Devlet Bahçeli’den Muhaliflere: Çürük Yumurtalar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli muhaliflerin geçtiğimiz pazar günü yaptığı tüzük kurultayını eleştirdi: Kendileri çalıp kendileri oynadılar. Partisinin Meclis grubunda konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli geçtiğimiz pazar günü tüzük kurultayı yapan muhalifler için “çürük yumurta” dedi. “Parti içi sözde demokrasi arayıp paradigma değişimi propagandasıyla diretenlerin, paralel kuluçkasında pışpışlanıp MHP’ye yuvalanmayı hedeflemiş çürük yumurtalar olduğunu da gayet iyi biliriz” ifadelerini kullandı.

Bahçeli konuşmasında gündemdeki konulara değindi.
“6. Olağanüstü Büyük Kurultay takvimimizi açıklamamıza, 10 Temmuz’da demokratik şölenimizi yapacağımıza rağmen, bu defa da 19 Haziran diye tutturdular, bu kez de otel salonlarına yığıldılar. Malum isimler, geçtiğimiz Pazar günü, 70 yıllık çok partili siyaset hayatımızda bir ilki gerçekleştirdiler ve kendileri çalıp kendileri oynadılar.

“Bu zamana kadar görülmemiş çirkeflik ve pervasızlıkla sözüm ona parti tüzüğümüzde 13 maddelik değişiklik yaptılar. Vay zavallılar vay; bu kadar mı küçüldünüz, bu kadar mı şuur kaybına uğradınız?

“Hadi diyelim, kurultay yaptınız, hadi bunu kabul ettik sayalım; peki, yargı kararına göre tek maddelik tüzük değişikliği gündemiyle toplanması gereken bir kurultayda, hele hele hiç kimsenin haberi olmadan 13 maddeyi hangi ara değiştirdiniz? Merkez Yönetim Kurulu ile Genel Başkan yetkilerini nasıl tırpanlandınız? Bu kararmış aklı, bu ucube hakkı size hangi satılmış, hangi MHP düşmanı verdi?

“Bizim toplam delege sayımızın üçte iki çoğunluğu 809’dur. Noter 656 delegenin salonda hazır bulunduğunu açıklamıştır. İyi niyetli delege kardeşlerimizi hariç tutarak soruyorum, bu şartlar altında tüzüğümüzün değiştiğini hangi şuursuz ileri sürebilecektir? Eğer süren olursa MHP’ye oyun kuranların işbirlikçisi, içimize sızmış Truva atı, dünya durdukça hain olmayacak mıdır?

“Karar yeter sayısıyla toplantı yeter sayısını karıştıran, tüzük değişikliğini kanunsuz şekilde oldubittiye getirerek 47 yılımızı inkar eden birkaç densize bu partiyi teslim edeceğimiz, ‘buyurun ne yaparsanız yapın’ diyeceğimiz mi sanılmaktadır?”
“Avrupa Parlamentosu’na asılmış YPG flamalarının altında poz veren, terörün yanında sırıta sırıta saf tutan, bu tavırlarıyla Türk milletine alçakça meydan okuyan HDP Eş Başkanı artık çok olmuştur.

“Biz bu siyasi teröristlerin sırtlarını YPG’ye, PYD’ye dayadığını biliyorduk da, Kandil’in AB şubesiyle bu denli haşır neşir olduklarını delilleriyle yeni gördük. Bu ne küstahlıktır? Bu ne hayasızlıktır?
Madem gün gelip pişmanlık gösterilecekti, o zaman Mısır’la niçin kavga edilmiş, Mısır politikası Mursi’ye niye tapulanmıştır? Yaşananlar sıradan gerginlik idiyse, kardeş Esad’dan, katil Esed noktasına hangi saik ve düşünceyle gelinmiştir?

“Suriye’nin iç işlerine karışmanın, toprak ve insan bütünlüğüyle oynamanın mahsur ve maliyetleri hiç mi hesap edilmemiştir? İsrail’e edilmedik hakaret, yapılmadık suçlama kalmamışken, sonra dönüp zeytin dalı uzatılmasını, birbirimize mecburuz, anlaştık anlaşıyoruz çizgisine gelinmesini nasıl okuyalım, neye bağlayalım? Bu U dönüşlerini hayra mı yoralım, hüsran mı görelim?

“Ancak bu kadar kırık dökükten sonra, hiç mi özeleştiri yapılmayacaktır?
“Aktif dış politika söyleminden pasif ve edilgen bir pozisyona gelinmesi yılların gaflet ve ihmalinin neticesidir. Ülke olarak ön alacaktık, önü alınan olduk; sözümüz geçecekti, sözü kesilen olduk; caydırıcılığımız artacaktı, her cephede cayan bir duruma düştük.

“Bölgemizde ve dünyada parlayan yıldız olduğumuz iddia edilmişti. Ne var ki ortada ne bir yıldız ne de bir parlaklık görüldü. Yalnızca sönmüş ve dumanı tüten bir volkana döndük. Türkiye Ortadoğu’ya model olacak, gıpta ile bakılacak, herkesin örnek alacağı bir ülke olacaktı. Değişim dalgasını biz yönetecektik. Bizden habersiz yaprak bile kımıldamayacaktı. Dünya Türkiye’yi hayranlıkla konuşacaktı. Ancak bu yüksek gayelerin hepsi bir bir hayal ve yalan oldu. Çünkü dış politikamız başka başkentlerin çekim alanına girdi, yabancı tez ve hedeflerin yörüngesine sabitlendi.

“Komşu ülkelerle ilişkilerimizin tamiri, dış politikanın tümden tashihi gecikmeden sağlanmalıdır.”
“Türkiye Avrupa’nın sınır bekçisi, mültecilerin toplanma kampı olarak görülmüş, hükümet de buna razı olmuştu. Milli onurumuzu ayaklar altına alan bu anlaşmayla ülkemiz AB’nin keyfine mahkum edilmişti.
“Avrupa Parlamento binasının kirli koridorlarında kanlı örgüt YPG’nin sözde flamaları asılmış, bu örgüte selam verilmiştir. Bir terör örgütüne ait paçavraların Avrupa Parlamentosu’nda ne işi vardır? Bu nasıl bir medeniyet anlayışıdır?

“Bu YPG denen illet PKK’nın ikizidir. Bu YPG isimli cinayet örgütü, ABD desteğiyle Fırat’ın batısına geçtiğinden beri, tıpkı IŞİD gibi önüne geleni öldürmekte, işkenceye tabi tutmakta, çiftçilerden haraç toplamakta, yargısız infaz ve etnik kıyımla şiddet saçmaktadır.”

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir