Fotoğraf sanatçısı Aydan Çınar: ‘İyi bir fotoğrafçı neyi çekmeyeceğini bilir’

Fotoğrafçı Aydan Çınar – Muhabir Hatice Şen


10 yılın sonunda gerçek tutkusunun ne olduğunu bulan tanınmış fotoğraf sanatçısı Aydan Çınar ile dizinin set fotoğrafçılığını da yaptığı “Arkadaşlar İyidir” setinde güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Aydan Çınar, set fotoğrafçılığından, çalışma koşullarından ve hayallerinden bahsetti.

Röportaj: Hatice Temiz* | Fotoğraf: Sanem Arslantürk

IMG_3111
10 yıl boyunca insanların ‘normal’ olarak nitelendirdiği bir işte çalıştınız bundan sonra foto muhabirliği, moda fotoğrafçılığı, set fotoğrafçılığı yaptınız. Bu keskin geçiş nasıl oldu?

Küçük yaşlarda insanlara hep büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Bambaşka hayaller o çocuk aklının verdiği hayali cevaplar vardır. Sonra bir bakarsın bambaşka bir dünyanın içindesin. O hayalperest insanlar dört duvar arasında, masa başında, bilgisayar başında kamburu çıkana kadar çalışıyordur. Onun geçtiği bir süreçti. O on yıllık süreç, bir dayatmanın içinde bulunduğun çevrenin büyüme şeklinin bir sürü sebepten ve etkenden ötürü hayallerinin törpülenip kısıtlandığı hatta hayal kurmayı unuttuğun noktalarda geçen süreçti. Bir şeylerin farkında olmadan içinde sürükleniyorsun. Hücrelerin iş oluyor. Onu fark ettiğim bir noktaydı. Bu bana ait değil, ben bu dünyaya ait değilim dedim. Çalıştığım ortamdaki insanlara da çıkıp çok rahatça söyledim. Ben buranın bir insanı değilim, işinizde mutlu değilim açıkça söyledim. Onlarda şaşırdılar ama kabul ettiler. Zaten 12 yaşımdan itibaren bir fotoğraf makinesi sürekli bir yanımda olurdu benim. Fotoğraf çekeceğim dedim ve böyle başladı maceram.

IMG_3108
O tutku açığa çıkmış aslında biraz…

Tabi, ben hep fotoğraf çekiyordum. O işleri yaparken, o on yıllık süreçte de çekiyordum. Okul sürecinde de fotoğraf çekiyordum ama öncelik sırasında biraz daha gerilerdeydi. Onu fark ettim. Gerçekten ne yapmak istediğimi, ne yaparken mutlu olduğumu o zaman fark ettim. Öyle bir sancılı süreçti.

Fotoğrafçılığın tüm alanları birlikte yürütüyorsunuz. En keyif veren hangisi?

Hepsi olabiliyor çünkü o anda gördüğüm şeyden ne kadar etkilendiğimle ilgili. Size bakarken sizi görmek çok hoşuma gidiyorsa sizi çekiyorum adı portre fotoğrafçılığı oluyor. Sokakta yürürken çok güzel bir şey görüyorum çekiyorum adı sokak fotoğrafçılığı oluyor. Kendimi istihdam etmek için sette çalışıyorum çekiyorum ama bambaşka bir şey oluyor adı set fotoğrafçılığı oluyor. Aslında isim çokta önemli değil. Ben ne kadar keyif alıyorsam o fotoğrafçılığın titri de o oluyor.

Peki set fotoğrafçılığı nasıl başladı?

Fotoğraflarımı yayımladığım bir İnternet sitesi vardı. Onun dışında da yine bir fotoğraf dergisinde foto röportajlara gidiyordum. Bir yönetmen fotoğrafları görüyor, setimizin fotoğraflarını da sen çeker misin dediler. Bu dünyaya dair hiçbir fikrim yoktu. Gayet ukala bir şekilde olur tabii ki, neden olmasın dedim ve macera öyle başladı.

Setlerde çalışan biri olarak çalışma koşulları ne düşünüyorsun? Yoğun bir çalışma temposu içindesiniz.

Değişiyor çünkü biz fotoğrafçı olarak bizim çalışma süremiz normal set saatlerini kapsamıyor. Setin başından sonuna kadar gitmiyor. Ve her set birbirinden bağımsız saatlerde olabiliyor. Bu çalışma şekilleri işin kapsamına göre değişiyor. Bizimki daha farklı. Biz programımıza, oyuncunun geliş saatine, o hafta yayınlanan bölüme bakıyoruz. Magazin ya da haberde kullanılacak kısmı da bizi ilgilendiriyor o yüzden gelip işimizi yapıp sette de gerekli doneleri aldıktan sonra setin içinde çok kalmıyoruz.

IMG_3112
Bir dönem herkes çektiği fotoğraflarla fotoğrafçı oluyordu. Şimdi ise herkes fotoğraf çekiyor sosyal medyada yayımlıyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz bir fotoğrafçı olarak?

Sosyal medya bu kadar yoğun değilken fotoğraf makinesine, objektifli bir makineye erişebilen herkes ben fotoğrafçıyım diye dolaşıyordu. Şimdi bir cep telefonu olması yeterli artık. Çeşitli platformlar için bence sıkıntı yok. insanlar bir şekilde deşarj oluyorlar. Kendilerine fotoğrafçıyım, fotoğraf sanatçısıyım, şöyleyim böyleyim demeleri de kendi egosal tatminlerinin bir sonucu. Ben fotoğraf çekmelerinden yanayım. Belki hiç olmazsa algıları genişler, biraz daha açılırlar en azından enerjilerini o yönde boşaltırlar başka bir şey olmaz başka bir şeye dönüşmez. Bu yönden iyi bir şey. Onun dışında da tabii ki de insanların gerçekten bu işe gönül vermiş gerçekten bu işi içten yapan insanlara ulaşılabilirliklerini biraz kısıtlıyorlar. Yine anlaşılması çok zor bir şey değil. Kimin ne çektiği nasıl çektiği hemen anlaşılıyor.

“İyi bir fotoğrafçı ne çekmeyeceğini bilir”

İyi fotoğraf çekmek için ne gerekir?
Ne çektiğini bilmek gerekir. Daha doğrusu ne çekmeyeceğini bilmek gerekir. İyi bir fotoğrafçı neyi çekmeyeceğini bilir. Çokta uzatmaya gerek yok. Ne çekmeyeceğini biliyorsa iyi bir fotoğrafçıdır.

Ne tür fotoğraflar çekmek daha çok keyif veriyor?

Baktığım bir şeyi beğenmem gerekiyor o benim hoşuma gittiği zaman onu çekerim dedin. Genelde hep siyah beyaz çekmekten hoşlanıyorsun galiba. Yani tonlama olarak siyah beyaz daha çok seviyorum. Daha rahatlatıyor beni. Renkli fotoğrafında çok etkileyici olanları var.

İşlerini beğendiğin takip ettiğin fotoğrafçılar var mı ya da senin ufkunu açan, vizyon katan?
Var tabi bütün dünyayı takip ediyorum. Takip etmeye de çalışıyorum moda alanında takip ediyorum, moda fotoğrafçılarını takip ediyorum, habercileri takip ediyorum. Bir sürü fotoğrafçıyı takip ediyorum. Yani şu ya da bu ilham aldığım şu kişi diyemem herkesten bir şey öğrenebiliyorsunuz ya da  herkes yorumunuza bir şey katabiliyor. Olabildiğince güncel kalmak gerekiyor o yüzden de takip ediyorum.

2016-08-25_17-01-11

Fotoğrafçı olarak ne zorluklarla karşılaşıyorsun? Etik kurallar var. Yani bir fotoğrafçı nelere uyar?

Bu çektiğiniz şeyle ilgili mesela çok serbest, bir sokakta fotoğraf çekiyorsanız, sokak fotoğrafçılığı yapıyorsanız insanların kişisel ve özgürlük alanlarına girmemeniz gerekiyor. İnsanların izni dışında bir şey çekmemeniz gerekiyor. Bu izin almak bir şey imzalatmak da olabilir sadece bir bakışla da olabilir bu tamamen o insanla kurduğunuz iletişimle pekişiyor. Yani iyi bir iletişiminiz varsa fotoğraf çekmenizin karşısında hiçbir engel yok. Ama iletişiminiz kötüyse bir sürü bürokratik engele kadar gidebilir.
“Uzaydaki gezegenlerin fotoğraflarını çekmek istiyorum”
Gelecekte ne planlıyorsun? Anladığım, takip ettiğim kadarıyla hayal dünyası çok geniş bir insansın. Bir fotoğrafçıda odak noktası galiba. Ben hayal gücün ne kadar geniş olursa o kadar güzel fotoğraflar çekebilirsin diye düşünüyorum. Peki senin gelecek planların ne, ne yapmak istiyorsun?

Uzaydaki gezegenlerin fotoğraflarını çekmek istiyorum. Hatta ben geçen gün Nasa’yla çalışsam bence güzel olur. Çok hayali olacaksa, hayali demeyeyim de bir ideal olacaksa uzay fotoğrafları çekmek isterim. Bunu bence yazalım daha sonra okuruz. (Gülüşmeler) Evrim diye bir şey var her alanda olduğu gibi şuan fotoğraf çekiyorum daha sonra görüntünün başka bir alanını kullanabilirim daha sonra onu geliştirip bambaşka bir şey olabilirim ya da görüntünün bir çok alanını birleştirebilirim. Bu tamamen süreç içinde belli olacak bir şey ama sadece fotoğrafla kalmayacağı kesin. Tarih de, zaman da bunu getirecek bir şey olacaktır bakalım beraber bakacağız göreceğiz.

2016-08-25_16-59-09

Peki sergi açmayı düşünüyor musun?

Düşünüyorum. Gerçekten düşünüyorum. Ya bu güne kadar bir çok sergide yer aldım. Tekli fotoğraf, üçlü fotoğraf, karma sergilerde yer aldım. Bireysel bir sergi için gerçekten bir proje yapılması taraftarıyım o yüzden üzerinde çalışmış bir projeyi bireysel bir sergi halinde açmayı düşünüyorum. Onun dışında tekrar sergilere katılırım.

Fotoğraf sanatçısı Aydan Çınar’ın çalışmalarına resmi instagram hesabından inceleyebilirsiniz: https://www.instagram.com/aydancinar/

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: Gazetecilik Öğrencisi Hatice Temiz, Dağ Medya’da Yaptığı Stajını Yazdı | Dağ Medya

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir