geliyor: “Rekabet, Tüketim ve Sahtekârlığı Engelleme Genel Müdürlüğü”.  Verileri değerlendiren de bir örgütlü toplum kuruluşu.  Konu şu: beslenmemizin temelini oluşturan sebze ve meyveleri tüketirken tarım ilaçlarını da bünyemize alıyor muyuz?  Kendimizi durmadan zehirliyor muyuz?  Böyle bir tehlike söz konusu mu?  Ne ölçüde?

Araştırma sonuçları 20 Şubat’ta açıklandı.  Önce çalışmanın çerçevesini açıklayalım.  Sonra da sonuçları.

Genel Müdürlük sürekli olarak çarşı pazardan (gelişi güzel) sebze, meyve örnekleri alıyor ve inceliyor.  Sayısız türden, sayısız örnek.  Yıllardan beri.  Çabanın önemli noktası, toplamanın tarladan, bahçeden değil, satıcıdan yapılması.  Yani kaynak besin maddelerinin işleme geçirilip tüketiciye sunulduğu noktadan.  Bunlar laboratuvarda teker teker inceleniyor.  Bulgu sonuçları genelleme yapılarak, ayrıntılara girilmeden bir raporda sunuluyor.  Kimyasal mevcudiyeti genelde ne düzeydedir, gibilerden.

Örgütlü toplum kuruluşu son 5 yıl içinde üretilmiş olan laboratuvar belgelerini teker teker değerlendirmiş.  11.000 belge.  50’ye yakın tarım maddesi.  Her birinden en az 30 örnek.

Aşağıda sonuçları görüyorsunuz.  Meyveler ve sebzeler olarak.  Bunlardaki yüzdeler her maddenin örneklerinden yüzde kaçında kimyasal madde saptandığını gösteriyor.

Daha da ötesi var.  Araştırmacılar 300-400 örnekte Avrupa Birliği’nin üst sınır diye tanımladığı, sağlığa zararlı olabilir kabul ettiği miktarı bir hayli aşan ölçüde zehirli madde görmüşler.

Bu sonuçlar birtakım soruları da gündeme getiriyor.

  • Bir tarlanın, bir bahçenin ürünü hep aynı miktarda ve yüksek oranda kimyasal mı taşıyor?
  • Çok sayıda kimyasal var. Bunların hangileri daha zararlı?  Ne ölçüde?
  • Değişik günlerde belli bir meyve ve sebzeyi ısrarla satın aldığımızda hep aynı bahçenin ya da tarlanın ürününe mi düşüyoruz? Yani aynı yüksek düzeyli kimyasalı sürekli mi yutuyoruz?  Yoksa zararlı olanlarla kimi zaman rastlantı sonucu mu karşılaşıyoruz?

Fransız gözlemciler yukarıdaki sorulara şu anda doyurucu yanıt vermenin olanaksız olduğuna vurgu yapıyorlar, derinlemesine araştırmalara gerek olduğunu belirtiyorlar.

Ama altını çizmek gerekir ki, Fransa’da halk arasında bu konudaki duyarlılık çok artmış; çünkü organik tarım ürünlerine giderek hızla artan bir ilgi olduğu gözleniyor.

Yukarıdaki araştırma sonuçlarının bizler için de aynen geçerli olabileceğini ileri sürmemek gerekir.  Her ne kadar bizde de tarım ilaçları ve kimyasallar sürekli ve bol oranda kullanılıyor olsa da, aynı ürünlerde benzeri zehirlenme tehlikesi olduğunu güvenle ileri sürmek zor.  Bizdeki üzüm ya da kereviz başka sonuçlar verebilir.  Önemli olan, konunun ciddiye alınması ve başkalarının yürüttüğü araştırmaların bizde de, günün birinde, yapılıyor olması.

Atila Alpöge, Ekogazete, 21.2.2018 / Yararlanılan kaynak: Audrey Garric, Le Monde, 20.2.2018

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.