‘Hayvancılığın neden olduğu seragazı salınımı, ulaşım kaynaklı seregazı salımından fazla’

Farkındalık yaratmak için kutlanan 1 Kasım Dünya Vegan Günü, 2 bini aşkın veganı bir araya getirdi. Vegan beslenmeye dair soru ve sorunların konuşulduğu panelde Dr. Suat Erus sağlıklı olmak için hayvansal gıdalara muhtaç olduğumuzun “tamamen hurafe olduğunu” vurguladı. Açık Radyo’nun Kurucusu Ömer Madra da yılda yaklaşık 70 milyar kara hayvanının yenmek üzere öldürüldüğünü ve hayvanların Nazi kamplarına benzer bir hayat yaşamaya mecbur bırakıldığını söyledi.

Dünya Vegan Günü bu konuda farkındalık yaratmak ve halkı bilinçlendirmek amacıyla, Türkiye Vegan ve Vejeteryanler Derneği (TVD) organizatörlüğü, V-Label sponsorluğu ve Wyndham Grand İstanbul Kalamış Otel mekan sponsorluğu ile bir etkinlik düzenledi. 2 bini aşkın ziyaretçinin katıldığı etkinlikte, vegan beslenmenin sağlık, etik ve ahlaki yönü, aynı zamanda da çevre boyutu çeşitli konuşmacılar tarafından irdelendi.

CNNTürk’te yer alan haberde program, TVD Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Arıman’ın açılış konuşması ile başladı. Veganlığın etik yönüne vurgu yapılan konuşma sonunda, etkinliğin amacına uygun olması bakımından çiftlik hayvanlarının dramını yansıtan kısa bir film gösterimi de yapıldı.

TVD, bu özel günde 2018 yılı Ocak ayında çalışmalarına başlayacak olan ve ana amacı ülkemizde veganlık konusunda eksik olan akademik, teknik ve pratik bilgiyi akredite bir eğitim programıyla turizm okulları, üniversiteler, turizm işletmeleri ve mesleki kurslara taşımak olan VeganAkademi ve yeni internet kanalı TVDTV’nin de startının müjdesini verdi. Büyük ilgi gören Vegfest ise her yıl geleneksel olarak düzenlenmeye devam edecek.

Ardından söz alan Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay, Didim’in doğaya ve insana bakışının bu felsefeyle birebir uyuştuğunu ve bu felsefeyi yaymak için ideal bir yer olduğunu belirtti. İlki bu yıl 29-30 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen Didim Vegan Festivalinin 2018 yılında 21-22-23 Nisan tarihlerinde yapılacağının da müjdesini verdi. “Amacımız turizm geliri değil, felsefeyi yaymak” diyen Atabay festivalin büyük ilgi gördüğünü ve vegan kent hedefleri kapsamında geçtiğimiz kış Didim’deki işletmelere vegan menü hazırlamaları için eğitim verdiklerini söyledi.

TVD başkanı Ebru Arıman’ın “Biliyorsunuz bizim için özgürlük çok önemli. Didim’de fayton ve yunus parkları konusundaki son durum nedir?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Yunus parkları yok. Faytonların yerine de motorlu fayton koyacağız ancak belediye bizden önce faytoncularla bir sözleşme yaptığı için bu biraz zaman alacak.”

Vegan beslenenler sağlıklı olabilir mi?

İnsanın beslenme tarihini ve vegan beslenmenin sağlık boyutunu 2 yıl boyunca araştıran ve kendisi de vegan olan Koç Üniversitesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Suat Erus, sağlıklı olmak için hayvansal gıdalara muhtaç olduğumuzun tamamen hurafe olduğunu vurguladı.

Yapılan bilimsel bir çalışmalarda, 20 yıldır insulin kullanan diyabet hastalarınn vegan beslenmeye geçince, günde 15-20 ünite insulin kullananların 2 hafta içinde insulin almayı tamamen kestiklerinin görüldüğünü dile getiren Erus, bunun gibi sayıları giderek artan çalışmalarda vegan beslenmenin diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok hastalığı önlediğini de görünce hastalarına bu beslenme tarzını önermeye başladığını belirtti.

Erus, giderek artan meme kanseri vakalarıyla süt ve süt ürünlerinden sürekli alınan östrojen hormonunun ilişkilendirilmediğini ve Afrika toplumlarında meme kanserine rastlanmadığını da vurguladı.

Bilimsel araştırmalar ne kadar bağımsız?

Dr. Suat Erus’un önemsediği bir konu ise ilaç firmaları ve hayvancılık sektörü arasındaki yakın ilişkiler. “Hastalıkların beslenmeyle ilişkisinin ikinci plana itilmesi, insanları ilaca bağımlı hale getirirken ilaç şirketlerini zengin ediyor.” Diyabet ve kardiyoloji derneklerinin “kendini sinsice korumaya alan” et endüstrisi tarafından desteklendiğini ve sağlık üzerine bilimsel araştırmaların da hepsinin güvenilir olmadığını hatırlatan Erus çarpıcı bir çalışmadan bahsederek dinleyenleri şu şekilde uyardı:

“Son 20 yılda yapılan 3700 bilimsel araştırma incelenmiş ve bu çalışmaların sadece %6’sının bağımsız olduğu görülmüş. Bu araştırmacılar arasında ilaç şirketlerinden maaş alanlar var. Ve bunu açık açık söylüyorlar.”

Hayvancılık gezegen için bir felaket midir?

İklim değişikliği konusundaki çalışmalarıyla bilinen Açık Radyo’nun Kurucusu Ömer Madra Dünya Vegan Günü kapsamında veganlığın çevresel etkileri üzerine bir konuşma yaptı.

“Birleşmiş Milletler’in rakamlarına bakıldığında, hayvancılığın neden olduğu seragazı salınımı, dünyada ulaşım kaynaklı seregazı salımından fazla olduğunu dile getiren Madra, bu yüzden hayvancılık iklim değişikliğinin en büyük sebeplerinden birisi olduğunu belirtti. Yılda yaklaşık 70 milyar kara hayvanının yenmek üzere öldürüldüğünü ve hayvanların Nazi kamplarına benzer bir hayat yaşamaya mecbur bırakıldığını vurgulayan Madra, Yahudi soykırımından kurtulan birisinin şu sözlerini paylaştı:

Yediğin şey sen misin?

TVD’nin davetlisi olarak programa Antalya’dan konuşmacı olarak katılan Nöroloji Uzmanı Dr.Timur YILMAZ, konuşmasına Almanların “Sen yediğin şeysin” sözünden aldığı ilhamla “Yediğin şey sen misin?” sorusuyla başlayarak, yediklerimizin ve bedensel sağlığımızın, ruh sağlığımıza, kişiliğimize ve davranışlarımıza etkisi olabileceğini belirterek bu görüşünü oldukça çarpıcı örneklerle destekledi. Yamyamlığın açlıktan değil, “Acaba cesur bir savaşçının kalbi yenirse onun gibi cesur olunur mu?” gibi soruların yanıtını bulmak için başladığını, bu mantıktan yola çıkarak bazı Uzakdoğu kültürlerinde de “İyi ve güzel olmak istiyorsan yediğin şeyleri değiştirmelisin” diyerek hayvan yemekten uzak durulduğunu anlattı.

Hayvansal gıda kişiliğimizi etkiler mi?

Yediklerimizin bağırsaklarımızdaki mikrobiyatayı, yani bakteri yaşamını, değiştirdiği gerçeği de hesaba katılırsa Yılmaz’a göre bu mümkün.

Konuşmasında birkaç bilimsel çalışmadan bahseden Yılmaz, şunları söyledi:

“Bir çalışmada, kedinin bağırsaklarında bulunan bir bakteri farelere yerleştiriliyor ve farelerin ezelden beri düşman olduğu kediye sevgi dolu yaklaşmaya başladığı fark ediliyor. Vücut geliştirmecilerin kullandıkları takviyelerden dolayı eşlerine karşı daha saldırgan ve daha tahammülsüz davrandıklarını gösteren bir başka çalışma daha var.”

Hayvanların beyinlerinin insandan büyük bir farkı olmadığını ve birçok duyguyu aynen bizler gibi hissedebildiğini vurgulayan Yılmaz’a göre, tüm bilinenler hesaba katıldığında şu soruyu sormamız gerekiyor, “Korku, dehşet, ve acı hissederek yaşamış hayvanların etlerini, süt veya yumurtalarını tükettiğimizde biz nasıl insanlar oluruz?”

Bennu Gerede: ”Ben ne yapıyorum” dedim. Önümde bir kadavra vardı”

Bali’den bu etkinlik için Türkiye’ye gelen, kendini 4 yıldır vejetaryen ve 2 yıldır da vegan olarak tanımlayan fotoğrafçı Bennu Gerede de veganlığa giden öyküsünü izleyicilerle şu şekilde paylaştı: “Restoranda bir gün yemek yerken ”Ben ne yapıyorum” dedim. Önümde bir kadavra vardı.” O günden sonra et yemeyi bıraktığını anlatan Gerede ardından bir çekim anısını da paylaştı:“Bir çalışmamızda mezbaha içinde çekim yaptım. Her yer kan, her yer ölüm. Koku berbattı! Hayvanı yediğinde o ruh içine giriyor, ve o ruh korkuyla ölmüş.”

Çocukluğunda bol et tüketilen bir ailede büyüdüğünü belirten Gerede, bu farkındalığı çok geç yaşadığını belirterek herkese veganlık çağrısında bulundu. Program Nirvan Bilirmul konseri ile sona erdi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir