Neden bir kurama ihtiyacımız var?

Berk Efe Altınal*

(Bu yazı ilk önce Vegan Abolisyon dergisinde yayınlanmıştır)

Her yıl resmi istatistiklere göre 56 milyar kara hayvanı ve trilyonlara vardığı tahmin edilen miktarda deniz hayvanı sadece gıda elde etmek amacıyla öldürülüyor, hayvansal gıdaya ve diğer hayvan kullanımlarına yönelik talebi karşılamak için aynı hızda yeni köle nesiller dünyaya getiriliyor, köleliğe ve cinayete dayalı bu döngü hiç aksamadan devam ediyor. Böylesi büyük bir şiddet ve istismar sürüp giderken harekete geçmek yerine paragraflar dolusu yazı okumak, fikirler üzerine temaşa etmek, okuma grupları düzenlemek, kavramlar üretmek, bir hayvan hakları dergisi çıkartmak ve bu gibi diğer hareketler zaman kaybı değil mi? Bunlarla uğraşmak yerine hemen harekete geçmemiz, insan harici hayvanlar için o an için elimizden ne geliyorsa onu yapmamız gerekmez mi?

Ben ve Vegan Abolisyon dergisine emeği geçen diğer veganlar pek de bu görüşte değiliz. Aksine, okumanın, gerekli bilgileri edinmenin, kitaplardan ve birbirimizden öğrenmenin hayvan hakları aktivizmi de dahil her türlü aktivizmin olmazsa olmaz bir parçası olduğu görüşünü taşıyoruz. Bu yazıda bu görüşümüzün gerekçelerini ve aksi görüşün taşıdığı problemleri açıklamaya çalışacağım.

 

Pek çoğumuz insan harici hissedebilir varlıklarla ilgili ahlaki itkimiz ve etik kaygımız harekete geçtiğinde korkunç bir kölelik sisteminin bir parçası olduğumuzun bilincine varıyoruz. Bu durumla karşı karşıya kaldığımızda ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Ne yapmalıyız? Eğer her şey yolunda giderse veganlıkla ilgili argümanlarla karşılaşıyor ve hayvan istismarını hayatımızdan bütünüyle çıkartıyoruz. Fakat ne yazık ki pek çok kişi hayvansal et ile diğer hayvan kullanımları arasında etik bir fark olduğu izlenimini yaratan argümanlarla ya da sözde “mutlu” hayvansal ürünlerle karşılaşarak hayvan istismarının farklı biçimlerine dahil oluyor. Peki bu neden oluyor?

 
Dünyada olan biten olaylara dair yorumlarımızın tamamının kendimize ait görüşler olduğunu düşünme eğilimi taşırız. Buna rağmen bazen, yıllar önce okuduğumuz bir kitaba yeniden göz attığımızda çok sık kullandığımız bir ifadenin o kitapta geçtiğini, ancak kaynağını unutmuş olduğumuz için bu ifadeyi kendimizin ürettiğini sandığımızı şaşkınlıkla fark ederiz. Sosyal medyanın hayatımıza bu derece dahil olduğu bu günlerde ise aklımızdaki bir dizi fikir ve malumatın kaynağının neresi olduğunu bulmak çok daha zordur. Facebook ve Twitter timeline’larımızda akıp giden onlarca görsel aracılığıyla aktarılan malumat, tıklayıp okumadığımız ancak başlığı aklımızda kalan sayısız haber ve makale bilincimize çarpıp geçer ve orada izler bırakır. Bazen doğru olup olmadığını kontrol etme ihtiyacı duymadığımız bir malumat o kadar sık karşımıza çıkar ki, bir süre sonra bu malumatın doğru olduğunu düşünmeye ve hatta belki başkalarına aktarmaya başlarız. İlkokul kitaplarımızda yer alan büyük puntolu yazılar ve görseller hala bilincimizin bir köşesinde bizi etkilemeye devam eder. Son zamanlarda hiç “Bir yerde görmüştüm, meğerse…” diye başlayan cümleler kurdunuz mu? Nerede görmüştünüz?

 

İşte yıllar içinde bir araya topladığımız bütün bu ufak tefek malumat parçacıkları, izlediğimiz filmlerin, okuduğumuz romanların ana fikirleri, çevremizdeki insanların bizimle paylaştığı anılar ve fikirler, okuduğumuz bütün o gazetelerin ve izlediğimiz bütün o haber bültenlerinin tamamı kendi hayatımızı ve çevremizdeki dünyayı tarif etme biçimimizi etkiler. Bu elbette bize sunulan her şeyi kabul ettiğimiz mekanik bir süreç değildir. Üstelik tek bir kaynaktan değil, çok sayıda aracıdan eş zamanlı olarak serbest bir şekilde yayılan görüşler elbette çok sayıda birbiriyle çelişen ve hatta zaman zaman birbirini yadsıyan önermeler içerir. İlginç olan bunları aynı anda sahiplenebiliyor oluşumuzdur. Çelişkileri fark etmemiz ve üstesinden gelmemiz eleştirel bir düşünme pratiğini edinmemize bağlıdır.

Devamını okumak için tıklayınız

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir