Çizer Ece Burgaz: Sanatçı olmak demek müthiş bir hayatta kalma endişesini sırtlamak demek

Çizer Ece Burgaz, aslında İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Mezun olduğu sene tutkusunun peşinden gitmeye karar veriyor ve resim bölümü yetenek sınavlarına giriyor. Hayatı için aldığı bu kararla önünde yepyeni bir kapı açılıyor. Şimdilerde dünyanın ilk ve tek kadın mizah dergisi Bayan Yanı’nda çiziyor. Ece ile hayatı ve tutkusu olan çizerlik üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

İstanbul
Röportaj: Hatice Temiz* / @haticemiz

Çizmeye başlama hikayen nasıl?

Ece Burgaz: Anaokulundan beri resim yapmaya aşırı ilgi duyduğumu hatırlıyorum. Fakat liseden sonra resim yapma arzumu bastırdım çünkü o yıllarda çok pis bir gelecek korkusu sardı. Bu toplumda sanatçı olmak demek müthiş bir hayatta kalma endişesini sırtlamak anlamına geliyor. Bu yüzden ben de resim yapma tutkumu bastırdım. İşletme ve halkla ilişkiler bölümleri arasında kısa bir ikilem yaşadım… Sonunda İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler Bölümü’ne kaydımı yaptırdım.

Başka bir deyişle gerçekte istediği şeyleri bastıran normal(?) bir insan olmaya zorladım kendimi… Fakat lisans diplomamı almama ramak kala içimde volkanik patlamalar olmaya başladı. Resim tutkumu daha fazla bastıramadım. İletişim fakültesinden mezun olduğum sene, resim bölümü yetenek sınavlarına girdim ve kazandım.

Çizgi tadını ve özgünlüğünü tartışmasız en çok beğendiğim çizer Doğan Pehlevan

Bayan Yanı’nda çizmeye nasıl başladın?

Güzel sanatlar fakültesindeki öğrencilik yıllarımdan beri sıkı bir L-Manyak okuruydum. Haftalık mizah dergilerini almayı falan bırakmıştım ama L-Manyak bir gün gecikse sinirim bozuluyordu. L-Manyak’taki tüm çizerlerin işlerini çok seviyordum. İçlerinde ise çizgi tadını ve özgünlüğünü tartışmasız en çok beğendiğim çizer Doğan Pehlevan idi. Hala dünyadaki çizerleri keşfetmeye çalışıyorum ama onunki kadar özgün bir çizgiye sahip olan çizerin çok çok az olduğunu görüyorum. Evde kendi kendime çizdiğim çizgi hikayelerim birikince toplayıp onları Doğan Pehlevan’a götürdüm. Doğan işlerime bakmayı kabul etti ve baktıktan sonra benden çizer olabileceğine inandı. Sonrasında eksiklerimi tamamlayabilmem için de çok destekledi. Onun da desteğiyle bir süre L-Manyak’ta köşem olsun diye uğraştım fakat o arada L-Manyak dergisi bir değişim geçirdi. Bu değişimi görünce çabalarımı Bayan Yanı’na yönelttim ve Bayan Yanı’nda çizmeye başladım.

Kadınların mizah dünyasında var olması için en çarpıcı mücadeleyi veren isim ise Tuncay Akgün

Kadın çizer olmanın zorlukları neler?

Oğuz Aral gibi kadın çizerlere önem veren bir rol modelimiz olmasına rağmen mizah dünyasında halen  “kadından çizer olmaz” kafasında olan arkadaşlarımız var. Ustam Doğan Pehlevan’ın bu açıdan da farkı büyüktür. Beni ciddiye aldı ve desteğini esirgemedi, ben çabaladıkça o da bildiği her şeyi öğretti… Sonradan bu konu üzerine çok düşündüm, Doğan Pehlevan’a değil de cinsiyetçi bir çizere işlerimi götürseydim muhtemelen pek çok can sıkıcı durumla uğraşacaktım.

babane-renkli

Kadınların mizah dünyasında var olması için en çarpıcı mücadeleyi veren isim ise Tuncay Akgün… Leman, L-Manyak ve Bayan Yanı’nı yöneten, kadın-erkek demeden çizerlere bir okul gibi derginin kapılarını açan, fırsat veren kişi Tuncay Akgün’dür. Tuncay Akgün’ün ve Ramize Erer’in emekleriyle özellikle Bayan Yanı’nda kadın çizerler kendilerine yer buluyor, yeni kadın çizerler yetişiyor…

Kirli mizah… Tabulardan uzak bir alan olduğu için ilgimi çekiyor.

Özellikle ele almayı sevdiğin konular var mi?

Bayan Yanı için çizdiğim karikatürlerde çok sevdiğim bir şeyi yapıyorum ve kadınların günlük yaşamıyla ilgili espriler üretiyorum. Ele almayı sevmediğim, ele aldığım zamanlarda ise kendime kızdığım tek konu siyaset. Fakat Türkiye’de siyasetten kaçış yok maalesef…

kadc4b1nlar-gc3bcnc3bc-3

Hem okur hem de çizer olarak kalbimin derinliklerinde, zihnimin karanlık dehlizlerinde yatan bir başka şey ise kirli mizah… Tabulardan uzak bir alan olduğu için ilgimi çekiyor. L-manyak’a olan tutkum da bundandı. Bazen de çizdiğim şeyler “alternative comics” türüne daha yakın durabiliyor. Bu tür hikayelerimi genelde çekmecemde kendime saklıyorum veya nadiren blogumda yayımlıyorum.

Tutkun varsa çok çalışıp derdini anlatabilecek kadar geliştirebilirsin çöp adamlarını

Sence herkes çizebilir mi, özel bir yetenek gerekiyor mu?

Harika bir soru ve bence cevabı çok net: “Gerçekten isteyen” herkes çizebilir! Sahip olunması gereken en önemli şey tutku! Tutkun varsa çok çalışıp derdini anlatabilecek kadar geliştirebilirsin çöp adamlarını… Yine zihnin üzerinde de algılarını açabilmek için çalışman gerekli ve bu da tutkulu olmayı gerektiriyor. Uykusuz kalabilmek için de kafeine değil aslında tutkuya ihtiyacın var.

Bol bol çizmeliler

Çizmek isteyenlere ne önerirsin?

El becerisi yetmiyor, sahip oldukları tek şey “vay anasını ne kadar süper çizdim” şeklinde biçimsel bir tatmin durumuysa hemen bu ruh halinden çıkıp zihinlerine yatırım yapmaya başlamalılar. Zihinsel yatırım derken sadece kitap okumak, film izlemek gibi şeylerden bahsetmiyorum. Zihinlerini, algılarını açmak için kendileri üzerinde psikolojik deneyler yapmalılar. Kendileriyle uğraşmalılar. Bu algı açma süreciyle beraber bol bol çizmeliler. Algıları açıldıkça çizgilerinin nasıl değiştiğine, espri veya hikaye oluşturma anlayışlarının nasıl geliştiğine şaşırabilirler. Bir portfolyoları oluştuğunda onu doğru kişilere göstermek için çabalamalılar. Kabul edilmeleri 10 sene bile sürse her kapıyı çalmaya devam etsinler.

Belki o karikatür sadece anlık bir “dumur hissi” yaratıyordur, sürprizi budur

Bir karikatürün olmazsa olmazı nedir?

Bir sürprizi olması lazım… Ama o sürprizin bir formülü yok. O sürprizi yapmanın farklı farklı yöntemleri var. Mesela her karikatürün çok komik olması gerekmiyor, belki o karikatür sadece anlık bir “dumur hissi” yaratıyordur, sürprizi budur. Belki daha önce hiç kimsenin dile getirmediği bir şeyi “tespit ederek” sürprizini patlatmıştır. Belki en olmadık şeyler arasında çok “absürt bir bağlantı” kurarak sürpriz yapmıştır. Yarın yeni bir çizer doğar ve bakarsınız yeni bir sürpriz yapma yöntemi geliştirir…

 

Dünya koca bir kağıt olsa sen ne çizerdin?

Bilmem, aslında kağıda çizmek konusunda biraz suçluluk hissediyorum bazen. Kağıtların bir yüzüne bir şey çizsem onu çöpe atamam ve diğer yüzünü müsvedde olarak yeniden kullanırım mesela… Sanırım bu durumumu karikatürize ederdim ve “Tabletin mabletin yok mu senin, niye hala kağıda çiziyon?” diye bana fırça atan bi ağaç çizerdim…


Ece Burgaz Hakkında

İkiye bölünmüş yaşam süren bir canlı türüyüm 🙂 16 yaşımdan itibaren neredeyse tüm öğrencilik hayatım çalışarak geçti, ikili yaşam orada başladı, hala devam ediyor. Şu anda “Dünyanın ilk ve tek kadın mizah dergisi” olan Bayan Yanı’nda çiziyorum. Aynı zamanda içerikle pazarlama alanında 6 yıllık profesyonel bir kariyerim var. Uykumdan sürekli fedakarlık yaparak bugünlere geldim.

Ece Burgaz’ın işleri için https://sosyalmedyakultursanat.com adresi ziyaret edilebilir.

https://sosyalmedyakultursanat.files.wordpress.com/2016/08/babane-renkli.png

https://sosyalmedyakultursanat.files.wordpress.com/2015/11/dc3bcn-gece-naptc4b1c49fc4b1nc4b1-biliom.jpg

https://sosyalmedyakultursanat.files.wordpress.com/2015/03/sarc4b1msak-nane.png

https://sosyalmedyakultursanat.files.wordpress.com/2015/03/kadc4b1nlar-gc3bcnc3bc-1.png

https://sosyalmedyakultursanat.files.wordpress.com/2015/03/kadc4b1nlar-gc3bcnc3bc-3.png

 


Hatice Temiz, Arel Üniversitesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi. Dağ Medya (18 Temmuz-18 Ağustos )stajyeri /haticemiz@gmail.com

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir