Hayvan Hakları ve Siyaset

Hayvan hakları alanında Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeleri yakından izleyenlerin fark edebileceği gibi, son yıllarda bu mücadelenin siyasete dikkat çekici yansımaları oluyor. Küresel ısınma nedeniyle artan çevre sorunları ve bilimsel araştırmaların kanıtladığı gerçeklere bağlı olarak ortaya çıkan sağlık endişeleri, hayvan yemenin zararlarını kaçınılmaz olarak gündeme getiriyor. Elbette bunlar istediğimiz hızda sonuç vermiyor; insanlığın var oluşundan bu yana uygulanan geleneklerin kırılması ne yazık ki bir anda olmuyor. Kimileri gerçekleri inkâr ederken, kimileri de umursamamayı tercih ediyor…
Fakat karnistlerin gerçeklere karşı gösterdiği bu direnç, bir şeylerin değişmeye başladığını görmemize de engel değil. Bir şeyler değişiyor ama hayvan haklarından söz edebilmek için olanları doğru çerçeveye oturtmak zorundayız. Çevre ve sağlık endişelerinin altını çizmek, hayvan hakları mücadelesinde yardımcı bir unsur olarak yararlı ve gerekli. Vegan olmanın insan bedeninde ve ruhunda yarattığı faydalardan söz ederken, doğaya katkılarını da anlatmalıyız. Bu ikisi birbirini desteklerken, veganizmin dayandığı felsefeyi de güçlendirir.

 

 

Bununla birlikte, hayvan hakları mücadelesinin sadece insan ve doğa değil, temel olarak hayvan odaklı bir çerçevede sürdürülmesi son derece önemli. Aynı gezegeni paylaştığımız duyarlı canlıların içinde bulunduğu dehşet verici koşullar ve yaşadıkları zulüm son bulmalı. Çünkü hayvan hakları mücadelesi, öncelikle bir toplumsal adalet mücadelesidir! Her toplumsal adalet mücadelesinde olduğu gibi, etkili bir şekilde savunularak hızlı sonuçlar alınabilmesi için de örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Bu örgütlenmenin günümüzde başarıyla gerçekleştirilebildiğini söylemenin olanaklı olduğunu düşünmüyorum. Var olan örgütlerin büyük bir kısmı hayvan refahına odaklandığından, birincil hak olan yaşam hakkı ön plana çıkmıyor. Bunu aşmak için bu sosyal adalet mücadelesini siyasetin temel konusu olarak savunacak siyasal partiler işlev görebilir.

 

***

 

Buna karşılık hayvan haklarını savunmanın en iyi yolunun veganlığı anlatıp özendirmek olduğunu, bir örgüte gerek kalmadığını düşünenler de mevcut. Ben her ikisinin aynı anda yapılabileceğini, birinin diğerini engellemediği görüşündeyim. Vegan yaşam tarzı her platformda anlatılmaya devam edilirken, bir yandan da siyaset arenasında hayvanların yaşam hakkını savunan bir siyasi parti kurulabilir. Çünkü amaç, hayvan köleliğini sona erdirmekse bunu sadece insanların vicdanının sesinin değişmesi ümidine bırakma lüksümüz yoktur; toplumları yöneten yaptırım gücüne sahip yasalar olduğuna göre, hayvan haklarını koruyan yasaların çıkmasını sağlamalıyız. Bu nedenle hayvan haklarını savunan partilerin ilgili komisyonlarda temsili şarttır.

 

Nitekim dünyada bunun örnekleri ortaya çıkmaya başladı. Amerika’da bu yıl yapılan başkanlık seçimlerinde İnsani Parti ilk kez bir aday çıkardı. Her ne kadar medya Cumhuriyetçi ve Demokratik Parti adaylarına odaklansa da, üçüncü bir başkan adayı seçimde yarışıyor. Kendisi 18 yıldır vegan yaşam tarzını sürdüren Clifton Roberts, “Her yıl işkence edilip öldürülen 70 milyar insan olmayan hayvanın sesiyim. Sessizlerin sesi olmak için Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına adayım,” diyerek yarışa katıldı. (Kendisiyle yaptığım röportajın tümü: http://www.veganlogic.net/2016/02/amerika-baskanlik-yarisinda-bir-vegan.html)

 

Clifton Roberts’a her sektörde hayvanları sömüren kapitalist sistemde hayvan köleliğini, hayvan zulmünü ve katlini sonlandırma doğrultusundaki planları nasıl yaşama geçireceklerini sorduğumda şu yanıtı verdi:

 

“Hükümetin yargı teşkilatı, yerel ya da federal, var olan yasaları yorumluyor. Yapmamız gereken, yasaları değiştirmek ve anayasal değişiklikler yapmak ki, mahkemeler bu yeni yasaları yorumlayabilsin. Bizim stratejimiz, Kongre’ye yetenekli adayları seçmek; böylece devrimci yasa ve değişiklik önerileri sunulabilir ve oylanabilir. Bugün gördüğümüz gibi yasa taslakları ve anayasal değişiklikler konusunda öneri eksiği yok. Sadece Kongre ve diğer yetkili kurullarda bu tür önerileri sunacak dostlarımız yok. Sık sık vatandaşların Kongre’deki temsilcilerine çıkar sağlamamaları konusunda mektup yazdığını duyuyoruz. Eğer Kongre’de, Beyaz Saray’da İnsani Parti temsilcisi  olursa, hayvanların iyiliğini yürekten isteyen yurttaşlarımızın sesinin duyulacağına inanabilirsiniz.”
Devamını okumak için tıklayınız:

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir