1915’ten 1978’e: Maraş Katliamı’nın tanığı Aziz Tunç anlatıyor

Gazete Karınca’dan Müjgan Haris, Maraş Katliamı’nın tanığı Aziz Tunç ile röportajında dönemin olaylarını en kapsamlı şeklide işliyor.

Maraş’ın bir Ermeni gerçekliği bulunuyor

Bir zaman makinesindesiniz. Ve şimdi düğmeye bastım. Sizi, 1978’in aralık ayının Maraş’ına götürdüm… Tam 39 yıl öncesindeyiz. Nasıl bir Maraş tasvir edersiniz bana? İnsanlar, coğrafya, politik dengeler, umutlar, umutsuzluklar…

Zamanı geriye doğru sarmak ve yaşanmışlıklara yeniden ve bugünden bakmak harika bir fikir.

Maraş, her ne kadar biz o yıllarda anlayamamış olsak da toplumsal-siyasal özgünlükleri olan bir şehir. Öncelikle Maraş’ın bir Ermeni gerçekliği bulunuyordu ve bu gerçeklik, Maraşlıların bütün hayatını etkileyen tabularından birisiydi. Öyle bir tabuydu ki bu, her Maraşlı biraz Ermeni olmasına rağmen, bu olgu korkunç bir düşmanlığın malzemesine dönüştürülmüştü. Ermenilik Maraş’ta kazınarak sökülüp atılmak istenmiş, ancak gerçek gizlense bile her Maraşlı biraz Ermenileşmişti.

Maraşlıların yaptığı birçok el sanatı Ermenilerden öğrenilmiş sanatlardır. Maraşlıların ellerindeki mal varlıklarının büyük bir kısmı Ermeni mallarının gasp edilmesinin sonucudur.  Maraşlıların birçok kültürel davranışında Ermeniliğin izleri bulunmaktadır.

Maraş 39 yıl önce bugün olduğundan elbette çok farklıydı. Bugün taşrada gördüğümüz küçük, gelişmemiş ama dinamik ilçelerden biri gibiydi. Alt yapısı, yolları, işletmeleri, sanayisi bugün olduğundan on kat daha geriydi. Otogar olarak şehrin içinde köy araçlarının da kalktığı bir yer kullanılıyordu.  Şehir içindeki çamurlu yolların da at arabalarının üç tekerlekli motosikletlerin ve traktörlerin dolaştığı bir kasabaydı. Devlet binaları olarak kullanılan en görkemli binaları birçoğu Ermenilerin taş binalarıydı.

Ermenilerden kalma altın işçiliği ve bakır işletmeciliği en revaçta olan ekonomik zanaatlardı. Pamuk başta olmak üzere daha çok tarıma dayalı bir ekonomik yapısı bulunmaktaydı.

Maraş, o dönem bütün şehirlerin yaşadığı kaderi yaşıyordu. 1965-1973 arasında çevre ilçe köy ve kasabalarda Maraş merkeze doğru, hızlı ve yoğun bir göç yaşanmaya başlamıştı. Maraş’a gelen herkes, ya küçük bir işletme açıyor veya küçük bir işletmede kendisine iş buluyordu. Tarım işçiliği ve tarıma dayalı küçük işletmelerde çalışan işçiler, nüfusun en dinamik ve en kalabalık kesimini oluşturuyorlardı.

Şehre gelen yakın köylerdeki Türk Sünniler daha çok günü birlik işlerde çalışıyor akşam evlerine gidiyorlardı. Ancak Kürt Aleviler daha çok yerleşik veya yarı yerleşik bir durum alıyorlardı. Ya bir tanıdıklarının evinde kalıyor veya küçük bir ev kiralıyorlardı.

Bu dönem siyasal gelişmelerin bütün toplumsal kesimleri etkilediği dönemdi. Zaten 1970’lere geçerken özellikle Nurhak’ta devrimcilerin faaliyetleri Maraşlıları da etkilemiş, çok sayıda Maraş’ın yerlisi, devrimci faaliyetlerde yer almaya başlamıştı.

Bu yıllarda Maraş’ın siyasal-toplumsal yapısı, daha demokratik bir özellik taşıyordu. Toprak işgalleri ve fabrikalarda çalışan işçilerin hakları için mücadeleler yaşanıyordu.  DİSK, ayrıca TÖB- DER, TİP ve birçok devrimci yapının dernekleri bu sürecin etkin kurumlarıydılar. Maraş bu yıllarda umudun en diri olduğu, Alevi ozanlarının hem yetiştiği hem de çok sık faaliyet yürüttüğü bir şehirdi.

Maraş’ın bölge coğrafyası için tarihsel önemi hakkında bize neler anlatabilirsiniz? Özellikle başta Ermeniler olmak üzere yaşayan halklar, nitelikleri, maruz kaldıkları baskılar açısından…

Maraş çoklu kimliğiyle çeşitli özgünlükleri içinde barındıran bir şehirdi. Maraş’ın Hititli bir komutan tarafında kurulduğu düşünülmektedir. Değişik halklarının yaşadığı ve birçok siyasal iktidarın gelip geçtiği Maraş, 1240’larda Babailer İsyanı’nın yaşandığı ve 1500’lü yıllara gelirken, Memlukluların, Safevilerin ve Osmanlıların ortasında Dulkadiroğlu Beyliği’ne bağlı olarak varlığını korumak ve sürdürmek zorunda kalan bir şehirdir. Yavuz’la Şah İsmail arasında yaşanan savaşta Maraş, Osmanlıların denetimine geçmiştir. O günden sonra Maraş, Osmanlıların saldırıları ve buna karşı direnişlerle anılmakta, bilinmektedir.

Maraş özellikle Ermeni soykırımı ve Ermeni uluslaşması açısından çok önemli bir şehirdir. Sadece Ermenilerin yaşadığı ve özerklikle yönetilen, bugün adı Süleymanlı olarak değiştirilmiş olan Zeytun, Maraş’a bağlıydı. Maraş’ın içinden de Ermeniler oldukça güçlü bir toplumsal ve örgütsel yapıya sahiptiler ve diğer halklarla birlikte yaşıyorlardı.

Osmanlının son dönemlerine kadar böyle devam eden durum, Fırka-i Islahiye adlı özel ordu tarafında değiştirildi ve halklar arası düşmanlıklar yaratılmaya geliştirilmeye başlandı. Bu gelişme Maraş’ın tarihini katliamlarla anılır hale getiren en önemli gelişme oldu.

Ermeni Soykırımı’ndan 1978 Katliamı’na

Devamını okumak için tıklayınız: http://gazetekarinca.com/2017/12/1915ten-1978e-maras-katliaminin-tanigi-aziz-tunc-anlatiyor/

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.