Tatilde vegan aktivizm

Gülce Özen Gürkan

Büyük seminerler vererek ya da etkinlikler düzenleyerek hayvan haklarını ve veganlığı yaymak oldukça etkili elbette, ancak büyük organizasyonların yorucu bir tarafı da var. Oysa biz yorulduk diye toplum hayvan kullanımına ara vermiyor; bizler her şeyden uzaklaşmak için bir tatil yapmaya niyetlendiğimiz anda dahi binlerce hayvan katlediliyor. O yüzden, veganlık anlatmayı hayatımızdaki ekstra bir etkinlik alanı olmanın dışına taşımamız, bir yaşam biçimi, bir kendiliğindenlik haline getirmemiz çok önemli. Birçok vegan aktiviste ilk bakışta çok çekici ve heves uyandırıcı görünen bu hayvan hakları aktivizmi örülü yaşam, tıpkı hayatımızdaki diğer alışkanlıklar gibi ancak gereken zaman ve emek sarfedildiğinde oluşturulabiliyor.

Efe ve ben, vegan olduğumuz andan itibaren hayvan hakları aktivizmini yaşamımıza katmanın çeşitli yollarını arayan iki vegan aktivist olarak, tatillerimiz de dahil her an bu kendiliğindenliğe ulaşmaya çalışıyor ve verimli sonuçlar aldığımızı farkediyoruz. Bu yaz da dahil olmak üzere üç yazdır tatil hakkımızı Zeytinli Rock Festivali’nde kullanıyoruz. Bu yıl festivalin (bizce) en kötü yılıydı, ama festival zamanı aktivizmimizin de en verimli seferini yaşadık.

Aktivizm tatile yolculukla başladı. Evimizin yeni üyesi olan güvercin arkadaşımız Uçuç’un otobüsle seyahat etmesi mümkün olmadığı için, arabasında yer olanlarla arabalı seyahat etmek isteyenleri bir araya getiren bir siteden Zeytinli tarafına giden bir araba bulduk. Şoför arkadaşla tüm yemekleri bizim getireceğimiz konusunda anlaştık. Üçüncü yolcusuna da haber vereceğini söyledi ve biz de 4 kişi için poğaça, limonlu kek, patatesli-soya köfteli dürümler yapıp veganlık anlatımı dolu bir yolculuğa hazırlandık. Gerçekten de yol boyu veganlık konuştuk; şoförümüz saatler boyu sorduğu teorik ve pratik soruların cevapları ışığında vegan olmaya karar verdi, eşini ve çocuğunu da ikna edeceğini ve kurban bayramında bir hayvanı katletmeye yatırdığı parayı geri çekip onun yerine çuval çuval bakliyat alarak bağışlayacağını söyledi. Tatil yolculuğumuz mini bir vegan piknik olarak geçti ve tıpkı vegan pikniklerde olduğu gibi yeni bir vegan kazandık!

Geçtiğimiz iki sene, kaldığımız evden festival alanına kadar olan 15-20 dakikalık yürüme yolu üzerindeki tüm direklere, duraklara ve ağaç gövdelerine NedenVegan.info adresini veren kopar-al afişler ve Kayıp Hayat afişleri yapıştırmıştık (afişleri http://abolisyonistveganhareket.org/abolisyonistmateryaller sayfasından siz de indirebilirsiniz) ve her seferinde en az iki kez aynı şeyi yapmamız gerekmişti; çünkü ertesi sabah gittiğimizde kopar-al afişlerdeki hemen tüm kopar-al kısımlar alınmış oluyordu! Festival alanına da yanımızda birkaç broşür götürüyor ve bazen birilerine verme fırsatı buluyorduk. Bu sene biraz daha farklı bir yöntem denedik. Kopar-al afişlerden yanımıza alamamıştık, ancak elimizde broşürler vardı ve onlardan alana bol bol götürdük. Güvenlik görse muhtemelen bir şey demezdi ama yine de festival alanına kitap arasında kolayca geçirdik.

Geçen seneden ilk günün uzun bir bileklik sırasıyla geçtiğini hatırladığımız için o gün sadece akşam konserlerine gittik; festivalde aktivizm maceramız sonraki günlerde yoğunlaştı. İkinci gün kumsalda yanımıza “dert dinlenir” yazılı bir karton taşıyan iki arkadaş geldi. Yanımızda oturanların dertlerini dinlediklerini gördüğümüzde planımızı yapmıştık bile. Yanımıza geldiklerinde “vegan mısınız?” diye sorduk, olmadıklarını söylediklerinde “bizim derdimiz sizin vegan olmamanız” diyerek hayvan meselesini ve veganlığı bir güzel anlattık. Birçok soru sordular, hepsini cevapladık. Konuşma bittiğinde broşürlerini aldılar, bize içtenlikle sarılıp veganlık hakkında konuşarak yollarına devam ettiler. Duş alıp akşam konserlerine hazırlanmak üzere akşamüstü eve dönüş yolumuzda yollar insan kaynıyordu; elimizdeki broşürleri onlara verip gitmeyi planlamıştık ama tabii ki öyle olmadı, hemen sorular gelmeye başladı ve biz de grupların yanına çöküp veganlık anlatmak durumunda kaldık. İyi ki de yapmışız; aralarından bir tanesi vegan olmaya, hayvan haklarını öğrenmeye ve Antalya’da vegan stant açmaya karar verdi! Hayvanları umursayan, ancak bu konuda ne yapması gerektiğine dair kafası karışık öyle çok insan var ki, çözümün başlangıcının vegan olmak olduğunu duymaları dahi veganlığa yönlenmeleri için yeterli olabiliyor.

Üçüncü gün yine akşamüstü eve dönerken bu sefer festivalcilere değil Zeytinli’de yaşayan ve yol üzerinde olanlara odaklandık. Aralarından bir tanesi eskiden köpekleri dövüştürdüğünü ancak daha sonra bunun köpeklere zulmetmek olduğunu anlayarak eskiden dövüştürdüğü köpeklerin bakımını üstlendiğini anlattı. Bu da veganlık anlatmak için bize çok iyi bir başlangıç kazandırdı. Uzun uzun konuştuk; vegan olmak diye bir şeyin mümkün olabileceğine inanması oldukça zaman aldı ve bu olasılığı değerlendirmeye başladığında konuşmalarındaki umutsuzluk ortadan kalkmaya başladı. Broşürdeki linkleri mutlaka inceleyeceğini söyledi. Bir diğer kişiye yaklaşırken bizi uzaktan izlediğini ve yaşadığı yerde bilmediği bir konuda broşür dağıtmamıza öfkelendiğini sezdik. Yine de yanına gittik ve endişemizi sezdirmeden ona da veganlık anlatınca bütün tavrı değişti; kendisinin de hayvanları çok sevdiğinden bahsetti ve veganlıkla ilgili bol bol soru sordu. Bu iki konuşma bize en az bir konser kaçırttı ama kesinlikle değerdi!

Dördüncü gün dönerken biraz geç kalmıştık; konserler başlamıştı ve dışarıdaki ahali de iyice kalabalıklaşmıştı. Yürürken iki biranın da verdiği cesaretle birden sokakta bağıra çağıra Vegan Ol şarkımı söylemeye başladım (https://www.youtube.com/watch?v=TQyAXSUyh1U) ve birçok kişi dönüp dinlemeye başladı. Şarkıyı söylerken dağıttığımız broşürleri çok daha fazla kişi aldı ve sonunda biri yaklaşıp sesimin ve şarkının çok içine dokunduğunu söyledi. Hemen şarkı söylemeyi kestim ve onunla hayvan hakları ve veganlık sohbetine girdik; yine upuzun bir konuşma geçirdik ve bu konuşmanın sonunda yine veganlığı düşüneceğini, broşürdeki linkleri mutlaka inceleyeceğini söyleyen birini daha kazandık.

Beşinci gün vegan müzisyen arkadaşımız Alper’le karşılaştık; bir zamandır İstanbul’da yaşamadığı için bu karşılaşma hepimize çok iyi geldi. Özlem gidermenin yanısıra yine bol bol hayvan hakları ve vegan aktivizm konuştuk; yaşadığı şehirde neyi nasıl yapabileceğine dair aklımıza birçok fikir geldi. Günü yine broşür dağıtarak tamamladık.

Bu festival boyunca ulaştığımız insanların çok büyük bir kısmına Kadıköy’de düzenli olarak açtığımız vegan stanttan veya internet üzerinden asla ulaşamayacaktık. Hayvan haklarını ve veganlığı onlara anlatabilme şansı bulduğumuz için gerçekten çok mutluyuz. Günde en fazla 1-2 saatimizi alan gayet keyifli bir aktivizm sayesinde şu an hayvan hakları birçok kişinin kafasında bambaşka, ezberlerden uzak, tutarlı bir bakış açısının içinden görünüyor. Hayvanları işte bu bakış açısının yaygınlaşması, davranışa dökülerek normlaşması kurtaracak. Bu gerçekleşene kadar tatilde, okulda, sokakta, işte, sosyal medyada ve bulabildiğimiz her platformda hayvan haklarını ve veganlığı anlatmaya devam edeceğiz. Bunu nefes alıp vermek gibi, yemek yemek gibi bilecek, anlatmadan duramayacak, vegan bir dünyaya ulaşana kadar da durmayacağız. Ve evet, dünya vegan olacak, çünkü olmaması için hiçbir açık kapı bırakmayacağız.

Sizler de hayvan hakları ve veganlığı anlatmayı günlük yaşamınızla nasıl birleştirdiğinizin örneklerini bizlerle paylaşırsanız bunu yapmak için henüz çabalama aşamasında olan veganlara birlikte ilham ve umut verebiliriz. Hayvan hakları aktivizmini bir umut aktivizmine çevirmek elimizde.

Gülce Özen Gürkan

**Bu yazıyı Abolisyonist Vegan Hareket facebook sayfasından aldık
https://www.facebook.com/abolisyonistvegan/photos/a.1428051330809512.1073741828.1428024814145497/1799283253686316/?type=3&theater

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir