Türkiye’de görme engellilere özel eğitim veren sadece 17 ilkokul var

Türkiye’ de görme engelli nüfusun %10 olduğu belirtilmekte. Görme engellilere özel eğitim veren ilkokul sayısı resmi kaynaklara göre ise 17,  Turged’e göre ise 16. Lise ve Üniversitede görme engellilere özel eğitim veren okul mevcut değil ve öğrenciler kaynaştırılmış eğitim adı altında normal lise ve üniversitelerde eğitim almakta

Haber & Harita&grafik: Ece Yomralıoğlu


Turged genel başkanı Ahmet Cantürk

Görme engellilerin eğitimi konusu toplum tarafından çok bilinmemekle birlikte merak edilen bir konu. Bu konuyu Türkiye Görme Engelliler Derneği (Turged) genel başkanı Ahmet Cantürk  ve  üyeleriyle konuştum.

Kendisi aynı zamanda bir görme engelli olan Cantürk ve derneğin diğer üyeleri gerek kendi tecrübeleri gerekse dernek hayatı boyunca edindikleri bilgilerle konuya açıklık getirdi.

Resmi kurumların açıklamalarına göre Türkiye’ de görme engelli nüfusu %10,  bu da yaklaşık 750-800 bin kişi anlamına geliyor. Görme engellilerin eğitimine mevzuat çerçevesinde bakıldığında ise ne pozitif ne de negatif ayrımcılık bulunmuyor.

Turged Başkanı: Görme engelli eğitiminin nasıl olacağıyla ilgili bir politika yok

Mevzuat da görme engelliler diğer öğrencilerle aynı eğitimi görme hakkına sahip ancak Türkiye’de özel eğitimle ilgili kararname ve yönetmelikler olsa da Turged’e göre bir engelli politikası veya görme engelli eğitiminin nasıl olacağıyla ilgili bir politika yok.

“Bu konu bakanların, bürokratların değişimiyle değişiklik gösteriyor, sivil toplum kuruluşlarının baskısıyla olumlu ya da olumsuz anlamda etkilenen değişim gösteriyor ancak temelde benimsenmiş iki yöntemin olduğunu bunların, kaynaştırılmış adını verdiğimiz normal okullardaki normal sınıflara görme engelli öğrencilerin kaynaştırılarak devam ettirildiği sistem ve görme engellilerin kamuya ait özel eğitim okullarındaki eğitimi

Görme engellilere özel eğitim sadece ilkokulda veriliyor 

Türkiye’de görme engellilere özel eğitim veren okullar sadece ilkokulda mevcut. Lisede ve Üniversite’de öğrenciler kaynaştırma yöntemiyle normal lise ve üniversitelere yerleştiriliyorlar. Ayrıca ilköğretimde de kontenjan doluluğu gibi durumlarda normal okullara kaynaştırma yoluyla yerleştirilebiliyorlar.

Özel eğitim okullarında öğrencilerin tamamı en az görme engelli. Birden fazla engeli olanlar da var ama görme engelli olma zorunlulukları var. Eğitim araç gereçleri, sınıf düzenleri, sosyal sınıf tanımları büyük ölçüde görme engellilerin ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiş. Özel eğitimde uygulanan eğitim programı tek başına fen, matematik gibi derslerden ibaret değil, çamaşır yıkamadan ayakkabı giymeye kadar birlikte yaşamaya dair de öğrenimlere yer veriliyor.

Görme engelli okul çağındaki öğrenci sayısı yaklaşık 100 bin

Türkiye’de, devletin verilerine göre 17,  Turged’in  verilerine göre ise 16 görme engelli özel eğitim veren okul var. İnteraktif haritanın üstünü tıklayarak okulların isimlerini görebilirsiniz.   Okulların Dağılımında Sorun Var

Resmi verilere göre özel eğitim okullarına giden öğrencilerin toplamı  bin 191 öğrenci ancak kaynaştırmalı eğitimde olanların sayısı bu sayıya dahil değil. Bu sebeple kaç kişinin açıkta kaldığı bilinemiyor. Ayrıca Turged’e göre bu okulların dağılımları sağlıklı değil. Örneğin Çanakkale’nin Gelibolu ilçesindeki okul, sebebi bilinmeyen bir şekilde ilçeye açılmış ve yoğun isteğe rağmen merkeze taşıtılamamış.

Turged başkanı okul dağılımı ile ilgili; “Normalde bu okulların 200 kişi karşılaması lazım. Ancak çok daha düşük kapasiteli okullar var. İstanbul, Ankara, Adana ve Gazi Antep’teki köklü okullarda 100’ün üstünde öğrenci varken, diğer illerdeki okullarda yaklaşık 15-20 öğrenci eğitim görmekte.Görme engelli okul çağındaki öğrenci sayısının 100.000 civarı olduğu kabul ediliyor, dolayısıyla her okul 200 kişi karşılasa bile ihtiyaç karşılanamıyor.”diyor.

Kaynaştırılmış eğitim sisteminde ortamlar eşit koşulları  içermiyor

Kaynaştırılmış eğitim sisteminde ortamlar eşit koşullar içermediği için yararı bakımından oldukça tartışmalı bir uygulama biçimi. Cantürk, bu eğitim sisteminde devletin bir destekleme önlemi olmadığını vurguluyor. “Örneğin körler alfabesi olan Braille yazıyı ilkokul 1.sınıftaki bir bireyin öğretmen ile haftada iki saatte öğrenebileceği varsayılıyor. Ancak bu eğitim düzenli olarak verilmeyebiliyor. Ayrıca öğretmenlerin engellilere nasıl ders vereceğini bilmiyor olması da ciddi sıkıntılar doğurabiliyor”. diyor. Turged’e göre öğretimdeki sıkıntılar sebebiyle görme engellilerin en çok zorlandığı ders olan matematikte başarılı olma ihtimalleri yok.

Psikolojik anlamda ise en çok ilkokullardaki küçük yaştaki görme engelliler bu konuda zorluklar çekiyor. Çünkü bu eğitim sisteminde 7 yaşındaki görme engelli bir öğrencinin engelsiz bir öğrenciyle aynı koşullarda oyun oynaması bekleniyor.

“Oynamak üzere ayağa kalkıyorlar birisi koşuyor çarpıyor öbürü koşuyor gidiyor. Bir süre sonra koşup çarpan, koşabilen ile eşit olmadığını ve birlikte olamayacağını kabul etmiş oluyor. Koşup giden koşmayan ile  uğraşmak istemiyor, koşamayan da bir şeyleri yapamadığını anlamaya başlıyor. Bu sebeple ayrışıyorlar. Sonra içine kapanmış, köşesine çekilmiş sözde normal okullara devam eden ama herhangi bir yarar sağlayamayan kimseler çıkıyor ortaya”  

Engelliler için ayrı bir dershane olamayışı  görme engellilerin liseye girişini zorluyor

Lisede zaten özel eğitim veren okul olmayışı sebebiyle görme engelli öğrenciler normal liselere devam ediyorlar. Son dönemde lise sınavlarına girişte artan rekabet, engelliler için ayrı bir dershane olamayışı ,matematik gibi derslerde diğer öğrencilerden çok daha geride kalmaları görme engellilerin liseye girişinde ciddi zorluklar yaratıyor.

Yasal çerçevede sınav olmadan da engelli öğrencinin doğrudan okula yerleştirilmesiyle ilgili bir uygulama var fakat sürekli ve sağlıklı uygulanmadığı söyleniyor. Bunun dışında açık liselerden okuyabiliyorlar. Turged başkanı ,“Bazı meslek ve ticari liselerde de eğitim alan görme engelliler var ancak mesleki liseler de yer alan çocuk gelişimi, kuaförlük, konfeksiyon gibi alanlarda görme engellilere eğitim vermek zor olduğundan görme engelliler açısından ciddi bir sıkıntı oluşturuyor. Bu yüzden bu tip liselerde çok fazla başarı elde edilemiyor.” diyor.

Üniversite’de de görme engellilere göre düzenlenen bir okutman yardımıyla  Ygs ve Lys sınavlarına giriyorlar. Mühendislik, tıp ve benzeri bölümler engellilere kapalı. Bazen sosyal bölümlerden de kapatılanlar oluyor örneğin devlet konservatuvar bölümleri kapanıp açılıyor ve bunlarla karşılıklı mücadele devam ediliyor.

Cantürk’e göre diğer bölümlerle ilgili yaşanan en büyük sorun, ilkokul ve lisede fırsat eşitliğinin yakalanamaması sebebiyle üniversitede de çok fazla başarının elde edilememesi: “Önceki yıllara göre üniversiteye devam eden görme engelli öğrencilerde ciddi bir azalma var. Üniversiteyi okuyanlar artık düşük puanlı bölümler okuyor ya da açıktan bitiriyor. Bu sürecin sonunda meslek edinme sorunu ortaya çıkıyor çünkü bir iş kazanma becerisi elde edilemiyor, Örneğin benim kuşakta 1990’lı yıllar hatırı sayılır avukat ve hukukçu vardı. Şu anda zorlayarak bir yere getirmeye çalışıyoruz. Öğretmenlik açık durumda görünüyor. Ama alan oldukça daralmış durumda” Devletin ücretsiz olarak sağladığı meslek edinme kursları engellilere de veriliyor ancak bu kurslarla bir yere gelen görme engelli yok diyor:“Halk eğitimde bilgisayar kursundan sertifika alıp mezun olmuş görme engelli arkadaşlar derneğimize geliyor, bakıyoruz hiçbir şey öğrenememiş. Bilgisayarı açmayı, İnternet’te arama yapmayı öğreniyor ancak hiçbir zaman bir iş yerinde istihdam sağlayabilmesi için gerekli bilgisayar bilgisini edinemiyor.”

Braille alfabesi kitaplar ancak dilekçeyle talep edildiği zaman kişiye ulaştırılıyor

Devlet görme engellilere birtakım araç gereçler sağlıyor. Ancak devlete göre belli bir düzen olsa da tüketiciye göre yok. Braille alfabesi kitaplar ancak dilekçeyle talep edildiği zaman kişiye ulaştırılıyor fakat her zaman istenildiği miktarda gelmeyebiliyor veya eksik gelebiliyor. “Ankara’da bir yere bastırıyorlar. Bunun hangi koşullarda basıldığı ne zaman talep edilebileceğiyle ilgili kurallar yok. Bazen talep ediyorsunuz hiç gelmiyor, bazense bir haftada elinize gelebiliyor.”

Bu araç gereçlerin dışında öğrenciler derslere çalışırken arkadaşlarından aldıkları sesli notları kendileri braille alfabesine çevirmeyi veya İnternet ortamından edinebildikleri sesli kitaplardan yararlanmayı tercih ediyorlar.

En gelişmiş 2 tane görme engelli kütüphanesi var. Bunlardan birincisi İnternet yoluyla kitap indirilebilen milli kütüphane, bir diğeri de Boğaziçi Üniversitesi’nin oluşturduğu 23 bin civarı sesli kitabın bulunduğu  Görme Engelliler Teknoloji Eğitim Merkezi (GETEM). Buranın da web adresinden sesli veya yazılı doküman alabiliyorsunuz ve bunları ekran okuyucu formatıyla okuyabiliyorsunuz. Bunların dışında İnternet erişimiyle sesli kitap elde edilebilen İzmir’de Turgök kitaplığı ve Ankara’da Altınokta kütüphanesi de bilinen kütüphanelerden. Bu kütüphanelerde bütün dersler yok tabii ki ama engellilere kolaylık sağlıyorlar. Bunların dışında bir diğer yöntem kitabı taratmak ancak bu tip durumlarda harf hataları çıkabiliyor.

Kamuda 10.052 görme engelli memur istihdam ediliyor

Resmi verilerine göre kamuda çalışan engelli memur sayısı 48 bin 947 ve bunların 10.052’sini görme engelliler oluşturuyor. Normalde şirketlerin engelli almak zorunluluğu var ancak nitelik olarak iyi koşullarda eğitim verilmediği için engellilerin işle ilgili düşünüşleri başka, şirketinde kabul edilen engellilerden beklentileri başka.

 

“Kuruluşlar açısından engelliler işlevsiz oluyor diğer yandan engelliler işe yaramadığını düşünerek şirketle ilişkilerini kesiyorlar. Bir süre sonra ilişki kopuyor. Sözleşmeler devam ettirilemiyor.”

“Türkiye’nin geçmişten günümüze çok iyi bir biçimde nitelikli engellinin istihdamını kullanabildiği alanlar vardı hukuk, öğretmenlik, müzisyenlikle bağlantılı sektörel alanlar vardı şimdi bunların hepsinde gerileme var. Bir miktarı belki de teknolojinin kullanımıyla.”  

Bağışla faaliyetlerini yürütse de Turged, görme engellilere destek olmak için yeterli değil

Turged bağışla yürümeye çalışan bir dernek ancak çok zorlandıklarını belirtiyorlar. “Açık söylemek gerekirse Türkiye’de siyasal akımlar, ideolojik yaklaşımlar bir bloklaşma ve gruplaşmaya neden oldu ve bu sorun ciddi anlamda önümüzde duruyor. Alanında bağış aktarabilecek bir kısım holding ve şirketler bu tip kaynakların artık kendilerine reklam amaçlı, kullanılmasını öngörüyorlar. Kendi vakıflarını kuruyorlar, bir ceplerinden alıp öbür ceplerine aktarıyorlar. Bir taraftan da vergilerinden indiriyorlar. Bu tip yardımlardan bize gelenler artık azaldı. O sisteme girmenin yolu, yapılan işin ne kadar medyatik olduğu ve o vakfın sahibi olan şirketin çıkarına uygunluğuyla ilgili. Dolayısıyla bağış etkinlikleri işe yaramaktan çok iş görmeye yarayan bir biçimde kullanılıyor.”

Turged kendi başına etkinlikler düzenlemeye çalışıyor ancak imkanlar sınırlı.

Cantürk aynı zamanda halkta görme engellilerin etkinliklerinin pahalı oluşuyla ilgili olan önyargıya açıklık getiriyor:

“Bizim etkinliklerimiz pahalı değil, etkinliğin üstünden para kazanmaktan çok etkinliğin kaynağına erişmek çabalıyoruz. Bazı şeyleri bir ücret karşılığı yaptırmamayı bile kar sayıyoruz. Birinin gelip herhangi bir işte emeğini koyması da bizim işimize yarayacağı için yaptığımız her şeyin üzerinden para kazanmak gibi bir derdimiz, öyle bir hesabımız yok.Bizim bu tür etkinliklerde kendimizi tanıtabilmek ve insanlara erişebilmek gibi bir hedefimiz var.Dolayısıyla pahalı etkinlikleri yapanlar kampanyalarla fonlarla bu etkinlikleri reklam amaçlı gerçekleştirenler.”

Görme engelliler medyanın seslerini yeterince duyuramadığından yakınıyor. Medya gerçeklerin göz ardı ediyor veya itiraz etmiyor, İnternet siteleri de bu konuda çok etkili değil. Cantürk engelliliğin gerek ekonomik gerek bilgi almak bakımından zor bir konu olduğunu vurguluyor.

“Bu konuda çok bilgi bulunmuyor. Sürümü bol olan şeyler bol bulunur bilgide de öyledir,malzeme de de öyledir.Satabiliyorsanız, üretirsiniz.Bu tüketimi zor olan bir alandır.”

42 kişiyle yapılan ankettin sonuçları:%83’ü görme engelliler için özel eğitim veren lisenin olmadığından habersiz

Galatasaray üniversitesi öğrencilerinden( 42) çoğunluğunu iletişim fakültesini oluşturan bir örneklemde görme engellilerin eğitimiyle ilgili yapılan ankette Cantürk’ün haklı olduğu görülüyor. Anket sonuçlarından bazıları şöyle:

Katılımcıların %73’ü daha önce görme engellilerin eğitimiyle ilgili medyada bir haber görmediğini belirtti.

%83’ü görme engelliler için özel eğitim veren lise olmadığından habersiz.

 

 

 

 

Turged’in  görme engelli üyeleri Fatih Karadayı ve ismini belirtmek istemeyen bir üye hem eğitim hayatlarında hem de özel hayatlarında yaşadıkları zorlular ve bu konudaki düşüncelerini paylaştı. Turged Genel başkan yardımcısı, iktisadi işletme başkanı ve körler federasyonu yönetim kurulu üyesi Fatih Karadayı, 1979 doğumlu, evli ve bir çocuk babası ve doğuştan görme engelli.  İlkokulda ilk beş yıl özel eğitim gördükten sonra taşımaları sebebiyle kaynaştırılmış eğitimle öğrenim hayatına devam eden  Karadayı, görme engellilerin en az dört yıl özel eğitim veren okullarda okuması gerektiği, bu okulların kişiyi hayata hazırladığı, engelliye engelini kabul ettirdiği ve engelliye yönelik çeşitli dersler işlendiğini söylüyor.

“Braille alfabesi, bilgiseyar, el sanatları, modelaj(motor becerileri gelişiyor, çamur yapa),aletli müzik gibi görme engellilere yönelik birçok ders görüyorduk”

İlkokulda daha çok araç ve gereç sıkıntısı çektiğinden bahsediyor:

“O dönem Braille matbaada sıkıntılar vardı ve biz kitap bulmakta zorlandık sosyal bilgiler ve fen dersinde sesli kitap Karadayı lisede özellikle matematik dersinde çok geri kaldığını,ilkokulda matematikte iyi sonuçlar çıkarırken lisede durumun tam terse döndüğünü söylüyor.”Kaynaştırılmış eğitimde öğretmenler görme engellilere nasıl ders vereceğini bilmiyor ben mesela matematik problemleri ilkokulda çok iyi çözen biriyken lisedeyken mat hiç öğrenemedim.”

Karadayı  son olarak kazandığı Eskişehir Anadolu Üniversitesi Maliye bölümünden 2013’te ve aynı üniversitenin kazandığı adalet bölümünden 2015’te mezun okumuş. Şu anda maliye alanında memur olarak çalışmakta. Bir engelli olarak, engelsiz öğlencilerin ilkokulda engellileri tanımaya yönelik ders görmeler gerektiğini belirtiyor. Engellilik nedir, çeşitleri nedir, nasıl yardımcı olunur gibi bilgilerin verilmesi gerektiğini söylüyor.“Her sağlam bir engelli adayıdır,insan bilmediği şeyden korkar”.

Eğitim vermek almaktan daha kolay

Adını vermek istemeyen bir diğer dernek üyesi ise, sonradan  görme engelli, Amasya Üniversitesi sosyal bilgiler öğretmenliği mezunu ve bir ortaokulda engelsiz öğrencilere ders veriyor. Şunları belirtiyor: “Engelsiz çocuklara eğitim veriyorum.Eğitim vermek almaktan daha kolay çünkü burada yöntemleri ben belirliyorum.Ekstra bir sıkıntım yok gören bir sosyal bilgiler öğretmeni kadar zorlanıyorum. Muhatap olduğum çocuk ve çocukların tepkileri birbirine benzer, önemli olan çocuklarla aynı iletişimi kurabilmek.Bunu yapabildiğimi düşünüyorum çocuklar tarafından seviliyorum.”

Çoğu görme engelli gibi eğitim hayatında birtakım sıkıntılar çekmiş ve en çok sıkıntıyı üniversitede çektiğini belirtiyor ve şöyle ifade ediyor: “Daha çok üniversitede sıkıntı çektim. Çünkü belli bir bilinç yok. Sınav zamanı hoca koridora bir sıra çektirdi ve bana koridorda sınav yaptırdı. Kapılar açık, ben koridorda sınav oluyorum böyle iş mi olur? direk ötekisin sen. Ayrıca hiçbir materyal desteği yok , benim sınavımı yazması için yanımda götürdüğüm bir arkadaş vardı asistan atamıyorlardı kendi imanlarımızla sınavı yapıyorduk.”

“Kitaplarımı da kendim alıp çeviriyordum sonra üniversite rektörlüğüyle konuşup sesli kitap okuyan bir makine getirdim. Kendi kültürü olan boğaziçi üniversitesi gibi üniversitelerde bu tarz şeyler daha kolay. Çünkü size bir asistan temin ediyor.Ayrıca 23.000 kitaplık kütüphanesi var,sesli betimleme kaynağı var.”

“Maalesef, bu ülkede mücadele etmeden hiçbir şey kazanamıyorsunuz bende okulumda mücadele ettim ve bir çok şey kazandım. Sınavımı o şekilde yaptıktan sonra rektörden randevu aldım ve görüştüm, dekanla , bölüm başkanlığıyla görüştüm ve çok uğraştım. Sonucunda araştırma görevlilerini bana asistan olarak bana temin ettiler, artık araştırma görevlileriyle sınava giriyordum ve eğitim görevlilerin odasında giriyordum, koridorda değil .”

Son sınıftayken Boğaziçi’ndeki gibi bir sistem oluşturmaya çalıştım, kütüphanede çalışan burslu öğrencileri bize tahsis ettiler.Benden sonrada bir görme engelli geldi mesela o arkadaşın çok işine yaradı.Beraber sınava çalıştılar, arkadaş oldular ve halen görüşüyorlar.”

“Lisedeki branş derslerinde ise öğretmenlerim sınavı yaptıktan sonra bana ayrıca sınav yapıyordu. Lisede bu tip şeyleri değiştirmek daha zor. Neye göre değiştirecekseniz? idarenin umurunda değil bahçede sigara içen çocuklarla uğraşmak yerine senin sınavının kimin okuyacağı ile  uğraşmıyorlardı.”

Sporla uğraşıyordum. Milli sporcuydum görme engellilerin oynadığı Golbolde. İkinci dünya savaşı sonrası görme engelli olan alman askerlerin rehabilitasyon sürecinde bulmuş oldukları bir spor.Kızlarda dünya şampiyonluğumuz erkeklerde dünya üçüncülüğümüz var ve takım branşlarında hem görenler hem görmeyenler dahil Türkiye ilk defa derce aldı ancak basın ilgi göstermediği için bilmiyoruz.”


Kaynaklar/Veri Kaynakları:

Aktif anket: https://docs.google.com/forms/d/1GqMOdFhcxitZPnJ9pxnYKab9XSFKv5qe-K3AutsYAV8/edit#responses

Aktif harita: https://fusiontables.google.com/DataSource?docid=171ihK-hMp9IO7YwpXVtYG2aFq5-Oikd2Oj0r6HS1#rows:id=1 http://hbogm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/cocukgelisim/moduller/gormeengelliler.pdf http://www.turged.org.tr/

Yorumlar

yorumlar

Post source : http://www.verigazeteciligi.com/solo-proje-turkiyede-gorme-engellilere-ozel-egitim-veren-sadece-17-ilkokul-var/

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir