Özgüner: Hayvanat bahçeleri tarihe karışmalı

2014 yılı 24. Yasama Dönemi sırasında hayvan hakları örgütleri Melda Onur aracılığıyla meclise bir önerge sunmuşlardı. Bu önerge hayvanat bahçelerinin kapatılması talebini içeriyordu ve önerge reddedildi. 4 Ekim Hayvan Hakları Günü öncesi bu önerge hakkında Hayvan Hakları İzleme Merkezi ve Komitesi (HAKİM) üyesi Burak Özgüner’e bazı sorulara yanıt verdi. Sivilsayfalar’da yer alan röportajda, Hayvanat bahçelerinin hayvan hakları özelinde yerini ve bu konuya dair hayvan örgütleri arasında geçen tartışmalardan da bahsetti.

-Hayvanat bahçelerinin kapatılmasına ilişkin 20014 yılında bir önerge vermiştiniz. Önergenin içeriğinden bahseder misiniz?

Bu önerge 24. Yasama döneminde mecliste Hayvanları Koruma Kanunu değişikliğine dair bir tasarısı görüşmeleri sırasında verildi. Biz 2014 yılındaki 24. Yasama dönemi görüşmelerine katıldık. Yasa tasarısı görüşmelerinde biz bazı milletvekillerine hayvanları koruma adına nasıl düzenlemeler yapılacağıyla ilgili önerge verdirttik. Bunlardan bir tanesi de hayvanat bahçeleriyle ilgili bir madde önergesiydi çünkü Orman ve Su İşleri Bakanlığı en başından beri hayvanat bahçelerinin teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. Biz de buraların esaret kampları olduğunu söyledik. Hayvanat bahçelerinin düzenlenmesine dair yönetmelikler var fakat yıllardır bu yönetmelikler uygulanmıyor, etkin bir denetmeleme bile yok diyerek karşı çıktık ve hayvanat bahçelerinin yasaklanması gerektiğini söyledik.

burakozguner

O dönem milletvekili olan Melda Onur komisyon üyesi olarak bizim önergemizi sundu. Önergeden alıntı yapıyorum; “Hayvanat bahçelerinin tesis edilmesi yasaktır. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte mevcut olan tüm hayvanat bahçelerinde bulundurulan hayvanların türüne ve kültürüne, güncel yaşam koşullarına ve doğal yaşam ortamlarına en uygun ortam yaratılarak yaşatılması esastır. Mevcut hayvanat bahçelerinde hayvanların gösteri amacıyla kullanılması kesinlikte yasaktır. Hayvanat bahçelerinin tesisi için bedelli ya da bedelsiz olarak arazi tahsisi yapılamaz. Ancak, kaza ya da sakatlanma nedeniyle doğada hayatını idame ettiremeyecek yaban hayvanlarının barındırılması ve rehabilitasyonu koşuluyla hayvanların türüne özgü koşullar yaratılarak ve etolojik ihtiyaçlar gözetilerek mevcut hayvanat bahçelerine ilave tesisler ve arazi tahsisleri yapılabilir.”

“HAYVANI ALIP DİREKT DOĞAYA SALDIĞIMIZDA YA DİĞER TÜRDAŞI HAYVANLAR TARAFINDAN DIŞLANACAK, BELKİ CEZALANDIRILACAK YA DA YABANİ İÇ GÜDÜLERİNİ YİTİRDİĞİ İÇİN DİĞER HAYVANLAR TARAFINDAN KOLAYLIKLA AVLANACAK”

-Önergede bahsi geçen rehabilitasyondan kastınız nedir?

Türkiye’de mevcut ruhsatlı hayvanat bahçeleri var ve buralarda barındırılan yani esaret altında tutulan hayvanların barındırılabileceği doğal yaşam alanları yok, rehabilitasyon alanları da yok. Bu hayvanlar doğal yaşam ortamlarına salınabilecek durumda değil çünkü halihazırda hayvanat bahçesinde büyümüş veya esaret koşulları nedeniyle zamanla bir takım yabani iç güdülerini kaybetmiş durumda bu hayvanlar. Dolayısıyla bu hayvanı alıp direkt doğaya saldığımızda ya diğer türdaşı hayvanlar tarafından dışlanacak, belki cezalandırılacak ya da yabani iç güdülerini yitirdiği için diğer hayvanlar tarafından kolaylıkla avlanacak. Doğada kaldığı süre zarfında belki avlanma içgüdüleri tekrar oluşabilir fakat bu süreçte ölmesi kaçınılmaz çünkü dediğim gibi kapalı alanlarda, avlanmadan yaşamışlar ve bir rehabilitasyon sürecine ihtiyaçları var.

“SON BİR SENEDİR AK PARTİ’NİN BİR HAYVAN HAKLARI SORUMLULUK PROJESİ GÜNDEMDE. BU PROJE AÇILACAK YENİ HAYVANAT BAHÇELERİNİ DESTEKLEMEYİ ÖNGÖRÜYOR”

-Önerge mecliste nasıl karşılık buldu?

Sunduğu zaman komisyon başkanı bu önergeyi Orman ve Su İşleri Bakanlığı temsilcisiyle tartışmaya açtı. Temsilci buraların yaban hayvanlarına destek sağladığına, çocuklara hayvan sevgisinin aşılanması için önemli alanlar olduğuna dair görüş bildirdi. Hükümet olarak bu madde önergesine katılmadıklarını söyledi ve madde önergesi oy çokluğuyla reddedildi. Diğer yandan yasa tasarısının içinde hayvanat bahçesi açmak isteyen tüzel kişilerin tespit edilerek arazi tahsis edilebileceğini söyleyen bir madde vardı. Son bir senedir AK Parti’nin bir hayvan hakları sorumluluk projesi gündemde. Bu proje açılacak yeni hayvanat bahçelerini desteklemeyi öngörüyor.Tasarıyı geçirdikten sonra projenin hayata geçirileceği söyleniyordu. Bu proje bazı hayvan örgütleri tarafından destek buluyordu. Hayvan örgütleri ikiye ayrılmıştı bu konuda.

hayvanat-bahcelerinin-oteki-yuzu_

“EN AZINDAN ŞU AN İÇİN YAPILMASI GEREKEN ŞEY, YENİ HAYVANAT BAHÇELERİNİN AÇILMASINI KESİNLİKLE ENGELLEMEK”

-Projeyi destekleyen hayvan hakları örgütlerinin gerekçeleri neydi?

Bu örgütlere hayvan hakları örgütü demeyi yanlış buluyorum. İnsan menfaati ve eğlencesi için bir hayvanı sömürdüğünüz zaman o hayvanın hakkını zaten yok saymış ve gasp etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla ben o örgütlere hayvan kurumu ve hayvan refahı örgütleri demeyi daha uygun buluyorum. Böyle bir tanım da var zaten. İkiye ayrılmış durumdayız bu örgütlerle. Diğer taraftaki arkadaşlar diyorlar ki “Siz bu hayvanların ölüm fermanını imzalıyorsunuz. Bu tesisler kapatılırsa eğer hayvanlar öldürülecek ya da satılacak.” Oysa bu hayvanlar hayvanat bahçelerindeki yönetim tarafından öldürülme riskiyle her an karşı karşıyalar. Üretim fazlası olan hayvanlar zaten satılıyor ve zaten hayvanat bahçesi işletmeleri bu hayvanlar üzerinde her türlü tasarrufa sahip. 2001 yılında Gülhane Hayvanat Bahçesi kapatdı ve buradaki 1000’den fazla hayvan Ankara Orman Çiftliğine gönderildi. Bu hayvanlardan kaç tanesinin yaşadığını bile bilmiyoruz, doğru dürüst tutulmuş herhangi bir kayıt yok. Türkiye gibi bir ülkede, böyle bir denetimsizlikte hayvanat bahçeleri kapatılsın dememeyi anlayamıyorum çünkü zaten kapatılsa da kapatılmasa da işletmeler ve belediyeler hayvanlar üzerinde her türlü hakkı iddia ediyor. En azından şu an için yapılması gereken şey, yeni hayvanat bahçelerinin açılmasını kesinlikle engellemek.

Şu devirde, sahip olduğumuz bu teknolojiyle çocukları yaban hayvanlarla tanıştırmak istiyorsak çok daha farklı yollar bulunabilir. Fakat hayvanat bahçesine gittiklerinde esaret altında, doğal davranışlar sergilemeyen ve hatta stres altında oldukları için iyice anormal davranışlarda bulunan hayvanlarla karşılaşıyorlar.

STK’lar arası ayrışmaya dönecek olursak biz zaten hayvanat bahçeleri kapatılsın ve hayvanlar hemen salınsın demiyoruz. Önceki sorularda da açıkladığım gibi devlet tarafından tesis edilen geniş arazilerde yaşamsal ihtiyaçları tahsis edilerek, rehabilite edilerek doğal ömürlerinin sonuna kadar yaşamaları gerektiğini söylüyoruz. Burada da şöyle bir problem var, Türkiye’de yaban hayvanından anlayan kalifiye bir kadro yok. Aneztezisyeninden tutun da dahiliye hastalıkları uzmanına kadar gerekli ihtiyacı karşılayan bir yaban hayvanları uzmanı kadrosu oluşturulmadan mevcut hayvanat bahçelerine dokunulmamalı zaten. Eninde sonunda hayvanat bahçelerinden tamamen kurtulmamız gerektiğini savunuyoruz. 100 sene önce ucube diye tanımlanan insanların, Afrika’dan insanların sergilendiği insan sirkleri nasıl artık tarihe karıştıysa hayvanları esaret altında tutan hayvanat bahçelerinin de tarihe karışması gerektiğini söylüyoruz fakat bunun kademeli olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini de belirtiyoruz.

insan-sirkleri

Hayvan kurumu örgütü olarak tanımladığım örgütler ise bunun bir ütopya olduğunu, hayvanat bahçelerinin kapatılması yerine geliştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir