Yıldırım’a Soru ve Araştırma Önergesi: “Erleri kırbaçlayan, boğazdan atmaya çalışan, boğaz kesme şeklinde tezahür eden olayları işleyenler tespit edilecek mi?”

HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Siirt Milletvekili Besime KONCA, 15 Temmuz Darbe Girişimine dair Başbakan Binalı Yıldırım’a  soru ve araştırma önergesi sundu.
“Kesintisiz sürdürülen darbe düzeninin kaynağının yapısal bir sorun olduğu açıkça anlaşılmaktadır”

Konca soru önergesinde, “Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihi, on yılda bir gerçekleştirilen darbeler ve muhtıralar tarihidir. Öyle ki; iki darbe arasındaki dönemlerde bile teşebbüs ya da planlama aşamasında kalmış darbeler şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Darbenin bir sonuç ve bütün sonuçlar gibi süreçlerin ürünü olduğu ve doğası gereği anti-demokratik ortamlara ihtiyaç duyduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, Cumhuriyet tarihi boyunca neredeyse kesintisiz sürdürülen darbe düzeninin kaynağının yapısal bir sorun olduğu açıkça anlaşılmaktadır.”

 

“Cumhuriyet tarihi boyunca, toplumun esasını teşkil eden farklı etnik, kültürel, dinsel, cinsel, mezhepsel kimliklerin varlığına tezat oluşturacak şekilde yapılandırılan devlet yönetiminin tekçi zihniyeti ve merkezi iktidarı giderek perçinleyen yapısıyla toplumun bu farklı kimliklerinden kaynaklı ortaya çıkan demokratik taleplerini, işçi ve emekçilerin en doğal hak arayışlarını şiddet uygulayarak bastırmış, toplumsal yaşamın gelip tıkandığı kriz durumlarında ise sorun darbelerle aşılmaya çalışılmıştır. Bu anlamıyla en temel haliyle darbeler halk iradesinin yok sayıldığı ve demokratik siyaset zeminin oldukça zayıfladığı koşullarda ve/veya bu zeminin tamamen ortadan kaldırılması amacıyla devreye girmektedir. 15 Temmuz 2016 tarihinde toplum olarak muhattabı olduğumuz darbe girişiminin oluş süreci incelendiğinde benzer bir duruma tekabül ettiği görülecektir. ”

 

“7 Haziran 2015 seçim öncesinde, halen “çözüm sürecinin” devam ettiği bir dönemde çeşitli provokasyonlar, Ağrı Diyadin Operasyonu, HDP Diyarbakır Mitingi bombalaması, Adana ve Mersin il binalarının bombalanması vb olaylara karşılık halklarımız sağduyuyla sandığa gidip HDP’nin seçim barajını aşmasını sağlayarak 80 milletvekili ile sorunlarının TBMM’de demokratik ve siyasi yöntemlerle çözülmesi yönünde irade beyanında bulunmuştur. Fakat bu demokratik talep ve halk iradesi yok sayılmış, ülke “tekrar seçime” götürülerek, kaos ve şiddet ortamı tırmandırılıp halkların haklı ve demokratik taleplerini kanla bastırma yöntemi benimsemiştir. ”

“Ardından siyasal alanın çözmekle yükümlü olduğu toplumsal sorunlarımız, TBMM iradesi by-pass edilerek askere ve askeri yöntemlere havale edilmiş, toplumsal huzursuzluk ve yönetilemezlik adeta inşa edilmiştir. Bu uygulamalar ile halk iradesinin ve onun tecelli ettiği şekliyle demokratik siyaset ortadan kaldırılarak adeta darbeye davetiye çıkarılmıştır. Cumhurbaşkanı’nın “ister kabul edersiniz ister etmezsiniz, Türkiye’de rejim değişmiştir.” sözleriyle Anayasanın askıya alındığı, “çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığı”, parlamentonun işlevsizleştirildiği, toplumdaki farklılıkların kutuplaştırıldığı ve çıkarılan bazı yasalarla güvenlik güçlerinin dokunulmaz kılınıp halkın ve sivil siyasetin üzerinde denetimsiz bir güç haline getirildiği 1 yıllık süreç sonunda asla ve hiçbir koşulda tasvip edemeyeceğimiz bir darbe girişimi yaşanmıştır. Ancak Darbe ya da demokrasiye müdahale söz konusu olduğunda hiçbir kurum, organ ya da kişinin durumdan muaf tutulamayacağı aşikârdır.” deniyor. ”

 

“Sonuç olarak, demokratik siyaset zeminin güçlendirilerek darbeye imkân tanıyacak tüm ihtimallerin ortadan kaldırılması amacıyla, halkın iradesinin beyanı olan TBMM çatısı altında, toplumun tüm farklı kimliklerin kendi ülkelerinde kendilerini rahatça ifade edebildikleri toplumsal barış temelinde demokratikleşme hamlelerinin atılması yönünde çalışmaların ivedilikle başlatılması hayati önem arz etmektedir.”

“Erleri kırbaçlayan, boğazdan atmaya çalışan, boğaz kesme şeklinde tezahür eden olayları işleyenler tespit edilecek mi?”

  • Darbe teşebbüslerine zemin sunan, toplumsal barışın ağır tahribata uğradığı ve istikrarsızlığın sebebi olan son bir yıllık çatışmalı sürecin sonlandırılıp, Kürt sorununda yeniden siyasi çözüm ve müzakere sürecine dönüş amaçlı bir çalışmanız olacak mıdır?
  • Özellikle 100’ün üzerinde canımızın hunharca katledildiği “vahşet bodrumlarının” yaşatıldığı Cizre ve Sur ilçelerinde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarındaki operasyonların başında yer alan, tutuklu 2.Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti ve diğer Kürt illerindeki sokağa çıkma yasakları operasyonlarında görevli olup şu an tutuklu bulunan onlarca üst düzey askeri yetkililer ile onlara bu emri verenler Kürt illerinde işlenen insanlık suçları kapsamında da yargılanacaklar mıdır?
  • Darbe Girişimi sonrası özellikle teslim olan erlere karşı kırbaçlama, boğazdan atma, boğaz kesme şeklinde tezahür eden olaylar, toplumsal farklılıkları kutuplaştırıcı siyasetin bir yıllık süreç içerisinde linç kültürünü getirdiği boyut açısından oldukça vahim bir durumu ortaya koymaktadır. Söz konusu suçları işleyen kişilerin tespit edilmesi ve haklarında gerekli işlemlerin yapılması için bir soruşturma başlatılacak mıdır? Toplumda giderek normalleştirilen linç kültürüne karşı önleyici tedbirleri kapsayan bütünlüklü bir çalışmanız olacak mıdır?
  • 15 Temmuz Darbe Girişiminin sebeplerini tüm boyutlarıyla ortaya çıkarmak ve tüm iç ve dış bağlantılarının tespit edilmesi amacıyla sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılacağı kapsamlı bir çalışma ve araştırma başlatacak mısınız?
  • Darbe girişimlerini ortadan kaldıracak olanın ülke demokrasisini geliştirmek olduğundan hareketle Hükümet olarak mümkün olan en geniş toplumsal mutabakatla bir demokrasi programı geliştirmeye yönelik bir çalışma başlatacak mısınız? “
 Araştırma Önergesi

“27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayıp 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve bu tarihler arasında vuku bulmuş fakat gerçekleştirilememiş darbe girişimleri ve planları ile devam eden, sivil siyasi alanı ilhak etmeye dönük, muhtıra ya da doğrudan müdahale şeklinde inşa edilmiş bir geleneğin son halkası olarak 15 Temmuz Darbesine ve onun acı sonuçlarına ülkece muhatap olduk. Maalesef 15 Temmuz gecesi tarihimizde kara bir leke olarak yerini alacaktır. Şüphesiz asker-sivil ilişkileri ülkemizde olduğu gibi Dünya ölçeğinde de bir sorun olmuş ve olmaya devam etmektedir. Ancak ister küresel düzeyde isterse de ülke sathında olsun darbeler birbirlerinden nispeten farklılık gösterseler de ortak olan bir husus var ki o da; “darbelerin hasta demokrasilerin semptomları” olduğudur. Dünya ve ülkemiz siyasi tarihi, sivil siyasal alanın demokrasi ile tahkim edilemediği koşullarda, gücünü demokratik siyasetin zayıflığından alan askeri darbe örnekleriyle doludur. Dolayısıyla açık ki askeri bir darbe, demokratik zeminin olmaması ya da ortadan kaldırılmasıyla başlamakta ve son kertede müdahale ile tamamlanmaktadır. Dolayısıyla genel olarak kabul gördüğü biçimiyle darbeler bir “olay” olmaktan ziyade demokratik siyasetin tahrip edilip doğrudan müdahale ile tamamlanan bir “süreç” olarak kabul edilmektedir. Kural olarak ilk etapta, ister yanlış politikaların birer sonucu ya da isterse inşa edilmiş olsun, “darbe mekaniği” de denilen aşamayla müdahaleye bir gerekçe yaratılmakta ve sonrasında müdahale edilmektedir.”

“Ülke olarak muhatabı olduğumuz 15 Temmuz darbe girişimi de genel olarak bu çerçeveden farklı olarak bir istisna oluşturmamaktadır. İstisnasız her darbenin paylaştığı husus olan halkın iradesinin yok sayılması ve “darbe mekaniği” zemininden beslenmeyi bir hareket noktası olarak aldığımızda 15 Temmuz Darbe girişimine gidilen yolun 7 Haziran seçim sonuçlarının yok sayılmasıyla döşendiği açıktır. Zira bu tarihten itibaren, görevde bulunan sivil hükümetin sorumluluk üstlenmediği Suruç ve Ankara Katliamları yaşanmış, ardından siyasal alanın çözmekle yükümlü olduğu toplumsal sorunlarımız askere ve askeri yöntemlere havale edilerek, toplumsal huzursuzluk ve yönetilemezlik adeta inşa edilmiştir. Bu süreçle birlikte yapılan operasyonlarda sivil vatandaşların uğradığı can ve mal kayıpları karşısında çıkarılan bazı yasalarla güvenlik güçleri dokunulmaz kılınıp halkın ve sivil siyasetin üzerinde denetimsiz bir güç haline getirilmiştir. Bu ve benzeri uygulamalar ile halk iradesinin ve onun tecelli ettiği şekliyle demokratik siyaset ortadan kaldırılarak adeta darbeye davetiye çıkarılmıştır. Bugün ise başta tüm Meclis bileşenleri ve ülke olarak demokratik siyaset zeminin güçlendirilerek darbeye imkân tanıyacak tüm ihtimallerin ortadan kaldırılması sorumluluğu ile karşı karşıya bulunmaktayız.”

“Bu anlamda, 15 Temmuz Darbe Girişiminin, öncesindeki süreçle birlikte ele alınıp sebeplerinin tüm boyutlarıyla tespit edilmesi, sorumluluğu bulunan tüm kişi, kurum ve organların açığa çıkarılması ve darbeye imkân tanıyacak tüm ihtimallerin ortadan kaldırılmasına yönelik toplumsal barış temelinde çoğulcu, katılımcı demokratik bir düzeni sağlayacak anayasal ve yasal düzeyde yapılacak değişikliklerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederiz.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir