Washington Turnesinin Ardından Yola Devam

Fotoğraf: Brookings Enstitüsü önünde Erdoğan’nın korumaları gazetecilere saldırırken.


 

Umut Candemir

Herkesi ‘terörist’ olmakla itham eden korumalar, iç ve dış basına insanlık dışı davranışlarını höyküre höyküre sergilerken; Amerika Birleşik Devletleri’nde kapı kapı gezen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise hak ve özgürlükler bakımından Türkiye’den daha ileri bir ülke olmadığını ileri sürdü.

“Maruz kaldığı yüksek birçok terör tehdidiyle mukayese edildiğinde” ibaresi ile adeta lütuf sergileyen bir lider olduğunu ima ederek kendisini rezil eden Erdoğan, maalesef ki, ağzından çıkanı duyamayacak kadar dengesiz bir ruh hali içindedir. Öyle ki, Brookings Enstitüsü’nde, elli iki tutuklu gazeteci için “terörist” ifadesini kullandıktan sonra korumalarından faklı bir tutum sergilemeyen Erdoğan, tekme tokat dövülen insanlar için, “Yüzde elli iki ile cumhurbaşkanı seçilmiş olan Erdoğan’a karşı burada illegal bir görüntü sergiliyorlar.” dedi.

Tam da bu sırada, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ dediği için Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı tutuklanarak cezaevine koyuluyordu. Öte yandan, The Financial Times, Cizre’de yaşanan devlet terörüne geniş yer verirken “Türkiye’nin baskısı gençleri PKK’ye itiyor” yorumunu getiriyordu. Ardından, beş sivil toplum örgütünün hazırladığı rapor, en az 38 çocuğun Cizre’ye uygulanan ablukada hayatlarını kaybettiklerini yazıyordu.

Verdiği her demeçte ‘terör kokteyli’ne karşı destek arayan ve “Batılı ülkeler bizi yalnız bıraktı. İstihbarat paylaşımı konusunda beklentilerimiz karşılanmadı” diye hayıflanan Erdoğan’a en sert yanıt, Belçika istihbarat servisinden geldi. Üst düzey bir yetkili, Türkiye’nin İbrahim el Bakraoui’nin iadesi konusunda bilgi vermede isteksiz davrandığını ve konuyla ilgili yalan söylediğini belirtti. İddialar burada bitmiyor. Reuters’e konuşan Suriye Devlet Balkanı Beşar Esad, “Türk ordusu değil Erdoğan’ın ordusu Suriye’de savaşıyor” dedi. Ardından, Irak Parlamentosu Savunma ve Güvenlik Komisyonu üyesi Falih Elhazaali, Türkiyeli ajanların Irak topraklarında faaliyet gösterdiğini belirtti.

Elbette, bunlar birer iddia. Ancak, silah ve patlayıcılarla dolu tırları haber yapanın ‘vatan haini’ ilan edildiği, cumhurbaşkanın ülkenin güvenliğinin sigortası olarak görüldüğü ve gerektiğinde bunu sağlamak için kendi topraklarına üç füze atılmasının ‘normal’ karşılandığı bir ülkede şaşırılacak ne kaldı ki?

İnandırıcılığını giderek yitiren, IŞİD’e karşı lojistik destek vermekten ve Suriyeli mültecileri AB’nin kapısından döndürmekten başka ittifak zemini bulunmayan Ankara’ya cevap, bir kez daha basın özgürlüğü ve demokrasi üzerinden verildi.

Obama’nın net kelimeler ile eleştirdiği ve Washington’un aynı netlikle PYD ile işbirliğinin süreceğini belirttiği bir ortamda, Dışişleri Bakanı’nın da dediği gibi, Türkiye, ABD’ye küsecek değil. Salih Müslim ile Ankara’da çözüm bulmak yerine cadı avı başlatan Erdoğan, dönüşte arzuladığı ‘yalnızlıktan’ faydalanmaya devam edecek.

Suriye dış politikasını tüketen ve PYD’nin Azez üstünden Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirerek federasyonu pratikleştirmesini engellemek için nefes tüketen bir devlet, önce Ulucami’de namaz kılacak; sonra da ‘barış’ diyen çocuklara kıymaya devam edecek.

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.