Duvara Kadın Eli Değdi: Gamze Yalçın

Fotoğraf: Gamze Yalçın – Muhabir Hatice Temiz


İstanbul’da Galata veya Karaköy’de gezerken insanın içini açan renklerde duvar resimleri gördüyseniz yüksek ihtimal ile onlar Gamze’nin çalışmalarıdır. Türkiye’nin aktif şekilde boyayan tek kadın duvar sanatçısı olan Gamze Yalçın, boyamanın cinsiyetten çıkardığını evrensel bir şey olduğunu söylüyor. Duvara kadın eli değdiren Gamze ile güzel bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportaj: Hatice Temiz* / @haticemiz  | Fotoğraflar: Sena Durak

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesinde İç Mimarlık eğitimi aldın. Okul bittiğinde 6 ay Filipinler’e gittin. Aslında boyadan çizimden uzak değildin ama ne oldu da bir anda duvar sanatçısı olmaya karar verdin?

 

Aslında çocukluğumdan beri hep resim yapıyordum. Hafta sonu yaptığım resimleri gidip okulda hocalara sormadan duvarlara asıyordum. Çizme durumu hep vardı. 6 ay için Filipinler’e gitmem, bu süreçte çok vakitlerim oldu. Günlük yazarken çizimler yapmaya başladım. Minik minik illüstrasyonlara yöneldim. Orada ilk okulun bahçesinde çocuklara resim yaptık ve ben bunu hep yapmak istediğimi anladım ve duvar resmine yöneldim.Bunun üzerine bir eğitim ya da özel bir şey almadım. Tamamen kendim geliştirdim. Deneyerek öğrendim.

DSC_0237

Sence duvarlar neden boyanmalı?

Duvarın etkisi mekana ait çok daha duygu katıyor. Bana göre bir resim asmaktan çok bir duvarın boyanması duvara ait kılınması daha etkili. Aslında tarihte de duvar sanatı bir karşı duruş anlamı içeriyor. O anlamda çok fazla fikri, istediklerimizi, duygularımızı çok rahat anlatabileceğimiz bir alan.

Duvar daha serbest bir çalışma imkanı tanıyor galiba…

Küçük bir kanvası duvara bir günde çizebiliyorum. O çok daha özgürlük ve kol hakimiyeti sağlıyor. Mekan büyüdükçe, duvar büyüdükçe algım çok geniş oluyor.

DSC_0240

Çalışmalarına baktığımda dünyayı maviye boyamak istediğini düşünüyorum. Maviye olan bir tutkun bir sevgin var.

O da aslında Filipinler’den. Deniz tutkum, gökyüzü, mavi hep hayatımdaydı. Bizde deniz kıyısındayız sürekli maviyi görüyoruz ama bir anda yoğunlaşınca aslında ne kadar uçsuz bucaksız bir renk olduğunu anladım. Bu yüzden mavinin tonlarında gidip geliyorum, indigo biraz turkuaz. Bu ara yeşile doğru geçiş yapıyorum.

Hep bir kız ve hayvan figürleri çalışıyorsun. Bu senin tercihin mi?

 

Hep o şekilde gelişti. Kız figürü hep resimlerimde oldu ondan hiç vazgeçmedim. İkonik şekilde farklı yaşlara gelsin, değişsin istiyorum. Yakın zamanda Boncuk Koyu’ndaydım hayvanlar, tavus kuşu, keçiler, böcekler bu şekilde doğada bulunmayı seviyorum.

 

Türkiye’de tek kadın duvar sanatçısı sensin. Karşılaştığın zorluklar neler?

 

Gittiğim festivalde de kalabalık sanatçı grubunda uluslararası sanatçılar vardı ama 2 İspanyol ve ben, 3 kadın sanatçıydık. Yaklaşık 30 tane erkek vardı diyebilirim. Döndüğümde fark ettim aslında orada boyayan, üreten, feminen duruşu ile bir şey yaratan 3 kadın vardı. Sanat tarihinde de bu böyle. Üreten kadın üzerine düşünüp bir şeyler yapmak gerekiyor. Türkiye’de çok aktif şekilde boyayan kadın yok. Bunu kadın olarak yapıyorum ama daha geniş daha evrensel olarak düşünüyorum. İstanbul gibi bir şehirde bile zorlukla karşılaşmıyorum. Herkes yardımcı oluyor.

Sokakta başına gelen anıların vardır o zaman…

Serdar-ı Ekrem’de (Galata) boyarken sepetle meyve indirenler yolda konuşanlar soru soranlar oluyor. Daha çok tanışmak için geliyorlar. En önemli anım Tophane’deki çocuklarla birlikte resim yaptık. Onlar okula gitmiyorlar ama benle resim yaptılar. Artık beni tanıyorlar. Bu benim için ilginç bir anı. Sosyal anlamda kendimi geliştiriyorum. Çok insanla tanışıyorum.

Duvar boyamak için sen mi talep ediyorsun yoksa sana gelen var mı?

Sokakta görüyorum, beğeniyorum, boyuyorum. Bazen de boyarken talep geliyor. Burayı da boyar mısın, bu kepengi de boyar mısın diye ama genelde ben seçip izin alıyorum.

Genelde çevrenden aldığın ilham ile yapıyorsun. Duvar sana ne yapacağını söylüyor mu?

Çoğu zaman duvarı görmem çok önemli oluyor. Duvarın görüntüsü, boyutu, duvara gelen ışık sokakta da olsa mekanda da olsa çok önemli oluyor. Bir anda ona göre kurgular hazırlayabiliyorum.

Çocuklar için workshopların var. Onların muhteşem hayal güçleri var. Onlarla çalışmak daha mı keyifli?

Yetişkinlerle de workshoplar yapıyorum ama çocuklarla yaptıklarım benim için apayrı bir deneyim oldu. Bazen etkinliğimize bir çocuk geldi. Onunla yaptığımız orada yüz tane çocuk varmış gibi o kadar güçlü enerjileri var. Rahat oluyorlar. Birlikte deneyimliyoruz. Ben onlara bir şey öğretmekten çok çocuklar öğretiyor. Çok daha fazla çocuk etkinlikleri yapmak istiyorum.

Türkiye’de ve dünyada Mural Sanat üzerine neler söylersin. Eskiden graffitiler vardı günümüzde duvar sanatı olarak geçiyor. Nasıl değerlendiriyorsun sokak sanatı gelişimini?

40 yıllık bir tarihi olduğunu düşündüğümüzde (Diego) Rivera’nın işleri ile Meksika’da başladı ve bir çok alana dönüştü. Sokak alanı çok hızlı gelişiyor bu sevindirici bir durum. Amerika’da bambaşka bir boyutta, Avrupa’daki festivallerde her seferinde yepyeni işler çıkıyor. Avustralya’da insanlar üniversitede bölümünü okuyor sokakta geliştirmek eğitimleri var. Türkiye’nin hızlı bir şekilde connect olması beni mutlu ediyor. Yine Kadıköy’de yapılan festivallere bir çok sanatçı gelip boya yapıyor. O kadar çok alan var ki yapılacak çok fazla iş, geliştirilecek çok fazla proje ve söylenecek çok fazla sözümüz var.

 

İspanya’da Mural Festivaline katıldın. Bu senin ilk festivalindi nasıl geçti?

Madrid’e 300 km uzaklıkta İspanya’nın kuzey bölgesinde bir alandaydı. 10 bin kişilik bir kasaba çok lokal bir alandı. Oradaki insanlar bizi biliyordu. Her gün gelip süreci izliyorlar sadece kendi kendimize yapıp bitirdiğimiz bir iş değildi. İnsanlar ve sokak için bir şey yapıyorduk ve onlar bunu çok güzel kabul ediyordu. İspanyollarla iş yapmakta çok keyifli. Tadını çıkararak iş yapıyorlar. Sokaklarda çok rahat ettik. Gece orada hiç bitmiyor, 2’ye 3’e kadar insanlar hep sokaklarda. Yaşayan bir sokak kültürleri var. Resimde yaptığım ufak detaya bile yorum yapıp hakkında konuşuyorlar olmaları beni çok etkiledi. Orada aile gibi olmuştuk. Herkes birbirinin işine yardımcı oluyordu. Bu sokak sanatında hep var birbirimizi çok kolluyor, hep destek oluyoruz. Kimse yarışmıyor, kimse karşılaştırmıyor. Bu kadar hızlı büyümesinin sebebi aslında bütün ve birlikte düşünmek çünkü kendimiz için yaptığımız kadar sokak için insanlar için yapmış oluyoruz.

DSC_0246

 

 

Seyahatlerin sana ilham verdiğini biliyorum. Filipinler ve İspanya hariç başka hangi ülkelerde çizdin? Başka hangi ülkelerde çizmek istiyorsun?

 

Belçika, Almanya Berlin’de boyadım. Brezilya’da yaptıklarım beni çok etkiledi. En son İspanya’da boyadım ve Türkiye’de işlerim var. Latin Amerika’da daha çok iş yapmak isterim. Küba’ya tek gidip seyahat etmek ve Küba’da boyamayı çok isterim.

 

İstanbul’da geziyoruz senin işlerine nerelerde rastlayabiliriz?

 

Atölyem Sumahan’daydı şimdi Balat’a taşıdım. Sumahan’dayken daha çok Galata ve Karaköy bölgesinde bulunuyordum, işlerim de daha çok bu bölgede. Yakın zamanda Kadıköy Moda’da bir kaç tane iş yaptım. Şimdi yeni işlerimi Balat’ta görebileceksiniz.

 

Sana gelip ben de çizmek istiyorum. Ne yapmam lazım diyorlar. Ne öneriyorsun onlara?

 

Nasıl başlayabilirim, nasıl geliştirmeliyim ya da boyalar nerelerden aldığımı nasıl kullandığımı soruyorlar. Sadece denemek ve harekete geçmek gerektiğini söylüyorum. Özel ipucuları veya yapılacak şeyler yok aslında tek şey başlamak oluyor. Evlerinde, odalarında, sokaklarda boyamalarını öneriyorum. Bende aynı şekilde başladım, boyayarak, deneyerek, Hiçbir eğitimim bir geçmişim yok. Neredeyse 5 yıldır duvar üzerine işler yapıyorum.

 

Sadece duvar üzerine değil. Bardak altlığı, yastıklar, çantalar gibi geniş yelpazede yaptığın işler var.

İşlerimi daha da ilerletmek için ilk baskılarım bardak altlığı ile başlamıştı. Sonra yastıklar bunun gibi belli markalarla çalıştığım çantalar oldu onlara seriler hazırlıyorum onlarda üretiyorlar.

Bir alanı boyamak istediğinde nasıl izin alıyorsun. İzin alma süreci nasıl ilerliyor. Zorlukla karşılaşıyor musun?

Sokakta yaptığım işler küçük boyutlar olduğu için genelde zorlanma ya da sıkıntılı bir süreç olmuyor. Rahatlıkla mekan sahiplerinden izin alıp işler üretebiliyor oldum. Büyük duvarlar için izin, orada kullanılacak araçlar, boya tüm bunlar iyi planlanması ve resmi izinler gerektiriyor. İstanbul’da bir çok Avrupa şehrine göre biz daha rahat boyayabiliyoruz. Yurt dışında polisler çok sıkıntı çıkarabiliyor. Burada çok daha düzeyli ve yaptığımız işler pozitif işler oluyor bu anlamda çok daha iyi ilerliyor. Polislerle bu zamana kadar bir sorun yaşamadım. Polisler gördüklerinde de aslında yapmamalısın ama yap boyayabilirsin diyorlar.

Yurtdışında duvar boyamak için davetler mi alıyorsun yoksa kendin mi belirliyorsun boyayacağın yeri?

Madrid’te küçük bir duvar bile boyasanız belediyeden izin almanız gerekiyor bir sürü evrak gerekiyor. Kalkıp kendiniz boyayamıyorsunuz. Avrupa’daki tüm şehirlerin boyayabileceğiniz legal alanlarını gösteren legal-walls.net adında bir web sitesi var. Bu parkta boyama alanı var diye online sistemler var.

 

Yeni projeler düşünüyor musun, bizleri neler bekliyor?

 

İlk sergi projem için planlama yapmak istiyorum. Boncuk Koyu’nda doğadan, denizden çok beslendim. Doğa beni çok etkiliyor. Aslında içeriğe ihtiyacım yok doğa başlı başına bir konsept oluyor. Ona odaklanıp geliştirmek istiyorum. Sergim için resimler yapmak istiyorum. Datça’da Uluslararası Sanat Akademisi var. Onlarla bağlantım var bir süre orada kalıp resim yapacağım.

 

Dünyanın ve Türkiye’nin haline baktığın zaman dünyayı neye boyamak istersin?

 

Tüm mavi boyalarımı alıp hepsini üstünden aşağı dökerim. Çünkü çok fazla silkelenmeye ihtiyacı var. Özgürleşmeye ve sınırlarının kaldırılması gerekiyor bu yüzden dünyayı tek bir renge boyardım.

 

Hiç umutsuzluğa kapıldığın olmuyor mu, siyahta kullanmak istemiyor musun?

Fabrikadaki işimde siyah kullandım çokta etkili buldum. Siyahta kullanmak istiyorum çünkü ne kadar iyi varsa dünyada o kadar da kötü var. Onu da göstermemiz gerekiyor. Umutsuzluğa kapılmıyorum. Geçtiğimiz dönemde yaşadığımız olayda ben kesinlikle o festivale gidip boyamalıyım ne yapıp ne edip gideceğim dedim. Beni tekrar üretmek ayakta tutar yoksa umutsuzluğa düşecek o kadar neden var ki…


Hatice Temiz, Arel Üniversitesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi. Dağ Medya (18 Temmuz-26 Ağustos )stajyeri /haticemiz@gmail.com

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: Duvara Kadın Eli Değdi: Gamze Yalçın |

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir