Tüketim ekonomisinin temel aracı: “Planlı Eskitme”

Atila Alpöge*

Günlük yaşamda birçok araç gereçle iç içeyiz.  Çamaşır makinasıydı, cep telefonuydu gibi.  Bunlar kısa zaman sonra bozulup aksamaya başlıyor.  “Eskiden daha dayanıklıydı!” diye şaşırdığımız oluyor.  Çoğunlukla onarmak da olanaksız.  Yenisini almaya mahkûm kalıyoruz.  Zaten reklamlar ve moda haberleri daha cafcaflı modelleri durmadan bize tezgahlamıyor mu?   Gidip yenisini satın alıyoruz.  Eskisini doğaya çöp diye sorumsuzca atarak.

Kaliforniya’da bir itfaiye istasyonu varmış.  Bunda bir lamba (evet, bildiğimiz basit bir elektrik lambası) 117 yıldan beri durmadan, bozulmadan yanıp duruyormuş.  Hatta halk lambanın “yüzüncü yaşam yılını” bir ara törenle kutlamış.  Bizimkileri ise durmadan yenileme durumunda kalıyoruz.  Niye?  Çünkü artık lambalara kısılmış, sınırlandırılmış bir yaşam süresi tanınmış.  Gizlice.  Bilinçli olarak.  Bozulsunlar da yenisi satın alınsın isteniyor.  “Planlı eskitme” deniyor buna.  Tüketim toplumunun temel kuralı.  Ekonomiyi ve çağdaş yaşamı biçimlendirmiş ana ilke: “Kullan, at, yenisini al!”  At demenin bir anlamı da ortalığı gereksiz çöpe boğ ve doğayı rezil et!

Aşağıdaki 12 dakikalık videoya bir göz atın.  Barış Özcan imzasını taşıyor.  “Planlı Eskitme” diye adlandırılan bu olayı anlatıyor.  Videodan sonra da, daha aşağıda, bu yaklaşıma tepki olarak değişik yerlerde başlamış önemli direnişlerin öyküsüne bir bakın.

Video.

Evet, planlı eskitmeye giderek büyüyen bir tepki var.  Tepki göstermenin ötesinde tam tersini öneren girişimler çıkıyor ortaya.  Örneğin Fransa’da önemli bir dernek var.  Adı HOP.  (Bu gidişe hop! dermiş gibi duruyor, ama “Eskitmeyi durdur!” sözcüklerinden geliyor bu ad.)  HOP geçenlerde Apple’ı mahkemeye verdi.  Eski modellerin ömrünü gizlice kısaltmış olduğu için.  Üstelik Apple da bunun böyle olduğunu itiraf edip özür diledi.  HOP Epson yazıcılarını da makine mürekkep bitmeden bitmiş sinyali verdiği için sıkıştırıyor.

Bazı ülkeler, imalatçıları ürettikleri malın yedek parçalarını ne süre bulunduracaklarını açıkça bildirmeye mecbur tutuyor.  Nitekim, istatistiklere göre Fransa’da halkın neredeyse yarısı makinasının yedek parçalarını temin edip gerecini kendi onarmaya başlamış.

Bazı ilginç girişimler de şöyle:

Uzun yaşamlı bir deneme.  “Bozulmaz” yeni bir çamaşır makinasının markası.  Bunu üreten Julien Phedyaeff adlı genç tasarımcı makinasının yıllarca kusursuz çalışacağını söylüyor.  Eskiden en az 20 yıl tık demeden çalışan bu makinalar şimdilerde dokuz yıl ayakta zor kalıyor.  Julien’in çamaşır makinasındaki bütün parçalar sökülür cinsten.  Bu bakımdan sorun çıkınca bunları değiştirmek çok kolay.  Ama büyük firmalarınki öyle değil.  Onlarda parçalar birbirine kaynaklı; tek parça halinde.  Bu yüzden eve gelen usta “Bunun parçasını bulmak çok zor.  Siz en iyisi yenisini alın!” diyor.

Julien’in makinasının parçaları kolay bulunuyor.  Üstelik tamiri kullanıcı bile yapabiliyor.  Öteki firmalar ise beş, altı yıl sonra yedek parça satmıyorlar.  Julien önerisini bir doktora çalışması olarak hazırlamış; sonra da bir fuarda sunmuş.  Devlet de, basın da üzerine atlamış projenin.  Ödüller verilmiş, finansman sağlanmış.  Julien yakında seri imalata başlayacak.

Tamirhane kafeleri.  Olayın yepyeni bir yansıması var.  Gittikçe güçleniyor.  Bu “kafe”lerde onarım yapılıyor.  Daha doğrusu bu işleri bilen gönüllü bir uzmanın yardımıyla siz kendiniz onarıyorsunuz sorunlu gerecinizi.  Bunu elinize alıp böyle bir kafeye gidiyorsunuz, söküyorsunuz onu, derdi anlıyorsunuz ve tamiri gerçekleştiriyorsunuz.  Para da ödemiyorsunuz uzmana.  Bu bir dayanışma, arkadaşlık konusu.  Gönüllü bir çaba.  “Tamirhane” fikri 2007’de Amsterdam’da ortaya atılmış.  Şimdi 33 ülkede 1.400 kafe var.  Bizde de var bu kafeler.  Yeşil Gazete’deki bir habere göz atabilirsiniz.  Paris’tekine de.

Spareka.  Bu firmanın özelliği şu: bir şey mi bozuldu, internete girin ve firmaya ulaşın.  Onlarla yazışarak hangi parçada sorun olduğunu anlayın.  Parçayı yollasınlar size ve sundukları bir videonun yardımıyla onarımı kendiniz yapın.  Firmaya 2017’de 300.000 talep gelmiş, onlar da 4 milyon parça satmışlar.  Sitede kısa (ama Fransızca) bir video da var.

iFixit.  (Yani Türkçesiyle “Ben onu onardım”.)  Firma herkesin her konuda yapabileceği onarımlara yardımcı olan ücretsiz bir kılavuz sunuyor.  Bu girişimi 2003’te iki genç mühendis başlatmış.  Bilgisayardı, cep telefonuydu, akıllı telefondu, bir şey mi bozuldu?  Burasıyla temasa geçiyorsunuz.  Size 9.800 gerece yönelik 35.000 adet rehber belge sunuluyor.  Bedavaya.  11 dilde.  Türkçe dahil.  Zaten sitesi de Türkçe.  Firma yalnızca satışa hazır tuttuğu yedek parçalardan kazanç sağlıyor.  Bazıları bu girişime “Onarım Wikipediası” diyor.

BuyMeOnce.  (Beni Bir Kez Satın Al) İngiltere’de reklamcılık yapan Tara Button adlı genç kız hemen eskiyip atılan eşyalardan bıkmış olmalı ki, yaşam boyu sürecek (giyim eşyası dahil) mal satan bir mağaza açmış.  Büyük başarı kazanmış.  Reklamcılığı bırakmış; şimdi kitaplar yazıyor, konuşmalar yapıyor ve bütün dünyaya açılan mağaza girişimini yönetiyor.  Sitesi burada.

Planlı eskitici yöntemlerle dünyayı giderek kocaman bir çöplüğe dönüştürmekte olan “Kullan-at”çı tüketim toplumu acaba hizaya gelecek mi?

Atila Alpöge, Ekogazete, 20.2.2018 / Yararlanılan kaynaklar: Catherine Rollot, Le Monde, 18.2.2018 – Pascale Krémer, Le Monde, 18.2.2018

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.