Direksiyonda artık eskisi gibi Amerika, Avrupa yok. Çin var!

Atila Alpöge*

50, 60 yıl önce Amerikan arabalarına hayrandık; hele filmlerde gördükçe içimiz giderdi.  Sonra Alman, Fransız, Japon, Güney Kore markaları geldi gündeme.  Bizde bile Anadol çıktı ortaya.  Zamanla Batı’nın oto firmaları kolları sıvayıp her yere el attılar, sayısız ülkenin ekonomisinde başrole çıktılar.  Ama öyle anlaşılıyor ki, bu filmin sonuna geldik.  Şimdilerde otomotiv endüstrisine Çin biçim veriyor.

Yanılma olmasın.  Çin’in derdi emperyalist bir saldırı niyetiyle başkalarının cici mamasına el koymak değil.  Tersine, yalnızca kendi iç meselelerinin zorlamasıyla bazı tercihler yapıyor ve politikalar oluşturuyor.  Bunlar da otomotiv sektöründe yepyeni rüzgârlar estiriyor.  Gelişmelerin nereden, niye çıktığına ışık tutan verilere bir göz atalım:

  • Bugünlerde dünya çapındaki yıllık motorlu araç üretimi 90 milyon dolaylarında. Bunun %33’ü Çin damgasını taşıyor.  Yani sektörün oradaki ağırlığı şu anda bile hayli fazla.
  • Batı’da ve dünyanın çoğu yerinde bu sektör neredeyse durulmuş, yavaşlamış, hatta tıkanmış durumda. Çin’de ise giderek büyüyor.
  • Bunu fark etmiş olan yabancı oto firmalarının hemen hepsi Çin’e sıçramışlar ve orada üretim yapmaktalar. Yani %33’lik pay daha da artacak gibi duruyor.
  • Çin 10-15 yıl gibi kısa bir zaman içinde bisikletten otomobile geçti. Kentlerde aşırı bir trafik yoğunluğu var.  Ve bir de bunun getirdiği tahammül edilmez hava kirlenmesi.
  • Hava kirliliği korkunç boyutlara varmış durumda. Zaman zaman nefes alınamaz günler oluyor.  Öyle ki, bazen okullar ve işyerleri tatil ediliyor.  Halkta büyük infial var.
  • Gerçi bu durumda kömür kullanımının da aşırı payı söz konusu. Ama Çin kömür konusunda önlemler almaya başlamış durumda. 10-15 yıl içinde kömürü devre dışı bırakacakları düşünülüyor.
  • Otomobillerin yarattığı kirliliğe gelecek olursak, bunun nedeni fosil yakıt kullanımı.

Bu çerçeve içinde Çin fosil yakıt imparatorluğuna son vermek istiyor.  Dolayısıyla tek çare elektrikli ulaşım.  Giderek fosil yakıta son.  Nitekim, hükumet iki ay önce (yabancılar dahil) bütün otomobil firmalarını uyarmış, “Burada otomobil üretimine devam etmek istiyorsanız, büyük payı elektrikli araçlara vereceksiniz.  Yoksa çalışmanıza izin vermeyeceğiz.” diyerek.  Gözlemciler Çin’in 15-20 yıl içinde benzinli ve dizelli araç üretimini yasaklayacağını tahmin ediyor.

Bir de Çin’deki ve diğer ülkelerin toplamındaki elektrikli araç üretimi sayılarına bakalım.

  • 2013’te Çin: 96.000 — diğer ülkeler: 11. 000
  • 2014’te Çin: 145.000 — diğer ülkeler: 32. 000
  • 2015’te Çin: 184.000 — diğer ülkeler: 102. 000
  • 2016’te Çin: 207.000 — diğer ülkeler: 237. 000
  • 2017’te Çin: 295.000 — diğer ülkeler: 287. 000
  • 2018’te (tahmin) Çin: 407.000 — diğer ülkeler: 570. 000
  • 2019’te (tahmin) Çin: 814.000 — diğer ülkeler: 602. 000

Bu arada Çin dünyanın her yerindeki (bu arada ABD’deki) en seçkin elektrik mühendislerini ülkede çalışmaya davet ediyor ve iş veriyor.  Daha da önemlisi bu tür araçlara gereken her türlü yedek parçayı tasarlasınlar, geliştirip yapsınlar diye (küçük de olsalar) yabancı firmalara kapı açıyor.  Öyle ki, bu tür parçalar daha şimdiden başka ülkelere satılmaya başlanmış.

Çin’in dışında faaliyet gösteren firmalar bile, gelişmenin çizgisini kavramış oldukları için elektrikli teknolojiye büyük ağırlık vermiş durumdalar.

İşte gözlemciler, bu oluşumların ışığında “Gelecekte otomotivin patronu Çin olacak” diyorlar.

Bu noktada ters olduğu kadar, gülünç de olan bir yaklaşıma vurgu yapalım.  Bugünlerde ABD’de Başkan Trump yönetimi ve destekçileri bir önceki yönetim döneminde elektrikli araç üretimine ve satışına sağlanmış olan destekleri toptan kaldırmaktan söz ediyorlar.  Fosil kaynaklı teknolojiyi ve menfaatleri teşvik etmek niyetiyle.  Bunlar ve diğer ülkelerdeki benzerleri insanlığın gidişini kavrayamamış olma yüzünden daha sonra yaşayacakları tepe taklak duruma “Biz buraya nasıl geldik?” diye şaşırıp kalacaklar.

Atila Alpöge, Ekogazete, 25.11.2017 / Yararlanılan kaynak: Keith Bradsher, The New York Times, 16.11.2017 – Keith Bradsher, The New York Times, 9.10.2017

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.