Erdoğan: İspat Et Görevi Bırakacağım Dedim, İspat Yok

Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki Orman Bakanlığı Toplu Açılış Töreni’nde konuştu. Konuşmasında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgelere değindi, Kılıçdaroğlu’na dava açacağını söyledi. Ayrıca, Kılıçdaroğlu’nun dönemin SSK’sının başkanı olduğu sırada, gazeteci Savaş Ay’ın görüntülediği SSK hastaneleriyle ilgili bir video yayınladı.

Erdoğan’ın konuşması özetle şöyle:

“Batıda ne varsa doğuda o var, güneyde ne varsa kuzeyde o var. Eskiden baraj gibi işleri yabancı firmalar yapardı. Çünkü ülkemizin birikimi çok sınırlıydı. Biz altyapı yatırımlarında da yerli ve milli bir anlayışı öne çıkardık. Anladın mı Kemal?

“Geçtiğimiz 15 yılda sadece orman ve su işleri alanında değil, her konuda ülkemize adeta çağ atlattık. Eğitimde 270 bin yeni derslik inşa ederek, öğretmen sayımızı 906 bine çıkartarak… Şimdi konuşuyorlar ya, ‘öğretmenlere şu kadar para verseniz bu kadar para verseniz…’ Bizim verdiğimiz parayı kim verdi?

“Ama bu Kılıçdaroğlu bunları bilmiyor ki, takip etmiyor ki. Akşam başka sabah başka, hayatı yalan. Üniversite sayımızı 75’ten 185’e ulaştırdık. Acaba bundan haberi var mı?

“Biraz sonra geleceğim. SSK başında görev yaptın, o görev yaptığın zamandaki yolsuzlukları anlatacağım. Nasıl batırdın o kurumu onu anlatacağım.

“Acaba bir dikili ağacın var mı? ‘Onu o zamanın başbakanı yapmalıydı” der. Bürokrat hiçbir işe yaramaz onun nazarında. Ama bizim zamanımızda bürokratımız da üretiyor. Çünkü biz o tür bürokratları iş başına getiririz.

“Marmaray gibi, Avrasya Tüneli gibi, Osmangazi Köprüsü gibi, Bakü Tiflis Kars gibi dev projelere biz imza attık ve hayata geçirdik. Haberin var mı Kılıçdaroğlu?”

“Biz geldiğimizde Merkez Bankamızda 28 milyar rezervimiz vardı, şu anda 117-120 milyar arasında seyrediyor. Ey Kılıçdaroğlu duy duy. Kulağın var duymazsın, ağzın var hakikati konuşamazsın.

“Sevgili dostlar, tilki yetişemediği üzüme koruk dermiş. Bunun örneği Kılıçdaroğlu’dur.

“Maalesef ülkemizin bunca sıkıntısı arasında bir de ana muhalefet partisindeki zatın hezeyanlarına cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ben milletimin karşısına bu tarz konularla çıkmaktan inanın utanıyorum.

“Ama karşımdaki zatta aynı kafadaki kesimlerde utanma, arlanma, hakka hukuka riayet anlayışı olmadığı için mecburen bu konulara girmek zorunda kalıyoruz.

“Bu zat geçtiğimiz hafta çıktı, cumhurbaşkanı ve ailesi yurtdışındaki bir takım hesaplara milyonlarca dolar para gönderdi diye bir iddia ortaya attık. Biz de ispata davet ettik.”

“Dün grup toplantısında çıktı, yurtdışındaki bir şirkete şu kişi şu kadar milyon dolar para gönderdi diye bir takım yine sözler söyledi. Elindeki bir tomar kağıdı sallayarak da ‘işte dekontları da bunlar’ dedi. Tabi dekont dediği kağıtları, ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi.

“Avukatlar hemen anında kendisine bunu ilgili savcılığa lütfen veriniz, medyaya veriniz dedi. Ve o kağıtların ne olduğunu şimdilik bir kendisi, bir de onları bu zatın eline tutuşturanlar biliyor.

“Tabii bu zatın ilk iftira atışı değil. Bir ara şahsımla alakalı İsviçre’de hesaplarım olduğunu söyleyip durdu, ispata davet ettiğimde belge gösteremedi, rezil kepaze oldu.”

“Ben bunun peşinde gidenlere şaşıyorum. İspat et bu görev bırakacağım dedim. İspat yok. Bu defa aynısını söylüyorum. İspat ettiğin anda ben cumhurbaşkanlığını bırakacağım dedim, ama sen de CHP’nin başına, bu milletin başına bela olmaktan çekil.

“Ben siyasete girmeyeceğim dedi, ertesi gün siyasete girdi. Başka bir zaman televizyon kanalında, ‘Erdoğan’nın Baykal’ın kasetini izlediğini gördüm’ diye bir şeyler geveledi. Bizim ardımızdan gidenler bile şunu soruyor ‘acaba?’

“Bunu ortaya koyacağız ki sizler de bunu bilmeyenlere anlatmanız lazım ki, bu ülke müfterilerin siyasetinde bu kadar yorulmasın. ‘Öyle bir şeyi hatırlamıyorum’ diye çark etti. Onun için millet buna çarkçı Kemal diyor.”

“Bir ara tsunami felaketinde toplanan paraların gönderilmediğini öne sürdü. Konuyla ilgili belgeler ortaya konunca, yine pişkinliğe vurup kulağının üzerine yattı.

“Bir başka zaman, o dönem bakan olan Hayati Yazıcı arkadaşımızın ÖSYM başkanına mail gönderip ‘şu kişiyi üniversiteye yerleştirin’ dediğini öne sürdü. Bu mailin de sahte olduğu ortaya çıktı. Çıkıp özür dahi dilemedi.

“Şu andaki çevre ve şehircilik bakanımızın, belediye başkanı olduğu dönemde saçma sapan iddiaları ortaya attı, arkadaşımıza sürekli tazminat ödemek zorunda kaldılar. Bakanımız da kazandığı tazminatlarla vatandaşlarımıza bol bol sucuk ekmek dağıttı.

“Bu zat bir arada Bakırköy’de imar karşılığı TÜRGEV’e arazi verildiğini söylemişti. Yine ortaya bir şey koyamadı, yüzsüzce dönüp arkasını gitti.”

“Cumhurbaşkanlığı külliyeyi için, sırf eseri karalamak için altın klozet iddialarına kadar akla ziyan pek çok yalanı aylarca diline pelesenk etmişti. Hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıkmasına rağmen özür dilemeyi aklından geçirmedi.

“Böyle vicdansız olunur mu ya? Sıkıyorsa, davet ettim gel bak bakalım, nasıl bir altından klozet varmış.

“Grubumuzda bilmem kaç tane FETÖ’cü vekili açıklayacağını söylemiş, bu sözünü yutmuştu. Şimdi Amerika’da FETÖ’cü vekillerin hangi partiden olduğu ortaya çıkıyor. Yargının yakalama kararı verdiği CHP’li iki tane milletvekili. ABD’de kurulan kumpasın bizzat içindeler. Bunun adı… Daha ileri gitmeyeyim.

“Ana muhalefet bunun yükünü daha çekemez, çekmemeli. Bunun adı ana muhalefet değil, ana hıyanettir.

“Davalara belge bilgi taşıdığını biliyoruz. FETÖ’nün ellerine tutuşturduğu belgeleri kendileri kullanan, kimi zaman da yurtdışına teslim eden bu kişilerin ülkemize yaptıkları ihanetin hesabı mutlaka sorulacaktır.

“Aslında bu durum bizim işimize geliyor ama ülkemiz adına üzülüyoruz. Milli ve yerli duruşa sahip CHP’liler adına üzülüyoruz. İnsan mindere çıktığı zaman dengi sayılabilecek bir rakip görmek istiyor. Siz sıkı bir siyasi mücadele için ortaya çıkıyorsunuz, karşınızda karikatür tipli birini buluyorsunuz. Ne yapalım artık kader deyip işimize bakacağız.

“Dün şahsımın ve iddialar ismi geçen arkadaşlarımızın avukatı bir açıklama yaptı. Tüm milletime sesleniyorum, iddialar yalanlanarak belge olduğu öne sürülen kağıtların derhal savcılığa verilmesi, en azından medyayla paylaşılması çağrısında bulunuldu.

“Bir saat öncesine kadar avukatlara sordum, durum nedir? ‘Henüz bu yönde bir gelişme olduğunu duymadık’ dediler.

“Aynı çağrıyı tekrarlıyorum. Madem tüm belgelerin elinde olduğunu söylüyorsun, kürsüden sallamayı bırak. Milletimizle paylaş, git savcılığa teslim et. Öyle mi? Suçlu varsa ortada git teslim et. Ondan sonra çok daha rahat tepinirsin.”

“O kürsüden salladığın her kağıt, ya yalan ya yanlış çıktı. Bu defa kendisini kimin nasıl hangi sahte belgelerle aldatıp o kürsüye çağırdığını bilmiyoruz. Bizim için önemli olan şahsımıza ve ailemize yapılan bu saldırının cevapsız kalmamasıdır.

“İfade edilen isimlerin çoğu, ticaretle uğraşan, şirketler kuran iş adamlarıdır. Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı değilken, başbakan değilken de bu insanlarla ticaretle uğraşıyor, milyonlarca liralık işler yapıyordu.

“Bu zat önce, şahsımın, çocuklarımın, dünürümün, eski özel kalem müdürüm diye ifade ettiği o şahıs benim özel kalem müdürüm hiçbir zaman olmadı. Böyle bir yalan olur mu? Zerre kadar sende şahsiyet varsa, Mustafa Gündoğan bana ne zaman özel kalem müdürlüğü yapmış, çık bunu ispat et.

“İspat edemezsen de o yerde durma artık, çekil git. Ve bu zat bir işadamıdır ve bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiğini iddia etti. Bir takım isimler, tarihler ve rakamlar zikretti. İddiası da bu paraların yurtdışındaki şirkete gönderildiği.

“Aslında ticaretle uğraşan birisi yurtdışında da şirket alır satar, para havale eder, havale alır. Ömründe sadece her işe taş koymayı görev edinmiş birisine bunları anlatmanın zorluğunu elbette biliyorum.

“Kaldı ki bu beş isim, asla o zikrettiği şirkete ve yere para göndermiş de değil. Tam aksine mevcut şirketlerini satmaları sebebiyle onlara para geldi. Az buçuk ticareti, tüccarlığı, girişimciliği bilenler için bu yapılan işlerde hiçbir sorun yoktur.”

“Buradaki tek sorun ortada bu zatın ifade ettiği gibi yurtdışına giden tek kuruş para olmayışıdır.

“Belki anlamamış diye bir kez daha tekrarlıyorum. Yurtdışına giden tek kuruş yok. Dolayısıyla bu zatın söylediği yalan mı? Yalan. Bu zat bir kez daha müfteri durumuna düştü mü? Düştü. Peki, yüzü kızaracak mı? Hiç sanmıyorum.

“Maşallah kendisinde manda derisi gibi yüz var. Özür dileyecek mi? gereğini yerine getirecek mi? bugüne kadar yapmadı, yapacağını da sanmıyorum.

“Bu zat dün bir de Suriyelilere harcanan 30 milyar doları soruyordu. Bu zatın, Gezi olaylarında ekonomideki dalgalanma sebebiyle Türkiye’nin kayıplarını sorduğunu duymadık. Bölücü örgütün çukur eylemlerinin yol açtığı milyar dolarlık zararı sorduğunu duymadık.

“Ha şunu da söyleyeyim. 15 Temmuz darbe girişimiyle alakalı da bu zatın en ufak bir derdi yoktur, bunu da biliniz. Bu zatın son günlerde, ülkemizin maruz kaldığı aleni ekonomik saldırılar karşısında milletimizin hakkını savunan iki çift laf ettiğine de şahit olmadık.

“Kafayı neye takmış? Suriyelilere harcanan paraya takmış. Türkiye Suriyeliler için AFAD eliyle yaklaşık 2,3 milyar dolar, belediye hizmetleri 6 milyar dolar, STK vasıtasıyla 1,2 milyar dolar…

“Sınırlarımız içinde ve dışında verilen eğitim ve sağlık hizmetleri ki bunlar sınırsız olmuştur. Personelin maliyeti vardır. Kamu düzeni için işlerin maliyeti vardır. Amortisman ve diğer maliyetler vardır. Suriyelilere sadece sadece kamu kuruluşları, STK’lar yardım etmiyor. Asıl büyük yardımı milletimiz yapıyor. Tüm bunları topladığımızda karşımızda uluslararası standartlara göre yapılmış 30 milyar dolarlık meblağ çıkıyor.

“Dünyanın neresine gidersek gidelim, hangi liderle görüşürsek görüşelim, Türkiye’nin sığınmacılarla ilgili işlerini konuşuyor.

“Bir tek bu zat, meseleye harcanan para gözüyle bakıp hesap sormaya kalkıyor. En insani konulara bile böyle yaklaştığına göre, diğer hususlarda kafayı parayla bozmuş olmasına şaşmamak lazım.

“Halbuki biz parayla kafayı bozmuş bu zatın, SSK’yı yönettiği dönemde ülkemizi milyonlarca dolar zarara uğrattığını da unutmadık. Daha bir yaşına girmemiş torununu, ortaokul çağındaki oğlunu nasıl SSK’lı yaptığını unutmadık.”

“Hakikatler gün gibi ortada. Ticaretle uğraşmak, kendisi kazanırken ülkesine de kazandırmak asla utanılacak şey değildir. Asıl utanılması gereken, böyle bir geçmişe sahip olmasına rağmen, yalanla sahtekarlıkla insanları itham etmektir.

“Bizim de milletimizin de eli her zaman bu zatın yakasında olacaktır. Şu anda beş kişilik, ismi geçen beş kişi, beş arkadaşımız onlar en üst düzeyden zaten davalarını açacaklar ve hukuki olarak bu işin mücadelesini verip yakasından bu adamın düşmeyecekler. Yargıda bu hak aranacaktır.

“Ve ben de ayrıca tekrar buna yeniden bir dava açacağım. Ben de hukukta hakkımızı yeniden aramanın peşinde olacağım. Sizlerin ve milletimin vaktini böyle bir konuyla ve zatla aldığım için haklarınızı helal etmenizi istiyorum.” 

Yorumlar

yorumlar

Post source : bianet

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.