Photo Credit To http://viraverita.org/roportajlar/mutlu-binark-ile-yeni-medya-ve-degisen-okuryazarlik-uzerine

Skandal Siyaseti ve Yeni Medya

Bahar Şahinsoy –  Hacettepe Üniversitesi SBE. İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans

Castells (2013) iktidar ilişkilerinin toplumu örgütleyen kurumların temelinin büyük ölçüde iletişim süreçleriyle, insanların zihinlerinde oluştuğunu belirtir. Zihinleri şekillendirmenin ise, yıldırma ve şiddetle bedene müdahaleden daha keskin bir hâkimiyet biçimi kurmaya yardımcı olduğunu vurgular. İletişim, zihinlerin anlam paylaşmak üzere harekete geçmesi ile başlar. Zihin ise, beyinde gerçekleşen bir zihinsel imge yaratma ve yönlendirme sürecidir. İktidarların zihinleri kontrol etmek için kullandıkları başlıca aracılardan birinin medya olduğu söylemi hâkimdir. Medya aracılığı ile zihinleri kontrol etmenin yolu ise, muhalif sesleri baskı ve ifade özgürlüğünün önüne ket vurarak bastırmaktan ya da sermayenin tek elde toplanmasından geçmektedir. Geleneksel medyanın, sermayenin tek elde toplanmaya başlaması ile tekelleşme yolunda hızla ilerlemesi, diğer medya kuruluşlarının ise çeşitli baskı mekanizmaları uygulanarak yıpratılmaya çalışılması ile iktidarın zihinlerin kontrolünü sağladığı bir araç haline geldiği düşüncesinde haklılık payı yüksektir. Castells’in oligopolleşme olarak tanımladığı piyasada aktörlerin sayısı oldukça düşüktür. Castells, liberal söylemin aksine medyanın dördüncü güç değil, iktidar oluşturma uzamı olduğu düşüncesini ileri sürer (2013: s.236) Dolayısıyla medya, iktidarların hedeflerine ulaşmada kullandıkları vazgeçilmez bir araç konumundadır. Siyasetin medya içerisinde sıklıkla yer almasının sebebi medyanın iktidar oluşturabilme işlevinden kaynaklanmaktadır.

Yeni medyanın yaygınlaşması ile birlikte medyaya bakış ve kullanış biçimleri açısından da farklılaşmalar söz konusu olmuş, yeni kavramlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri öz kitlesel iletişim kavramıdır. Öz kitlesel iletişim: “bir izleyici/dinleyici kitlesine ulaşma olanağına sahip fakat mesaj üretimin kişinin kendisine bağlı olduğu, mesajın anlamını kişinin kendisinin yönlendirdiği, elektronik iletişim ağlarından içerik alımını kişinin kendisinin yönlendirdiği, elektronik iletişim ağlarından içerik kabulünü ve bir araya getirme işinin kişinin kendi seçimlerine dayandığı, karşılıklı etkileşime dayalı iletişim biçimi” anlamına gelmektedir (Castells, 2013: s. 2). Geleneksel medyadaki tek yönlü iletişimin aksine, internet dolayımlı iletişimin esas olduğu ve başlarda merkezsiz olan bir iletişim biçimine işaret eder. Merkezsizlik, kullanıcılara yeni piyasalar ve girişim fırsatları sunduğu için avantajlıdır. Ancak zamanla ağın genişlemesi, internetin yaygınlaşması ve dijital iletişimin artarak yükselmesi ile birlikte büyük şirketler buradaki etkinlik ve hâkimiyet alanını genişletmeye başlamıştır. Ancak buna rağmen belli şirketlerin hâkimiyetinde olması, internetin bir özgürleşim alanı olarak kullanılmasının önünde engel değildir. Son zamanlarda uygulanan baskılar ve internet sansürlerine rağmen yine de bireylerin, grupların ve toplumsal hareketlerin sesini duyurduğu ve faaliyet gösterdiği bir alan olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir.

Medya, Siyaset ve İmaj

Medyada herhangi bir şekilde var olamayan siyasilerin zihinde var olmaları da söz konusu değildir. Dolayısıyla, medyada var olabilme ve zihinlerde yer edebilmek adına imaj yaratabilme meselesi önemlidir. Bunun aksi olarak siyasi skandalların gündeme gelmesi ise güven ve itibar kavramlarını alaşağı ederek imaj değiştirme çabası şeklinde kendisini gösterir. Castells’e göre medya liderleri tanır ve onların hikâyelerinden nemalanır. Zira anlatılarda kahramanlara, hainlere ve kurbanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Siyasal bir kişilik şöhret çerçevesine ne kadar uyarsa, medyanın da o kişi hakkındaki haberleri popülerleşen, eğlence formatındaki haberlere dâhil etmesi kolaylaşmaktadır. Siyasal malzeme, eğlendirici formatla işlenerek, biçimsel olarak entrika, cinsellik ve şiddet hikâyelerine yakın bir anlatı içerir. Siyasal mesajların yurttaşların zihinlerine ulaşabilmeleri pek de kolay olmayan bir süreçtir. Bu nedenle seçim kampanyalarında, medya siyaseti, kazanmak ve varlığını uzunca bir süre sürdürmek üzerine kuruludur.

Thompson’a  (2000) göre skandallar sembolik iktidar uğruna girişilen, itibar ve güven için verilen mücadelelerdir. Aslına bakılırsa skandal siyasetleri yeni değil, ağ toplumunun ortaya çıkmasından daha önceleri iktidar ilişkilerini belirleyici bir unsur olmuştur. Siyasal savaşların büyük ölçüde skandallar ile gerçekleştirildiğini söylemek yanlış olmayacaktır (Sabato’dan Akt. Castells, 2000: s. 288). Siyasal skandalların sadece yolsuzluklardan ibaret olmadığı, işin içerisine cinselliğin ve şiddetin de girerek, skandal siyasetinin bir parçası haline geldiğini söylemek mümkündür. Dahası, skandal siyasetinin böylesine baskın oluşunda cinsellik ve şiddet unsurlarının sıklıkla yer alması gösterilebilir.

Medya skandalları “son dakika” başlıkları ile vererek, izleyicinin iştahını kabartıcı bir üslupla anlatmayı tercih eder. İnternet dolayımlı iletişim skandal siyasetinin yükselişine önemli bir katkı sunmuştur. Öz kitlesel iletişimin bu yükselişteki katkısı şu şekilde gerçekleşmektedir. Öz kitlesel iletişim platformlarından, kitle iletişim platformlarına doğrudan erişebilme yetisi, geniş bir söylenti ve komplo teorileri okyanusu oluşturmaktadır. Siyasetçinin uygunsuz davranışlarını YouTube gibi mecralarda yayınlanarak ortaya dökülmesine yol açar. Bu noktada gelişen teknolojilerin ve bunları kullanış biçimindeki dönüşümün mahremiyeti de ortadan kaldırdığını söylemek gerekir. Arendt’e göre “özel alan/mahremiyet anlamını başkalarının yokluğunda bulur” (1994: s.104). Dijital medya ve mobil teknolojinin yaygın olarak kullanılması ile birlikte Arendt’in bahsini ettiği “mahremin başkalarının yokluğunda anlam bulma” meselesi de dönüşüme uğramıştır. Özel ve kamusal alan arasındaki geçişkenliğin şeffaflaşmasının yanında skandallar için uygun ortam yaratılması ve mahremin ortadan kaldırılmasına da neden olmaktadır. Cep telefonları ya da küçük dijital kayıt cihazları ile ifşa edilme ve internet ortamlarına yüklenme, yeni medya ile daha kolay bir durum haline gelmiştir. Yeni medyanın iki önemli önemli özeliği olan “sürekli bağlantıda olma durumu” ve “hipermetinsellik” skandal siyasetinin varlığını göstermede ihtiyaç duyduğu iki kavramdır. Bu nedenle skandal siyaseti yeni medyaya ihtiyaç duyar ve yeni medyadan beslenir. Dijital ağlar birbiri ile bağlantılı süreçlerdir. Yani, ağlar iletişime dayalı yapılardır (Castells, 2013: 290-291). Bu bağlamda iletişim ağları, iletişim kuranlar arasında zaman ve mekân sınırlarını ortadan kaldıran ara yüzler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital ağlar küreseldir, dolayısıyla temeli ağlara dayanan toplumda küresel bir nitelik taşır bu nedenle ağlarda gerçekleşen süreç herkesi etkilemektedir. Ağ toplumunda iktidar ise varlığını ağlara dâhil olmanın kurallarını dayatarak sürdürmektedir.

Yeni medya, dil ve zihin yönetiminin etkin şekilde kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Anlamlandırma sürecinde çerçevelemenin önemi ortaya çıkmaktadır. Güven ve itibar meselesi üzerinden yürüyen skandallar dile etki ederek, imaj değiştirme çabası içerisine girmektedir. Ancak bu mesele bütünü ile siyasilerin savaşında skandalların galip geldiğine işaret etmemektedir. Zira güven ve itibar meselesi üzerinden şekillenen bu süreç, skandal siyasetinin artması ile medyaya güvenin doğru orantılı olarak azalmasına neden olmaktadır (Castells:2013).

Sonuç

Castells, adı her ne kadar değişmiş olsa da devletlerin iletişimi propaganda ve kontrol amaçlı kullandıklarını söylemektedir. Bu nedenle İletişim ağları üzerindeki iktidar ilişkilerinin tanımlanmasında, devlet hala kritik bir aktördür. Büyük ölçüde skandal siyaseti ile gerçekleşen siyasal savaşlar, öz kitlesel iletişimin gelişmesiyle farklı bir boyut kazanmıştır. Öz kitlesel iletişimin gelişmesi ile geniş bir söylentiler ve komplolar havuzu oluşmuştur. Bu da skandal siyasetini beslemekte, yeni medyanın skandal siyasetinin yayılmasını kolaylaştırıcı etkisinin altını çizmektedir.

Mahremiyetin ortadan kalktığı ve dijital medya teknolojileri ile skandal siyasetinin beslendiği dijital çağda, iktidarın dönüşümü de “üretim araçlarına sahip olmak ”tan çıkıp, “iletişim araçlarına sahip olma” yolunda ilerlemektedir.

Kaynakça

Arendt H. (1994). İnsanlık Durumu (çev.)  Bahadır Sina Şenel. İstanbul: İletişim Yay.

Castells, M. (2013) İletişimin Gücü. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniv.Yayınları.

Yorumlar

yorumlar

Post source : https://yenimedya.wordpress.com/2017/02/06/skandal-siyaseti-ve-yeni-medya/

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir