“Kocaya, patrona, devlete “Hayır” dedikçe özgür olduk”

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ dahil cezaevinde tutuklu olarak bulunan 7 HDP’li kadın milletvekili 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle mesaj yayımladı. Yüksekdağ, mesajında “Kocaya, sevgiliye, patrona, devlete, kısacası erkek-egemen bütün kurumlara, bütün tavırlara “Hayır” dedikçe kadın olduk, özgür olduk, biz olduk” değerlendirmesinde bulundu. HDP milletvekilleri Besime Konca ve Çağlar Demirel de “Kadın, yaşam, özgürlük” anlamına gelen “Jin Jîyan Azadî” sloganını hatırlattı. 
Figen Yüksekdağ: Faşizmi, diktatörlüğü ve tekçi anlayışı yıkacak olan kadınlardır. Bunu söylerken kuru bir propaganda yapmıyoruz. Çok somut bir temele dayanıyoruz. Kadınlar, Hayır’ın en doğal örgütleyicileridirler. Zira biliyoruz ki kadınlar, kendi varlıklarını tarih boyunca hep hayır diyerek inşa ettiler. “Hayır” dediğimiz zaman gerçekten yaşayabildik. Kocaya, sevgiliye, patrona, devlete, kısacası erkek-egemen bütün kurumlara, bütün tavırlara “Hayır” dedikçe kadın olduk, özgür olduk, biz olduk. İşte bugün de kadınlar olarak yapacağımız şey, çok iyi bildiğimiz bu iradeyi, yani direnme, reddetme ve kendi alternatifini inşa etme iradesini herkese yaymaktır. İşte, 8 Mart’ta da, bin yıllara dayanan bu gücümüzü, yani reddetme gücümüzü, tüm meydanlarda, alanlarda, sokaklarda egemenlerin yüzüne bir kez, bin kez daha, milyonlarca kez daha haykıracağız: Hayır! Biz, başka dünya inşa edeceğiz!

Besime Konca: Tüm direnen kadınlara selam olsun ki zalimlerin korkusu, kabusu haline geldik. Direnişler ve mücadelelerle örülü tarihimizle bilenen kadın özgürlük bilincimiz, irademiz ve inancımız bizlere dayatılan faşizmi mutlak başarısızlığa uğratacaktır. Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Sur’da tüm ablukalarda yaşam alanlarını terk etmeyerek, büyük direniş gösteren başı dik, cesur kadınlar faşizme meydan okumuş ve onurlu duruşlarıyla erkek egemen zihniyetin maskesini düşürmüşlerdir. Kadına yönelik topyekun saldırılara karşı özgürlüğün, cesaretin, özgür yaşamı inşa etmenin iradesi olmuşlar ve kadın direnişiyle özgürlük kazanacak şiarı direngen kadınlarımızın şahsında yaşam bulmuştur. Bizler de,  zindanda da olsak zaman ve mekanın sınırlarını aşarak, bu tarihi mirasa layık olacak, direnişteki yerimizi alarak, kadın özgürlüğünün ısrarcısı ve direnişçisi olacağız.

Dünyanın her yerinden erkek egemen zihniyete karşı yükselen kadın mücadelesi, dayanışması ve direnişi, kadın öncülüğünde yeni bir yaşamın örüleceğini müjdelemektedir. Kadınların özgürlük adımları bu denli güçlüyken bizlere düşen tarihi sorumluluğumuzun bilinciyle sesimizi, sözümüzü çoğaltarak bu özgürlük yolunda yerimizi almaktır. Rosa’lardan Sakine’lere, Sakine’lerden Sêvê’lere, Rojava’da devrimleşen kadınlardan, Şengal’de direnen kadınlara, devraldığımız mirasla, 8 Mart’ın direniş ruhuyla tüm kadınları ve 8 Mart grevini selamlıyorum. Bilmenizi isterim ki faşizmin bugün mekânsal anlamda zindanlarla aramıza koyduğu mesafe, bugün 8 Mart günü sizlerle birlikte meydanlarda olmamıza engel olamayacak.

Özgürlük türküleri ve “Jin Jîyan Azadî” sloganlarıyla sizlerle olmaktan gurur duyuyoruz. Mücadele yolumuz, öncülük yolumuz, özgürlük yolumuz açık olsun.

Çağlar Demirel: Nerede ve hangi koşullarda olursa olsun direngenliğini ve cesaretini yitirmeyen ve zalimin zulmüne asla boyun eğmeyerek kendi kimliğinden, kültüründen, dilinden ve özgürlüğünden vazgeçmeyen ve mücadele eden Amed’in onurlu kadınları, Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Biz kadınların geliştirdiği, örgütlü güç ve emeğimiz ile yürüttüğümüz onurlu mücadelenin özgür yarınların umudu olacağına inanıyorum. Bu vesileyle sizlerin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüzü kutluyorum.

Geçen yıl Amed’de kadın buluşmalarında sizlerle olduğum ve 8 Mart mitinginde yaptığım konuşma için şu anda yargılanmakta ve rehin tutulmaktayım.  Bu da siyasi iktidarın kadınların iradesinden, sözünden ve örgütlü gücünden nasıl korktuklarının ifadesidir. Bugün fiziki olarak olamasa da; duygu, düşünce ve eylemlerde sizlerle birlikte olduğumu belirtmek istiyorum. Devletin ve erkek egemen zihniyetin her türlü zulmüne karşı özgürlük talebinde birleşerek, daha fazla dayanışarak, HAYIR’I daha güçlü örgütleyen biz kadınlar tek adam rejimine karşı HAYIR’I daha fazla büyütmeliyiz.

8 Mart etkinliklerinde siz kadın yoldaşlarım ile birlikte olmak, barışın öncüleri direngen analarımız ile buluşmak ve hep birlikte ev ev gezmek isterdim. Siyasi iktidarın faşizan uygulamaları bizleri sizlerden ayırarak, hücrelerin, demir parmaklıkların ve beton duvarların arasında tutuyor olabilir. Fakat özgürlük taleplerimizin ve jın jiyan azadi haykırışımızın sizin alanlardaki haykırışlarınızla buluşmasını asla engelleyemeyecektir!

Baharın gelişi ve doğanın kendini yenilemesiyle, 8 Martta kadınların zılgıtlarının ve direniş gücünün newroz ateşiyle zirveye ulaşacağına olan inancım ile 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününüzü kutluyor, özgür yarınlarda buluşmak umuduyla sizlere sevgilerimi, saygılarımı ve selamlarımı yolluyorum.

Selma Irmak: Karanlık bir geleceği adım adım örmek isteyenlere karşı, Türkiye’deki tüm kadınların direnişi örgütleyerek, başarabilme umudunu büyüterek öncülük etmesi beklenir. Kadının inancı, kararlılığı ve örgütlü gücüyle, her tür eril iktidarı alt etmek ve demokratik, özgürlükçü bir yaşamı kadın eliyle örmek mümkün. Evet, kadınlara yönelik şiddetin her geçen gün dozunu arttığı bir mevsimde yeni bir 8 Mart’ı karşılıyoruz. Ancak biz kadınların şöyle bir sloganı var; “Her gün isyan, her gün direniş!” çünkü biliyoruz ki yaşanılabilir bir dünya, yeni bir yaşam kurulana kadar,  kadın mücadelesi devam edecektir.

Yakın zamanda dünyanın gözü önünde gerçekleşen Rojava Devriminin bir kadın devrimi olduğunu Ve kadının örgütlü gücünün açığa çıkarıldığı muazzam bir deneyim olduğunu hatırlatarak diyorum ki;

Bu vesileyle Silivri Cezaevi’nden, her yerde direnen bütün kadınların 8 Mart Emekçi Kadınlar gününü kutluyor, özgür günlerde buluşmak umuduyla selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum.

Nursel Aydoğan: Kadınlar Mücadele etmeden, ‘Barış’ gelmez. Kadınlar mücadele etmeden, eşitlik sağlanmaz. Kadınlar mücadele etmeden; evde, tarlada, fabrikada, emeğin hakkı alınamaz. Bunun bilincinde olarak kadın özgürlük mücadelesinde önemli bir gün olan 8 Mart’ı, ‘bizim için her gün 8 Mart, her gün mücadele ve direniş’ diyerek kutlamalıyız. Bu temelde tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

Meral Danış Beştaş: Sevgili Kadınlar, egemenin demokrasi ve eşitlik mücadelesini her daim kadının varlık ve sürdürdüğü mücadele üzerinden yok saymaya çalıştığı zor ve karanlık bir tünel içerisindeyiz. Ancak tüm bu güçlüklere rağmen mücadelemiz hem de ilk günkü karalılık ve dik duruşumuzla devam ediyor. Kuşkusuz kadın mücadelesinin inat ve kararlılığını idrak edemeyen muktedirler ne kadar iktidarlarını bizleri yok ederek kurmaya çalışırlarsa çalışsınlar her türlü baskı ve zulümleri boşa çıkacaktır.

Bizler fabrikalarda, sokakta, tarlalarda, siyasette kısaca her yerdeyiz. İrademizi cezaevlerinde tutsak etmeye çalışanlar biz kadınların varoluş mücadelesini ve kararlığını anlamayanlardır. Bizler özgürlük cevherini içimizde taşıyanlar ve karanlıkları o cevherle aydınlatanlarız. Bu nedenle mücadelemiz an be an büyüyor ve tüm toplumu kucaklıyor.

Kadına yönelik şiddet, katliamcı zihniyet ile tüm ayrımcı tutum ve uygulamalara karşı onurlu, mücadeleci ve “hayır”cı duruşumuzla Biz’ler kazanacağız!

Buradan, Silivri’den tüm kadınların 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor ve sevgilerimi gönderiyorum.

Gülser Yıldırım: 8 Mart’ın direniş ruhuyla merhaba, erkek siyasetin bir ürünü OHAL rejimiyle yaşam alanlarımız bütünüyle hedef alınmıştır. Kadın katliamlarının arttığı, tecavüz ve istismarın yasallaştırılmaya çalışıldığı, cezasız politikasıyla kadına yönelik şiddetin teşvik edildiği, kadınların dişiyle, tırnağıyla bin bir mücadeleyle kurdukları kurumlara el konulduğu, kadın siyasetçilerin rehin alındığı, yaşam alanlarını terk etmeyen ve yaşam alanlarını savunan kadınların katledildiği, anaların gözyaşın durmadığı karanlık günlerden geçiyoruz.

AKP hükümetinin Kürtlere yönelik düşman politikası ve kadın nefreti; Diyarbakır Valiliği tarafından 8 Mart Mitinginin yasaklanmak istenmesi ve Urfa’daki 8 Mart eyleminde 23 kadının darp edilerek gözaltına alınması ile kendini bir kez daha göstermiştir.

Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ın hukuksuzca vekilliğinin düşürülmesi; başta kadına yönelik olmak üzere çok boyutlu bir saldırıdır. Figen Yüksekdağ, Meclis’teki tek kadın Eş Genel Başkanı’dır. Aynı zamanda Meclis’te grubu bulunan tek Kadın Grubu’nun üyesidir. Yüksekdağ şahsında, kadınların iradesi ile “Yeni yaşam” ve “büyük insanlık”  şiarıyla bir araya gelen Türkiye haklarının iradesi bir kez daha yok sayılmıştır.

Savaşta ısrar eden erkeklerin kararıyla gencecik insanların yaşamdan koparıldığı, her gün bombaların düştüğü, cezaevlerindeki ihlallerin vahşet boyuna ulaştığı,  kadın siyasetçilerin rehin tutulduğu, kadın temelli yönetim alanlarına el konulduğu, 8 Mart’larda kadınların darp edilerek gözaltına alındığı, tüm eşitsizliklerin derinleştiği OHAL koşullarında; OHAL’in kalıcılaşacağı bir Anayasanın kabul edilmesi beklenemez.

AKP’nin savaş ve kadın düşmanı politikalarını tanımıyoruz. Kadın kimliğine ve kadın bilincine sahip çıkan kadınların mücadelesi ve direniş ruhu kazanacaktır. Cesareti, morali ve gücü; Clara Zetkin’den, Mirabel kardeşlerin direnişinden, İŞİD karşı savaşan Arin’den, kentini ve yaşam alanını savunan Heval Sêvê’den ve onların şahsında özgürlük mücadelesinde ölümsüzleşen tüm kadınlardan ve tarihi yeniden yazan Rojava Kadın Devrimi’nden alıyoruz.

Özgür günlerde zafer halaylarında buluşmak umuduyla…

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir