Photo Credit To twitter

Kasırgaydı, hortumdu, seldi, doluydu… Bundan sonrası böyle.

Atila Alpöge, Ekogazete

Teksas’ın üstüne günler boyu yerleşip çok geniş bir bölgeyi perişan eden Harvey kasırgasının öyküsünü hayretle izledik.  Harvey’in getirip boşalttığı su 26 milyon olimpiyat yüzme havuzunu dolduracak miktardaymış.  Uzmanlar “Böylesi bir felaket daha önce yaşanmamıştı!” diyorlar.  Eskiye kıyasla daha şiddetliymiş ve varlığı daha uzun sürmüş.  Giderek büyüyecek ve her yeri etkileyecek bir gelişmenin habercisi olduğu söyleniyor.

Teksas’ta 50 dolayında kişi yaşamını yitirdi.  30.000 kişi evini, barkını terk etmek zorunda kaldı.  İyi güzel de, daha beteri güney doğu Asya’da yaşandı.  Hindistan’da, Bangladeş’te, Nepal’de benzeri nedenlerden ve aynı günlerde 1.200 kişi öldü; 2 milyon insan yerinden, yurdundan kaçtı.  (Bir not: Bu felaketleri bir iki sözle, üç cümleyle geçiştirip saatlerce Teksas’ın dramını aktaran ve örneğin boğulmakta olan bir köpeğe odaklanan yazılı ve görüntülü basını çok kişi protesto etti.  “Asyalılar insan değil mi?” diye.  Neyse!)

Olay yerlerindeki sıkıntılar bunlarla bitmedi.  Kimyasal madde fabrikalarında patlamalar oldu.  Havada ağır bir kirlilik var.  Çoğu yerde kentlerin su hizmeti kesildi.  Fabrikalardan sızan tonlarca zararlı madde nedeniyle akarsuların ve denizin aşırı kirlendiği ifade ediliyor.

Uzmanlar bu olup bitende çok ciddi bir mesaj görüyorlar: gittikçe şiddetlenecek atmosfer olayları…  Kar baskınları…  Sıcak hava dalgaları…  Seller…  Aşırı kuraklıklar…  Azman orman yangınları…  Kasırgalar…  Bu olayların özellikle Kuzey Amerika ile Avrupa’yı fena vuracağını düşünüyorlar.

Haydi, Trump ve benzerlerinin ağzıyla diyelim ki, bu görüşü ileri sürenler “bilim insanıyız lafıyla ortalıkta dolaşan ve ciddiye alınmayacak tipler.  Boş verin bu iddiaları!”  Ancak dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden biri olan Alman Munich Re de uzmanlar gibi düşünüyor.  Üstelik gelişmelerin ağır ekonomik boyutunun kendine vereceği zarara endişeyle odaklanarak.

Yukarıdaki (ne yazık ki hayli silik) çizge/grafik de bunu diyor.  Munich Re’nin elindeki kapsamlı istatistikler son 35 yılda dünyada görülen atmosfer kaynaklı büyük olay sayısının sürekli artarak 3,5 misline varmış olduğunu belirtiyor.  Firmanın başka bir vurgusu daha var.  Çizgenin en alttaki kırmızı çubuklar deprem, tsunami, volkan püskürtmeleri gibi atmosferle ilgili olmayan olayları gösteriyor.  Onlarda artış yok.  Demek ki dünyanın kendi yapısından kaynaklanan şeyler değil ötekiler.  Gelişmeler atmosferle ilgili.  Yani ısınmayla, iklim değişimiyle bağlantılı.

Sera gazı salımının dünya çapında durmadan arttığı ortamda kasırgaların daha da şiddetlendiği, birden bastıran yağmurların daha fazla su bıraktığı gözleniyor.  Bir uzman “Ne de olsa, ısınmayla birlikte denizlerdeki buharlaşma artıyor; bu da yağmurların daha şiddetli olmasını tetikliyor.” diyor.

Bilim insanları olup bitenin arka planında ‘jet akımları’nın (jet stream) olduğunu belirtiyorlar.  Kamuoyunun hiç bilmediği bir olgu var karşımızda.  Kısaca özetleyerek değinelim.

Bunlar adeta birer ‘rüzgâr akarsuyu’.  Yeryüzünün 9-16 kilometre yukarısında yer alan hava kütleleri.  Bunların uzunluğu 2.500 km., genişlikleri 400 km., kalınlıkları ise 4 km. kadar.  (Yani boyları Türkiye’nin adeta 2 katı, enleri ülkenin yarısı, kalınlıkları da neredeyse Ağrı Dağının yüksekliği kadar.)  Bunlar bir şerit gibi hareket ediyorlar.  300 km/saate varan bir hızla.  Sağa, sola dalgalanarak.

Biri kutuplara yakın.  Diğeri de ekvator yakınlarında.  Bunlar yerin hemen yakınlarındaki hava hareketlerini (rüzgârları, fırtınaları, kasırgaları) etkiliyorlar.  Sanki bunlara kumanda ediyorlar.  Kısacası, yaşadığımız hava koşullarını ve olayları biçimlendiriyorlar.  Bu nedenle meteorologlar orta vadeli sıcaklık ve yağış tahminlerinde sağlıklı sonuçlara varabilmek için bunların hareketini sürekli inceliyorlar.

Ancak sera gazı salımları sonucu kutupların ısınması ve buzların hızla çözülmesi güneydeki sıcak hava kütleleriyle kuzeydeki soğuk kütlelerin arasındaki dengeyi altüst etmekte.  Bu da daha aşağılardaki atmosferde büyük, beklenmedik çalkantılara ve artan şiddetlere neden oluyor.  Bu bakımdan ülkelerdeki politik sistemlerin umursamazlığı devam edip iklim değişimi devam ettikçe daha da korkutucu felaketler yaşanacak gibi duruyor.

Başka bir deyişle, bizler kendi dar çevremizde “Yağmur var…  Kar yağıyor…  Hava çok sıcak…” diye yakındığımız zaman, aslında dünyanın bütünlüğünde yaşanan dev boyutlu gelişmelerin ufacık, noktasal bir yansımasından söz ediyoruz.  Üstelik neden olduğumuz sera gazı salımlarıyla bu çalkantıları daha da güçlendirerek.

Atila Alpöge, Ekogazete, 4.9.2017 / Yararlanılan kaynaklar: Jonathan Watts, The Guardian, 30.8.2017 – Joe Romm, ThinkProgress, 29.8.2017 – Joe Romm, ThinkProgress, 28.8.2017 – Joe Romm, ThinkProgress, 15.1.2015

Yorumlar

yorumlar

Post source : https://ekogazete.wordpress.com/2017/09/04/kasirgaydi-hortumdu-seldi-doluydu-bundan-sonrasi-boyle/

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir