HDP’li Ayhan Bilgen’e tahliye çıkmadı

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, 7 ay sonra ilk kez çıktığı mahkemede tahliye edilmedi. Bilgen, “Murat Karayılan’dan Twitter üzerinden talimat alındığı” iddiasına, “Karayılan, Kandil’de elinde cep telefonu tweet atarak mı talimat veriyor?” diye tepki gösterdi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) 2014 yılı Ekim ayında DAİŞ saldırısı altında olan Kobanê için yaptığı çağrıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 31 Ocak’ta tutuklanan HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in ilk duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Silivri Cezaevi’ndeki Bilgen’in SEGBİS üzerinden katıldığı duruşmayı, HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP milletvekilleri Altan Tan, Nimettullah Erdoğmuş, Feleknas Uca, Mahmut Toğrul ve Bedran Öztürk ile DBP, HDP yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kişi izledi.

Duruşma başlamadan önce Bilgen’in avukatlarından Mehmet Emin Aktar, müvekkilinin savunması için 3 avukat sınırlandırılmasına itiraz etti. Aktar, “Yargılamanın durdurulmasını istiyoruz. Yine dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin bir yargılama yapılmıyor. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin karar ileriye dönüktür. Yine yargılama yapılacaksa Meclise yazı yazılması ve fezlekenin kaldırılması talebinde bulunmanız gerekir” dedi. Mahkemeye sunulan taleplerin tümü reddedildi.

Taleplerin iletilmesinin ardından SEGBİS ile duruşmaya katılan Bilgen savunma yaptı. Savunmasına herkesi selamlayarak başlayan Bilgen, böyle bir iddianame ile yargılanmanın çok abes olduğunu dile getirdi. Bilgen, iddianamede üzerine atılı en etkili suçun “Murat Karayılan’ın twitter sayfasından tweet atarak talimat verdiği ve bu talimat doğrultusunda hareket edildiği” iddiasının olduğunu söyledi. Karayılan adına onlarca adresin açılabileceğine dikkat çeken Bilgen, “Türkiye 30 yıldır bir örgütle çatışıyor. Takipçisi olmayan bir twitter sayfasından MYK’ye emir verilmesine inanıyor ise diyecek bir şeyim yok” dedi.

Bilgen, “Takipçisi olmayan, kim olduğu belli olmayan bir kişinin Twitter sayfasından 3 tweet atmasıyla ilgili suçlanıyor isem bu bile Türkiye’nin durumunu ortaya koyuyor. Milletvekiliyim ve 6 aydır tutukluyum. Bu tutukluluğumu da 3 tweete bağlıyorsunuz. Murat Karayılan, Kandil’de elinde cep telefonu tweet atarak mı talimat veriyor? Karayılan elinde cep telefonu ya da bilgisayarla mı tweet attı diye sorsaydınız, bir araştırma yapılsaydı bunlar ortaya çıkacaktı. Bunun nasıl bir akıl tutulması olduğu da ortaya çıkacaktı. Ama iddianame bir kolluk görevlisinin ya da savcının bu iddiayı ciddiye alması sonucunda bu dava görülüyor. Bunun adı kumpastır. Böyle abuk sabuk şeylerin delil diye iddianameye sokulmasına mahkeme tepki göstermeli, kabul etmemelidir” diye konuştu.

AİHM’in tutuklu bulunmasına ilişkin Türkiye’den savunma istediğini hatırlatan Bilgen, “Çok merak ediyorum. Türkiye, Adalet Bakanı nasıl bir savunma yapacak. ‘Murat Karayılan tweet atmış ve halkı sokağa dökün demiş. Biz de onun için onu tutuklamışız’ mı diyecek? Ama gelin görün ki tüm yapılanlar, tüm senaryolar yanlış yazılmış. 6 Ekim olayları başlamış. Saat 10.00’da tweetler MYK adına atılmış, saat 19.00’da MYK toplantısı yapılmış. Ama gelin görün ki önce suç işlenmiş sonra tweet atılmış. Sonra KCK açıklama yapmış. İddianame olayları tam tersine almış. İddia şöyle olsaydı KCK açıklama yapar, MYK toplansa sonra da tweetler atılsa anlaşılır. Ama gelin görün tam tersi bir durum yaşanıyor. Bu tersi durumda bile hala tutuklu yargılanıyorum” vurgusu yaptı.

HDP’nin MYK toplantısına katılıp talimatlara uyulduğuna ilişkin bir iddianın olduğunu söyleyen Bilgen, MYK’nin toplandığı saatte bir TV programının olduğunu ve toplantının başlayacağı saatte partiden ayrılıp, TV programına katıldığını anlattı. Bilgen, “6 aydır tutuklu olmamın sebebi katılmadığım bir MYK toplantısıdır. MYK üyesi olduğumdan dolayı yargılanıyorum, tutuklu bulunuyorum. Bahsedilen Kobanê olayları da aynı şekilde bir yalan dizisi gibi sıralanmış. O günlerde 121 bin kişinin sokağa çıktığı söyleniyor. Ama açılan kamu davası sayısı 100’ü geçmez. Suç ise 121 bin kişiye kamu davası açılması gerekir o zaman. Kobanê’ye yardım gitmesi, DAİŞ’e karşı yapılan eylemler suç sayılamaz. Kobanê saldırılarının olduğu sırada PYD Eşbaşkanı Salih Müslim de Türkiye’ye geldi ve bazı görüşmeler yapıldı. Yardım gitmesi konusunda da çalışmalar yapıldı. Kobanê’ye yardımlar gittikten sonra olaylar kesildi. Yardım gitsin demek de suç sayılıyor. Biz defalarca Kobanê olaylarının araştırılmasını istedik, ama tüm bu istekler iktidar partisi tarafından reddedildi. Kobanê olayları karanlık bir vaka olarak kalmasın” diye konuştu.

Murat Karayılan’ın attığı iddia edilen tweetlerin iddianameye girmesine neden olan kişiyi ve bu bilgiyi vereni soran Bilgen, savcının bu bilgiyi delil olarak görmesini, iddianameye koymasını kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bilgen, “Kobanê olayları, tweetler bana delil olarak sunuluyor. Bakın o dönemde görev yapan polis, amir, savcı ya da görevliler şimdi nerede? 15 Temmuz’da darbeye karıştılar mı karışmadılar mı bakmak gerekir” dedi.

Hakkında hazırlanan fezleke dışında bir yargılamanın yapıldığını dile getiren Bilgen, önce tutuklanma kararı verildiğini sonra da savcının kendisine bir suç bulduğunu ifade etti. Bilgen, “Tarih hepimizi yargılar. Ben bir vekil olarak nasıl her isteğimi yapamıyorsam savcı, hakimin de bu sorumlukla görevlerini yerine getirmesi gerekir. Herkesin bu sorumlulukla hareket etmesini istiyorum. Sonuna kadar suçsuz olduğuma inanıyorum. Delil diye iddianameye konulanların hiçbir dayanağı yoktur” vurgusu yaptı.

Bilgen’in savunmasının ardından mahkeme başkanı, “Murat Karayılan’ın attığı tweetlerden haberiniz var mıydı? Tweetleri okudunuz mu?” diye sordu. Bilgen, sorulara şu yanıtı verdi: “Böyle bir şey yok. Bahoz Erdal adına da onlarca twitter adresi var. Hitler adına da benzer sayfalar var. Bahsedilen twitter sayfasını da takip etmiyorum. Bu bahsedilen tweetlerin Murat Karayılan ile ilişkilendirilmesi de ayrı bir konudur. O tweetlerle de hiçbir alakam yoktur.”

Hakimin, “MYK toplantısına katılmadınız mı?” sorusuna cevap veren Bilgen, “MYK’de bir karar alınmadı. Toplantı saat 17.00-18.00 gibi yapılması planlanıyordu. Ama PM toplantısı uzayınca MYK toplantısı saat 19.00 sularında yapıldı. Ben de toplantıya katılmadan TV programına katıldım. Programın kayıtları RTÜK’ün arşivinde vardır” dedi.

Bilgen yargılamanın durdurulmasını ve dosyasının Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini istedi.

‘KAÇMA ŞÜHPESİ’
Mütalaasını veren savcı ise “kaçma şüphesi” ve “delilleri karartma” ihtimalini öne sürerek, Bilgen’in tutukluluk halinin devamını istedi.

Savcının mütalaasına karşı konuşan Bilgen, “Savcı kaçma şüphesi ve delilleri karatma gerekçesiyle tutukluluk haline devam diyor. Ama ben Kasım ve Aralık ayında iki kez Avrupa’ya çıktım. İsteseydim gelmeyebilirdim. Yine serbest bırakıldığımda da aynı şekilde kaçabilirdim ama öyle bir şey yapmadım. Yani kaçma şüphesi yoktur. Delillerin karartılmasına ilişkin ise delil sayılanların hiçbiri delil olarak görülmez. Hiçbir delil olmamasına rağmen örgüt üyeliğiyle yargılanıyorum. Bu akla ziyan bir durumdur” diye konuştu.

Savunmanın ardından duruşmaya bir saatlik ara verildi. Aranın ardından avukatlar savunma yaptı.

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, “kaçma şüphesi” ve “dellileri karartma ihtimali” iddiasıyla Bilgen’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma 6 Kasım’a ertelendi.

Bilgen, 29 Ocak’ta Ankara Esenboğa Havaalanı’nda gözaltına alınarak Diyarbakır’a getirilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki ifade işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce “adli kontrol” ve yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek serbest bırakılmıştı. Soruşturmayı yürüten savcının itirazı üzerine Bilgen, 31 Ocak’ta tutuklanmıştı. Bilgen hakkında hakim kararını açıklamadan önce hükümete yakın basın ve yayın organları “HDP’li vekil Ayhan Bilgen tutuklandı” başlıklı haberleri son dakika haberi servis etmesi tartışmalara neden olmuştu.

Silivri Cezaevi’nde 7 aydır tutuklu bulunan Bilgen hakkında siyasi parti faaliyetleri kapsamında yaptığı açıklamalar ve katıldığı etkinlikler nedeniyle “örgüt üyeliği”, “Suç işlemeye alenen tahrik etme” ve “halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma, toplantı ve yürüyüşün zorla dağıtılması” iddialarıyla 11 yıldan 25.5 yıla kadar hapis isteniyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir