Veganlığın Övgüye İhtiyacı Yok, Hayvanların Vegan Olmanıza İhtiyacı Var

Gizem Üstün

Şöyle bir yazı yazmışsınız; https://gaiadergi.com/bu-bir-vegan-ovgu-yazisi-degildir/
Ve benim de yazınızla ilgili söyleyeceklerim var.

“BU BİR VEGAN ÖVGÜ YAZISI DEĞİLDİR”

“Bir vegan övgü yazısı” olmaması ne iyi olmuş, veganlık övgüyle bahsedilmesi gereken bir şey olmadığı gibi övgüye ihtiyacı da yok. Olması gerekeni yaptığımızda/birine haksızlık etmediğimizde övgü beklemeyiz değil mi? Veganlık da bu işte -hayvanlar söz konusu olduğunda- olması gerekeni yapmak, zaten bize ait olmayan hayatları bize aitlermiş gibi kullanmamak.

“Peki, bu veganlar neden hayvansal ürün tüketmiyor? Bu kısımla artık veganların dahi birçoğu ilgilenmiyor. Bu bir öğreti, bir yaşam tarzı, bir duruş. Toplumda tercih edilen bir karakter. İnsan canlısının kendi için biçtiği kişilik tanımlamalarından yalnızca biri.”

Kişi hayvanların tıpkı kendisi gibi birer hissedebilen canlı olduklarını ve onlara yapılan haksızlığı farkettiğinde buna dur diyip bu kararını pratiğe döker ve vegan olduğunu yani hayvanları hiçbir sebeple veya koşulla kullanmayacağını beyan eder. Bu sebeplerle ilgilenmeden -etik bir kaygısı olmadan- hayvan kullanımının bırakılacağını/vegan olunacağını düşünmüyorum. Çünkü bildiğimiz gibi bu bitkisel beslenme veya kürk deri giymeme etkinliği değil, meyvelerin üzerine sıkılan şellaktan tutun da yapıştırıcılarda kullanılan hayvanlara kadar hayatımızın her köşesinde hayvan kullanmamak adına ince eleyip sık dokuyarak pratiğe döktüğümüz davranışlar bütünüdür. Sebeple ilgilenmeyen birinin ne’den dolayı ayakkabısındaki yapıştırıcının hayvan kullanımı içerip içermediğini kontrol ettiğini, ağdadaki balmumundan neden rahatsız olduğunu, eser miktarlı ürünleri -alerji durumu yoksa-  tüketmekte neden sakınca gördüğünü anlamıyorum, çünkü kişi vegan değil yalnızca bitkisel beslenen ve yaşayan bir kişidir.

Hayvan hakları meselesi yalnızca şiddet  görüntüleri veya ağır şiddet/işkence muamelelerinden ibaret olmadığı gibi yalnızca o koşullarda ilgilenilmesi gereken bir mesele de değil. Yazının bir kısmında muamele odaklı hayvan hareketinden bahsedilmiş, bu da hayvanların haklarının “iyi koşullarda” çiğnenebileceği çıkarımını mümkün kılıyor. Hayır, hayvanlara yapılan sömürünün bir köy evinde veya bir fabrikada yapılıyor oluşu onlara haksızlık edildiği gerçeğini değiştirmiyor. Konum yalnızca işleyişi farklılaştırıyor, biz hayvanlar yalnızca ağır şiddet gördüğünde mi onlara karşı adil olmalıyız? Hayır adalet böyle bir şey değil, sömürünün ve köleliğin doğrusu olmaz. Köleliğin tüm biçimleri yanlıştır.

“Hayvan özgürlüğü hareketininde veganlık, yalnızca bir grev biçimidir. Başta gıda alanında öldürülen hayvanlar ile empati yaparak kullanımlarını bir nevi protesto etmektir. Bunun yanı sıra kozmetik, ilaç, tekstil ve daha uzayıp gidecek birçok sektörel alanın, hayvanların bedensel bütünlüğünü ve yaşam haklarını ihlal etmesinin ve insan faydasına kullanımlarının karşısında durur. Bu grev biçiminin tercih edilmesindeki ana sebep vicdanen hayvanların çektiği acıyı kabullenememek olarak görülse de işin püf noktası adaletin tanımını ne kadar geniş açıdan yapılabildiğimizdir.”

Hayvan Hakları Hareketi’nde veganlık bir grev biçimi değil etik topluluğumuzun üyesi olan hayvanlara karşı ahlaki sorumluluğumuzu yerine getirmek için atılan en küçük adımdır. “Başta gıda alanı ve bunun yanı sıra kozmetik ilaç tekstil ve daha uzayıp gidecek birçok sektörel alan” değil, başta ve yalnızca hayvanların kullanıldığı tüm alanların karşısında durur. Bu “ahlaki duruşu” sergilemedeki sebep ise hayvanlara karşı adil olmak adına hayvanların hem ruhsal hem fiziksel acılarını görmezden gelmeyip onların kendi hayatlarının sahibi olma haklarını çiğnememek içindir.

“Veganlığı; vicdanen gelişmişliğin ve erdemliliğin bir adımı olarak zorunlu kılmak bazı sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunların en büyüğü; şehirlerde yaşayan bizlerin, dünyaya verdiği zararı neredeyse bir hayvanınkiyle eşit seviyeye indirmiş bireylerin, toplumların veya hiçbir satın alma döngüsüne dahil olmayarak sokaklarda yaşamını sürdüren, çöplerden yiyecek bulan insanların dahi yanlış yolda olduğu gibi gerçeklikten uzak saptamalarda bulunmamızdır.”

Veganlık vicdanen gelişmişlikle ve erdemlilikle yani bir üst-insan modeliyle ilgili değil yalnızca hayvan haklarıyla ilgilidir. Biz vegan olduğumuzda insanlığın bir üst seviyesinde olmayız, ahlaken tamamlanmış bireyler de olmayız. Vegan olduğumuzda hayvanlara karşı adil oluruz ve hayvan hakları meselesi için ahlaken doğru davranmış oluruz.

Yazının büyük bir kısmı hayvan hakları ile ilgili değil kapitalizm ve doğurduğu sonuçlarla ilgili. Onların hayvan haklarıyla ilgili olmayan yerlerinden başlayacak olursak, benim şehirde veya köyde yaşamam hayvanları kullanmamı haklı çıkarmaz dolayısıyla satın almadan veya çöpten bulmadan da hayvanlar kullanılıyor çünkü bu yalnızca bir beslenme meselesi değil, bir insan gidip dedesinden “kalan” atı ineği kullanırken ya da bir ördeğin yavrusunu annesinden çalıp onu  kendine oyuncak yaparken herhangi bir satın alma işlemi gerçekleştirmeden de hayvanların haklarını ihlal edebiliyor. Bu bir ticaret sorunu değil bu tamamen algı sorunu. Eğer hayvanları kullanılabilir eşyalar sömürülebilir köleler olarak görüyorsam benim şehirde veya köyde yaşamam onlara karşı nasıl davranacağımı belirlemiyor.

Sizin de söylediğiniz gibi, “insan uygarlığının ilk gününden bu yana devam eden hayvan sömürüsü” bir sistem değil bir algı sorunudur. Ve bununla başlayan paragrafta ise sanki kapitalizm ortadan kalksa hayvan sömürüsü bitecekmiş gibi yalnızca kapitalizmin hayvanlara karşı muamelesinden bahsedip insanlığın hayvan haklarını herhangi bir sistemde herhangi bir koşulda ve/veya sebeple hiçe saydığını göz ardı etmişsiniz.

“YALNIZCA VEGAN OLMAK YETERLİ DEĞİL”

Ne güzel söylemişsiniz! Kesinlikle yalnızca vegan olmak yetmez. Vegan olduğumuzda bireysel olarak hayvanlara karşı adil olmak adına atabileceğimiz ilk adımı atmış oluruz ve yürümemiz gereken uzunca bir yol vardır; dünyaya veganlık anlatmak. Bu yüzden vegan olduğumuzda hayvan hakları üzerine okumalar yaparız, kuramları inceleriz ve tutarlı ve tavizsiz bir şekilde otobüste, işte, okulda, sahilde, partilerde, markette yani anlatabildiğimiz her yerde veganlık anlatırız.

Neden vegan olduğumuzun bilgisi bizde vardır ve bu bilgiyi insanlara vermediğimiz sürece hayvanların hakları onlardan zorbalıkla alınmaya devam edecektir.

Veganlıktan <<maalesef tek başına bu grev hayvanları ve biz insanları özgürleştirmek için yeterli değildir>> diye bahsetmişsiniz, burada konu odak noktamız olması gereken hayvanlardan kayıp yine insanmerkezci bir anlayışa geliyor. Veganlık dünyayı veya insanları kurtarmak zorunda değil, veganlık yalnızca hayvan hakları meselesi olduğundan onların kullanılabilir mal ve kaynaklar olmadığının kabulüdür. Dünya vegan olsa hayvanlar zaten sahip oldukları haklara kavuşmuş demektir, bu dünyanın bulunduğu durumunu iyileştirmek zorunda değildir ama biliyoruz ki vegan olmanın artı yönde getirileri var ve belki dünyayı şuankinden daha yaşanır bir yer haline getirecek belki de getirmeyecek. Ama yine biliyoruz ki dünyayı hayvanlara karşı adil bir yer haline getirecek.

Veganlığın yanı sıra ekolojiyle de ilgilenebilir ve yine veganlıktan bağımsız etik bir tercihte bulunup doğayı tahrip etmeyen zarar vermeyen pratikler sürdürürüz. Hayvanlar doğal alanlarında veya herhangi bir yerde özgür değiller ve bunun sebebi hayvanların zaten hak sahibi kişiler olmadıkları algısı. Bunun yanında doğa tahribi, küresel ısınma, petrol arayışları, kentleşme gibi sorunlar hayvanlara dolaylı yoldan zarar veriyor; tıpkı insanlara ve tüm dünyaya verdiği gibi. Yani burada Veganlık zaten buzulların erimesini durdurmayı değil o buzullar üstünde yaşayan hayvanların haklarını geri almaları amaçladığından buzulların erimesini engelleyecek mi gibi bir soru yerine o buzun üzerindeki hayvanın hakkını da koruyacak mı? daha doğru olur çünkü hakkı olamayan bir hayvanın yaşam alanını koruyamaz öyle değil mi? Bunun yanı sıra buzulların erimesini engellemek istiyorsak küresel ısınma konusunda bilinçlendirme yaparız, nasılsa etik bir duruş var diye tüm yanlış meselelere onun çözüm getirmesini bekleyemeyiz.

Sınırlara çekilen tellerle engellenen hayvan göçü, avcılık faaliyetleri bunlar yine dünyanın vegan olmayışının birer sonucu…

“VEGANLIK SEKTÖRLEŞİYOR…”

Hayvan hakları, bir kapitalizm/sektörleşme sorunu olmadığı için veganlık da antikapitalist bir duruş değildir. Vegan olup aynı zamanda ekolojist olabileceğimiz gibi antikapitalist de olabiliriz. Ama bunlar bir ve aynı şeyler değildir.
*ek olarak, vegan etiketi için yalnızca deney yapılmamış olması yetmez, herhangi bir hayvan kullanımı da içermemesi gerekmektedir. Ve vegan logosu olmayan ama vegan olan pekçok ürüne de araştırarak ulaşılabilir.

“Peki, veganlık mevcut sisteme de zarar vermeyi hedefleyen bir anlayış ise marketler ve kuruluşlar neden vegan etiket çıkarma ihtiyacı duymuştur?”

Bunu nerden çıkardınız? anlayamadım doğrusu.
Veganlık mevcut sisteme zarar vermeyi hedefleyen bir anlayış değil yani veganlık=antikapitalizm değil, veganlık=hayvan haklarıdır. Ve hayvan hakları da kapitalizm sorunu değil bir insan uygarlığı sorunu olduğuna göre böyle bir çıkarım yapılamaz. Tekrar söylüyorum, vegan olup aynı zamanda antikapitalist de olabiliriz ama bunlar bir ve aynı şeyler değildir.

“Vegan ve asker olmak ne kadar çelişkili öyle değil mi?”

O halde askerler hayvanlara karşı adil olmak zorunda değil midir? Asker olmak hayvanları kullanabileceği anlamına mı gelir?  Bu çıkarım da ilki kadar yanlış, herkes vegan olabilir, bunun dışındaki kararları başka etik problemler altında incelenebilir ama veganlıkla birebir alakalı değildir.

“Fakat etiği algılama biçiminde de hastalıklı durumlar mevcut olabiliyor. Bu yüzdendir ki örneğin kedi için vegan mama talebinde bulunmayı dahi kendisine hak görebiliyor.”

Bir kediyi alıp evcilleştirmekte dilediğimiz evde dilediğimiz insanlarla veya başka hayvanlarla beslemekte, onu beslemek için bir hayvanın ölüsünü kullanmakta sakınca yok mu? Kedinin rızasını almadan/alamadan onu ailemize katıyoruz yani zaten bir şeye mecbur bırakıyoruz bizim dinlediğimiz müziği dinleyip bizim aldığımız halının üzerinde gezinmeye mecbur bırakıyoruz veya sokakta arabalarımızdan kaçarak hayat savaşı vermeye mecbur bırakıyoruz. Bütün bunlar ahlaken hastalıklı davranışlar değilken kedinin sağlığı açısından bir sorun teşkil etmeyen -AAFCO standartlarına uyan- ihtiyacı olan her şeyi bünyesinde barındıran vegan mamalarla beslemek mi problem? Hayvan kullanımı yanlıştır derken bu yalnızca bireysel kullanımımız anlamına gelmez, çünkü hayvanı ne için kullanmış olursan ol(mama, ilaç vs) bu onun kullanılabilir olduğunu kabul etmek olur. Vegan mamayla kedi beslemek ise kedinin bizimle aynı ahlaki itkiye sahip olmasını amaçlamaz ve onun etçil olduğunu reddetmez yalnızca bizim onun yaşaması için başka birinin ölümüne sebep olmayacağımız/ölümünden pay almayacağımız anlamına gelir. Ahlaken hasta olan bir davranış varsa o da bir hayvanın haklarını diğerininkinden daha önemli görmektir. Çünkü biliyoruz ki bir başka hayvanı kedi dostumuz Tontiş ve/veya onun ölü bedeni ile beslememiz gerekse bunu yapmazdık ve bize “hastaca” gelirdi.

“ETİK DIŞI OLAN DÜZENİN TA KENDİSİDİR”

Düzenin ne kadar etik olduğu veganlıktan bağımsız ayrı bir tartışma konusudur.

“Frigan yöntemler kendi besinlerimizi bulmamız için iyi bir yöntem olmakla beraber, etçil sokak hayvanlarını beslemek için de fazlasıyla yeterli ve en etkili yöntem diyebiliriz.”

Navegan bir kişinin çöpe attığı hayvan bedeni ve salgılarını sırf kendimiz satın almadık diye kullanmamız, hayvanların satın alınmadığı takdirde kullanılabilir eşyalar olduğu çıkarımını yaptırıyor. Ve de hayvanların ölümlerinden pay aldığımız gerçeğini değiştirmiyor. Veganlık kapitalizm dahilindeki hayvan sömürüsüne değil topyekûn tüm sömürü biçimlerine karşı çıkıyor ve hayvanların ne ölü bedenleri ne de hayatları bizim isteklerimiz doğrultusunda kullanılabilir eşyalar değildir. Çöpten beslenen sokak hayvanlarına onu yeme etik değil diyemiyoruz, ancak biz kendimiz bir besleme işine kalkışıyorsak bu durumda navegan mama=hayvan kullanımı oluyor. Aynı anda hem hayvan haklarını savunup hem de o hakları çiğnemek büyük tutarsızlık olur. Kendimiz için veya hayvan dostumuz için hayvan kullanmamız o hayvanın kullanıldığı gerçeğini değiştirmiyor.

“Hayvan kurtarma ve özgürleştirme”

Bir süt ürünleri çiftliğinin/kürk fabrikasının/deney laboratuvarının kapattırılması başka bir yerde süt ürünleri çiftliği/kürk fabrikası/deney laboratuvarı açılmayacağının ya da mevcut sömürühanelerin kapatılacağının, oradan kurtarılan hayvanların yerine başka hayvanların getirilmeyeceğinin garantisini vermiyor çünkü dünya vegan değil ve hayvan haklarını tanımıyor.
“Hayvan kurtarma ve özgürleştirme” demişken, dağdaki keçinin, ormandaki aslanın denizdeki balığın özgür olmadığı bir dünyada kurtarılan o hayvanlar nasıl özgürleşmiş oluyorlar? Tüm hayvanlar, dünya vegan olmadıkça-dünyaya veganlık anlatılmadıkça- her an birilerinin malı ve kölesi olmak tehlikesiyle yaşıyorlar.

“Kafes arkasında yaşamak zorunda bırakılan milyonlarca canlı hâlâ kafes arkasında ve ölecekleri günü bekliyorlar.”

Ne yazık ki böyle ve keşke elimden gelse tüm sömürüleri aynı anda hiç tekrar etmemek üzere ortadan kaldırabilsem. Ama ne yazık ki mümkün değil, çünkü mevcut algı şu: Hayvanlar mal ve kaynaktır ve ben onları dilediğim gibi kullanabilir ve kendi çıkarlarım doğrultusunda istediğim muameleyi yapabilirim.
Peki ne yapabiliriz? Öylece oturup dünya vegan olsun diye mi bekleyeceğiz?
Hayır,çünkü biz öylece oturursak dünya vegan olmayacak. Biz, yukarıda da bahsettiğim gibi vegan olup, hayvan hakları üzerine okumalar yapıp, bildiğimiz bu gerçeği vegan olmayan dünyayla paylaşmayı gündelik yaşantımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Seminerler, etkinlikler, piknikler, buluşmalar düzenlenebilir veya insanlara ulaşmak için başka yollar da denenebilir. Ancak veganlık anlatırken tavizsiz ve tutarlı bir duruşa sahip olmamız önemli, veganlıktan daha azı hayvan kullanımı demektir. Hayvan hakları için Veganlık anlatmalıyız, istediğimiz kadar kafes parçalayalım ama dünya ancak mevcut hayvan kullanımı algısı yıkıldığında vegan olur ve hayvanlar da ancak o zaman haklarına kavuşurlar.

Yorumlar

yorumlar

Post source : http://abolisyonistveganhareket.org/post/146350246731/veganl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n-%C3%B6vg%C3%BCye-ihtiyac%C4%B1-yok-hayvanlar%C4%B1n-vegan

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir