Vegan Bir Müzik Nasıl Mümkün Olabilir?

Gülce Özen Gürkan

(Bu yazı Vegan Abolisyon dergisinin Bahar 2015 sayısında yayınlanmıştır.)

Müziğin çeşitli niyetlere sahip ellerde çok güçlü bir silah olarak kullanılabildiğini hepimiz biliriz. Marşlarla birbirine kenetlenenler, pamuk tarlalarında köle olarak çalıştırılırken senkron sağlamak için yaptıkları bir müzikten caz isimli sanat müziğini geliştirerek ciddi bir saygınlık alanı açanlar, müzikli propagandalarla en radikal görülen fikirleri dahi görünür kılıp sempatizan toplayanlar, müzik yardımıyla kitlesel hareketler örgütleyenler… Bu örnekler uzar gider. Günümüzde veganlığı yaymak için de güzel bir araç olarak kullanılıyor müzik; veganlık anlatan son derece etkileyici şarkılar birçok anlatım biçiminin ulaşmadığı çoklukta insana ulaşıp o insanları birçok fikir ve retoriğin etkileyemediği kadar çabuk etkileyebiliyor. Bu elbette çok çok iyi, fakat atlamamak gereken bazı soruları da getiriyor beraberinde: Mevcut müzik yapma biçimleri hangi hayvan kullanımlarını içeriyor? Bu kullanımları bitirmek nasıl mümkün olur? Hayvan kullanımından tamamen arınmış bir müzik tahayyül edilebilir mi? Nasıl?

Bir hafta kadar önce hocamla karşılaştım. Ona vegan bir müzik tahayyülü üzerine çalışmak istediğimi, başlangıç olarak da Vegan Abolisyon’un yeni sayısına vegan olan ve olmayan, veganlaştırılabilecek ve veganlaştırılamayacak enstrümanlarla ilgili bir yazı yazmayı düşündüğümü söyledim. Olağanüstü bir kompozitör olan hocam bu konuda da nefis bir kompozisyon önerisinde bulundu: İnsanların kedilere olan düşkünlüğünden dolayı etik kaygılarını harekete geçirmek adına yazıma şamisen adlı Japon enstrümanıyla başlayabileceğimi söyledi. Hayvanlar hakkında etik kaygı edinmeye genelde kediler ve köpeklerden başlandığını (hatta uzunca bir süre hayvan haklarında bahsi geçen “hayvan” kelimesinin kedi ve köpeklerden ibaret olduğunun düşünüldüğünü ve bu düşünceyle harekete geçildiğini) dikkate alırsak gerçekten iyi bir başlangıç: Öğrenci şamisenleri daha ucuz olsun diye köpek derisi ya da plastikten yapılıyor. Ustalaştıkça kedi derisine geçiliyor; hatta çok iyi bir iş çıkarılmışsa enstrümanın gövdesinde kedinin meme uçları bile görülebiliyor. Vegan olmadığı için mi yoksa bu kompozisyonda yeri olmadığını düşündüğü için mi bilemiyorum ama hocamın bana söylemeyi unuttuğu bir şey vardı: Şamisenin telleri ipekten yapılıyordu.

Enstrümanlardaki hayvansal katkıları araştırırken rastladığım birçok forumda vegan olduğunu iddia eden müzisyenler hayvan çıktısı içeren yapıştırıcıları ve hayvansal keçeyi kabullenmiş görünüyorlardı. Vegan olmayanlar veganlara bu katkıları önerirken ise “en azından hayvan cesedi kullanılmamış” şeklinde gerekçelendiriyorlardı.

Aslında bu bakış açısı vegan olmaya niyeti olmayan vejetaryenlerinkinden çok da farklı değil; hayvanların bedenlerini kullanmakla beden çıktılarını kullanmak arasında, ikisi için de köleleştirilmelerine rağmen, bir fark olduğunu varsayıyoruz. Hayvan bedeni kullanmamaya sebep olarak hayvanların acılar içinde öldürülmelerini gösteriyoruz. Oysa bu bir sebep değil, sonuç. Bu sonucun sebebi, yani asıl sorun ise, hayvanların mal ve kaynak olarak görülüp kullanılmaları; yani köleleştirilmeleri. Bu sorunu ortadan kaldırmanın tek yolu var; hayvanların yaşam farkındalıklarından gelen en temel haklarını, başkalarının malı ve kaynağı olarak görülmeme haklarını tanımak. Yani hayvan kullanımının hiçbir biçimini hayatımıza sokmamak. Yani vegan olmak.

image

                            Metal bir orkestra enstrümanı olan korno

Hayvan kullanımı birçok alanda olduğu gibi müzikte de yoğun ve korkunç bir biçimde yer alıyor. Derisinden yapıştırıcısına, kemiğinden ipeğine, yününden bağırsağına, süt proteininden kovanına kadar birçok hayvan parçası ve çıktısı müzik enstrümanlarında kullanılıyor. Bunlardan bazılarının ilk bakışta farkına varılabilirken bazıları için üreticiyi aramaya kadar giden ciddi bir araştırma gerekiyor. Bazılarının ise yıllarca farkına varamayabiliyoruz. Enstrüman çalmak gittikçe müzisyen tekelinden çıktığı için bu hayvansal malzemeler de enstrümanlarda yoğun olarak kullanılmaya, talep görmeye artarak devam ediyor. Sorun şu ki, tıpkı yiyecek, giyecek, kozmetik ve temizlik gibi alanlarda olduğu üzere müzikte de tavizsiz bir vegan talep yaratmadığımız sürece hayvan kullanımının yanlış olduğunu haykıran sesimiz tutarlı bir yankı bulamayacak.

Bu yazının veganlara ve vegan olmak isteyen naveganlara yönelik olduğu şimdiye kadar anlaşılmadıysa tekrar açıkça belirteyim: Hayvansal ürünler yiyip giyen bir müzisyenin deri enstrüman kullanıp kullanmadığıyla hiç ilgilenmiyor; ezkaza etik sebeplerle deri enstrüman kullanmayan bir navegan müzisyen bu yazıyla karşılaşırsa kendisini etik kaygılarında tutarlı olmaya, yani vegan olmaya davet ediyorum.

Bir müzisyen, bir blog yazısına şöyle bir başlık atmış: “Gelmiş geçmiş en kötü vegan olmamın sebebi.”(1) Yazısının devamında anlıyoruz ki kendisi çello çalıyor. Çellosunda kullanılan yapıştırıcının hayvansal olduğundan, çellonun arşesinin ucunda fildişi, tutma yerinde inci ve yayında at kılı olduğundan bahsediyor. Üstelik o çelloyu kullanmanın yanlış olduğunu ama bu konuda kendi mutluluğunu hayvan yaşamlarından üstün tuttuğunu kabul etmesine rağmen kendisini vegan olarak tanımlamakta beis görmüyor. Ben bunun “peynirden vazgeçemiyorum” demekten hiçbir farkı olmadığını düşünüyorum. İkisi için de şunu net olarak söyleyebilirim; bazı mutluluklarımız başkalarının temel haklarını ihlâl ediyorsa o mutluluklara hakkımız yok. Çello vegan değil mi? Çalmayız, dinlemeyiz olur biter.

Son soruya geri dönelim: Çello vegan değil mi? Görünen o ki şu haliyle vegan değil. Veganlaştırılması mümkün değil mi? Bunu bir çalgı yapımcısına sormak daha doğru olur tabii ama en azından elimizde birtakım veriler var. Öncelikle tahta yapıştırmakta kullanılan tek bir yapıştırıcı yok. Hayvansal olmayan ve işe yarayan başka yapıştırıcılar da var. Örneğin bir keman forumunda ‘pirinç tutkalı’ isimli çok eski bir yapıştırıcıdan bahsedilmiş.(2) Japonlar eskiden bu tutkalı mobilya yapıştırmak için kullanırlarmış. Denemeye değer. Ayrıca tüm arşelerde inci ve fildişi kullanılmıyor. Yayında da at kılı yerine sentetik malzeme kullanılabiliyor. Bazı müzisyenler sentetik malzemelerden daha iyi sonuç aldıklarını dahi söylüyorlar. Çelloda kullanılan başka hayvansal katkı var mı bilemiyorum ama bu kadarını veganlaştırabildiysek diğer kısımlar için de umut var demektir. Bir enstrümanı veganlaştırmak mümkünse diğerleri için de umut var demektir. Örneğin, her tarafı hayvan derisi olan tulumun/gaydanın dahi veganlaştırılabiliyor olması ilham verici değil mi?

Birtakım navegan etnomüzikologlar, antropologlar ve ırkçılık karşıtı olup hayvan kullanmakta sakınca görmeyen birtakım aktivistler hayvansal ürün kullanılan yüzlerce, hatta binlerce enstrümanın ait olduğu bölgenin kültürünü yansıttığını ve onları reddetmenin ya da veganize etmenin kolonizasyon olduğunu düşünecek belki. Tıpkı veganlığın elitist olduğunu ve bir burjuva kaprisi olduğunu düşünenlerin de mevcut olduğu gibi. Mesele şu ki, herhangi bir kültürün varlığını ya da mevcut biçiminin sürdürülebilirliğini insan ya da insan harici etik kişilerin köleleştirilmemesinden daha önemli görmenin kendisi kolonizasyonu ve tüm zamanların en korkunç sonuçlarına yol açmış ayrımcılık biçimi olan türcülüğü destekler. Elbette bunun anlamı birtakım farklı kültürlere bu konuda ne yapacaklarını öğretmeye kalkışmak değildir; biz veganlığı yaymaya devam ettikçe ve hayvan kullanmakta sakınca olmadığına dair genel görüş yerini hayvan kullanmanın yanlış olduğuna bıraktıkça her kültür kendi hayvan köleliği içermeyen yöntemlerini bulacaktır.

Hayvansal katkı barındıran çok fazla enstrüman olduğu aşikâr, peki hiç mi veganize edilmesine gerek dahi olmayan, doğrudan vegan enstrüman yok? Olsa gerek.

image

                           Metal Gamelan enstrümanları

Birçok metal ve tahta enstrüman vegan. Örneğin Endonezya’nın ünlü gamelan müzikleri metal ve tahta enstrüman tınılarına sıklıkla yer verenlerden. Bonang, gender, kempul, kenong ve daha birçok metal ve tahta enstrümanları var. Batı geleneksel sanat müziği orkestralarında kullanılan çelik üçgen, gong, tam tam, el zilleri, çanlar vs. gibi perküsyonlar da vegan. Vibrafon, marimba, glockenspiel vegan. Yan flüt ve pikolo, perde kapatıcılarının içlerindeki keçe yün değil polyester olduğu sürece vegan. Blokflüt ailesi vegan. Vibrafon, marimba, glockenspiel vegan. Sizin aklınıza gelen neler var?

Bazı elektronik enstrümanlar vegan. Tahta içerenlere dikkat etmek gerekiyor çünkü tahta için en uygun görülen zamk hide glue olarak geçen hayvansal zamk. Örneğin elektrogitar, bas gitar ve tahta gövdeli sintisayzırlara dikkat etmek gerek. Dijital piyanolara da öyle.

Bilgisayarlarda ısı dengeleyici olarak kullanılan stearik asit adlı bir hayvansal içeriğe dair bir rivayet mevcut(3) fakat bunun bir rivayetten fazlası olduğuna dair hiçbir bulgulamaya rastlamadığım için bilgisayarları da vegan kabul edecek ve bilgisayarın da harika bir müzik enstrümanı olduğunu söylemeden geçmeyeceğim.

Bir de kendi bedenimiz var elbette. Gerek çeşit çeşit vokalle, gerekse bedenimizi membran olarak kullanmak suretiyle çıkardığımız seslerle son derece sofistike müzikler üretmek mümkün. Mikrofonun vegan olması da cabası.

Bu noktada vegan müzisyenlere ve müzikle uğraşan veganlara meydan okuyorum: Sizce sadece bu enstrümanları kullandığımız, yani dinleyicinin hiçbir hayvan kullanımından geçmediğine emin olduğu müzikleri çoğaltıp tınıları hayvanların mal ve kaynak statüsünden uzaklaştırmayı başarabilir miyiz? Ben denemeye hazırım.

image

                          Metal bir çoksesli enstrüman olan vibrafon

Dinleyici demişken, vegan dinleyicilerin vegan olmayan enstrümanlarla yapılan müzikler konusunda ne düşündüklerini de merak ediyorum. Örneğin bazı enstrümanlardan gelen tınılar aslında mülk edinilip öldürülmüş bir hayvanın yüzülüp gerilmiş teninin rezonansından ibaret. Bendir ve erbane gibi tınısı çok bilindik enstrümanlar da dahil. Hayvan derisiyle yapılmayanları da var ama muhtemelen albüm kayıtlarında daha iyi (ya da daha hayvansal) bir tını elde edebilmek adına hayvan derisi gerilmiş olanları kullanılıyor. Bunlarla yapılan müzikleri dinlemek ve talep etmekle, yumurta yemek arasında benzeşim kurulabilir mi örneğin?

Şöyle bir senaryo uyduralım: Gitmeyi planladığımız bir konserde köle çalıştırıldığı, ya da konserde kullanılan enstrümanların köle insan kemiklerinden yapıldığı duyumunu aldık. O konsere içimiz rahat rahat gider miyiz? Eğer gitmeyeceğimizde karar kılıyorsak, vegan olmayan enstrümanların kullanıldığı bir konsere gitmek, ya da o konserin kayıtlarını dinlemek etik olarak içimize sinmemeli mi acaba?

Hayvanlar konusunda bilinçli ya da bilinçsiz bir pazarlık halindeyiz ama insan köleliği ya da canı söz konusu olduğunda çok daha tavizsiz davranıyoruz. İnsanların mal ve kaynak olarak kullanılmasının yanlışlığına dair son derece köklenmiş bir ahlaki itkiden dolayı yapıyoruz bunu. Hayvanlar için de aynı yoğunlukta etik kaygılarımızın olmaması hayvanların mal ve kaynak olarak kullanılmasının yanlış olduğu fikrinin yayılmasının önünde engel teşkil ediyor olabilir mi? Şimdi bir de tersinden gidelim; vegan olmaya karar verdiğimiz ana kadar hayvanlara karşı adil olmanın yolunun hayvan kullanımının tüm izlerini hayatımızdan silmekten geçtiğini bilmiyor olduğumuzu ama insan bedenlerinin mal ve kaynak olarak görülüp kullanılması fikrinin eskiye nispeten büyük oranda hükmünü yitirdiği bir dünyaya doğduğumuzu hesaba katarsak, insan kullanımına dair bazen sebebini dahi bilmeden duyduğumuz bir tiksintiye dayanan ret hallerimizi mümkün olduğunca hayvanlara adapte etmek türcülüğü içimizden temizlemeye ve hayvanlara dair aynı şekilde sahip olunması gereken hislerin bir an önce yerleşmesine katkıda bulunmaz mı?

Sorularla dolu bu başlangıç yazısı, yazıya başlarken sorduğum soruları elbette tamamen cevaplamıyor. Bu soruların tek bir coğrafyadaki tek bir kişi tarafından cevaplanması mümkün değil; herkes hayvanların mal ve kaynak statüsünü önce vegan olarak kendi hayatından, sonra türcülük üzerine bilgilenmek, veganlığı yaygınlaştırmak ve türcülüğü içinden tamamen atma konusunda derinleşmek suretiyle, hakim olduğu coğrafya ve kültürden her alanda temizlemek için gereken çabayı göstermekle yükümlü. Vegan bir müzik de vegan bir dünya gibi, hayvanların mal ve kaynak statüsünü reddeden bir insan uygarlığına tavizsiz ve şiddetsiz bir biçimde evrilmekle ve herkesin bu büyük, meşakkatli ama etik olarak kaçınılmaz dönüşüme dair kendi üzerine düşeni yapmasıyla mümkün olacak.

1. http://veganeurotica.tumblr.com/post/23193195399/worst-vegan-ever (Erişim: 13.02.2015)

2. http://www.fiddlehangout.com/archive/27565 (Erişim: 13.02.2015)

3. http://roogirl.com/20-everyday-items-that-contain-animal-ingredients/ (Erişim: 13.02.2015)

Yorumlar

yorumlar

Post source : http://abolisyonistveganhareket.org/post/136382764796/vegan-bir-m%C3%BCzik-nas%C4%B1l-m%C3%BCmk%C3%BCn-olabilir

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir