Dünya sağlık örgütünün yeni yaş dilimlerini yayınladı

Dünya Sağlık Örgütü yeni yaş dilimi listesini yayınladı. Buna göre  “66-79 yaş arası ‘orta yaş’ oldu. Hürriyet yazarı Osman Müftüoğlu, “Ben kendi payıma yetmiş yaşın, biraz gecikerek de olsa WHO tarafından da orta yaş sayılmaya başlamasından ve yeni listedeki sınıflanmadan müthiş keyif aldım” ifadesini kullandı.

Hürriyet’te Osman Müftüoğlu’nun  “66-79 artık orta yaş” başlığıyla (7 Ağustos 2017) yayımlanan yazısı şöyle:

90’lı yılların sonunda yaptığım bir röportaj gazetede yayınlandığında çok farklı tepkiler aldım.

Eleştiri dozunu arttırıp dalga geçenler, “Doktoru Demirel’e gaz veriyor (!)” diyenler bile oldu. Eleştirilerin nedeni röportajda kullandığım bir cümle idi: “Tıp gelişti, yaşam süresi arttı, 70 yaş artık orta yaş sayılmaya başlamalı.” Geçtiğimiz hafta 70 yaş barajını güle oynaya geçen, yaşam tarzında yaptığı iyileştirmelerle de biyolojik yaşı 60’larda seyreden kadim bir dosttan bir “whatsapp mesajı” geldi. Mesajda Dünya Sağlık Örgütü’nün yeni “yaş dilimi listesi” vardı. Listede “66-79 yaş” arası “orta yaş” olarak tanımlanmıştı. O listeyi yandaki kutuda bulacaksınız. Ben kendi payıma yetmiş yaşın, biraz gecikerek de olsa WHO tarafından da orta yaş sayılmaya başlamasından ve yeni listedeki sınıflanmadan müthiş keyif aldım. Detaylar için buyurun…

HANGİ ülkede yaşadığınız fark etmiyor. Ortalama ömür her 5 yılda en az 1 yıl uzuyor. Bu durumda da size “kendinize iyi bakmanız” dışında bir seçenek kalmıyor. Çünkü kendinize iyi de baksanız, kötü de baksanız ömrünüz eskisinden uzun olacak, “orta yaş” ve “yaşlılık” döneminde geçirdiğiniz süre uzayacak.  Bu kesin! Peki siz o dönemde “nasıl biri olacaksınız?” Bu sorunun yanıtı şu mühim soruya vereceğiniz cevapta gizli: Nasıl bir yaşlı olmak istiyorsunuz? Yıpranmış, bitkin, takatsiz, kendine de başkalarına da yük olan düşkün ve hasta bir ihtiyar mı, yoksa bilgece ve zarafetle yaşlanan, keyif ve huzurla yaşayan, formda ve dinç zımba gibi bir yaşlı mı? Eğer ikincisini arzuluyorsanız kendinize iyi bakın. Ayrıca size üç sürpriz ama mühim önerim var. Onları aşağıda  bulacaksınız, faydalanın.

3 mühim iyi yaşlanma tüyosu

– HATIRA VE UMUT BİRİKTİRİN: Özellikle kırklı yaşları geçtiyseniz yaşlılık döneminde en çok ihtiyaç duyacağınız iki şey hatıra ve umuttur. Erdemin hoş görüyle, güvenin dostluk ve bilgelikle iç içe olduğu güzel bir yaşlılığın anahtarı beyninizi de tıpkı kaslarınız gibi çalıştırmak, ona da duygusal antrenmanlar yaptırmak, yani okutmak, öğretmek, düşünmeye, sevmeye, gülmeye, eğlenmeye yöneltmek, geleceğe yönelik iyi umutlar besleyip geçmişle ilgili güzel hatıralar biriktirmek olsun.

– İLİŞKİ DETOKSUNA GİDİN: İyi yaşlanmanın önemli kurallarından biri de sizi üzüp bunaltan, yıpratıp yük olan kötümserlik, gerginlik, umutsuzluk yükleyen faydasız ilişkilerden kurtulmak, yapıcı ve keyifli ilişkiler kurmaktır.

– HUZUR HAPINI İHMAL ETMEYİN:Huzur yeni bin yılın en mühim eksiği. Huzur hapları ise en önemli keşfi. Huzur bu âlemin en etkin, en güçlü, bulunması en zor ilacı, serveti. Güzel yaşlanmanın anahtarı veya şifresi. Eğer “yaşlanma yolculuğunuzu sürdürürken” bedeniniz kadar ruhunuza da iyi bakar, yaşlanmanın zenginleşme değil, hafifleme, büyüme değil basitleşme olduğunu anlarsanız huzuru daha kolay yakalarsınız. Huzurun inanç ve maneviyatla kardeş olduğunu da lütfen bir kenara not ediniz.

Dünya sağlık örgütünün yeni yaş dilimleri
0-17 yaş arası: ERGEN

18-65 yaş arası: GENÇ

66-79 yaş arası: ORTA YAŞ

80-99 yaş arası: YAŞLI

KARACİĞERİN 10 BÜYÜK DÜŞMANI

– Alkollü içecekler

– Tatlılar (şeker+un)

– Çakma früktoz eklenmiş içecekler

– Meyvenin fazlası (früktoz)

– Kızartmalar (trans yağlar)

– İlaçlar (kolesterol hapları, ağrı kesiciler)

– Gıda katkıları (boyalar, aromalar)

– Tatlandırıcılar

– Ağır metaller

– Böcek öldürücüler ve tarımsal kimyasallar

GEÇTİĞİMİZ hafta bir dost meclisinde şu soru ile yeniden karşılaştım. “Hocam yazılarınız ve sohbetlerinizde stresin ömür törpüsü olduğunu, stresli insanların çok sık hastalandığını söylüyor, yazıyorsunuz. Peki, hayatı stres yüklü liderlerin uzun ömürlü olmalarını nasıl açıklıyorsunuz?” Soru haklıydı. İstisnaları olsa da dünyanın hemen her ülkesinde liderler uzun ömürlü oluyor. Reagan’dan Ford’a, Truman’dan Roosevelt’e Amerikan başkanlarının çoğu beklenenin üzerinde bir ömür sürdü. Yetmişli yılların başkanı Jimmy Carter hâlâ hayatta. “Oğul Bush” bir yana “baba Bush” bile hâlâ sağlıklı. Keza başkan Clinton da geçirdiği baypas ameliyatına rağmen sağlıklı bir yaşam sürüyor. İngiltere kraliçesi 90’ını geçti, “dalya demeye” hazırlanıyor. Bizde de durum çok farklı değil. İnönü ve Bayar uzun yaşadılar. Rahmetli Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan sağlıkları konusunda pek dikkatli olmasalar da seksenli yaşları yakalamışlardı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yaşlanma yolculuğunu başarı ve zarafetle nasıl tamamladığına ise bizzat şahit oldum. Peki bu işin sırrı ne? Yoksa bilinenin aksine stres ömrü kısaltmak yerine uzatıyor mu? Yanıtım şu oldu…

STRESİN de iyisi, kötüsü, sık tekrarlayanı seyrek karşılaşılanı, kısa veya uzun süreni var. Bütün mesele dozu, tekrar sıklığı ve süresinde. Düşük dozlu, sık tekrarlamayan ve uzun sürmeyen streslerin ciddi bir yıpratıcı etkisi yok. Tersine bu tür stresler faydalı bile olabiliyor. Mühim olanı stresi sizin nasıl karşıladığınız. Nasıl yanıtlayıp nasıl yönettiğiniz. Teflon mu, sünger mi olduğunuz. Teflonlar stres tepkilerini iyi tanıyan, iyi kontrol edebilen, iyi yönetebilen, strese iyi direnebilenler. Teflonlar sık karşılaştıkları streslere yaptıkları stres egzersizleri sayesinde daha düşük tepkiler veriyorlar. Ayrıca yine tecrübeleri nedeniyle bu streslerin beden ve ruhlarını etkilemesine müsaade de etmiyorlar. Bunda yapısal ve ruhsal organizasyonlarının yani “teflon ile kaplı” olmalarının da rolü var. Uzun ömür sürebilen liderlerin çoğu muhtemelen ruhsal olarak TEFLON! Süngerler ise stresi adeta içlerine emiyor ya da çekiyorlar. Strese bulaşma, stres tuzağına düşme konusunda da başarısızlar. Streslere hazırlıksız yakalanıyor, anti stres antrenmanları ihmal ediyorlar. Böyle olunca da stres yükü ile karşılaştıklarında beden ve ruhlarını riske sokabilen ölçüsüz tepkiler verebiliyorlar. Neticede de kısa ömürlü oluyorlar.  Özeti şu: Tabii ki liderlerin neden daha uzun ömürlü oldukları sorusunun başka alt parametreleri de var. Örneğin onlar “sağlık riski yönetimi” bakımından daha şanslılar. Etraflarında daima güçlü bir sağlık koruma çemberi var. Ayrıca toksik maddelerle karşılaşma ihtimalleri de çok daha düşük. Bütün bu detaylara rağmen benim kanaatim şudur: Dozunda ve iyi yönetilen stresler ömrü kısaltmaz, uzatır. Kanaatimce rahmetli Demirel teflon, rahmetli Özal sünger yapılanmanın tipik örnekleri idiler. İkisini de saygı ve sevgi ile anıyorum.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir