Hayvanları Kullanmakla İlgili Sorulardan Bazılarına Cevaplar

Gülce Özen Gürkan

Hayvanların bana karşı bir ahlaki kaygısı yoksa benim neden hayvanlara karşı ahlaki kaygım olsun?

Birine karşı ahlaki kaygı duymamız için onun da bize karşı ahlaki kaygı duyması gerekmez. Örneğin belli bir yaş altı çocuklardan bir ahlaki kaygı beklentimiz yoktur çünkü bilinçlerinin o seviyede olmadığını biliriz, ama çocuk tacizine karşı çıkarız. O çocuğu bir gün önce yanındaki çocuğu döverken de görmüş olabiliriz, ancak taciz edilmesini yanlış buluruz. Neden? İlerde birer psikopata dönüşmemeleri için mi? Yoksa zarar görmeleri sonuçlarından bağımsız olarak kendi içinde yanlış olduğu için mi? Çoğu insan ikinci sebeple aynı fikirdedir. Aynı şekilde, hayvanların zarar görmesini de sonuçlarından bağımsız olarak yanlış buluruz. Örneğin bir kedi 1 gün önce yavru kedilerin boğazlarını parçalamış olabilir, ancak o kediyi öldürmeyi yine de yanlış buluruz. Çünkü biliriz ki bir kediyi öldürmek bunun sebepleri ve sonuçlarından bağımsız olarak yanlıştır. Öyleyse durum diğer hayvanlar için neden farklı olsun?

Besin zincirinin tepesinde olduğumuza göre hayvanları yiyecek için kullanmamak zincire zarar vermez mi?

Bizler birçok niteliğimizle doğadaki hayvanlardan çok farklı bir konumdayız. Bir besin zinciri içinde ayakta kalmaya çalışmıyoruz, aksine, besin zincirini zaten biz kontrol ediyoruz. Hayvanlara yem olmadığımız, dilediğimiz hayvanı alıp sattığımız ve dilediğimiz gibi kullandığımız bir uygarlık içinde yaşıyoruz. Üstelik aynı uygarlıkla gelen bitkisel tarım becerilerimiz sayesinde, bu hayvan alım satım ve kullanımlarını hayatta kalmak için mecburen değil, sadece kendi damak zevkimiz, giyim zevkimiz gibi sebeplerle gerçekleştiriyoruz.

Zamanında bunları kendi türümüze de yaptık ve halen de yapıyoruz; bundan daha sadece 200 yıl önce insan köleliği “normal-doğal-gerekli” görülüyordu ve tıpkı hayvan köleliği gibi insan köleliği de binlerce yıldır süregeliyordu. Artık bundaki adaletsizliği rahatça algılayabiliyoruz. Kendisine ait bir yaşamı olduğunu, bu yaşamı hissedebildiğini ve bu yaşama değer verdiğini gördüğümüz birini bir mal gibi alıp saymanın, bir eşya gibi kullanmanın yanlışlığını biliyoruz. Bir ineğin bu konuda bir insandan ne farkı var? Onun da kendisine ait bir yaşamı var, o da yaşamını hissediyor, o da kendi yaşamına değer veriyor, o da kesime giderken ölüme giden bir idam mahkumunun verdiği tepkileri veriyor, korkuyor, ağlıyor, o da yavruluyor, o da sütü insanlara kalsın diye yavruları elinden alınıp kesime yollandığında günlerce çığlık atıyor, ne farkı var adalet çemberimize 200 yıl önce sokmadığımız için utandığımız diğerlerinden?

Bizim yerimizi korumak gibi bir gereksinimimiz yok. Yerimiz fazlasıyla sağlam. Türümüzü yok etsek etsek ancak kendimiz ederiz. Hayvanlara yaptığımız yiyecek giyecek kullanacak eşya muamelesini bununla açıklayamayız. Adaletsizlik orada duruyor. Durmuyor bile, büyüyor. Biz üzerimize düşeni yapmadığımız için büyüyor. Eğer zerre kadar adalet kaygımız varsa, hayvanları kullanmamakta, yani vegan olmakta hemfikir olmamız gerekir.

Atalarımız da hayvanları kullanmıyor muydu?

Devamı için https://medium.com/@gulceozengurkan/hayvanlar%C4%B1-kullanmakla-i%CC%87lgili-sorulardan-baz%C4%B1lar%C4%B1na-cevaplar-7d382d0fbf5f#.lm6s85hoo

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.