Çocuğa Karşı Şiddeti Önleme Ağı’ndan toplumsal cinsiyet politika belgesi yayınlandı

Çocuğa Karşı Şiddeti Önleme Ortaklık Ağı; cinsel yönelim ve LGBTİ çocuklara da değinen toplumsal cinsiyet ve cinsiyet eşitliği iç politika belgesini yayınladı.

Sekreteryası Uluslararası Çocuk Merkezi ve Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği tarafından yürütülen ve UNICEF Türkiye tarafından desteklenen Çocuğa Karşı Şiddeti Önleme Ortaklık Ağı, ağın toplumsal cinsiyet ve cinsiyet eşitliği iç politika notunu yayınladı.

Kaos GL Derneği’nin de üyesi olduğu ağın politika belgesi, Çocuğa Şiddeti Önlemek için Ortaklık Ağı’nın (ÇKŞÖOA) çalışmalarında toplumsal cinsiyet ve toplumsal çeşitlilik olgularını nasıl tanımladığı, örgütsel gelişimin bir parçası haline nasıl getirebilineceği, çocuğa karşı şiddeti izleme misyonunda bir analiz aracı olarak nasıl kullanacağı konusunda Ağın yönetişim birimlerini (Genel Kurul, Yönlendirme Kurulu, Sekretarya ve Çalışma Grupları) yönlendirmek, Ağ üyesi örgütlere bir çerçeve sağlamak için hazırlandı.

LGBTİ çocuklar ve cinsel yönelim

Çocuk haklarının korunmasında toplumsal cinsiyetin neden hesaba katılması gerektiğini anlatan belgede, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim şöyle aktarılıyor:

“Toplumsal cinsiyet, biyolojik yapımızın ötesinde, sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik etkiler içinde biçimlenen toplumsal bir kimliktir. Dolayısıyla, bireysel olmanın ötesinde, toplumsal ilişkiler içindeki konumla ilişkilidir. Bu durum, kadın ya da erkek olmanın dişi ya da eril biyolojik ve fiziksel özelliklere indirgenemeyecek boyutlarını gösterir. Bu boyutlar, kadınların ya da erkeklerin belirli cinsiyet özellikleri taşımalarıyla değil, toplumsal ilişkiler içinde nasıl konumlandırıldıklarıyla ilişkilidir. Yani, kız çocuklarının “kadın mesleklerine”, erkek çocukların “erkek işlerine” yönlendirilmeleri, kızların bebeklerle, oğlanların arabalarla oynamaya teşvik edilmeleri gibi toplumsal cinsiyet normlarına göre belirlenmiş toplumsal roller, bireylerin cinsiyet özellikleriyle değil, toplumsal ilişkilerle bağlantılıdır.

““Kadınlık” ve “erkeklik” ile ilgili kalıp yargılar, bu kalıplara girmekte çeşitli güçlükler yaşayan kadın ve erkeklerin ayrımcılığa uğramalarına yol açmaktadır: çocuklar, engelliler, yaşlılar ve gençler, göçmenler, mülteciler, bazı azınlık kültürel/etnik/inanç grupları, cinsel yönelimi farklı olanlar, interseks bireyler gibi.

“Biraz daha yakından baktığımızda, toplumsal cinsiyet kalıplarının, sadece bu gruplar ve veya bu grupların içindeki bireyler için değil, tüm bireyler için de örseleyici ve kısıtlayıcı olduğunu fark edebiliriz. Çünkü insanlar basitçe kadınlar ve erkekler olarak ikiye ayrılmazlar. Durum bundan çok daha karmaşıktır. Her birimizin toplumsal ilişkiler içindeki konumu, yalnızca kadın ya da erkek olmamızla değil, aynı zamanda yaş, eğitim durumu, medeni hal, ebeveyn olma(ma), göçmenlik, kültürel kimlik, cinsel yönelim ve sınıfsal özelliklerimiz gibi farklı yönlerimizle de belirlenir. Böylece, kadın için bir ve erkek için de bir ve sabit toplumsal konum varsaymamız mümkün değildir: çok daha geniş bir çeşitlilikten söz etmemiz gerekir.

“Çocuğun şiddetten masun olma hakkı alanında çalışan ağımız, bu çeşitliliği ve toplumsal cinsiyetin farklı toplumsal konumların oluşumundaki kritik yerini çocuğa karşı şiddeti önlemek ve ortadan kaldırmak için dikkate alacağı, böylece yapılan ağ çalışmalarının verimliliğini ve etkinliğini artırmak, çocukların sesi olarak yürüttüğümüz hak mücadelesini derinleşerek genişletmek için olmazsa olmaz bir analiz aracı olarak görüyoruz.”

Belgede LGBTİ çocuklar hakkında verilerin de hesaba katılması gerektiği vurgulanıyor.

Belgeye ulaşmak için tıklayınız.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir