AB Bakanı Ömer Çelik: Diyalog Kanallarımız Açık

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile Brüksel’de görüştü.

Görüşmenin ardından basın toplantısı düzenleyen Çelik, durumun, Türkiye-AB ilişkilerinin en kırılgan dönemini oluşturduğunu söyledi.

Çelik dünkü temaslarının ardından şu açıklamayı yaptı:

“Çok uzun zamandır AB’den Türkiye’ye karşı maalesef hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz, sistematik bazı beyanlar oluyor. Halbuki, Türkiye AB çıpası çerçevesinde pek çok reformu gerçekleştirmiş bir ülke. Bunlar genelde katılım raporlarında birer ikişer cümle ile geçiştirilirken, asla kabul etmeyeceğimiz, dengeli bulmadığımız bazı açıklamalar sayfalar dolusu olarak yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki gün önceki konuşmasında Schulz’a yönelik şunları söylemişti:

“Şu terbiyesize bak ya ‘yaptırım uygularız’ diyor. Ya senin her yerin yaptırım olsa ne yazar ya. Geç kalıyorsun geç.”

Schulz, Çelik’le görüşmesinde yaptırım uygulamaktan bahsetmediğini söyledi.

“Özellikle İngiltere’nin AB’den çıkma kararı almasının ardından, ABD’deki yeni seçim sonuçlarından sonra, Suriye ve Irak gibi dosyalar dikkate alındığında, yeni göç dalgalarının sözkonusu olduğu bir ortamda aslında akli olan, doğru olan Türkiye-AB ilişkilerinin ve mekanizmalarının, dayanışmasının daha güçlü hale getirilmesidir. Ama AB, somut bir mekanizma üretemiyor.

“Sürekli olarak ‘Diyalog kanallarını açık tutalım’ diyorlar. Evet diyalog kanallarımız açık. Bugün buradayız. Önceden planlanmış bir ziyaret çerçevesinde her şeyi yüz yüze söylüyoruz. Bu diyalog kanallarını açık tutuyoruz. Sürekli olarak temasta kalıyoruz.

“Ama maalesef somut sonuçlar üretme bakımından bir ilerleme sağlanamıyor. Dolayısıyla katılım müzakerelerinin doğasını ifa eden konularda, katılım müzakerelerinin doğasına uygun olmayan bir tablo ortaya çıkıyor.

“İçinde bulunduğumuz şartlarda Türkiye ve AB arasında çok daha güçlü bir dayanışma ve mekanizmaların kurulması gerekiyor. Çünkü dünya yepyeni krizlere gebe ve dünyada bilinen birçok mekanizmanın değişimine tanık olacağımız yepyeni bir döneme giriyoruz.

“Yepyeni küresel meydan okumalar var, karşı karşıya kaldığımız ciddi riskler var. Türkiye bütün bu risklerin yönetilmesi konusunda doğru bir adrestir ve büyük bir aktördür.

“Türkiye’ye karşı dışlayıcı bir dil kullanmak, suçlayıcı bir dil kullanmak, şu aşamada olabilecek en mantıksız iştir. Doğru olan bir işbirliği dilinin ortaya konulmasıdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Avrupa’da kullanılan dilin, Türkiye açısından kırmızı çizgi olduğunu kaydeden Çelik, şöyle devam etti:

“Burada sürekli olarak beğenmeyen bir yaklaşım var. Dünyayı beğenmeyen bir yaklaşım var. (AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude) Juncker, bir konuşmasında Polonya ve Macaristan’da otoriterliğe doğru bir yönelim olduğunu söyledi.  Amerika’daki seçim sonuçlarından hoşnut olmadığını söyledi.

“Avrupa Komisyonu Başkanının hoşnut olmadığı hususlar varsa oturacak, konuşacak. Ama AB, sürekli bildiri yayınlayan, sürekli yakınan bir düşünce kuruluşu değildir. Türkiye’yle ilgili olarak da bunu yapıyorlar .”

“AB’nin Türkiye’ye yaklaşımında sadece negatif ajanda üzerinden tanımlamalar yapmasının süreci ilerletmediğini” belirten şöyle devam etti:

“Bundan sonra böyle ilerlememiz mümkün değil. Oyun değiştirici tablo ortaya çıkarmamız gerekiyor.

“AB’nin Türkiye’nin PKK ve FETÖ ile mücadelesinde sadece retorik ve sadece açıklama düzeyindeki desteklemenin ötesine geçip fiiliyatta bir dayanışma göstermesi gerekir.

“FETÖ mensuplarının, PKK mensuplarının faaliyetlerin kısıtlanması, engellenmesi ve Türkiye’ye iade edilmesi gibi konuların çok hızlı bir şekilde yerine getirilmesi gerekir.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir