İlker Başbuğ: TSK’nin yapısını Kanun Hükmünde Kararnameler ile bozmak doğru değil

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Kanun Hükmünde Kararnameler’le (KHK) Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısının bozulmasının doğru olmadığını ve TSK’nın yapısının zayıfladığını” dile getirdi.

CNN Türk’te konuşan Başbuğ, “15 Temmuz’u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum” dedi.

Harp Okulları’nın kapatılmasını eleştiren Başbuğ, “Harp okulları Osmanlı’nın mirasıdır. Bunu Abdülhamit yapmadı. Türk ordusunun damarını kesiyorsunuz. Yapmayın bunu” ifadelerini kullandı.

Başbuğ, “TSK’ya sızan FETÖ unsurlarının askeri darbelerdeki gibi kendi başına bu hareketi yapmadığını” söyleyerek, “Kendilerine özgü hedef ve amaçları mı var? Dışarıdan bu hareketi yönlendirenlerin hedef ve amaçları var” diye konuştu.

15 Temmuz’un askeri darbelere benzemediğini söyleyen Başbuğ, “15 Temmuz kalkışmasını bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum. Diğer askeri darbelere benzemiyor. Askeri darbe olarak tanımlanmasına sıcak bakmıyorum. Bu Gülen cemaatinin silahlı darbe hareketidir” dedi.

Darbe girişiminde kullanılan erlerin darbeci kategorisine konulmaması gerektiğini ifade eden Başbuğ, fakat silah kullananların yargılanması gerektiğini de ekledi.

Başbuğ, “15 Temmuz’da dış destek vardı. Hedef Türk Silahlı Kuvvetleri’ydi” ifadesini kullandı. TSK komuta kademesinin de iyi bir sınav veremediğini söyleyen Başbuğ, “TSK niye tedbir alamadı, bu konu incelenmelidir” dedi.

Gülen Özal Döneminde Güçlendi

“Cemaatin TSK’ye sızması 70’li yıllara kadar gidiyor. Cemaatin asıl güçlenmesi Turgut Özal zamanında oldu” diyen Başbuğ, Bülent Ecevit’in de cemaate sempatiyle baktığını ifade ederek, “Erbakan rahmetlinin ise cemaatle mesafeli olduğunu görüyoruz” dedi.

İlker Başbuğ, cemaatle ilgili uyarılarının AKP iktidarlarınca dikkate alınmadığını, “Tehdit bugün bize, yarın size” dediği halde, kendilerine konuyu abarttıklarının söylendiğini ifade etti.

Başbuğ, “ABD Gülen’i iade etmezse demek ki kullanmaya devam edeceksiniz. Ederseniz demek ki kullanım tarihi bitti” diye konuştu.

 

Darbenin Arkasında Üç Grup Var

Darbe girişiminin ana omurgasının Gülen Cemaati olduğunu ama toplamda üç grup olduğunu ifade eden Başbuğ, şöyle devam etti:

“15 Temmuz kalkışmasının arkasında planlayan, yöneten, kurgulayan ana isim Cemaat’tir. İkincisi büyük bir ihtimalle anında yapması gereken hareketi yapmayanlar, gecikenler, tereddüde düşenler… Bunlar cemaatçi mi hayır. Böyle bir grup da var bunların içinde. Üçüncü grup ise cemaatçi olmamasına rağmen buradan istifade etmek isteyen bazı insanlar olabilir.”
Planlamayı hafife almayın, uygulamada sorun var

Darbe girişimini askeri açıdan başarılı bulup bulmadığı sorulan İlker Başbuğ, “Darbe planlamasının çok basite alınacak bir durumu yok. Çok geniş bir satha yayılmış bir organizasyonla karşı karşıyayız. Planlamayı pek hafife almayın. Ama uygulamada bazı eksikler, hatalar var mı var. Zamanın öne alınması vesaire” dedi.

Yüksek Askeri Şura’nın Yapısı
Eski Genelkurmay Başkanı, YAŞ yapısı konusunda da şunları söyledi: Adalet Bakanı’nın YAŞ’la ne ilgisi var anlamadım. YAŞ da tarihi bir kurumdur. YAŞ’ın görev ve yetkisi nedir biliyor musunuz? YAŞ tayinlerle ilgilenmez. Terfiler tartışılır. YAŞ’ın tayinler konusunda yetki ve sorumluluğu yok. Terfiler bir de görev uzatmaları. YAŞ’ta Adalet Bakanı ne yapacak? Dışişleri Bakanı ne yapacak, anlamıyorum. İçişleri Bakanı düşünülebilir. Bu yapılanma, MGK yapılanmasının aynısı. Amaç ne, sayısal üstünlük. Sivil üyelerin sayısı artıyor. Terfide siz elinizi kadırdığınız zaman, sizin dediğiniz olur. YAŞ’ın yapısının değişmesindeki amaç sayısal üstünlüktür. 2012-2016 dönemi sorgulanmalıdır. Bazı arkadaşlarımız listeler verdik, dikkate alınmadı diyorlar. Terfi listesini koyuyorsunuz, bugün tutuklananların listesini koyuyorsunuz yüzde 70’lere oranla aynı isimler. Bunun hesabı sorulmayacak mı? Sorulmalı. Desinler ki, bize verdiler ama inanmadık, desinler. Ortada somut bir olay var. 100’ü geçti general-amiral tutuklamaları. Bu bilgiler verildi de, işlem yapılmadıysa ortada vahim bir durum var.”

 

Mehmet İlker Başbuğ Hakkında

(29 Nisan 1943, Afyonkarahisar), Türk Silahlı Kuvvetlerinin 26. Genelkurmay Başkanı olan Türk orgeneral ve yazar. Org. İlker Başbuğ, 26’ncı Genelkurmay Başkanı olarak 30 Ağustos 2008 ile 27 Ağustos 2010 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanlığını yapmıştır.

1993-1995 yıllarında güneydoğuda yaptığı görev nedeniyle  TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası almış olan Başbuğ, ayrıca TSK Üstün Hizmet Madalyası, TSK Şeref Madalyası sahibidir.

2002 yılında Orgeneralliğe terfi eden Başbuğ, 2002-2003 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, 2003-2005 yılları arasında Genelkurmay İkinci Başkanlığı, 2005-2006 yıllarında Birinci Ordu Komutanlığı görevlerini müteakip 2006 yılı atamaları ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanmıştır.

Org. Başbuğ, 30 Ağustos 2008 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilmiş ve 30 Ağustos 2010 tarihinde emekli olmuştur.

Org. Başbuğ’un emekliliğinden sonra yazmış olduğu “Terör Örgütlerinin Sonu” (2011, Remzi Kitabevi), “20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal” (2012, Remzi Kitabevi), “20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Atatürk” (2012, Remzi Kitabevi), “Suçlamara Karşı Gerçekler” (2014, Kaynak Yayınları), “Nasıl Bir Türkiye” (2015, Kaynak Yayınları), “Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler” (2015, Remzi Kitabevi) ve “Unutulan Ada Kıbrıs”  (2016, Kırmızı Kedi) adlı yedi kitabı bulunmaktadır.

Org. Başbuğ, yurdun dört bir tarafından üniversiteler ve dernekler tarafından konuşma yapması için davet edilmektedir. Atatürk, liderlik, Ortadoğu ve dış politikalar gibi konuların ele alındığı bu söyleşiler, gençler tarafından yoğun ilgiyle takip edilmektedir.

Komplo Süreci

Org. Başbuğ, emekliliğinden yaklaşık 2 yıl sonra tanık olarak dinlenilmesi beklenen davada ara yönetici iddiası ile “Silahlı Terör Örgütü Yönetmek” gibi çok ağır bir suçlama ile başlatılan soruşturmanın 4ncü günü tutuklanmıştır.

Org. Başbuğ, 5 Ağustos 2013 tarihinde, tartışmalı mahkemece, TCK 314/1. ve TCK 312. maddelerinden müebbet hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Ancak bu karar, toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir. Yapılan bir anket, Türk halkının %70′nin 26. Genelkurmay Başkanı’na terör örgütü yöneticisi ve darbeci suçlamasını vicdanen ve aklen kabul etmediğini göstermektedir.

Org. Başbuğ, 7 Mart 2014 tarihinde, Anayasa Mahkemesi’nin hak ve hürriyet ihlali olduğu yönündeki kararı gereğince tahliye edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, aynı kararında yargılama yeri olarak da Yüce Divanı işaret etmiştir.

3 Mayıs 2016 tarihinde, Yargıtay verdiği karar ile tartışmalı mahkemenin gerçekleştirdiği bütün işlemleri ve kararları yok saymıştır. İlker Başbuğ ve onunla bağlantılı suç işlediği iddia edilen diğer sanıkların durumlarının da Yüce Divan tarafından takdir edilmesi uygun görülmüştür.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir