‘Şeriat mahkemesi’ isteyen istismarcı öğretmen açığa alındı

Diyarbakır’daki bir kız imam hatip lisesinde Coğrafya öğretmeni olarak görev yapan, evli ve 3 çocuk babası 34 yaşındaki Ahmet B. hakkında, öğrencisi 16 yaşındaki bir öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 4 ay 15 günden 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Dava üzerine Lice ilçesindeki bir okula atanan Ahmet B., şikayetini geri çekmeyen babaya “Bir hata işledim. Bu suçun Allah’ın şeriati doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Davayı şeriate taşımak yerine, Allah’ın yasakladığı tağut ve hükmüne havale ettin. Şeriate gidelim, cezam ölüm de olsa razıyım” mesajı attı. 5 ay önce kendi isteğiyle Kulp’a tayin edildiği ortaya çıkan Ahmet B. hakkında, olayın kamuoyu tarafından duyulması sonrası yeniden soruşturma başlatıldı ve öğretmen açığa alındı.

Cinsel istismara maruz kalan kız çocuğunun babası, 25 Temmuz 2016 günü Milli Eğitim Müdürlüğü’ne giderek, öğretmen Ahmet B. hakkında şikayette bulundu. İddianın iletilmesi üzerine savcılık tarafından soruşturma başlatılırken, Ahmet B., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Hakkında idari soruşturma başlatılan Ahmet B., daha sonra Lice ilçesindeki bir okula atandı.

Taciz iddiasının savcılığa taşınmaması için çaba gösteren öğretmen Ahmet B., ikna çabaları sonuçsuz kalınca şikayetçi babaya çok sayıda mesaj gönderdi. Mesajlarda davayı ‘şeriat yoluyla’ çözmeyi teklif eden şahıs yargı için ‘Allah’a karşı isyan eden’ anlamına gelen ‘Tağut’ ve ‘Tağutun mahkemesi’ ifadesi kullandı. 17 Ağustos 2016 günü yazdığı ve 6 kez üst üste gönderdiği mesajda aileyi şeriat mahkemesine davet eden Ahmet B., şunları yazdı:

“Bir hata işledim. Suçun Allahın şeriatı doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Allah ve şeriatına iman ettiğini söyleyen biri olarak, davayı şeriata taşımak yerine Allah’ın yasakladığı tağuta ve tağutun hükmüne havale ettin. Şeriatçı biri olarak Allah’ın hükmüne değil tağutun hükmüne müracaat ettin. Gel senin söyleyeceğin bir imama meseleyi götürelim. Allahın hükmü nedir aramızda imam hakim olsun. Şeriat benim ölümüme hükmetsin, eğer ölümden kaçarsam yerlerin ve göklerin laneti üzerime olsun. Kendi elimle tuttuğum parmak izleri bana ait bir silahla canımı sana teslim ederim ki intihar gibi görünüp sana ceza verilmesin.Tağutun hükmü adalet sağlamaz. Seni tağuta müracaattan vazgeçip Allahın hükmüne müracaat etmeye çağırıyorum. Şeriatçılık sözle olmaz, yaşantıda kendini gösterme zamanı. Şeriata gidelim, cezam ölüm de olsa razıyım. Bu rezil ve kötülerin dünyasından bir an önce defolup gitmek istiyorum. Haram olan namusuna zarar verecek bir şey yapmadım. Allahın helalini talep etmekten dolayı bu leke üzerime sürülürse bununla asla yaşayamam. Gençlerinizin bir eline keleş bir eline satır da verseniz geleceğim. Bir hiç yüzünden hayatım zehir oldu. Yaptığınız günah ve iğrençliklerin haddi hesabı yok. Helalinden bir işe yönelik adım attım. Bana zani, cani, vahşi, kafir muamelesi yapıyorsunuz. O Allahtan korkmaz iftiracı, kalleş, yalancı kızına inanarak namusuna zarar geldiğini iddia ediyordun. Bu iş uzadıkça daha çok koku verir. Bu durumda bütün köy, okul ve yakınlarınız öğrenecek.”

Dosyadaki sabıka kaydında, Ahmet B.’nin 2000 yılında kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından ‘Hizbullah terör örgütüne üye olmak’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası aldığı, kesinleşen ceza nedeniyle 2004’e kadar tutuklu kaldığı, Topluma Kazandırma Yasası’ndan faydalanıp sabıkasını sildirdiği belirlendi.

‘Hizbullah terör örgütüne üye olmak’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası alan Ahmet B.’nin cezaevinde çekilen fotoğrafı
Ahmet B.’nin Facebook hesabındaki fotoğraflarda ise evine Lübnan Hizbullah örgütünün bayrağı ve Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını astığı, en küçük oğluna Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ismini verdiği ve çocuğunun üstüne Hizbullah bayrağı örttüğü ortaya çıktı. Facebook’ta Hizbullah’ın firari lideri Edip Gümüş için “Hizbullah cemaati lideri muhterem Edib Gümüş Ağabeyimiz” diye paylaşım yapan Ahmet B.’nin, hesabında IŞİD övücü paylaşımlar bulunduğu ortaya çıktı.

Ahmet B. hakkında ‘Çocuğa karşı cinsel taciz’ suçundan 4.5 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Olayın 2016 yılında yaşandığı belirtilen iddianamede, “cinsel istismar boyutuna varmadığı” ifadeleri kullanıldı. Suçun işlediğine dair kanıt bulunamadığını belirten savcı, eylemin ‘Cinsel taciz’ olarak değerlendirildiğini kaydetti.

İddianamenin kabulü ardından Ahmet B.’nin yargılamasına 2017 yılında İlçe Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Sosyal inceleme uzmanı, olay nedeniyle psikolojisi bozulan kız çocuğunun ifadesine itibar edilmesini istedi. Eylemin ‘cinsel taciz’ değil, ‘çocuğun cinsel istismarı’ olabileceğini belirten mahkeme, görevsizlik kararı vererek, dosyayı Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Görevsizlik kararı ardından Ahmet B.’nin dosyası, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 6 Temmuz günü yapılan ilk duruşmaya  katılmayan sanık hakkında zorla getirme kararı çıkarılırken, Ekim ayında yapılan 2’nci duruşmada avukatı olmadığı için savunması alınamadı. İfadesinde başından geçenleri anlatan kız çocuğu öğretmenin tacizinin 5-6 ay devam ettiğini, korktuğu için şikayetçi olamadığını “Hem seni, hem kendimi öldürürüm” diye tehdit edildiğini söyledi.

Sanık Ahmet B., kız çocuğu ile evlenmeyi düşündüğü için mesajlaştığını söyledi. Mesajlaştığı sırada halen evli olduğunu ifade ederken, “Kendisiyle evlenecektim. ‘Benimle kaçar mısın?’ diye sorduğumda ‘Evet’ dedi. Kendisi mağdur olmasına rağmen, benim psikolojim bozuldu. İntihara bile teşebbüs ettim. Suçlamayı kısmen kabul ediyorum. Cezam neyse razıyım. İyi hal indirimi yapılmasın diye mahkemeye sakallı geldim. Cinsel saldırıda bulunmadım” dedi.

Davanın son duruşmasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Remzi Atalay ve cinsel istismara maruz kalan kız çocuğunun avukatı Gizem Miran, sanığın ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklanmasını istedi. Diyarbakır Barosu Çocuk Haklan Merkezi avukatı Ümit Asye Demir ise öğretmenin açığa alması gerektiğini belirterek, “İddia ispat olana kadar uzaklaştırılması ve tutuklu yargılanması gerekir” dedi.

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin katılma talebini, suçtan doğrudan zarar görme sıfatı bulunmaması nedeniyle kabul etmeyen mahkeme, Cumhuriyet Savcısı’nın bu yönde bir talebi olmaması nedeniyle, tutuklaması istemini reddetti.

Sanığın tutuklanması için büyük gayret gösterdiklerini, ancak savcılık görüşü alınmadığı için tutuklanmadığını belirten avukat Gizem Miran, şunları söyledi:

“Sanık, evli ve 3 çocuk babası olduğu halde mağdurla evlenmeyi düşündüğünü söylüyor. Şeriata göre 2’nci kadın olarak, imam nikahlı evlilikten söz ediyor. Müvekkil ve ailesinin güvenleri büyük ölçüde sarsılmış. Travmayı daha fazla yaşamaması için müvekkili duruşmalara getirmiyorum. Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma yürütmüş. Sanığı bulunduğu okuldan alıp, Lice ilçesine göndermişler. 2 veya 3 aylık maaştan para kesme cezası verilmiş. Çocuk istismarının cezasının maaştan kesme cezası olması acıklı bir durumdur. Sanığın gönderildiği okuldaki öğrencilerin tümü lise öğrencisidir. Lise öğrencisi idol veya rol model olarak gördüğü kişiye ilgi besleyebilir, yakınlık görebilir. Adam bunu suç olarak görmüyor. ‘Sizin kanunlarınıza göre suçtur, ama şeriata göre ben bu kişiyle rızaya dayalı ilişki yaşarım’ diyor. Bu durum, toplum açısından büyük tehlike arz ediyor. Maaştan para kesme cezası ve üstü kapatılmış bir soruşturmayla karşı karşıyayız. Dava karara bağlanmadığı için asla öğretmenlik yapamaması, açığa alınması gerekiyordu. Soruşturma her yönüyle eksik yürütülmüş ve sonucu fecaat niteliğindedir. Sanığın tacizden değil, istismardan ceza alması için çalışıyoruz. Çocuğa karşı taciz ifadesini kabul etmiyoruz. Çocuğa yönelmiş her cinsel hareket, istismardır. Sanık,Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını reddeden, şeriatla yaşamak isteyen ve ona göre yargılanmak isteyen bakış açısıyla mesajlar atıyor. Mahkemenin huzurunda ‘Ben şeriata göre uygun bir şey yaptım” cümlesini ifade ediyor. Bunlarla baş etmeye çalışıyoruz. Mağdurun ailesi çekingen bir tavırda değil ve çocuklarının arkasında. Bu bizim için toplumda çok zor bulunan bir tavırdır.”

Ahmet B. hakkında, Kulp Kaymakamlığı tarafından yeniden idari soruşturma başlatıldı. Öğretmen A.B., Diyarbakır Valiliği’nin talebi üzerine hakkında açılan soruşturma kapsamında Kulp ilçesindeki görevinden açığa alındı.

Ahmet B.’nin, hakkındaki iddia ortaya çıktıktan sonra Lice ilçesine atandığı, bir süre burada görev yaptıktan sonra, 5 ay önce ise kendi isteği ile Kulp’a tayin edildiği öğrenildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir