15 Temmuz darbe girişimine ait veriler açıklandı

15 Temmuz darbe girişiminin ardından 13.369 kişi gözaltına alınırken, 6.016 kişi tutuklandı, 21 bin 60 pasaport ise iptal edildi. İçişleri Bakanlığı 15 Temmuz darbe girişimine ait verileri açıkladı.

Verilere göre, İstanbul, Ankara ve Muğla’da 62’si polis, 5’i asker ve 179’u sivil olmak üzere 246 kişi hayatını kaybetti. 135’i polis, 21’i asker ve 2.029’u sivil olmak üzere 2.185 kişide yaralandı.

15 Temmuz’un ardından Türkiye genelinde bin 611’ü polis (795 rütbeli, 816 rütbesiz), 8.900’u asker (169 general, 2.365 subay, diğerleri 6.366), 2.114’ü hakim ve savcı, 55’i mülki idare amiri olan 689 sivil de gözaltına alındı.

Bakanlık verilerine göre toplam 6.16 kişi tutuklandı.

Tutuklananlardan 470’ini polisler (287 rütbeli, 183 rütbesiz), 3.847’sini askerler (123 general, 1052 subay, 2672 diğerleri), 1572’sini hakim ve savcılar, 34’ünü mülki idare amirleri, 93’ünü de siviller oluşturdu.

1134 kişi hakkında adli kontrol kararı alınırken, 716 kişi serbest bırakıldı. Şu ana kadar 5.503 kişinin gözaltı işlemleri devam ederken, darbeyi girişiminde bulunan 24 kişi ölürken, 49 kişi de yakalandı.

Bu sürede pasaport türüne göre 3588 umuma mahsus pasaport, 16.697 hususi pasaport, 757 hizmet pasaportu ve 18 diplomatik pasaport iptal edildi.

15 Temmuz Darbe Girişimi Hakkında

2016 Türkiye askerî darbe girişimi ya da darbecilerin verdiği adıyla Yurtta Sulh Harekâtı, 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından gerçekleştirilen askerî darbe teşebbüsü.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesi ve TRT’de yayınlanan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek ülkede sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği açıklandı.

İstanbul’daki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün jandarma tarafından kapatılması ile başlayan süreçte, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve yaklaşık 50 kadar milletvekilinin mecliste bulunduğu sırada F-16 savaş uçakları meclis üzerinde uçuş yaparak parlamentoyu dört kez bombaladı. Ankara’nın Beştepe semtinde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na bombalama girişiminde bulunulsa da başarılı olunamadı, Muğla’nın Marmaris ilçesinde bir otelde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı suikast girişiminde bulunuldu. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Jandarma Kuvvetleri KomutanıGalip Mendi darbeyi gerçekleştiren askerler tarafından rehin alındı.

Gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkomutan sıfatıyla gerçekleştirdiği konuşmada darbecilere hiçbir şekilde imkan tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için sokağa çıkmaya davet etti. Çağrının ardından, Türkiye’nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendi.

16 Temmuz sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda darbe girişimi bastırıldı ve askerler silahları ile birlikte teslim oldu. Olaylar sonucunda 104’ü darbe yanlısı asker olmak üzere 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, 1491 kişi yaralandı, farklı rütbelerden 8036 asker gözaltına alındı. Yargı ve sivil siyaset mensupları dahil olmak üzere toplam gözaltı sayısı 10 bini buldu. Bunun yanı sıra askerî, idari ve adli kurumlarda birçok kişi görevden alındı.

Gülen Hareketi destekli olduğu öne sürülen askerî darbe girişiminin ardından İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türk Ceza Kanununun anayasal düzene karşı suçlar kapsamında yer alan “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs”, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs”, “halkı, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik” ve “cumhurbaşkanına suikast” suçlarından soruşturma başlatıldı. 21 Temmuz’da Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından anayasanın 120. maddesi gereğince üç ay süreyleolağanüstü hâl ilan edildi.

Darbe girişimi, Türkiye siyasi tarihinde 12 Eylül 1980 askerî darbesinden 36 yıl sonra gerçekleştirilen ilk askerî darbe teşebbüsü olarak kayıtlara geçti.

Darbenin, AK Parti-Gülen Hareketi çatışması kapsamında 2016 Ağustos ayında yapılacak olan Yüksek Askerî Şûratoplantısında ordu içerisindeki mensupları tasfiye edileceği öngörülen[33][34] Gülen Hareketi’ne yakın çeşitli kademede askerî yetkililerin bu hareketi önlemek ve Türkiye hükûmetini ele geçirmek amacıyla darbe hareketine giriştiği öne sürülmektedir.

Daha önceki tarihlerde Ergenekon ve Balyoz adıyla askerî yetkililere karşı yapılan kimi operasyonlar sonucu bu davalara konu olan kimi isimler görevlerinden uzaklaştırılmış, yerine hükûmete yakın olduğu ileri sürülen kadroların getirildiği haberleri basına yansımıştı.Darbede adı geçen isimlerin birçoğu özellikle Ergenekon süreci ile birlikte Yüksek Askerî Şûra’da terfi etmişti. Darbeyi yapan ekibin başında olduğu iddia edilen Albay Muharrem Köse, Ergenekon kapsamındaki “internet andıcı” soruşturmasında tutuklanan eski genelkurmay adli müşaviri emekli Tümgeneral Hıfzı Çubuklu’nun yerine 2011 yılında adli müşavir olarak atanmıştı.[38] Bununla birlikte darbe teşebbüsünde rolü olduğu iddia edilen Orgeneral Akın Öztürk, Balyoz operasyonu sonrasında birçok komutanın tutuklanmasının ardından 2013 yılında Türk Hava Kuvvetleri komutanlığı görevine getirilmişti. 2015 yılında Gülen Hareketi ile bağlantıları olduğu iddia edilen Akın Öztürk’ün “darbe yapabilecek potansiyele sahip olduğu” gerekçesiyle bir grup subay tarafından Genelkurmay Başkanlığı’na bildirildiği ifade edilmiştir. Bu süreçte dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile birlikte karar vererek, görev süresi bitmemesine rağmen, Öztürk’ü Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevinden almıştır.İddialara göre, TSK’nın Gülen Hareketi ile ilişkili general ve amiralleri Yüksek Askeri Şûra sonrası emekli edeceğinin belli olması üzerine Öztürk darbe girişimini başlatmıştır.

Gazeteci Ahmet Şık’ın istihbarat kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre Türk Silahlı Kuvvetlerindeki Gülen Hareketi kadrolarına yönelen soruşturmalarla ilgili 16 Temmuz 2016 sabahının erken saatlerinde operasyonların ilk dalgasının yapılmasına karar verilmişti. Bu kapsamda İzmir askeri casusluk davası kumpas soruşturmasın savcısı Okan Bato’nun şüpheli listesinde komuta kademesindeki birçok rütbeli askeri yetkiliyi kapsayan gözaltı kararı verilmiştir. Savcı Bato’nun, ağustos ayında toplanacak olan Yüksek Askerî Şûra’dan önce operasyonların başlatılması önerisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da onaylanmıştı. Bununla birlikte gözaltı kararları ve yapılacak operasyonlarla ilgili Genelkurmay Başkanlığına bilgi verilmek suretiyle onay alınmıştır. Bu karara göre 16 Temmuz 2016 tarihinde sabah 04:00’da operasyonlar başlayacaktı. Aralarında darbe girişimine kalkışanların da bulunduğu, haklarında gözaltı kararı verilen tüm askerler teknik takip altındaydı. 15 Temmuz günü gündüz saatlerinde teknik izleme yapan Millî İstihbarat Teşkilatı olağan dışı bir hareketlilik gözlemlendiğini rapor etmiş fakat bu hareketliliğin ne olduğunun anlaşılamadığı ifade edilmiştir. 15 Temmuz gecesi ise darbe girişimi yaşandı. Ahmet Şık’a göre başlangıçta “darbeci” olarak anılan ve soruşturma listesinde bulunan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’dan karşıt açıklama gelmesi[43] darbeci askerlerin ellerini zayıflatmıştır.

Darbeye zemin hazırlayan durumlara ilişkin olarak Evrensel gazetesinden Yusuf Karataş; daha önce askeri darbelere yasal dayanak oluşturduğu söylenen Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 35. Maddesinin 2013 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından değiştirildiğini ve bu düzenleme ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev tanımından “iç tehdit” çıkartılarak görev alanının “dış tehdit” ile sınırlandırıldığını ancak buna uyulmadığını ifade etti. Karataş’a göre hükûmet bu görev tanımının dışına çıkmış ve ülke topraklarının bir bölümünde operasyonlar yapılmasına izin vererek 2013 yılında değiştirilen İç Hizmet Kanununa uymamıştır. Karataş, hukuksal duruma rağmen Türk Silahlı Kuvvetlerini iç olaylarda güçlendiren bu politikaların ülkeyi yeniden askerî darbe girişimlerine açık hale getirdiği iddia etti.

Darbeye neden olan gelişmeler arasında Türkiye dışı aktörlerin bulunduğu iddiaları da ortaya atıldı. İran İslami Şûra Meclisi Başkanı Ali Laricani’nin danışmanı Hüseyin Şeyhülislam, darbe girişiminin nedenlerinden birisinin Türkiye’nin Suriye İç Savaşı’na dair politikasını değiştirmesi ve Suriye yönetiminin hükûmet ile işbirliğine başlaması olduğunu iddia etti. Bununla birlikte, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın darbe girişimine dahil olmasının güçlü bir ihtimal olduğu iddiasında bulundu.

Tüm bunlarla birlikte söz konusu darbe girişimini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat kendisinin kurguladığına dair iddialar da ortaya atıldı.Cengiz Çandar, böyle bir ihtimalin de olabileceğini ifade ederek daha önceki darbelere veya darbe girişimlerine kıyasla bu kadar kısa sürede başarısız olmasının bu ihtimali doğurduğu görüşünü öne sürdü. Çandar, darbecilerin köprü trafiğini tek tarafını kapatmasının, Marmaris’te olduğu bilinen Erdoğan’ı yakalanamamasının ve Muğla’daki Dalaman Havalimanı’na gitmesine ve oradan İstanbul’a geçmesine müsaade edilmesinin altını çizerek bu durumların şüpheye yol açtığını belirtti.[51] Tüm bunlarla paralel olarak darbe girişiminin hemen ardından süratle binlerce yargı mensubu hakkında gözaltı kararı çıkarılmasının da bir darbe girişimine hazırlık yaptığını ve devlet yapısı içerisinde darbeyle ilişkili olabilecek isimler hakkında istihbarat sahibi olduğunu vurguladı. Tüm bu iddialara karşın bu girişimin bir kurgu olmadığını ifade eden kaynaklar da mevcuttur.  ( Vikipedi)

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir