Yeryüzüne Özgürlük Derneği’nden, Eğitimde Hayvan Sömürüsüne Karşı Vicdani Ret Haktır Kampanyası

Yeryüzüne Özgürlük Derneği’nden, Eğitimde Hayvan Sömürüsüne Karşı Vicdani Ret Haktır Kampanyası Başlatıldı.

Açıklamada şöyle dendi: “Türkiye’de, ortaöğretimde ve yükseköğretimde birçok eğitim kurumunda, eğitim, araştırma, akademik kariyer için hayvanlar kullanılmaktadır. Hâlihazırda hayatın her alanında, bizzat insanlığın, uygarlığın kendi yarattığı sorunların çözümü için kullanılan, sömürülen ve sistematik işkenceye maruz kalan hayvanlara, bir de eğitim, araştırma vb. gerekçelerle, deney materyali olarak görülen hayvanlar da ekleniyor; zulmün istatistiksel boyutu bu şekilde daha da korkunç hâle geliyor. Özellikle üniversitelerde, birçok öğrenci, araştırmacı ve öğretim görevlisi ise vicdanen hayvan kullanımını, bunu bir zulüm olarak tanımladığı için ya da kendi etik değerlerine dayanarak reddediyor. Bu zulmü reddeden birçok öğrenci, ya bölüm değiştirmek ya eğitimine son vermek zorunda kalıyor ya da kendisine dayatılan eğitimdeki zulmü teşhir ettiği için soruşturmalara maruz kalıyor. Âdeta akademik kariyer için bir zorunlulukmuş gibi gösterilen hayvan deneyleri, hayvan deneyi yapmak istemeyen bireylerin akademik kariyerlerinin önünde bir engel olarak karşımıza çıkıyor.”
“T.C. Anayasası’nın 24. maddesine göre “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir”. Yine T.C. Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrasında atıfta bulunulduğu gibi, kanun hükmünde sayılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesindebelirtildiği gibi, düşünce ve vicdan özgürlüğü için “Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir”. Yine Türkiye’nin imzacı olduğu Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 18. maddesi ve 1981 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilenDin veya İnanca Dayanan Her Türlü Hoşgörüsüzlüğün ve Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri’nin bu konudaki maddeleri oldukça açıktır. Hiçbir birey, vicdan ve inancına ters düşen bir fiili yapmaya zorlanamaz. Böyle bir zorlama, bireyin sistematik olarak psikolojik şiddete maruz bırakılması anlamına gelmektedir. Birçok kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de birçok ülkeyi mahkûm ettiği örneklerde olduğu gibi, vicdan ve inanç hürriyetini din ya da mezheple sınırlandırmamak gerekir. Bireyler, vicdanları, etik değerleri, ilkeleri ile yaşamlarını sürdürürken yine bunlara bağlı kalarak eğitim ve öğretim görme hakkına da sahiptir. Kendi vicdanına ters düştüğü, etik olarak doğru bulmadığı için öğrenim süresi boyunca eğitim, araştırma gibi nedenlerle hayvanların kullanımını onaylamayan öğrenci ve araştırmacıların, eğitimlerine vicdanlarına ve etik ilkelerine göre devam edebilmeleri, psikolojik şiddet, baskı ve akademinin gerontokrat tavır ve otoritesine maruz kalmadan eğitim görme hakları, tüm devletlerce güvence altına alınması gerektiği gibi Türkiye’de de garanti altına alınmalıdır; sosyal ve hukuk devleti ilkesi bunu gerektirir.”
“Geçtiğimiz haftada ise, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde “Et Muayenesi” dersinde,  koyunlar kesilmek üzereyken hayvan özgürlüğü aktivistleri ve öğrenciler, söz konusu dersi bloke etmeye, hayvanların kesimini engellemeye ve hayvanları kurtarmaya çalışmıştır. Eylem sırasında kesimhaneye gelen dekan ve öğretim görevlileri eylemin neden yapıldığını anlamaya çalışmak bir yana, dersteki öğrencilere yaptıkları açıklamada ve eylem sonrasında bir haber kanalına verdikleri demeçte “bu uygulamalar dünyanın her yerinde böyle” diyerek konu ile ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadıklarının ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Bu akademisyenlerin bilmedikleri; alternatif yöntemlerin varlığı, dünyanın birçok ülkesinde ve üniversitelerde eğitimde vicdanî ret hakkının yasalarla ve yönetmeliklerle güvence altına alınmış olduğudur. Veteriner hekimlik gibi uzmanlık ve güncel bilginin takibinin zorunlu olduğu bir alanda, eğitim veren bir profesörün, dünyada bu konudaki gelişmelerden bihaber olması da kabul edilemez. Hayvanların hastalıklarını tedavi etmenin yanı sıra yaşatma gibi bir yükümlülüğü olan fakültede verilen eğitim, ne yazık ki yaşatmakla değil, öldürmekle sağlanmaktadır. Tıpkı bu güncel örneğimizde olduğu gibi, sadece eğitim adı altında, binlerce hayvan kesilip biçilmekte; anestezi kullanılarak ya da kullanılmayarak yapılan deneylerin sonrasında, üzerinde deney yapılan hayvanlar, hayatta kalmış olsalar dahi istisnasız olarak öldürülmektedir. Etik ve evrensel değerler açısından her gün geliştiği iddia edilen insanlığın geldiği 21. yüzyılda, hayvan deneyleri hâlâ oldukça meşru bir zemine oturtulmakta ancak bu kadar meşru olduğu iddia edilen ve kapalı kapılar ardında, yüksek güvenlik önlemleri altında ve büyük bir gizlilikle yürütülerek görünürlüğü engellenen bu deneyler, kamuoyu nezdinde tartışılamamaktadır. Hayvan sağlığı ile ilgili bölümlerde ders olarak okutulan sunî tohumlama yöntemi ile hayvanlara sistematik olarak tecavüz edilmekte, insanlar hayvanların etini, sütünü ve derisini kullanabilsin diye, hayvanlar kanlı bir üretim çarkında öğütülmektedir. Akla hayale gelmeyecek metotlarla hayvanlar bitmek bilmeyen işkenceli uygulamalara maruz bırakılmaktadır. Hayvan sömürüsünü ve zulmünü onaylayan birçok eğitim kurumunda, canlıların nasıl yaşatılacağı, haklarının nasıl geliştirileceği değil; hayvanların daha verimli bir şekilde nasıl sömürüleceği, onların nasıl öldürülmesi gerektiğine dair bilimsel hile yöntemleri öğretilmektedir. Bugün, oldukça belirgin bir şekilde kapitalizme hizmet eden bilim; birçok bilimsel veri, araştırma ve rapora rağmen, ezber bozamayan, sığ görüşlü birçok akademik çevrenin tekelinde öğrencilere yanlı bir şekilde eğitim verilmekte, bu eğitim sırasında da insanların, hayvanların ya da doğanın ne şekilde zarar göreceği genelde hesaba katılmamaktadır. Dahası, bilim adı altında milyonlarca hayvan, gereksizliği birçok alanda bilimsel olarak ortaya konulmuş deneylerde kesilip biçilmekte, kasıtlı olarak yaralanmakta, hasta edilmekte; korkunç koşullarda acı içerisinde tutsak edilerek katledilmektedir.”
“Tüm bu açıkladığımız, hayvanlarda acı, ağrı, işkenceye sebep olan uygulamalara karşı çıkan, onların doğuştan gelen haklarını yok sayarak bedenleri üzerinde her türlü tasarruf hakkını elinde bulundurma konusunda vicdanen kendisini rahatsız hisseden, bu dayatmayı reddeden birçok öğrenci ve araştırmacı ise eğitim ve akademik kariyer süreçleri boyunca bir dizi hak ihlâline maruz bırakılmaktadır. Ulusal ve uluslararası mevzuatta birçok yerde belirtildiği gibi, herkes eğitim hakkına sahiptir. Bu eğitimin, insanlara psikolojik şiddetten uzak bir şekilde, insan hakları yönünden evrensel ilkelere bağlı olarak verilmesi de devletlerin bir zorunluluğudur. Vicdanen hayvanları katletmeyi eğitim süresince reddeden öğrenciler ise Türkiye’de birçok eğitim kurumunda ayrımcılığa maruz kalmakta, biat kültürünün egemen olduğu eğitim ve öğretim sisteminde ise hayatları sekteye uğratılmaktadır.”
“Bu basın toplantısı ile, hayvanları da insanları da öğüten, insanların ve diğer hayvanların en doğal haklarını ve özgürlüklerini gözünü kırpmadan gasp eden bu eğitim sistemi içerisinde, hayvan zulmüne ortak olmak istemeyen insanların hiç de azımsanmayacak oranda olan varlığını işaret etmek, bu insanlar için eğitimde vicdanî ret hakkının tanınması için “Eğitimde Vicdanî Ret Hakkı” kampanyasınabaşladığımızı duyuruyoruz. Zulümden yana olmak ya da olmamak, herkesin kendi tercihidir. Hiçkimse, inanmadığı, yanlış bulduğu, utanç duyduğu bir fiile zorlanamaz. Avustralya, Brezilya, Yeni Zelanda, Almanya, Norveç, Amerika, Fransa, İtalya’da ve eğitimde vicdanî ret hakkı konusunda adım atmış birçok üniversitede olduğu gibi, Türkiye’de de eğitimde vicdanî ret hakkı talep ediyoruz. Tüm Türkiye’de bu hakkın kullanılabilirliği için adım atılmasını, gerekli kanunî altyapı çalışmasına ivedi bir şekilde başlanmasını gerekli görüyoruz. Bu kanunî düzenleme yapılana dek, özerk ve özgür olduğu iddia edilen üniversitelerde, hayvan zulmüne ortak olmak istemeyen tüm insanlar için gerekli düzenlemelerin yönetmeliklerle yapılmasını, bu öğrencilere içerisinde hayvan kullanımı, sömürüsü ya da cinayeti olan uygulamalar barındıran dersler için muafiyet hakkı tanınmasını derhal talep ediyoruz. Bu kanunî düzenleme yapılmadığı ve üniversite senato kararı ile muafiyet hakkı gibi geçici tedbirler alınmadığı takdirde, üniversite vb. eğitim kurumları, sistematik ve kurumsal şiddetin uygulandığı betonarme yığınlardan öteye gidemeyecektir. Daha etkin bir eğitim verme yönünde adım atan Aksaray Üniversitesi, Türkiye’de bir ilk olarak, 2012 yılında üniversite senatosu kararı ile üniversitenin ilgili birimlerinde eğitim-öğretim amacıyla yapılan ölü veya canlı hayvan diseksiyonu yerine alternatif yöntemlerin kullanılmasını hayata geçirmiştir. Aksaray Üniversitesi örneğinde gördüğümüz gibi, eğitim adı altında hayvanları katletmeden ya da beden dokunulmazlıklarına saldırmadan da bir eğitim mümkündür.”
“Buradan tüm öğrenci ve araştırmacılara sesleniyoruz:  Hayvan zulmüne ortak olmak istemiyorsanız, hiçbir zorunluluğunuz olmadığı hâlde, içeriğinde cinayet olan derslerin uygulamalarına katılmaya son verin. Öğrenci ve araştırmacılar, birçok uluslararası sözleşmede de belirtildiği gibi vicdan hürriyeti kapsamında eğitimde vicdanî ret hakkını kullanabilirler. Zulme ortak olmadan, işkence etmeden, hakları gasp etmeden de bir eğitim mümkünken, size dayatılan bu kanlı eğitim sistemini kabul etmemek elinizde.”
“Dünyada eğitimde vicdanî ret hakkı birçok ülkede yaygınlaşırken, yurtdışında sayısız üniversite, bu hakkın kullanılabilirliği, uygulanabilirliği ve geliştirilmesi için ciddi adımlar atarken, İstanbul Üniversitesi gibi bir eğitim kurumu, kendi itibarını da yerle bir edebilecek uygulamalarla, öğrencilerine zulmü, işkenceyi dayatmakta; bu zulme ortak olmayan öğrencilerine ise ciddi yaptırımlar uygulanacağı tehdidi ile göz dağı vermektedir. İstanbul Üniversitesi’ne ve tüm eğitim kurumlarına sesleniyoruz: Hayvanlara uyguladığınız şiddetin benzerini, zulümden yana saf tutmak istemeyen öğrencilerinize de uygulamaya derhal son verin. Tüm dünyada olduğu gibi, ilgili birimlerinizde, eğitimde vicdanî ret hakkının uygulamaya konulması için gerekli çalışmalara başlayın. Öğrencilerinize ve topluma karşı yükümlülüğünüz olan her türlü ayrımcılığı önleyecek tedbirlerin de kendi eğitim kurumlarınızda hayata geçirilmesi için gerekli talimatları verin.”
““Eğitimde Vicdanî Ret Hakkı” Kampanyası ile, tüm Türkiye’de eğitimde vicdanî ret hakkı tanınana dek, uzun soluklu bir mücadeleye başladığımızı duyuruyoruz. Kampanyaya katkı sunmak isteyen öğrenci ve araştırmacılar, kendi yaşadıkları deneyimleri bizlere aktarabilir, eğitimleri boyunca karşılaştıkları hak ihlâllerini bizimle paylaşabilirler. Kampanya boyunca, bu hakkın tanınması için ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile görüşeceğiz; bu konuda kanun tekliflerinin sunulmasını sağlayacağız; hayvan zulmüne ortak olmak istemeyen öğrencilerinin haklarını gasp eden eğitim kurumlarının hem ulusal hem de uluslararası düzeyde teşhirini sağlayacağız.”
“Türkiye’de itaati dayatan eğitim kurumlarının da normalleştirdiği insanmerkezci ve türcü düşünce yapısı içerisinde, insanın kendini diğer hayvanlardan üstün tutarak meşrulaştırdığı hayvan deneylerinin gerekliliğinin tartışılması; hayvanların hakları, hisleri bulunan canlılar olduğu gerçeğini yadsımakta, canlıların doğuştan gelen yaşam hakkının önünde meşruluğunu yitirmektedir. Hayvan deneylerinde, eğitim ve araştırma uygulamalarında olduğu gibi, hakları olan canlılara karşı yapılan haksız fiiller, mevzuat ile yasallaşsa da biz hak savunucularının nezdinde tüm bunlar yaşama karşı işlenen birer suçtur.”
“Bu kampanyaya başlarken, hayvanların sömürüldüğü her sektörün yasaklanması gerektiğini, hayvan deneylerinden edinilen yanlış veriler doğrultusunda telafisi mümkün olmayan zararlara neden olan ve etik açıdan birçok sorunu kendi başına yaratan hayvan deneylerine son verilmesi gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz.;Üniversitele rde devam etmekte olan hayvan deneylerine alternatif yöntemlerin araştırılması ve teşvik edilerek hayata geçirilmesi, bu zulme ortak olmak istemeyen öğrencilere üniversite yönetimi tarafından uygulanan baskı ve dışlama politikalarına son verilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. Tüm insan ve hayvan hakları savunucularını, öğrenci gruplarını ve duyarlı akademisyenleri, eğitimde vicdanî ret hakkının yasallaşması için bu kampanyaya destek vermeye ve zulümden yana saf tutmayan öğrenci ve araştırmacılarla dayanışmaya çağırıyoruz. Eğitimde vicdanî ret hakkı kazanılana dek mücadelemize devam edeceğiz.”
EĞİTİMDE VİCDANİ RET KAMPANYASI ve BİLEŞENLERİ: 

Gaziantep Doğa ve Hayvan Dostları Derneği, Hayvan Etiği ve Türcülük Araştırmaları Derneği, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD), Hayvanlara Adalet Platformu (HAD), İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, İzler Derneği, Yeryüzüne Özgürlük Derneği

Yorumlar

yorumlar

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: Zülal Kalkandelen, “Hayvan Hakları ve Veganizm Açısından 2015” Yılını Yazdı | Dağ Medya

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.