Beştaş: AYM karar vermezse AİHM verir

Tutuklu yargılandığı davadan geçtiğimiz günlerde tahliye edilen HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, cezaevinde yaşananları ve ülkede yaşanan gelişmeleri Dihaber’e değerlendirdi. 

Anayasa ve “Hayır” çalışmalarının engellenmesi amacıyla böyle bir politika izlendiğini belirten Beştaş, “Herhalde dünya ve Türkiye tarihinde Anayasa Komisyonu üyesi ve sözcüsünün tutuklandığı görülmemiştir. Ve buna partimiz dışında hiç bir parti tepki göstermedi. Süreç bizim alınmamız ve bizden sonraki toplu alınmalara yol açtı. Bunların tümü ‘Hayır’ kampanyasına olan kaygı ve korkuyu ifade ediyor” dedi.

Kendilerine yönelik operasyonun bir benzerinin AK Parti’ye yapılması halinde parti diye bir şeyin ortada kalmayacağını ifade eden Beştaş, partilerinin güçlü bir irade ve örgütlülüğe sahip olduğunu söyledi. Tüm baskılara rağmen çıtayı sürekli yükselttiklerini dile getiren Beştaş, 16 Nisan referandum sonucuna dikkat çekti. Beştaş, tüm baskı ve operasyonlara rağmen ülkenin yarısının “Hayır” dediğini kaydetti.

Yargılandıkları dava dosyalarında Meclis’te sarf ettikleri söylemlerin dışında bir şey bulunmadığını ve içi boş dosyalar olduğunu belirten Beştaş, “Halkı temsil ederken birilerini rahatsız etmeme kaygımız olamaz. Yani siyaset etiğine ve üslubuna uygun bir şekilde düşüncelerimizi özgürce ifade ederiz. Öyle bir hale getirdilerki, milletvekillerin korkmasını, kaygılanmasını ve savunduklarını söylememesini istediler. Öyle bir durum kabul edilemez. Milletvekillerin bile bu şekilde tehdit altında olduğu bir ortamda nasıl bir sistemden söz edebiliriz? Benim dosyamda diğer bütün arkadaşların olduğu gibi tabiki de hiç bir şey yok. Hiç bir milletvekili arkadaşımızın dosyalarında dişe dokunur hiç bir şey yok. Tutuklanmamıza yerel mahkemeler karar vermedi. Kararların nerede verildiğini gayet iyi biliyoruz. Ve bu sürecin kesinlikle bir an önce bitmesi için hep birlikte nerde olursak olalım mücadele etmeliyiz.”

Sistemin ve AK Parti’nin sürekli olarak kadınlara saldırdığının altını çizen Beştaş, “Çünkü kadınlar mücadeleye öncülük ediyor. Kadınlar tüm baskı, şiddet ve haksızlığa rağmen kendi özgürlük tutkularından vazgeçmediler. Ezilen kesim olan kadınlar mücadele ruhundan vazgeçmediler. Mücadeleyi büyüten kadınlar hep siyasi iktidarların hedefi haline geldi. AKP iktidarı döneminde kadınlara yönelik çıkartılan yasalara bakıldığında hepsinin kadını tasfiye edici politikalar yürüttüğünü görebiliyoruz” diye belirtti.

Beştaş, 3 ay tutulduğu Silivri Cezaevi’nde yaşananları da anlattı. 45 gün tecritte tutulduğunu ve akabinde ise 4 kişilik koğuşa alındığını söyleyen Beştaş, önemli birçok kişi ile aynı cezaevinde kaldığını ve bazıları ile de karşılaştıklarını belirtti.

Cezaevinde komik ve trajik olaylarında yaşandığını kaydeden Beştaş, “Cezaevindeyken çok dilekçe yazdım. Avukat olmama rağmen artık dilekçe yazmaktan sıkıldım. Çünkü cezaevinde o kadar yoğun bir hak ihlali varki. Bize kitap vermiyorlardı. Yazdığım dilekçe sayısını artık hatırlamıyorum. Havalandırmada kamera var. Kamera öyle bir yere takılmışki direk banyoyu görüyor. Bizim yaşam alanımızı görüyor. Defalarca bu durum hakkında görüşmemize rağmen bu kameralar kaldırılmadı. Hatta dışarıya önerge verdim. Diğer cezaevlerinde çok mektup aldım. Kameralar kendi oturdukları odalarda bulunuyor. Yani 24 saat cezaevinde olmasına rağmen denetlenmek izlemek korkunç bir durumdur. Bize sözlü olarak şunu söylüyorlardı; ‘Kamera sizi görmüyor. Sadece havalandırmayken görüyor.’ Bizde kendilerine ‘Size güvenmemiz için hiç bir neden yok. Biz size güvenmiyoruz’ dedik. Ben bunu defalarca söyledim. Avukatlık mesleğinden dolayı dilekçe yazarım ama galiba dilekçe kotamın rekorunu cezaevinde kırdım. Çünkü içerdeyken her şeye dilekçe yazmak zorundasınız. Sözlü kabul etmiyorlardı. Dilekçeleri de ancak sayım saatinde verebiliyorduk. Acı tarafı dilekçelerimize cevap verilmiyordu. Normalde idare hukukuna göre dilekçe yazarsınız cevap alırsınız. Onlar büyük bir hukuksuzluk uyguladıkları için dilekçelerimize yazılı cevap verilmiyordu. Gelip sözlü cevap veriliyordu” şeklinde konuştu.

Bulunduğu koğuşun havalandırmasında iki kat tel olması nedeniyle gökyüzünü dahi göremediğini ifade eden Beştaş, verdiği dilekçelerle tellerin kaldırıldığını söyledi. Cezaevinde çok ciddi hak ihlallerinin yaşandığının altını çizen Beştaş, şunları aktardı: “İçerdeyken umudumuz ve direncimiz bir an olsun eksilmedi. Muhalif olan herkesin yolunun cezaevine düştüğü bu süreçte moral bozmak olanaklı değildir. Hiç bir zaman da moralimizi bozmadık. Türkiye’nin bütün illerinden çok sayıda mektup aldım. Birçok farklı kesimden de destek aldım. Bu destek ve dayanışma mektupları bize güç veriyordu. Bizde dışarıya güç vermeye çalışıyorduk. Kısa bir deneyimdi. Üç ay ama cezaevleri ile sürekli ilgilenmek gerekiyor. Çünkü orada başka bir sistem kurulmaya çalışılmaktadır. Yani insanları teslim almanın yolu olarak cezaevindeki kurallarını kullanıyorlar. Onlar teslim alamadıkları zaman tutuklular üzerindeki baskılar daha da artıyor.”

Anayasa Mahkemesi’nin Mustafa Balbay hakkında verdiği kararı hatırlatan Beştaş, şuan HDP Eş Genel Başkanlarının da içinde olduğu HDP milletvekillerinin dosyalarının Anayasa Mahkemesi’nde olduğunu aktardı. Beştaş, “Balbay kararı verildikten sonra Selma Irmak, İbrahim Ayhan ve Gülser Yıldırım çok kısa bir süre sonra o içtihata dayanarak yapılan başvuru sonrasında tahliye edildi. Ama şu anda Anayasa Mahkemesi aynı içtihat önünde ve o içtihata çok ciddi geniş gerekçeler açıklanmış durumdadır. Tutukluluk ve milletvekillik aynı anda olamaz. Birbiriyle bağdaşmaz. Bir kişiye oy verirken; oy verdiği insanın cezaevinde olması onun temsil hakkını tamamıyla ortadan kaldırıyor. Şimdi bizim arkadaşlarımız 4 Kasım’dan beri içerdedir. Anayasa Mahkemesi’nin bu işi daha fazla bekletmeyeceğine inanıyorum. Çünkü kendisi tahliye kararını vermezse AİHM tutukluluklarına ilişkin bir karar verecektir.”

‘TÜRKİYE TÜM DÜNYAYI KARŞISINA ALMIŞ’
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) darbesiyle “Evet” çıkartılıp başkanlık sisteminin getirildiğini dile getiren Beştaş, “Biz tabiki çalışmalarımıza devam edeceğiz Mücadelemize devam edeceğiz. Meclis’te, sokakta her yerde halkımızla beraber bu sürecin gayri meşruluğunu ve hukuksuzluğunu her yerde teşhir etmeye ve mücadele hattını belirginleştirmeye devam edeceğiz. Türkiye içerde ve dışarda savaş politikasını yürütüyor ve bütün dünyayı karşısına almış durumdadır. Şuan Rojava’ya yönelik tutumu da sivillere yönelik müdahalesinde tümü ile Kürt düşmanlığı üzerine bir politikadır. Bunu artık yüksek bir sesle her yerde teşhir etmemiz lazım. Dünyanın neresinde olursa olsun bir Kürdün hakkını almaması için Türkiye elinden gelen tüm saldırıları gerçekleştirmektedir” dedi.
“Anayasanın bu şekilde değiştirilmesi toplumdaki huzursuzlukları daha da derinleştirir” diyen Beştaş, şöyle devam etti: “Bizim bu konudaki tavrımız belli. Türkiye için çözüm yeni bir Anayasadır. Sıfırdan demokratik, eşit ve özgür yaşam içeren bir Anayasayı tartışmaya başlamamız lazım. Bunu getirmek için gereken tüm mücadeleyi vereceğiz. Bu referandumda Kürtlerin kabul etmediği ve desteklemediği bir sistem yürüyemez. Bunu seçimle çok net bir şekilde ortaya koydu. Bu da çözümü ve barışı dayatıyor.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir