Kılıçdarığlu: 17 ay beklemeyelim, hemen seçime gidelim

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şunlar:

“Taşeron işçilerin haklarını sonuna kadar savunacağız. Kadrolu ve sendikalı bir işçiyle taşeron işçi aynı haklara sahip olacak. Bu iş insana değer verme işidir ve biz insana değer vereceğiz.

Bugün, BirGün Gazetesi çalışanı Mahir Kanaat’ın da aralarında olduğu pek çok gazetecinin duruşması var. Bir türlü yargılanamıyorlar, sebep de Berat Albayrak’ın maillerini haberleştirmeleri. Bütün gazeteciler serbest bırakılmalıdır. Eğer bir ülkede gazeteci hapisteyse o ülkede demokrasi yoktur.

Bazı belediyeler kitap fuarları düzenlerler. Kayseri Büyükşehir Belediyesi de bir kitap fuarı düzenlemiş. Her görüşten insan bu fuarlara katılır. İhsan Eliaçık, hepimizin bildiği, saygıdeğer bir isim. Dini içerikli çok sayıda eseri vardır. O da fuara katılmış ve imza günü düzenlemek istemiş fakat belediye bunu engellemiş. Şimdi bu belediye başkanı en büyük ayıbı Kayserililere yapıyor. Siz İhsan Eliaçık’ı davet eden yayınevine yasak getireceksiniz. Bu Kayserililere en büyük hakarettir. Bir de Eliaçık 28 Şubat sürecinde mağdur olan birisidir. Siz diyorsunuz ki ‘Buraya gelme’. Niye düzenledin o zaman bu fuarı? İbrahim Kaboğlu’ya da yasak getirmişler. Bunlar, tek adam rejiminin olduğunu gösterir. Öyle olmasa bir tepki göstermeleri lazımdı.

Şırnak’ta 8 insanımızı yitirdik maden ocağında. 17 yaşındaki Sıddık hayatını kaybetti. Bunlar, 17 yaşında çocuğu çalıştırıyorlar. Artık şapkayı önümüze koyup düşünme zamanıdır. Kim yeşil doları kutsal kabul ediyor, kim bu ülkenin sorunlarını çözmeye uğraşıyor, düşün kardeşim. Olaydan sonra ‘Maden ocağı kaçak’ diye açıklama yaptılar, halbuki öyle olmadığı ortaya çıktı. Bir bakan yalan söyler mi? O yalan söyleyen bakanın görevini bırakması lazım. 8 işçinin kanı onun boynundadır.

Uyuşturucu ile mücadele için Meclis’e önerge verdik fakat iktidar partisi mensuplarınca reddedildi. Bütün çocuğu olanlara sesleniyorum: Eğer bir AKP’li gelir de size ‘Sorununuz nedir?’ derse onlara ‘Siz çocukları mı savunuyorsunuz uyuşturucu baronlarını mı?’ diye sorun.

OHAL yine uzatıldı ve 1 yılı aştı. Herkes şunu bilsin, iki tane 15 Temmuz var; halkın 15 Temmuz’u ve Saray’ın 15 Temmuz’u. Biz sarayın 15 Temmuz’una karşıyız, bunu herkes bilsin. Komisyona gelip ifade vermesi gereken kişileri engellediler. Adil Öksüz’ü serbest bıraktılar. GPS cihazıyla birlikte serbest bıraktılar, takip de etmediler. Ama İbrahim Kaboğlu’nu takip ediyorlar, İhsan Eliaçık’ı fuara sokmuyorlar. Erlerin, erbaşların, askeri okul öğrencilerinin ne günahı var? Onların emri uygulamama şansı yok ki. Tepeleri bıraktın, aşağılarla uğraşıyorsun. Dayısı olanları bıraktılar.

20 Temmuz darbesinden sonra korku iklimi yarattılar, hakimler bile adalet dağıtamaz noktaya geldi. Bütün namuslu hakim ve savcılara sesleniyorum; siz adaleti dağıttığınız sürece tarihte yerinizi alacaksınız.

Parlamento işlevsiz bırakıldı. KHK’yle istedikleri her şeyi yapıyorlar. Parlamento göstermelik çalışıyor. Yetki olsun olmasın yaparım, diyorlar. Saray rejimi, istediğim parayı istediğime veririm diyor. Başbakanı, belediye başkanlarını istediğim gibi alırım, size ne, diyor. Tek adam rejimi ülkeye felaket getirir, diyordum; onlar beni yalancılıkla itham ediyordu. Şimdi söylediklerimin her noktası virgülü doğru çıktı. Doğruları söylemeye devam edeceğim.

Devlet, ilimle, irfanla, istişareyle yönetilir. Bütün yetkileri tek kişiye bırakırsanız kaos olur. Bütün milletin iradesi bir kişiye teslim edilirse felaket oldu. Örnekleri var, Hitler, Musollini… Tek adamı kandırırsanız memleketi felakete götürürsünüz. Bu kadar kandırılan bir adamın ülkeye faydası olur mu? Korku iklimi hakimse, herkesin kandırdığı bir adamın ülkeye getirdiği korkudur. Korkunun egemen olduğu bir ortamda ülke mi yönetilir? Git bir kahvede otur, çiftçisiyle, taşeron işçisiyle sohbet et, neden korkuyorsun?

Soruyorum, sen Türkiye’nin bütün sırlarını, kozmik odayı terör örgütüne açtın, hesap verdin mi? Hesap vereceksin. İnsanlar aldatılır, zekası yetmez, çocuktur kandırılır, bunu anlarım. Ama ihanet başka bir şeydir. İhanette doğrudan tasarlıyorsunuz ve uyguluyorsunuz. Bunu TDK söylüyor, devletin resmi kurumu. İhaneti yapan kişiye hain denir. Erdoğan bir açıklama yapıyor. Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, ihanet ettik, diyor. Hainler devlet yönetemez.

İstanbul’un silüetini görebiliyor musunuz? Bu aynı zamanda tarihe ve inanca ihanettir. Bunu kim yaptı? CHP yaptı diyeceklerdir. Nerede bir ihanet görseler CHP’yi suçluyorlar. 16:9 kuleleri ihanet kuleleridir. Yıkın dediler, yıkılmadı. Danıştay yıkılacak, dedi;  Danıştay’ın kararını kimse takmadı. Şimdi ihanet ettik diyorlar. Hain kim, sensin kardeşim, başka kim olabilir. Danıştay ve Kültür Bakanlığı yık diyor, yapan adam ben yıkmam, diyor. Erdoğan’sa yapan adamla küstüm, diyor. Geçen gün birlikte kurdele kestiler, ne biçim küsmeyse. Nurettin Sözen, kaçak katları hükümetten destek almadı, çünkü o İstanbul’a saygı gösteriyordu. Kendini hain ilan ettiysen, o koltuktan kalkacaksın. Hainler o kultukta oturamaz.

İstanbul bir deprem yaşadı. Ecevit, 493 bölgeyi deprem sonrası toplanma alanı olarak belirledi. Deprem olursa insanlar çadırlarla burada kalacaktı. 400’e yakın alan imara açıldı. 16:9 Kuleleri de bu alanlardan biriydi. Bunlara yatacak yer yok. Bunlar sadece doların yeşilini seviyorlar. İBB 10.000 metrekarelik alana 145 bin metrekarelik inşaat ruhsatı veriyor. Bunun kent kültürüyle alakası var mı? Erdoğan itiraf ediyor ihanetini., bu sebeple kendisine teşekkür ediyoruz. Benim haberim yoktu diyemez. Bir bakanı vardı, uzun yıllar TOKİ Başkanlığı yaptı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da yaptı. Ne dedi bu kişi, ne yaptıysak, Başbakan’ın talimatıyla yaptık, dedi. O istifa etti, diğeri etmedi.

Şimdi, CHP’li belediyelerin de üzerine gidilecek, diye açıklama yapılıyor. Gidin, demirden korkan trene binmez. Bizim belediye başkanlarımız namusludur. Bizim belediyeler, parktaki yeşili seviyor, doların yeşilini değil. Eskiden yeşil Bursa denilirdi. Şimdi beton Bursa.

Demokrasi sadece seçim değildir, ama seçim olmazsa olmazdır. Buna Erdoğan kızmıştı, ne demek seçimden ibaret değildir diye. Demokrasi sadece sandıktır, demişti. Şimdi yüzde 49,5 oy alan başbakanı görevden aldı. Milli irade benim diyor, diğerleri teferruat diyor. Sonra seçimle gelen belediye başkanlarını şantajla istifaya zorluyor. İstifa etmezsen hapse atarım diyor. Millet iradesini yok sayarsan orada ahlak, adalet olmaz. Bunun adı kirli pazarlıktır. Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden kişi, kirli pazarlık yapıyor. Bu makam işgal altındadır, milli irade temsil edilmiyor.

Tek adam rejimi kaos rejimidir. Kaos sarayda üretiliyor. Şimdi teklif ediyorum, demokrasiyi koruyalım, 17 ay beklemeyelim gelin hemen seçim yapalım. Kim milletten kaçıyor, kim kaçmıyor çıksın ortaya. Bunu demokrasi adına söylüyorum. Demokrasiyi daha fazla katletmeyelim. Seçimde bütün gerçekler ortaya çıksın. Sen milletten korkmuyorsan, açıkça sana meydan okuyorum.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir