2016 Çocuk İstismarı Raporu|Son 1 yılda 400 çocuk istismara uğradı

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin ‘2016 Çocuk İstismarı Raporu’na göre, son 10 yılda çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı. 

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği ve Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan “Çocuk İstismarına Yönelik Rapor”, çocuklara yönelik istismarın geldiği boyutu gözler önüne seren çarpıcı veriler içeriyor.

Bir kısmı basına yansıyan Rapor, “Pedofili”, “Ensest”, “Çocuk Yaşta Evlendirilen Kız Çocukları” ve “Kurum İçi Cinsel İstismar” başlıklarını içeriyor.

İşte o rapordan bazı ayrıntılar:

ÇOCUKLARA YÖNELİK TACİZ YÜZDE 90 ARTTI

Verilere göre, Dünyada son 4 yılda çocuklara yönelik taciz veya şiddet uygulamaları yüzde 90 arttı. Tecavüzcülerin tahminen % 5’i ortaya çıkarken % 95’i gizli kalıyor. Ensest ilişkilerin ise binde biri ortaya çıkıyor.
Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili. Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay Adli Tıp Kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderilmekte.
Gerçekleşmiş vakalardan mahkemenin %50 zihinsen engelli çocuğa istismarda bulunan kişiye “erken boşalma” indirimi uyguladığına, iyi hal ve saygın tutum indirimlerinin devam ettiğine, 5 defa muayeneye gönderilen çocuğun travmatize edilmesine tanıklık etmekteyiz.
Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay adli tıp kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.
Açılan toplam dava sayısı: 40.266
Karar çıkan dava sayısı: 24.825
Mahkumiyet Kararı: 13.968

UNICEF’in 2014 verilerine göre Dünyada 700 milyondan fazla kız çocuğunun 18 yaşından önce evlendiği açıklanmıştır. Bu sayının da 3’te 1’i, yani yaklaşık olarak 250 milyonu, 15 yaşından önce evlenmiş olan kız çocuklarıdır. 2015 yılı verilerine göre; 15 yaşında evlendirilen kız çocuklarının oranı %3 iken, 18 yaşında evlenen kız çocuklarının oranı %14’tür. 15-19 yaş arasındaki kız çocuklarında hamile kalmaya veya doğuma bağlı ölümler çok sık ortaya çıkmakta olup, UNICEF raporlarına göre, her yıl 70,000 kız çocuğu hamile kalmaya veya doğuma bağlı olarak hayatlarını kaybetmektedirler. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2013 verileri ise 2011- 2020 yılları arasında 140 milyondan fazla kız çocuğun evlendirileceğini ve bunların da 50 milyonunun 15 yaşın altında olacağını öngörmektedir.

UNFPA, Dünya Nüfusunun Durumu 2014 Raporu’na göre, her yıl 91 bin kız çocuğu anne oluyor.

UNFPA (Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu) verilene göre ise Gelişmekte olan ülkelerde her gün 3 kızdan 1 tanesi 18 inden önce evlendiriliyor, 9 kızdan 1 tanesi 15 yaşından önce evlendiriliyor. Çocukların yaşları 8’e kadar düşebiliyor. Gelecek 10 yıl içinde her yıl 13.5 milyon kız çocuğunun 18 yaşından önce evlendirileceği öngörülmektedir. Bu durumda her gün 37,000 tane kız çocuğu evlenmiş olacaktır.

Rapordan bazı çıktılar şöyle:

– Çocuk tecavüzlerinin yüzde 5’i ortaya çıkıyor yüzde 95’i gizli kalıyor.
– Son 1 yılda 400 çocuk istismara uğradı.
– Çocuk istismarı vakaları 10 yılda 300 bini geçti.
– İstismarcıların yüzde 66’sı akraba, komşu gibi çocuğun tanıdığı kişiler.
– İstismarcıların yüzde 9’u çocukla aynı evde yaşıyor.

TÜİK verilerine göre Türkiye’deki tüm evlenmeler içindeki çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları oranının %28-%35 olduğu ve mutlak sayısının 181.036 olduğu belirtilmektedir. Avrupa’daki en yüksek çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları oranına sahip olan ülke Türkiye olup, dini evliliklerden dolayı bu sayı tam olarak saptanamamaktadır. TÜİK verilerine göre Türkiye’deki tüm evlenmeler içindeki çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları oranının %28-%35 olduğu ve mutlak sayısının 181.036 olduğu yönünde ifadeler bulunmaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları sayısı 2010 yılında 45 bin 738, 2011 yılında 42 bin 700, 2012 yılında 40 bin 428, 2013 yılında 37 bin 481, 2014 yılında 34 bin 629, 2015 yılında 31 bin 337 olarak açıklanmıştır.

UNICEF verilerine göre mülteci kamplarında bulunan insanlar içinde %34’ü kamplarda ve %66’sı da kamp dışında olmak üzere 642.867 kayıtlı Suriyeli mülteci bulunmakta olup bu sayının %53’ü (341.362) çocuklardan oluşmaktadır. Buna ek olarak Türkiye’de yaşamakta olup kayıtlarda görünmeyen 150.000 Suriye vatandaşı olduğu tahmin edilmektedir. Son tahminlere göre kamplarda yaşayan okul çağındaki çocukların %20’si ve kampların dışında yaşayan çocukların ise yaklaşık %74’ü okula gitmemektedir. Kamplarda yaşayan toplam 75.000 okul çağındaki çocuk arasında okula kayıt oranı yaklaşık %80’dir (63.070). Kamp dışında yaşayan toplam 175.000 okul çağındaki çocuk arasındaki okula kayıt oranı ise yaklaşık %24’tür (46.000). Büyük şehirlerdeki çocuklar başta olmak üzere mültecilerin yoğun bulunduğu tüm yerlerde dilencilik yaptırılan çocuklar, kapkaç yaptırılan çocuklar, mendil satan Suriyeli çocukların yoğunluğu dikkat çekmektedir.

 

Dünya Sağlık Örgütü ve Ankara Üniversitesi’nin hazırladığı Türkiye’de Üniversite Öğrencilerinde Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimleri Araştırması Raporuna göre;

Erkeklerin yüzde 8,7’si; kadınların yüzde 7,2’si çocukluklarında cinsel tacize uğradı.
Kız çocukları, akrabaları tarafından cinsel tacize maruz kalıyor. İstismarcıların yüzde 9’u ise çocukla aynı evde yaşıyor.
Cinsel tacize uğrayan çocukların yüzde 37,1’i “tanıdığı ve evde yaşamayan biri”, yüzde 25,2’si “evde yaşamayan bir akraba”, yüzde 11,3’ü “evde yaşayan ve akraba olmayan biri”, yüzde 11,3’ü “çocuğun güvendiği biri”, yüzde 8,6’sı istismarcının “evde yaşayan bir akraba”, yüzde 7,9’u “çocuğun bakımından sorumlu olan biri (bebek bakıcısı vb.)” ve yüzde 33,8’i ise “bir yabancı” olduğunu söyledi. Cinsel tacize uğrayan erkek çocukların yüzde 44,9’u “tanıdığı evde yaşamayan biri” tarafından taciz edildiğini bildirmiş. Kız çocuklarında ise tacizi gerçekleştirenler arasında en yüksek oran yüzde 32,9 ile “evde yaşamayan bir akraba” oldu.

-Katılımcıların yarısının sinirlilik ve panik sorunu var. Çocukluk çağında olumsuz deneyim yaşamış gençlerde ağlama nöbetleri, depresyon, kontrolsüz öfke, stres düzeyinin yüksekliği, sinirlilik ve hayır deme güçlüğü gibi sorunlar daha da artış gösteriyor. Duygusal sorunların ortaya çıkma riski, diğer gençlere göre 6-8 kat daha artıyor. Katılımcı erkeklerin yüzde 31,8’i kontrolsüz öfke; yüzde 47,5’i sinirlilik sorunu yaşadığını söyledi. Katılımcıların 36,3’ü depresyonda olduğunu kaydetti. Çocukluk çağı olumsuz yaşam deneyimi oranı, çekirdek aile üyesi katılımcılarda daha düşük.

Derneğin önerileri ise şöyle:

1. Üniversitelerin öğretmen yetiştiren lisans programlarına çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili
zorunlu dersler konulmalıdır.

2. Türk Ceza Kanununda ki yükümlülüklerin, kanuni düzenlemelerin ve istismar vakalarına
göre en uygun başvurulacak yerin öğrenilmesi için çocukla karşılaşan meslek gruplarına
yönelik bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır.

3. Milli Eğitim Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu, gibi kamu kurumları işbirliği yaparak, aileleri ve öğretmenleri
bilgilendirmek için eğitim programları geliştirmeli, broşür, afiş, kitapçıklar bastırmalı ve
dağıtmalıdır.

4. Küçük yaştaki çocukların daha fazla risk altında olması nedeniyle, okulöncesi eğitimciler
için çocuk istismarı ve ihmali konusunda hizmet içi eğitim kursları düzenlenmelidir.

5. Okullarda öfke kontrolü ve pozitif disiplin yöntemlerinin öğrenilmesi için aile katılımı
çalışmaları yapılmalıdır.

6. Şiddet, çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili aile eğitim seminerleri düzenlenmelidir.

7. Kurumlara yönelik daha etkili güvenlik tedbirlerinin düzenlenmesi ve uygulanması
gerekmektedir.

8. Kurum içinde çalışanların da cinsel istismar konusunda hem farkındalık hem de vakalara
yaklaşım konularında düzenli aralıklarla eğitimlerden geçirilmeleri gerekmektedir.

9. Kurum içinde çocukların birbirlerine de cinsel istismar eylemleri söz konusu olduğundan
özellikle ergenlik çağına girmiş çocuklara kendi vücutlarındaki değişikliklere yönelik, fiziksel,
cinsel ve hormonal fonksiyonlardaki değişimleriyle ilgili cinsel eğitim verilmesi gerekmektedir.

10. Yatılı kurumlarda fiziksel koşulların iyileştirilmesi ve çocukları yaş gruplarına göre
ayrılmaları çocukların gelişim düzeyi benzer çocuklarla birlikte olmalarını sağlayarak
çocukların birbirlerine uyguladıkları şiddeti azaltmaya yardımcı olabilir.

11. Kurumlarda çocukların mahremiyet alanlarının yaratılmasının sağlanması gerekmektedir.

12. Kurumların idari yönden daha fazla denetlenmeleri ve kurumiçi istismar vakalarından
sonra istismar uygulayan kişi ile birlikte kurum için de gerekli cezai uygulamaların yapılması
gerekmektedir.

13. Çocuklarla ilişkili kurumlarda çalışanların cinsel suçlardan hüküm giymemiş kişilerden
seçilmesi gerekmektedir.

14. İstismar yargılamalarında takdiri indirimlerin uygulanmasının önüne geçilmelidir.

15. Yargılama neticesinde başlayan infaz aşamasında koşullu salıverilme uygulamasının
değiştirilmesi gerekmektedir. (Koşullu salıverilme için 2/3 oranının her zaman değil faile ve
duruma özgü olarak uygulanması)

16. Çocuk İzlem Merkezlerinin sayısı ve faaliyetleri arttırılmalıdır.

17. İstismar vakalarında mağdurun ikinci travmatizasyonunu önlemek amacıyla ifadenin
uygun ortamda tek seferde uzman kişi tarafından kayda alınarak alınması ve böylece
kovuşturma aşamasında mağdurun ifadesine tekrar başvurulmasının önüne geçilmesi şarttır.

18. Cinsel istismar vakalarının tespitinin yanında mağdur üzerinde ileride ortaya çıkacak
zararın önlemesi ve failin eylemi tekrarlamaması için etkili rehabilitasyon çalışmalarının
yapılması, mağdurun rehabilitasyon desteğine ek olarak aileye de destek verilmesi, bunun
devlet hizmetiyle veya teşvikiyle sağlanmalıdır.

19. Hapishane ve okullarda tam zamanlı sağlık personeli (doktor, hemşire) çalıştırılması ve
bu personellere çocuk istismarı ile ilgili eğitimlerin verilmelidir.

20. İstismar vakalarında daha uzun dava zaman aşımı sürelerinin düzenlenmesi
gerekmektedir.

 

Rapora buradan erişebilirsiniz.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir