Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinden Erdoğan’a tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ni hedef alan sözleri ardından Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri Esra Mungan, Faruk Birtek ve Kumru Toktamış konuyu değerlendirdi. Erdoğan, Türkiye’nin önde gelen ekolü hakkında “Ülke ve milletin değerlerine yaslanamadığı için uluslararası alanda beklediği yere gelememiştir” ifadesini kullanmış, “Dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görmekle yerli ve milli duruş sahibi olmak birbirinin zıddı değildir. Zihnini Amerika’da yaşayan şarlatana adayan mankurtlardan bilim adamı da Müslüman da olmaz” şeklinde konuşmuştu.

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde yardımcı Doçent Doktor Esra Mungan,‘Yerli ve milli’ değerlerin ülkede sıkça değiştiğini belirterek, “Buna ayak uydurmak yerine araştırma ve çalışmalarımıza odaklanıyoruz” dedi. Yakın tarihten örnek veren Mungan, “Nitekim bundan çok değil birkaç yıl evveline kadar başörtülü öğrenciler (o zamanlarda ülkemizde baskın ve geçerli değerleri içinde hoş görülmez iken) Boğaziçi Üniversitesi, o dönemin güçlülerinin öfkesini üstüne çekme pahasına kendi doğru bildiğini yapmıştır ve bunu tam da sürekli değişebilen ‘yerli ve milli’ değerlere değil, daha az değişken evrensel değerlere yaslanmayı tercih ettiği için yapmıştır. Bugün biliyoruz ki doğru yapmıştır.” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü’nün açıklama sonrası tweetini hatırlatan Mungan, “Rektörümüz Üniversitemizin uluslararası sıralamalardaki yerini tweetledi.  Aslında keşke bir Türkiye üniversitesi olarak günümüz rekabet ortamındaki yüksek başarı sıralamasının yanı sıra üniversitemize Türkiye üniversiteleri arasında en düşük bütçelerden birinin uygun görüldüğünü gösteren tabloyu da tweet’leseydi, resim daha da berrak olurdu. Bu kadar azla bu kadar başarıldıysa bunda bu üniversitenin muazzam bir adanmayla çalışan akademik ve idari kadrosunun çok önemli bir payı var.  Bu adanmışlık ise nereden geliyor, diye soracak olursak tekrar en bastaki liyakat ve evrensel değerler bölümüne geri gitmeliyiz.”  şeklinde konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Emeritus Profesör Faruk Birtek, Erdoğan’ın ifadelerine şaşırmadığını belirterek “Erdoğan kavga istiyor ve söyledikleri yine yanlışlarla dolu” dedi.

Erdoğan’ın danışma heyetinde çok sayıda Boğaziçi Üniversitesi’nden insan olduğunu hatırlatan Birtek, onların ne yaptığını merak ettiğini belirtiyor. Boğaziçi’nin bir marka olmadığı eleştirisine değinen Birtek, “Boğaziçi Türkiye’de ve yurtdışında bir marka öğrencilerin müracaatlarında birinci sırada, daha fazla ne olacaksın? Yurtdışına gönderdiğimiz öğrenciler için ‘En öğrencileri Boğaziçi gönderiyor’ diye tebrikler teşekkürler alıyoruz. Daha ne olacaktı?” diye soruyor.

‘Yerli ve milli’ ifadesinin ne anlama geldiğini bilmediğini belirten Birtek, “Adı üstünde üniversite, evrenseldir, evrensel değerleri taşır. Bana soracaksanız benim bir yerli ve milli değerim var ‘Adalet’.  O da bugün Türkiye’de bulunmuyor.  Keşke o değeri konuşabilsek. Biz bir araştırma kurumu ve üniversitesiyiz. Eğer bir değer varsa bizim değerlerimiz evrensel değerlerdir. Biz dünyada bir marka olacaksak tabii ki evrensel değerlerin üzerinden olacağız. Dolayısıyla milli değerlere bir ihanet varsa bu hükümetin ihanetidir.” dedi.

FETÖ ile ilişki kurma çabasına sert tepki gösteren Birtek, bu gündemin Türkiye’de çöken tarım sistemi, işsizlik, ekonomik açmazlar gibi sorunların üzerini örtmek için yaratıldığını belirtiyor. Bu kurumu ve içinde çalışan akademisyenleri o yapılarla ilişkilendiremezler, uymaz kardeşim! Balığı bulutta aramak gibi Boğaziçi’nde FETÖ’cü arıyorlar.” dedi.

Artı Gerçek’de yer alan haberde, AKP hükümeti döneminde Boğaziçi Üniversitesi kaynaklarının kesildiğini belirten Birtek, “Bize yapılan maddi yardım en alt sıralarda, bize en az maddi yardımı olan hükümet bu hükümettir. Bizim tüm paralarımız kesilmiş, kulüplerimiz çalışmıyor. Sosyal hizmetler yerine getirilemiyor. Boğaziçi beyin gücü en önde olan üniversite, öğrencilerin fikir kulüplerine kaynak yok.” dedi.

Boğaziçi ile iftihar ettiğini belirten Birtek, “Ben buradan ayrılamıyorum çünkü bence Türkiye’nin en güzide kurumudur. Türkiye’nin en geniş yelpazesinde öğrenci alan kurumuz. Öğrencilerimizin yüzde 70’ten fazlası İstanbul dışındaki illerden geliyor. Türkiye’nin her kesiminden dindar, geleneksel, seküler, alevi, Kürt… Kim olursa olsun bu kesimlerin tamamından gelen kişiler var. Bunların hepsi bir Boğaziçi potasında erimişler. Onun için ufukları açılmış açık fikirli, fevkalade zeki ve eşsiz öğrenciler. Ben dünyanın üç değişik yerinde hocalık yaptım. Bunlar en iyi eğitim kurumlarıydı. Boğaziçi’ndeki öğrenciyi hiçbir yerle değişmem. Onun için ben 75 yaşında hala buradayım, bu öğrenciler için. Sayın Erdoğan bunları bilmiyor. Kendi değerler skalasında bunların ne önemi var onu da bilmiyorum ama bu onun problemi çünkü bizim skala doğru.”

“Konu vatanseverlikse buradaki hocaların ve benim vatana bağlılığım hiçbir şekilde başkalarıyla kıyaslanamaz” diyen Birtek, “Bu olmasa neden burada bu işi yapıyorum? Amerika’da Fransa’da oturup işimi orada daha kolaylıkla yaparım. Bilime değer veren ülkelerde marka hoca olarak. Ama ben kendimi Türkiye’ye adadım. 35 yaşımda dedim ki benim vatanım Türkiye ve buraya geldim. Buraya katkım olsun diye, iyi ki geldim iyi ki Türkiye’deyim iyi ki Türkiyeliyim. Ve öğrencilerim dünyanın hiçbir yerinde olmayan öğrenciler Amerika’nın en iyi üniversitelerinde hocalık yaptım. Buradaki öğrencileri bir yerde görmedim. Kimseyle de değişmem. Çok yaşa Boğaziçi.” Diyor ve bugünlerde en zor olanın binlerce insan tutukluyken fakülteye gelip ders anlatmak olduğunu belirtiyor ve yüreğimiz yanıyor, vicdanımız sızlıyor.” diye konuşuyor.

Çok öteden gelen ‘Boğaziçi’nde olmak sınıfsaldır?’ eleştirisini sorduğumuzda Prof. Birtek, “Eskiden öyleydi doğru. 30-40 sene evvel öğrencilerin yüzde 80 – 90’ı İstanbul’dandı. Yabancı dilde eğitim veren kurumların öğrencileriydi. Bir şekilde maddi durumu iyi olan öğrencilerdi. Boğaziçi’nde her zaman burs vardır. Öğrencilerin yüzde 20’si 30’u da bursluydu. Bugün hiç öyle değil boğaz içine Türkiye’nin her yerinden öğrenciler geliyor. Bu vakıf üniversitelerinin kurulması bizim çok işimize yaradı. Zenginler çocuklarını bu vakıf üniversitelerine gönderiyorlar. Bize demokratik öğrenci geliyor. Benim her kesimden öğrencilerim var, fevkalade mütevazi ve geleneksel ailelerden gelen öğrenciler var. Aileleri Erdoğan’a oy vermiş çok öğrencim var bunların hepsi burada bir potada ilerleyici fikirler etrafında toplanıyorlar. Bugün öğrencilerimin maddi olanaklarına baktığım da bunlar bir elitin çocukları değil. Türkiye’yi en iyi temsil eden üniversite benim ve Türkiye’nin en akıllı öğrencileri burada. Bu zeka bir elitlikse en zeki öğrenciler burada.” Diyor ve “Bunların hepsi ileri görüşlü ve hiç de öyle bu hükümetin arzu ettiği tipte bir öğrenciler olduğunu zannetmiyorum.” diye ekliyor.

Erdoğan’ın Boğaziçi’ni hala bir yabancı kurum olarak gördüğünü belirten Birtek, Erdoğan’ın kavga istediğini bu şekilde yol alabileceğini düşündüğünü belirterek, “O yol nereye gidecek, birkaç yıl içinde göreceğiz” diyor. “O dünya ile kavgalı biz dünyevi bir kurumuz o taşralı, biz taşralı filan olmayacağız çünkü eğitim taşrada olmaz eğitim, şehirleştikçe olur, insanlar şehirleştikçe gelişirler, Rönesans da oradan gelir. Erdoğan’ın bizim kesimle kavgası var çünkü biz seküler kesimden geliyoruz. Biz Türkiye’de ilericiliği temsil ediyoruz. Biz çeşitli fikirlerin her şekilde ve her yerde temsil edilmesini savunuyoruz. Benim son sınıfımda hatırlıyorum tesettürlü hiç olmazsa 10-15 tane kız öğrencim vardı, iftihar ediyorum onlarla tesettürlü insanlar benim için son derece kıymetli çünkü fikirlerine sadık insanlar. Boğaziçi Üniversitesi hiçbir üniversite tesettürlü öğrenci almadığı vakit, anayasanın emrine rağmen her öğrenciye kapısını açtı. Her öğrenci buraya geldi kendini rahat hissetti. O nedenle pek çok dindar kesim buraya çocuklarını göndermek istiyor. Hem iyi eğitim hem rahat etsinler diye. Erdoğan bizi benim sınıfıma gelsin görsün.”

Sosyal Bilimler ve Kültürel Çalışmalar Bölümü’nden Doçent Dr. Kumru Toktamış, aynı zamanda New York’taki Prett Üniversitesi Kültürel Çalışmalar koordinatörlüğünü yürütüyor. Onun eleştirilere karşı yorumu şu şekilde:

“Sayın Erdoğan neresinden bakarsak bakalım artık tarihi bir şahsiyettir. Ancak bu tarihsel konumunun ne olacağı üniversitelerde şekillenecek bir karardır. Bu nedenle bir politikacı olarak üniversiteye ayar vermeye kalkışırken daha dikkatli olmasında yarar var. Belki bugün ülkemizde zorbalık ve korku ile kendilerine çeki düzen vermeye zorlanmış eğitim kurumları olabilir ama biz bunlara üniversite, yani evrensel bilginin üretilip, evrensel yordamlarla iletildiğini ve evrensel kriterlere göre tartışmaların şekillendiği kurumlar olarak göremeyiz. Bilgi de zorbalık yoktur. Zorbalık varsa bilgi üremez, iletilemez ve tartışılamaz. Bu nedenle üniversiteyi bir folklor grubu, folkloru ise sıra olup dans etmek sanan bir zihniyetle kimse üniversite eleştirmeye kalkışmasın.”

“İdare etmek ile bilgi üretmek arasındaki fark var” diyen Toktamış: “İdare etmenin sadece tek bir yolu olmadığını kavrayacak bir zihin açıklığı gerektirir. Bu zihin açıklığı için hiçbir idareciden, hiçbir gerekçe ile izin almak zorunda olmayanlara ‘üniversite hocası’ diyoruz. Ben Erdoğan’ın siyasi hayatına böyle bir zihin açıklığı ile bakmaktaydım. Zihnimi kapamadım, Erdoğan ve AKP zihinleri kontrol etmeyi idare etmek zanneder hale geldiler” dedi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir