Ötekileştiren Devlet Anlayışı ve Kimlik Sorunu

Erdoğan ve eşi Yenikapı’da halkı selamlarken / 7 Ağutos 2016


Umut Candemir

15 Temmuz akşamı başlayan darbe girişiminin ardından, siyasi aktörlerin, darbe hiç olmamışçasına hareket etmelerini ancak devletin keskin dilinin kimlikler üzerindeki hegemonyası ile açıklayabiliriz. CHP ve MHP’nin elinden alınan ‘vatan’ söylemi üzerinde yükselen AKP’nin ‘tek’lik anlayışı, bu ülkede ayrımcılığı körüklediği kadar ana muhalefet partilerini de ehlileştirmiştir.

Öyle ki, teröre karşı on yıllardır kullanılan ortak dile eklemlenebilmek için birbirleri ile yarışan bu partiler, darbe girişimi sonrasında yaşananları kendileri için birer ‘avantaja’ dönüştürebilmek için hem olağanüstü hal koşullarının varlığını meşrulaştırmışlardır, hem de AKP’nin geçmiş dönemlere ait tüm yamalı sicilini bir kalemde temizlemişlerdir. Devletin yeniden yapılandırılacağı ve AKP’nin siyasi dilinin daha bütünleştirici olacağı umuduyla hareket edenler ancak uzatılan savaş tezkerelerinde veya ‘kokteyl terör’e karşı ‘vatan’ savunmasında yaşam bulabilirler. Siyasi erkin dilini çapraz bağlamlarda demokratikleştireceğini düşünenler, AKP’nin bol fetvalı demokrasi nöbetlerine katılabilir; hatta, Mustafa Kemal’li bayraklarla korna çalabilirler.

 

1000 yıllık Malazgirt ve 100 yıllık Çanakkale destanlarının coşturduğu Yenikapı mitinginde yani Kürtler’in, aydınların, Aleviler’in, solcuların, feministlerin, eşcinsellerin ve müslüman olmayan yurttaşların dışlandığı ve terör kelimesinin ortak payda oluşturduğu bir buluşmanın toplumsal uzlaşıyı başarabilmesi mümkün müdür?

MHP ve CHP’nin katılımına izin verilerek genişlenmesi beklenen Kürt karşıtı cephenin bundan sonraki ‘milli irade’ boyutu daha da merak uyandırmaktadır. Bir Toledo olmayı bekleyen Sur’dan önce, Hakkari’nin ve Şırnak’ın il olmaktan çıkarılıp Cizre’nin ve Yüksekova’nın yenilenen betonlaşan görüntüleri ile il olmaları muhakkak ki, Kılıçdaroğlu’nu ve Bahçeli’yi bir hayli mutlu etmiştir. Ancak, AKP ile olan dostlukları, Suriye politikası bağlamında PYD karşıtlığı üzerinden daha güçlü bir devlet dili yaratır mı, onu göreceğiz yakında.

 

Tüm bu ötekileştirmeler olurken, PKK’nin de kurucusu olduğu Halkların Birleşik Devrim Hareketi, Ordu’da eylem yaparak devlete ilk mesajını gönderdi. Akabinde, ordunun “perişan” olduğunun ve yaşanan moral bozukluğu ile devletin “yönetilemez” hale geldiğinin belirtildiği bildiride “örgütlenerek öz savunmamızı geliştirelim ve kendi otoritemizi yaratalım” denildi.

Yaklaşık bir yıl kadar ablukaya alınan güneydoğu topraklarının jandarma ve polis tarafından Kürtsüzleştirilmesi ve bölgenin sermaye güçlerine açılması süreci hala devam ediyor. Dolayısıyla, bildiride yer alan “AKP de, rejim de en zayıf dönemini yaşıyor” ifadesi otorite boşluğunu mümkün kılmak için yeterli değildir çünkü devletin dili, özellikle de darbe sonrasındaki süreçte, Kürt sorununa daha da sivrilecektir. Ancak, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık daha ‘stratejik’ bir öneri getiriyor. Tüm Kürtleri metropollerde örgütlenmeye ve savunma güçleri oluşturmaya yani Türkiye’nin genelinde sivil itaatsizliğin ötesinde savunma alanları yaratmaya çağırıyor.

 

Toplum öyle bir noktaya gelmiş durumda ki, bir yanda “Kürt sorunu çözülmedikçe yeni darbelerin zemini döşenecektir” diyen ve eylemleri ülke çapına yaymak isteyen Cemil Bayık; öbür yanda, bundan sonra yaşanacak felaketlerin faturasını şimdiden kucağında bulduğu ‘ortak düşman’a kesen devlet. Bir de aralarında kalmış, elinde Ceylan Önkol ve Berkin Elvan resimleri ile hala hak ve hukuk mücadelesi vermeye çalışan Selahattin Demirtaş ve HDP.

 

Bundan sora, devlet dilinin ne ölçüde güney sınırının ötesine nüfuz edeceği, ‘vatan’ söyleminin ne kadar derinleşeceğini ve çatışmanın hangi boyutlarda yayılacağını belirlemede en önemli faktör olacaktır. Bu dönem, aynı zamanda, Türkiye’nin giderek hoşgörü kültüründen uzaklaştığı ve düşman aradığı bir sosyal zeminde, ‘öteki’ avına çıkan MHP ve CHP’nin kendilerini bir sonraki seçime kadar ayakta tutma süreci olacaktır.

 

 

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir