Doktoralı İşsizler Hak Arıyor

* Manşet fotoğrafı: Erhan Demirtaş, İTÜ Asistan Dayanışması eylemi, İstanbul.


Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında YÖK tarafından çeşitli üniversitelere atanan 15 bin araştırma görevlisinin kadro garantisi, son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kaldırılmıştı.

2010’da uygulamaya giren ÖYP kapsamında yüksek lisans ve doktora eğitimlerini sürdüren, kadrolu olma hakları ise devlet tarafından garanti edilmiş 15 bin akademisyenin geleceği  belirsizliğini koruyor.

Darbe girişiminden sonra çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’lerden sonuncusunda, YÖK tarafından garanti edilen kadro hakkı ellerinden alınarak bu karar kadrolarının bulunduğu üniversitelerin kararına bırakıldı.

ÖYP’liler  Fetö kapsamında değil sadece KHK ile güvencesiz kadroya geçirildikleri  için  işsiz bırakıldılar. Bu durum hem Anayasa’nın öngörülebilirlik hem de kazanılmış hak maddelerine aykırı.

Kazanılmış haklarını geri isteyen ÖYP’liler, içlerindeki FETÖ’cülerin toplu kıyımla ayıklanmamasını, sınavlarda hile varsa, yapanların ve yaptıranların tespit edilmesini istiyor ve bu süre zarfında görevlerinden ayrılmamayı talep ediyorlar.

Son haftalarda konuyla ilgili çok fazla yanlış bilginin medyada yer alması sebebi ile  10 soruda ÖYP’lilere dair daha doğru bilgiler şöyle:

ÖYP nedir?

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı akademik kadro alımlarında torpili önlemek için YÖK tarafından kurulmuş bir sistemdir. Program ALES sınavı, yabancı dil puanı ve mezuniyet ortalaması gibi nesnel kriterlere göre araştırma görevlisi alımını sağlıyordu. Devletine güvenen ve sınavlarda başarı gösteren 13.200 araştırma görevlisi, ÖYP kapsamında nesnel kriterlerle güvenceli işe sahip olmuştu.

ÖYP’li Akademisyenler neden isyanda?

Çünkü sayıları 13.200’ü bulan ÖYP’li araştırma görevlilerinin güvenceli (33a) kadroları bir gecede 674 sayılı KHK’nın 49. maddesi ile güvencesiz (50d) hale getirildi. Bunun anlamı doktoraları bitince işten atılmaları demek. Üstelik cari alımla, yani merkezi sınavlar dışındaki “sözlü sınav” gibi yöntemlerle atanan  araştırma görevlileri ise yardımcı doçent olana kadar çalışmayı sürdürebiliyorlar. Bu durumun aynı kadroya sahip akademik personel arasında ikilik yaratıyor.

674 sayılı KHK sonrası üç üniversite işte çıkarma duyurusu yaptı, Bitlis Üniversitesi 3 kişinin işine son verdi

Hiç işten atılan ÖYP’li araştırma görevlisi doktor var mı?

674 sayılı KHK sonrası Kocaeli Üniversitesi 19, İstanbul Medeniyet Üniversitesi 9, Düzce Üniversitesi ise 1 araştırma görevlisi doktorun işine 14 Ekim 2016 itibarıyla son verileceğini duyurdu. Bitlis Eren Üniversitesi 3 kişinin işine son vermiş durumda. Diğer üniversitelerde de yüzlerce araştırma görevlisi doktorun işine son verilecek. Bu araştırma görevlileri çok yüksek puanlara ve akademik yayınlara sahip.

Fetö’den değil KHK’den işten atıldılar

Bu akademisyenler FETÖ kapsamında mı işten atıldı?

Hayır. Sadece KHK ile güvencesiz kadroya geçirildikleri  için bir anda işsiz kaldılar. Bu durum hem Anayasa’nın öngörülebilirlik hem de kazanılmış hak maddelerine aykırı.

ÖYP’liler soruyor: Devletin sınavları ile torpilsiz atanan araştırma görevlileri neden işten atılıyor?

ÖYP dışındaki akademisyenler güvencesiz kadroya geçildi mi?

Hayır. Sınavlarla giren ÖYP’liler güvencesizleştirilirken, mülakat gibi nesnel olmayan cari alımlarla işe başlayan araştırma görevlilerinin büyük bölümü güvenceli kadroda. YÖK’ün araştırma görevlisi ilan sayfasında halen cari alımla onlarca güvenceli kadro ilanı durmakta. ÖYP’liler soruyor: Devletin sınavları ile torpilsiz atanan araştırma görevlileri neden işten atılıyor? Yerlerine mülakatla ve torpille cari alınan akademisyener mi atanacak?

YÖK Başkanı bu konuda ne diyor?

Prof. Dr. Yekta Saraç, 29 Eylül 2016 tarihli açıklamasında “Bu araştırma görevlilerinin KHK kararı ile 50/d kadrolarına geçirilişinin sadece FETÖ terör örgütü ile bağlantılı sunulması, öğrencilerimiz için haksız bir zan oluşturmaktadır ve bu yanlıştır.” ifadesini kullandı. Bu durumda KHK’nın amacı terörle mücadele değil, kazanılmış hakların gaspı oluyor.

Aynı YÖK başkanı, Abbas Güçlü’nün 9 Ekim 2016 tarihli köşe yazsında “Dünyanın neresinde tim akademik yükselmeler aynı üniversitede oluyor” demiştir. Oysa ÖYP’de doktora eğitiminiz bitince büyük oranda Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki üniversitelere gidiliyor. Yani aynı üniversitede kalmak ancak cari alımla mümkün. ÖYP içinde çok az sayıda büyük üniversitede yerleşik araştırma görevlisi var. İşin ironik yanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın tüm eğitim ve çalışma hayatı İstanbul Üniversitesi’nde geçmiş. Yani aynı üniversitede yükselen bir isim.

“ÖYP’liler KHK’nın, bunca kafa karışıklığı ve yanlış bilgi içeren bir ortamda değerlendirilmesine isyan ediyorlar”

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin açıklamaları neden tepki topladı?

Çünkü Sayın Canikli katıldığı bir televizyon programında, ÖYP ile YLSY (Yurt Dışı Lisans Üstü Eğitim) sistemini karıştırdı. ÖYP’liler Türkiye’de eğitim örüyor. Oysa Nurettin Canikli YLYS ile yurt dışında bulunanları ÖYP’li sanarak istifa ettiklerini ve  FETÖ’cü olduklarını söyledi.  ÖYP’liler kendileri ile ilgili hayati bir KHK’nın, bunca kafa karışıklığı ve yanlış bilgi içeren bir ortamda değerlendirilmesine isyan ediyorlar.

Seslerini siyasilere ve YÖK’e duyurmak için çırpınıyorlar.

ÖYP’liler ne istiyor?

Lütuf değil kazanılmış haklarını. İçlerindeki FETÖ’cülerin toplu kıyımla ayıklanmamasını. Sınavlarda hile varsa, yapanların ve yaptıranların tespit edilmesini. Bu süre zarfında görevlerinden ayrılmamayı istiyorlar. Seslerini siyasilere ve YÖK’e duyurmak için çırpınıyorlar. #öyp50d olmasın başta olmak üzere, #öypliyizhaklıyız, #ÖyplilereAdalet ve #OHALdeÖypliOlmak gibi hastaglerle Twitter’da gündemde kalmaya çalışıyorlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi dilekçe komisyonunda yüzlerce şikayet birikmiş durumda. Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış 200’den fazla bireysel başvuru da mevcut. Karar emsal olacağı için diğer araştırma görevlileri sonucu bekliyor.

Bir an önce özlük haklarının düzeltilmesini isteyen araştırma görevlileri, akademik çalışmalarına ne zaman geri dönebileceklerini merak ediyor.

50-d nedir?

2547 sayılı kanunun 50-d maddesi lisansüstü öğretim yapan öğrencilerin burslardan yararlanarak bir yıllığına öğretim yardımcılığı kadrosuna atanmasını öngörüyor. Araştırma görevlileri bu kadroda iş güvencesizliğinin yüksek olduğuna dikkat çekiyor. 50-d’de kadrolu olanlar bölüm ve rektörlük kararıyla 33-a kadrosuna geçiriliyor. Asistanlar 50-d’ye karşı birçok eylem yaptı.

33-a nedir?

2547 sayılı kanunun 33-a maddesi, ÖYP’li araştırma görevlilerinin bağlı olduğu kadro statüsüydü. Bu maddeye göre “öğretim yardımcısı” sıfatı ile en çok üç yıla dek görevlendiriliyorlar, bu süre sonunda tekrar atanabiliyorlar. Bu kadroda oldukları sırada eğitime devam etme şartları yok. Araştırma görevlileri bu kadronun görece daha güvenceli olduğunu belirtiyor.



ÖGESEN:
Liyakata dayalı tek sistemdi

Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN) başkanı Vahdet Özkoçak da ÖYP için, ‘Cumhuriyet tarihinde sözlü mülakata gerek kalmadan, liyakata dayalı akademisyen alan tek sistemdi’ diyor.

TBMM Eğitim Komisyonu Sözcüsü ne demişti?

TBMM Eğitim Komisyonu Sözcüsü AKP Ankara milletvekili Ertan Aydın, ÖYP’de akademisyenlere verilen kadro garantisinin kaldırılmasının uzun zamandır planlandığını, bu hakkın ‘daha başından alınmış yanlış bir karar’ olduğunu söylüyor:

“Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde akademide otomatik olarak kadroya geçmek yok. Kişilerin akademik yeterliliğinin süreç içinde nasıl evrileceğini bilmiyoruz. ‘Nasıl olsa kadro alacağız’ mantığı kişiyi rekabet ortamından uzaklaştırıyor ve tembelliğe itiyor.”

Aydın, akademik çevrelerde darbe girişiminden sonra tutuklanan yönetici seviyesinde kişilerin olduğunu ve ÖYP’liler arasında bu yöneticiler tarafından seçilen kişilerin olup olmadığının inceleneceğini söylüyor:

“Eğitime ve akademiye çok büyük sızmalar oldu. Bu nedenle ilk önce darbe ve şiddetle ilişkisi olmadıkları tespit edilecek. Daha sonra akademik yeterliliklerine bakılarak belki de büyük bir çoğunluğu kadro alabilecek.”

 

Eski YÖK: İyi bir sistem dizayn etmiştik

eski YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan, “Ülkenin akademisyen ihtiyacına karşılık verecek iyi bir sistem dizayn etmiştik. Fakat bugünlere geldi. İnşallah düzelir” dedi.

Meclis’e Taşındı

CHP’ Aydın milletvekili Lütfi Baydar, ÖYP kapsamındaki araştırma görevlilerinin durumunu meclise taşıyan vekiller arasındaydı.
Baydar özellikle anayasal hukukta hiçbir vatandaşın kazanılmış haklarının gasp edilemeyeceğine vurgu yapmış:

“Hepsi bu programa 14 yıllık AKP döneminde kabul edildi. Ama şimdi bu programın içindeki herkes FETÖ’cü gibi bir anlayışla toptan bir hareketle hepsinin kazanılmış hakları ellerinden alınıyor. Böyle hukuk olmaz. Maç başladıktan sonra oyunun kuralı değiştirilmez.”

ÖYP’yi Türkiye’de ‘akademinin fidanlığı’ olarak tanımlayan Baydar, geçmiş yıllarda ÖSYM’nin düzenlediği sınavlarda usulsüzlükler yapıldığını sıkça dile getirdiklerini ama sonuç alamadıklarını söylüyor:

“ÖYP öğrencilerini ALES ve YDS sınavı ile alıyoruz. Bunlarla ilgili bir takım şaibeler varsa, o sınavları yapan kurumların başındakileri de bu hükümet atadı zaten. ‘Aldatıldım’ diyerek bu sorumluluklardan sıyrılamazsınız.” ifadelerine yer vermişti

 

Yorumlar

yorumlar

Post source : bbctürkçe, bianet, dağ medya

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir