Photo Credit To Fotoğraf: Timur Soykan /Twitter

GÜNCELLENİYOR|Cumhuriyet Tutuklularının Savunmaları Sürüyor

Cumhuriyet gazetesinin 11’i tutuklu 17 çalışanı bugün ilk kez hakim karşısında . İçlerinde gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, halefi Murat Sabuncu, yayın danışmanı Kadri Gürsel ve muhabir Ahmet Şık’ın da olduğu, 17’si Cumhuriyet çalışanı 19 kişi, aylar sonra Çağlayan’daki İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı.

Tutuklu Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, yazar Kadri Gürsel, karikatürist Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Önder Çelik, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi avukat Bülent Utku, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi avukat Mustafa Kemal Güngör, yazar Hakan Kara, Cumhuriyet Kitap eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, yazar Güray Öz, avukat Akın Atalay, Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ahmet Şık duruşma salonuna alkışlarla girdi.

Sansürün kaldırılışı ve Basın Bayramı’na da denk gelen 24 Temmuz’da görülen davada Dağ Medya, gelişmeleri dakika dakika aktarıyor:

13.55 Davayı takip eden Diren Gazeteci Twitter adresi, Tarık Tolunay’ın duruşma salonundan çizimlerini yayınladı. Çizimlerde savunma yapan Kadri Gürsel, Akın Atalay ve diğer Cumhuriyet tutukluları görülüyor.

13.15 Duruşma Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın savunmasıyla devam ediyor.

Akın Atalay: “31 yıllık avukatım ilk kez bir duruşmaya kravatsız geldim, çünkü geçen hafta kravatları topladılar. Sabah gelirken savunmada kullanacağım iki kitabıma da el koydular. Biri, Suç Örgütleri başlıklıydı. Cumhuriyet gazetesine yönelik soruşturma tam bir hukuk cinayetidir. Bu operasyona maruz kalan, teslim alınmak, direnci kırılmak, pes ettirilmek istenen gazete öyle sıradan bir gazete değildir. Bu gazetenin köklerinde, tarihinde ve hatta genlerinde bağımsızlık ve özgürlük tutkusu vardır. Cumhuriyet’in boyun eğeceğini, ödün vereceğini düşünenler varsa yanılıyorlar.”

Savcı Murat İnam’ın başka bir ‘FETÖ’ davasında sanık konumunda olduğunu hatırlatan Atalay: “Hakkındaki itham nedeniyle savcı adayı bile olamayacak bir savcının ithamiyla biz burada sanık olarak bulunuyoruz. Soruşturmamızı yapan Savcı Murat İnam hakkında FETÖ üyeliğinden iki müebbet hapis cezasıyla açılan dava sürüyor; ama hala görevde. Savcı Murat İnam’ın iradesi ipotek altındadır. Bu baskı ile iddianame hazırlamıştır.”

Akın Atalay: “Dışarıdan gelip gazeteye el konulduğu söylenen Orhan Erinç 1963 yılından beri bu gazetededir. En genci benim 1992’de girdim. Vakıf seçimleri ile ilgili savcılığa elbette hesap vermeyeceğiz, kamuoyuna hesap vermek için anlatıyorum bunları. Gazetelerin içeriğini ve yayın politikasını denetlemek savcıların görevi de değildir, haddi de değildir. Nadir Nadi sizden önce gazeteye müdahale eden apoletlilere haddini bildirdi. Biz de taviz vermeyiz, bedelini öderiz.”

13.00 Duruşmaya 15 dakika ara verildi.

12.50 Savcı, Kadri Gürsel’e soru yöneltmeye başladı. Gürsel’in 2013’te Cumhuriyet Vakfı yönetim kurulu üyesi olduğunu iddia edince Gürsel itiraz etti.

12.15 Kadri Gürsel savunmasına başladı.

Hakkındaki iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu belirten Gürsel: “Suçlamalar dayanaktan yoksun. İddia edilen iletişim (Bylock) tamamen tek taraflıdır. Hiçbirine cevap vermedim.”

“İletişim kurduğum iddia edilen 102 Bylock kullanıcısından 85’i bana SMS atmış, 17’si beni aramış. İletişim kuran ben değilim. Ahmet Altan’ı babası Çetin Altan’ın vefatı nedeniyle aradım, telefonu da açmadı zaten. 112 kişi iddiası tamamen asılsızdır. Yenigün Haber Ajansı imza yetkilisi ve Cumhuriyet Vakfı başkanı değilim. Fezleke iftiralarla doludur.”

“34 gün süren yayın danışmanlığım Cumhuriyet’in yayın politikasını nasıl değiştirmiş olabilir?”

“Uyarıları gerçekleşen bir düşünce suçlusu olarak dokuz aylık tutukluluktan sonra karşınızdayım. Yargılanmama sebep olan yazım (Erdoğan babamız olmak istiyor) sarsılmaz olgulara bağlı bir gerçekliği içermektedir. Yazıyı darbeden üç gün önce yazma sebebim Erdoğan’ın Bulgar bakanın sigara paketine darbeden üç gün önce el koymuş olmasıdır.”

“Beni susturmanın yolu tutuklanmamdan geçiyordu. Burada sorgulayıcı gazeteci olduğum için bulunmaktayım. Uzun süren tutuklulukla peşinen cezalandırıldım. Hakkımdaki suçlama ile ilgili tek kanıt bulamazsınız. İktidar-Gülen ortaklığını hep eleştirdim. İktidarın bu grupla işbirliğinin ülkeye zarar vereceğini öngördüm ve öngörülerim gerçekleşti. Her şey arşivlerdedir. Gazetecilikte ısrar ettiğim için buradayım. Taviz vermediğim için karşınızdayım.”

12.00 Avukatlar, yargılanan kişi başına en fazla üç avukatın verilmesinin savunmanın kısıtlanmasına yol açtığını belirterek bu kararın kaldırılmasını istedi. Mahkeme başkanı bunu değerlendirmeye alacağını söyledi. İzleyici salonunun küçük olduğu için değiştirilmesi talebi ise kabul görmedi.

11.45 Cumhuriyet avukatları konuşuyor. Avukat Abbas Yalçın:“Şanslıysanız 5 ay sonra iddianame yazılıyor. Davanın açılması için aylarca bekleyeceksiniz. Bu hikayede ne vicdan ne hukuk var.”

11.40 İlk olarak Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun savunma yapması bekleniyordu ancak jandarma cezaevinde savunma belgelerine el koyduğu için savunmasını yarın yapmak istedi. Mahkeme bu talebi kabul etti.

11.45 Cumhuriyet avukatları konuşuyor. Avukat Abbas Yalçın:“Şanslıysanız 5 ay sonra iddianame yazılıyor. Davanın açılması için aylarca bekleyeceksiniz. Bu hikayede ne vicdan ne hukuk var.”

11.40 İlk olarak Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun savunma yapması bekleniyordu ancak jandarma cezaevinde savunma belgelerine el koyduğu için savunmasını yarın yapmak istedi. Mahkeme bu talebi kabul etti.

11.10 Kimlik tespiti yapılmaya başlandı. Mahkeme başkanının“Sabıkan var mı” sorusuna gazetenin karikatüristi Musa Kart,“Henüz yok” yanıtını verdi.

11:00 Tutuklu Cumhuriyet’çiler salona girişte alkışlarla karşılandı.

10.30 Mahkeme önünde salonun küçüklüğü nedeniyle ‘kaos’yaşandı. Çok sayıda kişi salona giremedi.

10:20 T24’ün aktardığına göre salona alınmayan gazeteciler sarı basın kartlarını gösterdi.

10:15 Duruşma salonuna izleyici alınmaya başlandı. CHP Milletvekili Mahmut Tanal: “Duruşma salonu tıklım tıklım. Kendinize güveniyor iseniz bu yargılama büyük salonlar yapılmalı halk gerçekleri öğrenmeli.”

09:50 Basın açıklamalarının tamamlanmasının ardından katılımcılar ellerindeki balonları serbest bıraktı.

09:44 Dışarıdaki Gazeteciler adına açıklama yapan Candan Yıldız: “Ne meslektaşlarımızı o zindanlarda bırakacağız, ne de tetikçilere boyun eğeceğiz. Kimse endişe etmesin, gazetecilik kazanacak. Bu ülkenin gerçek gazetecileri yalnız kendisi için değil, herkes için adalet demeye devam edecek.”

09:40 Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller Grubu Eş Başkanı Rebecca Harms: “Ahmet içeride olduğu için aslında özel nedenlerle buradayım. Ayrıca sizler, burada olanlar bizim kahramanlarımızsınız. Sizlerden cesaret alıyoruz. Bu Türkiye’nin bütün vatandaşlarına iyi şanslar diliyorum.”

09:38 IPI Medya ve İletişim Direktörü Ellis: “Bu dava demokrasinin olup olup, olmadığını belirleyecek.”

09:35 CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, “Bu iddianame bir balondur” diyerek elindeki balonu patlattı.

09:29 Davayı takibe gelen milletvekilleri, Avrupalı parlamenterler konuşma yapıyor.

09:15 Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binası önünden yürüyüş yaparak Çağlayan’a ulaştı.

09:00 Hakim karşısına çıkan Cumhuriyet sanıkları için gazeteciler, meslek örgütleri, yurttaşlar Çağlayan Adliyesi’nde buluştu.

İddianamede, eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, halefi Murat Sabuncu, yayın danışmanı Kadri Gürsel, yazar Aydın Engin, mali işler müdürü Bülent Yener ve muhasebe müdürü Günseli Özaltay’ın ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar; Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ve yönetim kurulu üyesi Önder Çelik’in ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar; yönetim kurulu üyeleri Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör ve Hikmet Çetinkaya’nın ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar, muhabir Ahmet Şık’ın ayrıca ‘PKK ve DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme’ suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilmişti.

Gazetenin son üç yılda 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı öne sürülen iddianamede yayın politikasının değişmesi suç unsuru gibi anlatılıyor.

Ayrıca gazetenin terör örgütlerini sevimli göstermeye çalıştığı ileri sürülürken ‘FETÖ’nün gazetenin yönetim kademesini ve Cumhuriyet Vakfı’nı ele geçirmeye çalıştığı savunuluyor.

Dahası gazeteci Kadri Gürsel’e darbe girişiminden yıllar önce gelen telefon aramaları bile irtibat olarak kabul edilerek, bu aramaların içinde ‘ByLock’ kullanıcıları olduğu aktarılarak, bu da örgütle temasın kanıtı diye gösteriliyor.

Yorumlar

yorumlar

Post source : diken, t24, dağ medya, bianet

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir